şükela:  tümü | bugün
  • aydın e tipi cezaevinde doktordan sevk isteyen mahkum, doktor sevki uygun bulmadığı için doktora bıçakla saldırdı. doktorun ameliyatta olduğu söyleniyor. allah sevenlerine ve ülkemize bağışlasın.

    kaynak şimdilik twitter, yakında haberlere de düşer.

    şifa dağıtan ellere dokunan eller kırılsın.
    asıl soru cezaevinde mahkum bıçağı nereden buldu, bulduğu bıçakla nasıl doktorun karşısına çıktı?

    edit: kaynak
  • (bkz: sağlık terörü)

    acil şifalar diliyorum. geçmiş olsun.
  • o cezaevi müdürü ve gardiyanları bu saldırıdan birinci derecede sorumludur.
  • simdi bu doktoru da aciga alirlar.
  • bıçağa oturtulması gereken mahkum
  • atacaksin hücreye, günde bir ögün yemek ve su vereceksin ömür boyu, geberecek kadar hasta bile olsa birakacaksin bokuyla oynasin. sonra anlar beyni basarsa, yillarini o diplomayi almak icin cürütmüs bir insanin hayatiyla oynamak nasilmis diye. sen yillarini heba et, gelsin dalagi bes para etmez bir iblis seni hayatindan etsin. dünyada adalet hakikaten ici bos bir kavram. sirf bu olaylardan ötürü öbür taraftaki yargiya daha cok inaniyorum.
  • ''2 gündür bir doktora saldırı olmadı, ne güzel lan'' diye düşündükten 10 dakika sonra gördüğüm haber. artık gün aşırı sağlık terörü görmeyince şaşırır olduk. her doktora silah verip, muayene öncesi tüm hastaları yatağa kelepçeleyi, doktora istediğini tedavi etme yada ölüme terk etme hakkı vermeden çözemeyeceğiz anlaşılan bu problemi. doktorluk en saygı değer ve ulaşılması zor mesleklerden biri değil mi ? savaşta bile düşman sağlıkçıyı vurmazken, ne oluyor amk.
  • tornacı da mesleği nedeniyle ve mesleğini yerine getirdiği için bıçaklanırsa olaylar aynı kefede olabilir. sulandırmayın terbiyesizler.

    edit: terbiyesiz kaçmış
  • bir mahkum ile bir bıçağın bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkmış durumdur.
    cezaevleri şartları ve devletin cezaların infazı ile ilgili yaklaşımı acilen gözden geçirilmelidir. rehabilitasyon ve topluma entegrasyon asıl ve temel hedef haline gelmelidir. yoksa devletin bireye karşı yaptırım gücü zayıflamaktadır.
  • (bkz: istanbul protokolü)

    bu durum bana istanbul protokolünü hatırlattı. türikye'nin de imzalamış olduğu istanbul protokolü, işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı muamele veya cezaların etkili biçimde soruşturulması ve belgelendirilmesi için bir tür el kılavuzudur ve türkiye'de bunu imzaladığı için tüm hekimler buna uymak zorundadır. türkiyede şu anki konjonktürde ve şartlarda buna muhtemelen uyulmayacaktır çünkü bu antlaşmaya göre, buradaki hükümler ile ülkenin iç yasaları kesişirse geçerli olacak olan uluslararası yasalardır. abi bu konu hakkında hukuki tartışmalar deva metmektedir.

    istanbul protokolünün 5. bölümü; mahkumlarla görüşme ile ilgili genel değerlendirmeler yapar ve usulleri ve prensipleri belirler. mahkum işkence iddiasıyla olsun ya da başka bir sağlık problemi nedeniyle olsun; muayene edilirken belli usullere uyulmalıdır. bu da protokolün 5. bölümünde, "c" kısmında tutuklularla ilgili usüle dair önlemler başlığı altında belirlenmiştir.

    buna göre " işkence asker ya da polis tarafından yapılmış olabileceği için, tutuklunun adli tıp muayenesine asker ya da polis tarafından götürülmesi tutuklu ve/veya hekim üzerinde işkence ve kötü muamelenin gereği gibi belgelenmesini engelleyebilecek kabul edilemez bir baskı yaratacağından, tutuklunun adli tıp muayenesine asker ya da polis olmayan görevlilerce götürülmesi gereklidir. tutuklunun naklini gözeten görevliler kolluk kuvvetlerine değil, savcıya karşı sorumlu olmalıdır. tutuklunun avukatı, muayeneye başvuru sırasında ve muayene sonrasında tutuklunun nakli esnasında hazır bulunmalıdır."

    ve de

    "her tutuklu, mahremiyetine saygı gösteren bir ortamda muayene edilmelidir. polis ya da diğer güvenlik güçleri, hiç bir zaman muayene odasında bulunmamalıdırlar. bu usüle dair önlemden yalnızca, muayeneyi yapan hekim tutuklunun sağlık personeline karşı ciddi bir güvenlik riski oluşturduğu yönünde net bir kanıt olduğunu düşünüyorsa, vazgeçilebilir. böyle bir durum söz konusu olduğunda, muayene eden hekimin talebi üzerine, muayene esnasında polis ya da diğer kolluk kuvvetleri yerine sağlık kurumunun güvenlik personeli hazır bulunmalıdır. bu durumlarda güvenlik personeli hastaya göre işitme mesafesinin dışında (örneğin yalnızca görüş mesafesinin içinde) kalmalıdır."

    türkiye şartlarında bunun hiç de pratik olmadığını veya "ölme eşşeğim ölme" dediğinizi duyar gibiyim. böyle bir durumda; buradaki usullerin bir miktar esnetilebilir olması gerekmektedir. zira güvenlik riski önceden belirlenemeyebilir.

    söz konusu olayda hekimin muayenesi sırasında içeride kolluk kuvveti veya gardiyan var mıydı bilmiyorum, lakin vardıysa ve bu olay ona rağmen vuku bulduysa, istanbul protokolüne uyulması durumunda daha feci sonuçlarla karşılaşılabileceği işten bile değil.

    şüphesiz protokolde belirtilen insani şartlara tam anlamıyla uyulması işkencenin ve kötü muamelenin önlenmesi açısından önemli ancak son dönemlerde veya yıllarda kamuoyunun meseleye genel bakış açısına ve devlet in reflekslerine bakıncai bu protokolde vaz' edilen usuller bana oldukça gülünç ve tabiri caizse gayrı pratik geliyor.