şükela:  tümü | bugün
  • 6 kategoriden sadece 1 tanesini yakaladığım şans topu.

    erkeğim.
  • 1,85 - check (tam hem de)
    zeki - check (nobel beklemiyorsan tabii)
    espirili - check (bir cem yılmaz olamam elbette)
    yakışıklı - check (yani bir brad pitt değiliz tabii ama elimiz yüzümüz düzgün)
    kültürlü - check (seneye doktora bitiyor çok şükür)

    hepsi tamam. hatta fazlası var. 140 kiloyum ve evliyim.
  • arkadaşımdır, hatta bazı özellikleri başlığa takılmış, daha da fazlası var, eksiği yok.

    bakın ben kendimi ilişki uzmanı olarak görürüm, özellikle başarısız ilişki uzmanı olarak, napolyon gibi "yenile yenile yenmesini öğrendim", yok lan ne öğrenmesi, tek benzerliğimiz kısa boylu olmak kendisiyle. nerede hata yaptığımı halen anlamış değilim, insanlar da anlayamadı ki beni, ben kendimi anlayım ama şunu net olarak söyleyebilirim: idealize edilmiş bir sevgili/karşı cins portresi çizmek çok yanlış, hayat karşınıza insanları çıkarır, onları ya seversin ya da benim gibi babayı alırsınız en sağlamından.

    biz erkekler gibi kadınların da böyle yapması lazım aslında, hatta çok değil daha dün bu konuda çemkirmiştim: (bkz: #29071566) ama burada bahsettiğim profilden bir arkadaşım var, hatta hayatımda olan belki de en önemli dostum, eksiği de yok, gerçekten fazlası var, abartmıyorum be kardeşim, böyle erkekler var.

    arada objektif olmak gerekiyor, milyonda bir olan istisnalar dışında şu bir gerçek: biz fakir tayfaya kurban olduğum allah sadece zeka bahşediyor, zengin çocukları ise erkekse çok yakışıklı, kızsa çok güzel, 2 kere 2 4, inkar eden çarpılır amk. hele ki fakir biri olarak zenginlerin bulunduğu ortamlara girerseniz çok net farkedersiniz durumu, "iyi de amk fakir halinle nasıl gireceksin ki o ortamlara" dediğinizi duyar gibiyim, rahat bir koltuğa oturun ve dinlemeye başlayın beni:

    eminim aranızda vakıf üniversitelerine burslu girip okumuş olan benim gibi insanlar vardır, bizim durumumuzu başkası pek anlayamaz, gerçekten yaşamanız lazım anlayabilmek için. ben bir şekilde kendimi 99 senesinde bilkent'te buldum, evet o zamanlara ait duyduğunuz çoğu şey şehir efsanesi, doğrudur, ama doğru olmaya o kadar yakın şehir efsaneleridir ki doğrusalar bile ben şaşırmam "o gün yurttan dışarı çıkmamışım, herhalde yaşanmıştır" diye düşünürüm. o kadar çok ferrari gördüm ki ben, "2 ferrari çarpışmış" efsanesi halen bana doğru olabilir geliyor, amk o kadar ferrarinin okulda boy gösterip çarpışmaması bence şehir efsanesi olur.

    şimdi ortam meselesine geri dönelim, eline ayda sadece 140 dolar burs (bir de ben 17 yaşından itibaren hergün en az 1 paket sigara içerim siz hesap edin artık) geçen, yiyeceği yemeğin en ucuza gelmesi için ring'le real'e inip tostluk malzeme alıp, elinde poşetlerle yine ring bekleyip o ringe binip dönen benim gibi çirkin erkekler, ve alabildiğince zengin, gerçekten komik ve yakışıklı - kızlar buna piç demezler, biz piç diyoruz işte amk kedi ve uzanamadığı ciğer hesabı- erkekler ve gerçekten oldukça güzel, kibar, alımlı ve bakımlı kızlar.

    o kadar güzeller ki platonik olarak bile aşık olamıyorsun, hayal bile kuramıyorsun, çünkü ortadaki realite çok hüzünlü, senin hayal kurmana bile fırsat tanımıyor, şarkının birinde geçer ya "çok güzeldi aşık olamadım" ben bunun ötesini yaşadım arkadaşım, "çok güzeldi çok özeldi çok zengindi, çok bana fazlaydı aşık olamadım" işte böyle bir ortam var, bu ortamda bile komunist olmadıysam şimdi asla olamam, ken loach filmlerini izlediğim de bile komunist olma duygusu yaşamıyorum siz düşünün artık.

    sözün özü bir şekilde fakir halimle ben çok zengin insan tanıdım, o yüzden bir şekilde genelleyebilirim bu insanları: gerçekten sonradan zengin olan kendini belli ediyor, parasıyla hava atma çabası, gelene geçene yazma, okulu kaale almama, geceleri poker vs. "sonradan görme" deyimi sonuna kadar doğru, sonradan gören amı götü dağıtıyor arkadaş, uzun süredir zengin olan, iyi aileden gelenlerse tamtersi resmen zenginliğinden utanıyor, hatta saklamaya çalışıyor, mütevazilik had safhada, bakın yeminlen söylüyorum ben o kadar zengin olsam asla onlar gibi davranmazdım/davranamazdım, herhalde ben de sonradan görme gibi davranırdım.

    işte tanıdığım ve şu an belki de en iyi dsotum olan biri var, ismini veremem ama "h" harfiyle başlıyor, babası ebesinin amı kadar zengin, ama çocuk o kadar delikanlı o kadar mütevazi bir çocuktu ki - ki halen öyle - genelde benim gibi burslularla takılırdı, bize karşı ayıp olmasın diye bizim gibi giyinirdi - anladığım kadarıyla bizim kötü hissetmememiz için - bizimle aynı menemen tavasına banardı, siz düşünün gerisini.

    şimdi abarttığımı düşünüyorsunuzdur ama gerçekten abartmıyorum, çocuk o zamanlar belki de bilkent'in en yakışıklısıydı, boy desen 190 üzeri, fit vücutlu, inanılmaz zeki - deli satranç oynar - ve hayatımda gördüğüm en alçak gönüllü insan, hergün çeşit çeşit kız gelir buna yazar, bu da hepsini terslerdi, bakın gerçekten samimiyim. şimdi 1999-2003 yılları arasında bilkentte güzelliği efsane olan bir kız var, bilen bilir zaten, herkes kimden bahsettiğimi anlamıştır, sadece bir ipucu olsun onun da ismi "h" harfiyle başlıyor, bu kız bile dediğim dostuma yazdı, onu bile siklemedi. bu arada bilkent benim dediğim zamanlar mevcudu on bin üzerinde olan okuldu, şimdi yeni yeni bölümler fakülteler açılmış, düşünün bu kadar çok öğrencinin olduğu okulda güzelliği efsane olan birinden bahsediyorum.

    neyse herşey tip diyenler için gelsin: abi çocukta her bi bok var amk, resmen şu satırları yazarken veresim geldi çocuğa, zaten karşı cinsten hiç aradığımı bulamadım, gay mi olsam lan? gerçi çok dedim zaten kendisine "abi kız olsam ilk sana verirdim" diye, esprili bir şekilde "sana kadar düşmem hacı" dedi defalarca. konuyu dağıtmadan şöyle devam edeyim: sırf dostoyevski-tolstoy-çehov falan rus edebiyatçıları orjinal dilinden anlayabilmek için geldi yaz okuluna rusça öğrendi amk, ben de artık nasıl bir malsam "latinler çok verici oluyormuş" efsaneleri ile büyüdüğüm için intensive ispanyolca aldım yaklaşık 12 sene önce, şimdi tek kelime hatırlamam o ayrı konu, sözün özü bu eleman benim gibi abazanların yapacağı şekilde rusçayı karı düşürmek için öğrenmedi, güzel bir amaç için öğrendi, ve halen unutmadı bu yüzden, zaten karı düşürmek için rusça da bilmesine gerek yok, ne zaman tatile gitsek anında yanına 10-15 tane rus karısı üşenir, onlarla sanattan edebiyattan falan bahseder, o ayrı konu.

    şimdi yine abartmıyorum, biliyorum abarttığımı düşünüyorsunuz ama bu çocuk mezun olunca resmen iş aradı, kpss'ye falan girdi, baba parası yememek için, babası da istanbul'un sayılı mütahitlerinden, bırakın kendisi, 7 nesil sonraki torunlarının çocuklarının yeğenlerini bile saraylarda yaşatacak kadar zengin, öyle bir babadan bahsediyorum, ve iş bulamadı. bakın o durumda bile naptı biliyor musun? gitti babasından borç para istedi, dediğim para da öyle büyük bir rakam değil, altmış bin lira, tek kuruş fazlayı bile kabul etmedi, ve kendi işini kurdu.

    işinin detaylarına inemem, kimden bahsettiğim anlaşılmış olur ama resmen yanında bir kişi bile ekstradan çalıştırmadan işini idare etti, yerleri süpürdü, tuvalet temizledi falan, bakın ben bile yapmazdım o işleri, gitti kazandığı paranın hepsiyle babasından aldığı parayı geri ödedi. işte böyleleri de var amk, zengin diye bu insanları karaktersiz olarak yaftalamamak lazım, sizde bulunduğunu zannettiğiniz karakterin milyon katını sol cebinden çıkaracak insanlar var.

    ayda bir ankara'dan istanbul'a giderim haftasonları, cumartesi ya da pazar muhakkak bir gün arkadaşımın kadıköy'deki iş yerine uğrarım, zaten vapura binmiş oluyorum, denizin üstünde olma hissi bile paha biçilemez, bu arada vapurda sigara yasağını icat edenlerin taaaaa, arkadaşım halen bana vaktini ayırır, abi nereye gitmek istersin, napmak istersin falan, işini yarım bırakır benimle ilgilenir, benim gibi piskolojik sorunlu çirkin 30 yaşındaki adamı mutlu etmeye çalışır, mercan'a kokoreç yemeye gideriz, en az 10 kız buna yiyecekmiş gibi bakar, gerçekten abartmıyorum.

    işte böyle sayın seyirciler, nesli çok az da olsa "seviye yükselten piç" var ve halen aramızda, ne yazık ki evli değiller ve ne yazık ki benim gibiler onların tırnağı olamaz, size tavsiye olsun, böylelerini aramak için çok hayal kurmayın, çevrenizde sizi seven insanları görmeye çalışın, tamam lan bana kadar da düşmeyin, tipsiz olduğumun farkındayım ama şairin de dediği gibi "ben güzele güzel demem güzel benim olmadıkça" hoşçakalın, hürmetler.
  • gerçekten esprili olmayan insandır. çünkü gerçek espri, kısa boylu çirkin erkeklerin hayatta kalmak için yapmak zorunda oldukları şeydir.
  • eski sevgilimin yeni sevgilisidir. hatırlatmayın şu ibneyi.

    demişim 2012'de. o zamanlar ibneyi küfür baabında kullanıyormuşum demek ki. homofobi diye bir şey varmış, dilimize yerleşen seksist ve homofobik ifadeler varmış, farkında değilmişim. artık farkındayım, merak etmeyin.
  • allah 181 cm boya sahip olup, sporcu olup, birkaç diploması olup, sağlam kazanıp ve karizmatik olup da burada reklamını yapma ihtiyacı hissedecek kadar kimseyi düşürmesin dediğim erkek. bok gibi param olacak ve buraya gece gelip kendimi övecek şeyler yazacağım. zeus yazdıysa bozsun. amen.

    edit: üstteki arkadaş 2 hafta önce de aynı şeyi yaklaşık aynı saatlerde yazmıştı. ben de görünce hatırlayıp o gün yazdığımı yazdım. şu entry. o günkünü silmiş bugün aynısını tekrar yazmış. nasıl tipler var şu dünyada her gün biraz daha şaşırıyorum.

    edit 2: yine kaçabilir o yüzden screen shot burada.
  • (bkz: 1.70 boyunda aptal öküz çirkin gerzek piç erkek) karşısında hiç şansı olmayan erkek.
  • olmak için gereken kriterlerin hiç birini tutturamadığım erkek, er kişi.
    (bkz: amorti de mi yok)

    ortalama boylu, ortalama zekalı, şakalarına pek gülünmeyen, yakışıklılıkla uzaktan yakından ilgisi olmayan; kültür desen, okuduğu üniversite bölümü dışında hiç bir şeye kafası basmayan bi adamım (ama durgun zekalı olduğum için onda da başarılı değilim pek.) hiç bir kriteri karşılayamadığım gibi üstüne kel, şişman (hafifçe göbekliden hallice) ve işsizim. ne kurslara gittim, ne kitaplar okudum "kadınların erkekte sevdiği meziyetler" adına tek bir artım yok. tüm bunlar yetmezmiş gibi babadan fakirim.

    tipime dönecek olursak allah için yüzüne bakılmayacak adam değilim, ama hemen heyecanlanmayın o kadar karaktersiz, o kadar generic bir suratım var ki birisiyle kaç kere karşılaşırsam karşılaşayım her seferinde 'seni bir yerden hatırlıyorum'dan başkasını duymadım şu güne kadar. tipime biraz olsun ilginçlik katmak için üniversite birinci sınıfta saçımı uzatmıştım, bir de klipsli (sahte) küpe takıyordum. şimdilerde bir kadınla konuşurken "erkekte uzun saç" ile ilgili bir muhabbet açılırsa istisnasız elimi boynumla omuzum arasındaki bir yerde tutarak "benim de böyle omuz hizasına kadar uzun saçım vardı" deyip bir zamanlar uzun saçlı oluşumdan medet umuyorum. ayrıca farkettiyseniz muhabbetimin gidebileceği menzil de bu kadar kısıtlı.

    fit olayım bari oradan akayım diye hayatım boyunca 4 kez gaza gelip spor salonuna yazıldım. ama hiç bir seferinde 3 defadan fazla gidemedim, hep bıraktım. salona verdiğim aylık paraya oldu olan.

    siyaset konuşmayı pek sevmem, aslında çok severim ama ucu bambaşka yerlere dokunan yorumlar yapmaktan biraz tırstığım için böyle bir muhabbette fikrim sorulduğunda tedirgin olurum. genel olarak üniversite hayatımda olaylara pek karışmadım, ama yine de ülkemin satılmasına karşı çıkarım, bu amaçla bir araya gelmiş insanların düzenlediği mitinglere katılmayı, ne bileyim en asgari düzeyde terörü lanetlemeyi bir vatandaşlık borcu sayarım. demokrat sayılırım: farklı düşüncelere hoşgörülü yaklaşmayı bildiğimi düşünüyorum, ama her insan gibi bunu da belli sınırlar içinde yaparım, sonuçta terörü lanetleyemeyen insanları da pek anlamam, anlamak da istemem. genel olarak milliyetçi bir insan olarak görülsem de kendini milliyetçi olarak tanımlamaktan pek hazzetmem, atatürk milliyetçisi sayılırım. yani ayrıştırıcı, bölücü değil, bütünleştirici bir milliyetçilik anlayışına sahibim.

    prensipte kadın erkek eşitliğini savunuyorum. ama sonuçta mutlu ve düzenli bir aile yaşantısının aile fertlerinin belli bir iş bölümüne ayrılarak mümkün olabileceğini de düşünüyorum. yani eşit olmak illa ki herkesin aynı şeyi yapması değildir.

    bunun dışında daha önce de kız arkadaşlarım oldu, hiç birisine bir fiske vurmuş bir kötü söz söylemiş değilim. (ki yine prensipte böyle bir şiddeti asla tasvip etmem, partnerime el kaldırmak gibi bir şeyi asla düşünmem) ama bunun yine benim sakin mizacımla ilgili olduğumu düşünüyorum. çevremde bazen duyuyorum o anki sinirle, alkolün de etkisiyle partnerine tokat atabiliyor insanlar, bunu tasvip etmesem de bazen insanların böyle şeyler yapabileceğini düşünüyorum, buralardan kadınların çok fazla yaygara yapması bana biraz kötü niyetlilik gibi geliyor. özellikle feminist örgütlerin böyle şeyleri kullandığını düşünüyorum.

    yani kısacası öyle çok ahım şahım bi adam olmasam da makul biri sayılırım. sizi de anlıyorum, 1.85 boyunda zeki esprili yakışıklı kültürlü erkek arayışınızı haksız bulmuyorum, herkes en iyisini ister. ama eğer ki arayıp da bulamazsanız, eğer ki sabrınız tükenirse ben hep burada sizi bekliyor olacağım. sonuçta ben de hiç fena sayılmam, türk, müslüman, sünni, erkek ve heteroseksüelim. çoğunluk sayılırım. zaten dediğiniz adamı bulamadığınız sürece ayyyynı benim gibi olan, herşeyi yukarıda anlattıklarımla bir olan bir adama varacaksınız, o adam neden ben olmayayım? ikimize de gül gibi bakarım (hem işsizim dediysem o da geçici bir durum başvurduğum bir yerden cevap bekliyorum, orası olacak gibi. benden daha iyisini bulamayacak gibi olursanız bi mesaj atıverin.)
  • 80 santimle kaçırdığım sıfatlar bütünü. ama yazın baskete yazılcam.
  • (bkz: bulursan haber ver de beraber sikelim)

    olmadı galiba lan.