şükela:  tümü | bugün
  • kudüs'ün haçlıların, iznik ve batı anadolu'nun ise bizans'ın eline geçmesini sağlayan seferdir.
    papa urban ii ve piyer lermit'in çabalarıyla avrupa'da kalabalık bir ordu hazırlanmıştı. anadolu'ya ilk gelen düzensiz gruplar, 1. kılıç arslan tarafından yok edilmişlerdir. ancak bu grubun ardından şövalye, kont ve düklerden oluşan bir ordu, anadolu'ya girdi. türkiye selçuklularının merkezi iznik kuşatıldı. kılıç arslan, iznik'i boşaltmak zorunda kaldı. haçlılara karşı başarı ile mücadele eden kılıç arslan, haçlıları çok kalabalık olmalarından dolayı durduramamıştır. antakya'yı işgal eden haçlılar, 1099'da kudüs'ü fatımilerden aldılar. (1096-1099)
  • bizans bassileus'u aleksios komnenos'un doğuda iznik kapılarına dayanan selçuklu tehtidi yüzünden papa 2. urbanus'dan yardım istemesi sonucunda başlayan haçlı seferlerinin ilki. kudüs'ü ele geçirme amacına ulaşan tek sefer.

    sefer papa 2. urbanus'un aleksios komnenos'dan aldığı yardım mektubunu avrupa çapında topyekün bir seferberliğe dönüştürecek şekilde yorumlamasıyla başladı. clermont'da toplanan mecliste yaptığı konuşmayla papa kutsal toprakları tüm inanan katoliklerin hedefi ilan ederek hem doğudaki müslüman tehtidini zayıflatmayı, hem katolik kilisesinin nüfuzunu genişletmeyi hem de halen doğunu en büyük gücü olan bizans'ı el altında tutmayı amaçlıyordu belki ama 18 - 28 kasım 1095 tarihleri arasındaki clermont toplantısından sonra meydana gelen galeyanı tahmin edebilmiş olması düşük bir ihtimaldir.

    seferin çağrısını kitlelere ilk taşıyan pierre l'hermite isimli bir fransız keşiş oldu. fransa ve almanya'dan topladığı serfler, köylüler ve küçük soylular ile düzenlediği ve halkın seferi adı verilen 1. haçlı seferinin ilk aşaması önlerine gelen hemen her avrupa kentini yağmalayarak bizans topraklarına, constantinopolis'e 1096 yılının yazında ulaştı. imparator komnenos'un yardımıyla anadoluya geçen haçlılar iznik'i kuşatıp ele geçirdilerse de bu başıbozuk güruh kılıç arslan ve anadolu selçuklularının kurduğu bir pusuda tamamen ortadan kaldırıldı. (ekim 1096)

    ancak bu olay seferin sonu olmadığı gibi katliam haberleri bizans topraklarına yeni ulaşan haçlı ordusuna vardığında bu durum haçlıların cesaretini körüklemişti. godefroi de bouillon başta olmak üzere hugue de vermondios, tarento kontu bohemund ve yeğeni tancred, toulouse kontu 4. raymond, flandre kontu robert, normandiya kontu robert ve blois kontu etienne gibi fransa'nın önde gelen soylularından ve bunların alman müttefiklerinden oluşan papalık tarafından koordinasyonu sağlanan haçlı ordusu altmış ila yüzbin kişilik bir kuvvetle 1096 yazı ile 1097 ilkbaharı arasında bizans topraklarına girmiş bulunuyordu.

    aleksios komnenos ise haliyle bir hayli şaşkındı. zira kendisinin papaya zırhlı bir birlik şövalye istemiyle yazdığı mektup ona önce beslenmesi gereken ve sürekli yağma e cinayet olaylarına karışan, kendi ordusuna kafa tutup sonra da gidip düşman topraklarında katledilen bir başıbozuk sürüsü, ardından da kendi ordusundan kat be kat kalabalık bir sürü soylu ve mahiyetinden oluşan ve kendi kontrolüne girmeyi reddeden bir haçlı ordusu kazandırmıştı.

    komnenos başarılı politik oyunlarla (bkz: bizans oyunu) godefroi ve kardeşi baudoin'i bir vasallık anlaşmasıyla kendisine bağlamayı başardı. ancak bir yıl süren toplanma süreci içinde başkentteki haçlı sayısı tehlikeli şekilde artıyor ve gelen her yeni haçlı lideri imparatordan bir talepte bulunuyordu. imparatorun kardeşi anna komnena'nın yazdığı ve döneme dair en önemli birincil el kaynak kabul edilen alexiad haçlıların bu görüşmeler sırasındaki gerçek yüzünü gözler önüne serer. görünümüne ve terbiyesine herşeyden çok önem veren bizans soyluları parlak zırhlar içinde soylu şövalyeler beklerken karşılarında kirli, kokulu, hastalanmak korkusuyla banyo dahi yapmyan, görgü kurallarından habersiz ve uzlaşmaya hiçbir şekilde yanaşmayan gözünü kan bürümüş zırhlı devler bulmuşlardır. bunun batılılardan oldum olası nefret eden bir bizans soylusunun abartısı olduğunu kabul etsek bile gerçek aleksios komnenos'un haçlı ordusunu toplanmaları bittikten sonra kendierinden anadoluda ele geçirecekleri toprakların bizans'a devredilmesi dışında bir istekte bulunmadan hemen anadolu'ya geçirmiş olmasıdır. seferin esas kanlı dönemi 1097 yazında başlamıştır.

    haçlılar ve anadolu selçuklularının karşılaşması berabere biten bir maça benzetilebilir. ağır zırhlı ve kalkanlı haçlıları oklarla alaşağı etmek daha az kalabalık olan türkler için mümkün değilken haçlılar da hafif zırhlı ve kendileninkinden çevik ve küçük arap atlarına binen türkleri yakalayıp onları yakın dövüşe zorlamayı becerememişti. anadolu'da bulundukları ilk ay içinde haçlılar boşaltılmış olan iznik'i yeniden ele geçirdiler. buradan doğuya doğru yönelerek bir koldan iç anadoluya diğer koldan da toroslar üzerinden güney kıyılarına doğru ilerlemeye başladılar. eskişehir'de yapılan savaş haçlılar ile anadolu selçukluları'nın ilk ve tek önemli karşılaşması olacaktı. 1 temmuz 1097'de gerçekleşen savaşı haçlıların kazanması bundan sonraki türk taktiğini belirliyordu. selçuklular bundan sonraki süre boyunca haçlıların önünden çekilerek kentleri boşaltmayı ve gerilla savaşı yapmayı tercih etti.

    sonraki dört aylık süre içinde haçlılar konya (ikonion), maraş ve göksun (kokson) gibi önemli anadolu yerleşimleri ile birlikte çok zorlu çatışmalar sonucunda toros geçitleri ve ege kıyıları haçlıların eline geçmişti. şimdiki en önemli haçlı hedefi tarihin ilk kilisesine sahip olan ve kudüs'ten sonraki en önemli hedefi teşkil eden antakya'ydı.

    bu sırada urfa'ya (edessa) bir kurtarıcı olarak giren baudouin burada ilk latin krallığını kurmuş ve destek birlikleriyle antakya'yı (antioch) kuşatan haçlılara katılmıştı. ancak 1097 kışı yaklaştıkça yiyecek sıkıntısı kuşatma karargahında başgöstermekteydi. bu da yetmezmiş gibi kentin daha uzun süre dayanacak kadar erzağı olması sorunu körüklüyordu. bahardan beri orduyu takip eden ve erzak sağlayan tüccarların kışın gelmesiyle sayılarının azalması ve erzak fiyatlarındaki artışa bir de musul selçuklu valisi kürboğa'nın yanında bağdat ve iran sultanlarının ve şam (damascus) valisinin desteği ile kuşatmayı yarmaya geldiğinin duyulması haçlılarda panik havası yarattı. hatta önde gelen haçlı liderlerinden etienne de blois ordusu ile birlikte geri çekilmeye karar verdi. ancak bu olaydan birkaç gün sonra antakya, içerden kapıları açayı kabul eden bir işbirlikçi sayesinde ele geçirilecek ve kentte hristiyan olmayan halka karşı bir katliama ve yağmaya girişilecekti. (3 haziran 1098)

    zafer sarhoşluğu içindeki haçlılar kentin stoklarını tükettiklerinde beklenen kürboğa kuşatması şehri vurmuştu. kent içinde yumurtanın tanesinin fiyatı altınla ölçülüyordu. açlık, düşük moral ve salgın yüzünden kale birkaç hafta içinde düşecek duruma gelmişti. ancak antakya kilisesine piskopos seçilen etienne isimli bir papazın gördüğü bir rüya durumu değişirecekti. etienne rüyasında elini kilisenin zeminindeki isa mozağine daldırdığını ve bir mızrak bulduğunu görmüştü. yapılan kazıda orada bir mızrak bulunması ve etienne'in bunun spear of destiny olduğu ve orduyu zafere taşıyacağı yolunda verdiği vaaz moralleri bir an için düzeltmişti.

    ordunun yüksek moralinden ve müslüman ordusundaki haberdar olunan ayrılık durumundan faydalanmak isteyen haçlılar 28 haziran 1098'de kentin kapılarını açarak taarruza geçtiler. bu savaşın kazanılmasını haçlı vakanüvistleri her ne kadar gökyüzünden inen st. michael ve meleklerinin de haçlılar yanında kafirlere karşı savaşmasına bağlasa da durum biraz farklıdır. savaşın kaybedilme nedeni selçuklu komutasıın bir baş altında toplanmamasıdır. özellikle şam va bağdat yöneticileri musul valisi kürboğa'nın güç kazanıp kendileri üzerinde egemenlik kurmasında korkmakta olduklarından savaş alanında onu yanlız bırakıp ordularını çekmişlerdi. buna selçuklu sultanıın ölüm haberinin ordugaha gelmesi ile şehzadeler arasında bir taht kapma yarışı başlaması da eklenince haçlıların 28 haziranda karşılarında savaşacak adam bulamamsı doğaldır.

    ama bu durumun haçlı moralini zirveye çıkardığı aşikardır. sonraki bir yıl içinde haçlı orduları antakya merkezde olmak üzere güneye doğru ilerleyerek önemli tüm kıyı kentlerini ele geçirerek bölgede bir haçlı denetimi sağlamıştır. bu arada yağma ve vahşetin suyunu çıkardıkları suriye'de ele geçirdikleri ve kendilerine direnen bir yahudi yerleşimindeki halkı yemelerinden (şaka değil. evet, yemek gibi) bellidir.

    sonuçta artık godefroi de boullion'un kesin liderliğindeki sefer 1099 yılının temmuz ayında fatimi denetimindeki kudüs'e ulaştı. kent beklenildiği gibi türklerin elinde değildi. haçlı ordusu seferdeyken el eğiştirmişti ama artık bunun pek de bir önemi yoktu. sıcak, açlık, kentin geçilmez duvarları ve komutanlar arasında baş gösteren politik çatışmalar yeniden seferi başarısızlık noktasına getirdiyse de müteveffa piskopos adhemar'ın birkaç kere bazı papazlara rüyalarında göründüğü ve kentin etafını çıplak ayakla tavaf etmeleri e ordunun içindeki bölünmüşlüğe son vermeleri halinde kentin bir hafta içinde düşeceğini söylemiş bulunması yeniden haçlılara ruhani bir katkı sağladı.

    13 temmuzu 14 temmuza bağlayan gece kuşatma kaleleri ve mancınık desteği ile başlatılan topyekün saldırı sonuç verecek ve kudüs ilk ve son kez bir haçlı ordusu tarafından ele geçirilecekti. bir haçlı geleneği olan yağma ve katlim bu sefer de eksik değildi. seferin en büyük kıyımı sonunda gerçekleşmiş kudüste hristiyan olmayan kimse sağ bırakılmamıştı. 3 gün süren yıkım 17 temmuz'da son bulacak ve godefroi de boullion kudüs'ün yeni kralı seçilecekti.

    1. haçlı seferi kudüs'e varmakta başarıya ulaşan tek haçlı seferi olmasının yanında haçlı karakterinin ve seferin mantığının gözler önüne ilk kez serilişidir. belki de tüm ortadoğu tarihi açısından önemi türklerin anadolu hakimiyetini iki yüzyıl daha geciktirmesi, bizans'ı yeniden yavaş avaş çıktığı siyasi arenaya sokması ve doğunun latin krallıklarının kurulmasıyla katolik mezhebinin ortadoğu'da nüfuz sahibi olmasına olanak tanımasıdır.
  • maara da yapılan katliam ve yamyamlık olaylarıyla hatırlanan ilk ve en vahşi haçlı seferidir.
  • bu seferdeki müslümanların bölünmüş hali içler acısıdır. bırakın her devleti, her şehir dahi kendi kafasına göre hareket etmekte ve diğer şehre yardıma gitmemektedir. nitekim o yüzdendir ki haçlıların en başarılı olduğu sefer olmuştur. batının gözü ile bakınca haçlıların başarısı anlatılsa da, doğudan bakınca bu bölünmüşlüğü gözden kaçırmak mümkün değil.
    (bkz: arapların gözünden haçlı seferleri)
    (bkz: krak des chevaliers)
  • bu sefer sırasında anadolu topraklarındaki en önemli meydan savaşı bugün eskişehir yakınları olan dorylaion savaşıdır. haçlılara yenilen selçuklular bu savaştan sonra yıpratma savaşına girişir. ama bu savaşın rövanşı da selçuklu sultanı mesut tarafından 2.sefer sırasında aynı yerde alman-fransız haçlılarına karşı alınır.
  • haçlıların amacına (kudüs) ulaştığı tek sefer olmasına rağmen sefer sırasında olanlarla avrupa nın tarihinde bir lekedir. sefer sırasında avrupa da yola çıkan haçlılar fransa ve rheinland da birçok yahudi yi öldürdüğü rivayet edilmektedir, ki bunu tarihteki ilk soykırım olarak niteleyenler bile var. gerçi bunu almanlar yaptı deyip işin içinden çıkan lar da oluyor.

    bu seferin araplardaki yansıması frenkler dir. zira arap dünyasına ulaşan haçlılar da genelde normanlar ve batı fransa dan gelen fransızlardır. haçlıların bu sefer sırasında giriştiği katliamlar ise bizzat haçlılı vakünavisler tarafından anlatılıyor. trablusşam, antakya ve kuddüs alındıktan sonra kaçamayanların tüm müslüman ve yahudiler hatta kimi zaman doğulu hristiyanlar da kılıçtan geçirilmiştir. elbetteki sadece hristiyanlar katliama girişti demek yanlış olacaktır ama sanırım dünya tarihinin en acımasız savaşlarından birisi olmuştur. mesela fulcher of chartes adında bir kronolojist kuddüs de öldürülenlerden ayak topuklarına kadar kan göllerinin oluştuğunu söylüyor.
    http://www.fordham.edu/…source/cde-jlem.html#gesta2

    maara da, bugün suriye de, ise şehir alındıktan sonra 20 bine yakın kimse öldürülmüş. bunlardan bazılarının cesetleri de erzak sıkıntısı çeken haçlılar tarafından yenmişti.
    (bkz: deus vult)
  • maara'da haçlıların sadece insan eti değil, köpek eti de yedikleri söylenegelir.
  • öyküsünü anlatan gesta francorum diye bi yazı vardır, bizzat sefere katılan bir haçlı tarafından kaleme alınmıştır.

    haçlıların kazandığı dorlion savaşından sonra (yanlış çevirmediysem) "eğer türkler isa'ya inanıyor olsalardı, savaş sanatında onlardan daha güçlü, daha yetenekli ve daha cesur bir halk bulmak imkansız olurdu, yine de tanrının lütfuyla onları yendik" diye yazıyor.

    http://www.fordham.edu/…alsall/source/gesta-cde.asp
  • amin maalofun arapların gözüyle haçlı seferleri adlı kitabını okuyunuz