şükela:  tümü | bugün
  • klay thompson amcam yine şekeri atıp çıkmış gözler fıldır fıldır.
  • sabahın dördünde bu ne enerji lan. az yavaşlayın.
  • tek maça (artı playofflara) bakıp, tüm seriyi yorumlamak tabii ki mümkün... neye baktığına bağlı olarak.

    cavs'ın hücumu işe yaradı da, bomboş şutlar kaçtı değil. savunmaları sağlamdı da, warriors şanslı üçlükler buldu değil. bir istatistiki sapma değil yani bu maç.

    bilakis, warriors hücumu kendi standartlarına göre normaldi. aşırı az top kaybı dışında, ortalama sayılarını attılar. sonraki maçlarda en fazla ne olur? cavs daha az top kaybeder, daha az fastbreak sayısı yer. ama onun yerine de ilk çeyrekteki kolay potaaltı sayılarını kaçırmaz warriors, yine aynı yere gelirler.

    sonuçta aradaki sabit fark şu: warriors savunması mükemmel, cavs savunması ise lig ortalaması. hele transition savunmasında rezaletler, şanslarına warriors da en iyi transition hücumuna sahip (ki o da zaten savunmadan başlıyor).

    mesela klay thompson denen kaliforniya tostçusu sözde kötü oynadı ama bakıyorsun, adamın savunması üzerinden 12 atış kullanmış cavs, tam 10 tanesi contested, ve sadece 1'i basket olmuş. playofflar boyunca tuttuğu adamı %34'te tutan, atışların %80'ini contest eden biri bu (sanırım playofflarda lider bu konuda). kötü gününde olup hücumda 16'da 3 atmana rağmen, diğer tarafta 12'de 1'de tutuyorsan rakibi, hala net katkın var demek.

    hadi ona perdeleme yapsan, warriors'da herkes adam değişebiliyor. lebron'la sürekli eşleşebilecek en az 3 oyuncu var (iggy, draymond, durant). peki diğer tarafta durant'ı lebron dışında kim tutabiliyor? lebron bile yetmiyor zaten ve savunmada durant'a harcadığı her kalori, hücumlarını aksatıyor. çünkü warriors'un dengeli hücumuna kıyasla, cavs hücumu lebron ve kyrie'nin iso oyununa fazla bağlı.

    "geçen sene de böyle başlamıştı" diyenlere de, geçen seneden farkları hatırlatmak lazım:
    1) finallerin son 3 maçında 38'de 5 atan (hem de neredeyse yarısı bomboşken) barnes yerine, ligin en iyi skoreri kd.
    (burada bıraksak yeter zaten)
    2) daha sağlıklı bir curry
    3) daha iyi bir savunma
    4) bu sefer muhtemelen ceza almayacak bir draymond (alırsa isyan çıkar)
    5) daha iyi oynayan uzunlar

    yanisi, "cavs şunu şunu yapsa seriyi kazanır" diyebileceğin bir şey yok, sakatlıklar hariç. çünkü warriors'ın savunması kötüleşmeyecek. hani cavs'ın %60'la filan üçlük attığı, warriors'ın üç silahşörünün ikisinin kötü gününe denk gelen bir maç olur, anca öyle. bu ihtimalin şerefine 4-1 diyorum.
  • şöyle özetlemek gerekirse;
    top kayıpları : cle 20 - gsw 4
    top çalma : cle 0 - gsw 12
    asist : cle 15 - gsw 31
  • cleveland'ın (sanırım) "en iyi savunma, savunma yapmamaktır" düşüncesi ile oynadığı maç. ayrıca kaçan sayı/hücum oranı akıyor.
  • golden state warriors vs klay thompson seklinde devam eden mac.
  • maçı izlemeye fırsatı olmayanlar için 10 dakikalık güzel bir özetin linkini paylaşayım.

    https://www.youtube.com/watch?v=ct-j2hahvn0
  • ısrarla golden state'i geçen yıl ki kadro ile kıyaslıyorlar. bak arkadaşım geçen yıl geçen yılda kaldı. bu takımda harrison barnes yerine onun 3 beden büyüğü kevin durant takıma dahil edildi. durant dediğimiz adam bu ligin en önemli oyuncularından biri. golden state geçen sene mantara bağladığında ne curry, ne barnes ne de klay thompson çıkartıp masaya vuramadılar. işte durant bu takımın bu eksikliğini gideriyor. takım skor konusunda sorun yaşadığında bu adam topu alıyor. ya sayı alıyor ya da faul alıyor. çünkü hücumda en güvenilir oyuncuların başında geliyor. ısrarla geçen sene 3-1 den gelindi vs demenizi anlamıyorum. iki takım arasında çok ciddi bir güç farkı oluştu. cleveland'ın doğu da çöp takımları eleyip gelmesi herkes de bir göz yanılması yaratmış olabilir ama gerçekler bu şekilde. gerçi golden state mevcut ligde 7 maçlık serilerde herhangi bir nba takımına elenmez.
  • akıl alır gibi değil.

    nostalji manyağı bir insan değilim. 90'lı yılları hasretle ansam da 2000'li yıllara da haksızlık etmem, çok iyi final serileri izlediğimi kabul ederim. üstelik yüzük kazanmak için, şampiyonluk tatmak için takım değiştirmelere çok da soğuk bakmam. insan doğası bu, kazanmak ister neticede. ancak içime sinmeyen bir şeyler var.

    kevin garnett, karl malone, gary payton gibi efsanelerin, kariyerlerinin sonunda denedikleri şeyi kariyerinin zirvesinde tecrübe etmeye yeltenmek bana tuhaf geliyor. kevin durant büyük ihtimalle ligin en iyi üç oyuncusundan biri ve kesinlikle en iyi skoreri. hal böyleyken franchise player olduğu organizasyonu terk edip yalnızca yüzük için golden state warriors'a gelmesi bana acınası geliyor. bu gece muhteşem bir kevin durant izledik, bu doğru. ancak dream teame evrilmiş bir takımda bu skorlara ulaşmak durant gibi bir süper yıldız için çok da zor olmasa gerek. çünkü rakibin kendisine sağlaması gereken konsantrasyon üçe hatta dörde bölünüyor. maçı izlemeyenler istatistiklere takılıp aldanmasın. durant akıl almaz derecede rahat basketler buldu ve belki de bir maçta yaptığı en yüksek smaç rakamına ulaştı. hatta kaçırdığı basit şutlar olmasa belki maçı da ellilerde bitirecekti.

    gsw hakikaten çok kuvvetli bir takım. organizasyonun yapısı ve yıldızlarının alçak gönüllülüğü de göz önüne alındığında bir süre daha bu şöhretli kadroyu koruyacak gibi. beni rahatsız eden bu değil. daha önce de çok rahat şampiyonluklar gördüm. (bkz: los angeles lakers) beni rahatsız eden bu yöntemin nba'de bir kolaylık ve alışkanlık haline gelmesi. yıldızların, kendileriyle özdeşleşen takımları bırakıp "bir yüzük alıp dönücem" tavırları. (eminim ki durant da amacına ulaştıktan sonra oklahoma city thunder'e geri dönecektir) belki de fazla romantik düşünüyorum ancak bu yıl şampiyon olan durant bende lal ile oynadıkları final serisinin ilk maçında 40 dakika kan yutarak sahada kalan ve güçlü rakibine playoffların tek mağlubiyetini tattıran allen iverson kadar saygı uyandırmayacak. işte bundan bahsediyorum. philadelphia 76ers'in 4-1 kaybettiği serideki o tek maç benim için durant'in kazanacağı iki şampiyonluktan daha değerli. keşke onun için de öyle olsaydı. bu saçmalığa ön ayak olan, geçen yıla kadar sempati duymakta güçlük çektiğim lebron james kendi organizasyonu ile aldığı şampiyonlukla benim için başka bir mertebeye yükseldi. eminim ki kendisi için de en değerli yüzük geçen yıl kazandığı oldu.

    nba'in aldığı şu "ikili delilik" halinden memnun olan ve keyif alanlara şaşırıyorum. her şeyi geçtim, koçların oyuna etkisi sıfıra yakın. süper yıldızlarının ne zaman dinleneceğine karar vermek dışında (o bile şüpheli esasen) hiçbir tercih hakkı yok ikisinin de. basketbolda bana keyif veren şey, koçun mola sonrası çizdiği muhteşem bir setin icra edilmesini, kritik bir savunma hamlesiyle maçın gidişatına etki etmesini seyretmek. sözünü ettiğim şeylerin zerresini göremedik bu gece. daha fazla yıldız oyuncu barındıran takımla daha azını barındıran arasındaki farktı izlediğimiz, ötesi değil.

    edit: imla
  • vardiya yüzünden 4 maçtan sadece ilkini izleme fırsatım vardı o maçta all star maçından hallice bişey çıktı.

    bu arada gsw'ye katılma şartlarından biri keçi sakal yapmak mı?