7 ocak 2013 kozlu kömür ocağı patlaması

  1. yarın öbür gün bu olayda hayatını kaybeden emekçilerin aileleri ve arkadaşları gösteri yapıp çalışma koşullarını protesto etmek istediğinde onları dağıtmak için harcanacak biber gazının maliyetine, polisi taşıyacak araçların yakacağı benzine bakın, neden böyle olaylar yaşadığımızı ve yaşamaya devam edeceğimizi anlarsınız.

    iş güvenliği için harcanacak para < hak savunmak için yapılacak demokratik eylemi dağıtmak için harcanacak para.
  2. çok bilmişlik, kendi kabuğundan çıkıp kabuğunu beğenmemişlik yapmak için değil canlı şahit olduğum bir örneği vermek için bu örneği vereceğim.

    geçen nisan civarları, köln belediye başkanı biz öğrenci topluluğunu güzel bir mekanda ağırrlamış ve külürel çeşitlilik, insana insan olduğu için saygıdan falan bahsediyordu. verdiği bir örnek vardı ki, bu örneği açıklamadan önce, bu konu hakkında ''o acı olay'' , ''o kötü olay'', ''unutamadığımız gün'' gibi tanımlar kullanıyordu. sonradan öğrendik ne olduğunu; bir düzenleme çalışması için iki işçileri hayatını kaybetmiş ve 2 senedir bu olayı unutamamışlar. belki yalan söylüyor, belki bizi kandırıyor, belki de gerçek. ama şu var ki;

    7 işçi ulan. 7 tane insan ya. 7 tane hayat bre vicdansızlar. hangi bahane geçerli olabilir? ''ama güzel öldüler'' mi? yoksa, yeni bir gündem oluşturacak ''sülalemiz raad'' tanımlarınız var mı bilmediğimiz?
  3. tek sorumlusu ttk'dır. ve bu sefer de 8 işçinin hayatına mal olmuştur. daha acı olan şeyi duymak isterseniz söyleyeyim. yakın zamanda zonguldak merkezde bu kömür ocaklarında hayatını kaybeden işçiler için isimlik anıtı gibi bir şey yapıldı. bu anıtta şimdiye kadar hayatını kaybeden yüzlerce işçinin isminin yazıldığı metal plakalar var.. ve işte en acı olay şu ki; yetkililer bu anıtı daha yüzlerce isim sığacak kadar geniş yaptılar. yeni ölümler oldukça oraya ekleniyor. malesef zihniyetimiz budur bizim. nasılsa daha çok ölecek diyip anıtta yerini hazırlamak. o yüzden sadece bugün hayatını kaybedenlere ağlamak manasız kalıyor. ağlayacaksanız gidin o yerleri şimdiden ayrılmış binlere ağlayın, zihniyetimize ağlayın.
  4. seçilenler istifa etmiyorsa ben seçmen olarak istifa ediyorum artık. iş güvenliği lan bu, insan hayatından bahsediyoruz ama anca bahsediyoruz, ne bir önlem, ne de bir soruşturma oluyor ortalıkta. olan sana bana da olmuyor ki amına koyayım doğru düzgün anlayabilelim insanları, anca böyle garibana, ekmeğinin peşinde hayatını, bedenini tüketen insanlara oluyor. huzur içinde yatsınlar diyeceğim ama sorumlular da aynı huzuru paylaşacaklar 2 gün sonra ona yanıyorum...
  5. bazı ülkelerde insan hayatının ne kadar ucuz olduğunun acı bir kanıtı olan olay. ne desek boş bu saatten sonra öncekiler gibi onlarda boş yere öldü.

    sorumsuzluk ve gerekli önlemlerin alınmaması da cinayet değildir de nedir?
  6. tecellidir. kaderde yazılandır. mukadderattır. devletin ve ilgili kurumların, para torbasının, dindar emekçilerimizin, hele hele sendikalarımızın hiç mi hiç suçu yoktur.
  7. sekiz aileye, eşlere, çocuklara, annelere, babalara, kardeşlere dayanılmaz yakıcı bir ateş düşürmüştür.

    http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/…=64667&rid=2&p=6
    http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/…=64667&rid=2&p=7

    http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/…=64667&rid=2&p=3
    http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/…=64667&rid=2&p=4

    orhan veli'nin dediği gibi zonguldak, “yüz karası değil, kömür karası'dır.
    ama bu acı kazalar kömür işletmesinindeki (ttk) iş bilmezlerin yüz karasıdır.

    bu acı ile yanan ailelerin, tüm maden emekcilerinin başı sağ olsun.
  8. böyle bir acıyı bizlere yaşatma konusunda tek sorumlu, sahibi olduğu madenlerde iş güvenliği önlemlerini geliştirme, çalışanlarını bilinçlendirme yerine toki ile kafa kafaya verip, şu günlerde "kentsel dönüşüm" işine girmiş, o madenlerde atalarını, yakınlarını kaybeden binlerce insanı yerinden yurdundan etmekle uğraşan, rant peşinde koşan ttk yönetimidir.
  9. bu işlerin havalandırmanın yani, madenlerde havalandırmanın kitabını yazdı hocalarımız. itüden senai saltoğlu, odtüden tevfik güyagüler, bu hocalar hayatlarının bir bölümlerini madenlerde havalandırma ve iş sağlığı konularına ayırdılar. bu bahsettiğim hocalar bu yayınlarını 40 yıl önce yaptılar. 40 yıl! bunun altını çizmek gerekiyor.

    zaten sıralanmış son bir kaç yılda gerçekleşen metan felaketleri. bu işlerin bertarafı namümkün değil. diyorum ya hocalarımız bu işin kitabını yazmışlar. ama gelip kafamıza vurup bunu okuyun dememişler. ne büyük hata. millet olarak biz, güdülmediğimiz sürece yolunu bulamayan insanlarız. yolunu bulanların büyük bir kısmı da...

    dünyanın yıllar önce yaptığı kanunu tüzüğü daha 1 sene önce bir sene dememim sebebi o da 2013'e girdik diye he, yeni çıkardık. iş sağlığı güvenliği kanunu. şu an kolayca olunabiliyor. ama tüzük öyle boşluklarla dolu ki, mesela a sınıfı isg uzmanı türkiyede 100-200 tane anca var, madenlerde a sınıfı isg uzmanı çalışmasını şart koşuyor devlet. e her maden bir a sınıfı isg uzmanı koyamıyor. n'oluyor. bunlar yeminli mali müşavir gibi uzaktan hallediyor işlerini. bir ofis açıyorlar vs, yanına adam alıyor, sen oraya git ben buraya gideyim... olay zaten imza işine dönmüş. suçlu aranacaksa ne yazık ki savunmasız vardiya mühendisine kalıyor o da varsa tabi.

    işte bizim papazlar her gün aynı pilavı yiyorlar. biz de unutuyoruz ama bizde de suç çok. ama toplum insanının da kendi günlük uğraşları var. bunun peşinde aylarca koşamaz. ama bizim karar vericilerimiz bu konu üstüne gitmiyorlar. maden tehlikeli bir iş ya, paçayı sıyıracak kadar olan bir tüzük yapıştır hobaa. bir şey olunca "e biz kanun hazırladık bık bık"

    bizde mühendis de yetiştirilmiyor he, çoğu yetersiz. geçenlerde mit mezunu (e ebenin amı sende demeyin) ile bir hikayesi olan mühendis arkadaşım anlatıyor. diyor ki, "bizim iyi üniversitelerden mezunlar ile aman aman bilgi farkı yok aslında, çok yok yani, ama ben bir sorunu çözene kadar harcadığım vaktin adamlar 10 da birini harcamıyor. müthiş bir pratik becerileri var. pratiği de biliyorlar" e işte bizim mühendislerimiz yarım mühendis. neden işletmeler hep tecrübeli adam arıyor. çünkü bizim mühendislerimiz daha işi öğrenecekler.

    e zaten çoğu anadolu üniversitesinin gücü çapı belli, geriye kalıyor 10 tane üniversite, onlarla da bu iş yarım yamalak yapılıyor zaten. işimiz zor valla.

    bir şeyler yapılmadıkça, ki bu bir şey dediğim açıp bir kitap okumak basit bir şey, daha çok ağlarız biz ölenlerimizin arkasından.

    maden patronları da ayrı bir olay, bilen mühendis arkadaşlarımız var, ama adamın kafası köprü betonu gibi. almıyor. hesap yapıyor. yaptığı hesap ciddi bir miktar değil. aldığı risk ise milyonlarla ifade ediliyor. bunu anlayamıyor işte maden patronları. bunlar hep böyle ceplerini gerdirirler kumaş pantolonlarının gelsin para dolsun cebime derler. işin en iyisini de bunlar bilir. her bir kararı da bunlar alır. bunlara kalsa mühendis bile gereksiz bir şey. ee bana "insan" de anlayayım ben. insanın çok büyük eksiklikleri var.

    bu kazanın degaj yüzünden olduğu yazılmış daha ayrıntılı bilgi sahibi değilim ama, metan kazası, 100 küsür dolarlık bir aletin varlığı ve düzenli kullanımı ile bertaraf edilebiliyor. ama almayız biz çünkü 100 küsür dolara rus siker bizim patronlar. yazık o paraya.
"7 ocak 2013 kozlu kömür ocağı patlaması" hakkında bilgi verin aydınlatın