şükela:  tümü | bugün
  • demokratik çizgi dedikleri de terörist cenazesi kaldırmak falan olsa gerek, yesinler sizin demokratik çizginizi.
  • dünyanın en demokratik ülkesindeler, hala bık bık ediyor terörist yuvası. yeriniz toprağın altı olması gerekirken, nefes aldığınıza şükredin de kapatın çenelerinizi. utanmadan bir de açıklama yapıyorlar.
  • çoluk çocuk demeden sivil öldür, asker öldür, insanlara zorla istediğini yaptır yapmazsa öldür, gencecik çocukları analarından koparıp dağa çıkar, gencecik kızları dağa çıkartıp tecavüz et, terörist olmayan kürtleri sırf vatanını sevdiği için öldür, yurtdışında türkiye'yi kötülemek için sabahtan akşama kadar ingilizce tvit attır, türkiye aleyhine ne olursa olsun atla

    sonra demokrasi de. hasssssiktirin ordan.

    ulan pkk pyd ypg dhkpc gerçeği varken insan azcık utanır lan. barış demeye utanır. demokrasi demeye utanır.
    doğuda faşizmin, antidemokratikliğin kitabını yazıp sonra böyle ponçik açıklama yapıyorsunuz ya sizde şeref,ar,namus bir gram bile yok.

    hayatımda gördüğüm muhtemelen de görebileceğim en iki yüzlü, aşağılık insanlarsınız. insan demeye bile dilim varmıyor.

    sempatizanları, çıkın mertçe ben pkk sempatizanıyım diyin. yok akpymiş mhpymiş siktirtmeyin belanızı. bi tanesi de diyemiyor. çünkü suç unsuru. artık bu konuda daha katı olmalı devlet, başlarını kaldıramamalılar.

    daha dün yalan yanlış haber pompalayarak kürtlere ırkçılık yapılıyor algısı kastınız. be şeref yoksunları öldü lan çocuk. ölüden prim kasmak ne demek ya. üstünden propaganda yapmak nedir. üstelik yanlış anasını satıyım. tamamen yalan dolan. sizin yüzünüzden babası açıklama yaptı kameralar karşısında. birkaç saat önce kaybetmiş çocuğunu. acısı daha taze. sizin yüzünüden çıktı konuştu adam.
    ve hala hdp tviti silmemiş. umurlarında bile değil yalan olduğunun ifşalanması. herifler 7/24 dezenformasyon yapıyor zaten.

    işte bu yüzden alçaksınız, iki yüzlüsünüz. katilsiniz. bebek katilisiniz. çocuk katilisiniz. zorla çocuk yaşta kızlara dağda tecavüz edip batıda feministlik yapacak kadar şeref yoksunusunuz.
  • gayet demokratik açıklamalardır. teröre başvurmadıkları sürece isterlerse bağımsızlığı savunsunlar ki gözlemlediğim kadarıyla böyle bi talepleri de yok. sadece demokrasi talep ediyorlar.

    hakkı adaleti her türlü kavramdan üstün tutan bir dinin mensubu olarak, her türlü demokratik talebi destekliyorum. iki taraf da inşallah bigün putlarını kıracak ve o zaman bu ülke dünyaya örnek bi ülke olacak.
  • bu partinin masallarına inanan insan kaldı mı?. kaldıysa eğer eren bülbül'ü
    bedirhan bebeği
    kayseri otobüs patlamasını
    beşiktaş patlamasını
    katlettiği neşe öğretmeni
    gariban orman işçilerinin aracını paylaşılmasını hatırlatırım daha yüzlercesi var bunun gibi . bunların hiçbirini görmezden gelip hala bu partiye oy verenler de gram vicdan yoktur.
  • türkiye’nin vebası olarak görünen, herkesin kaçındığı, 6 milyon küsür kişinin oy verdiği ve yönetimin değişmesinde çok kilit bir rol oynayacak bir partinin kimse tarafından ciddi şekilde ele alınmayan gayet yapıcı olduğunu düşündüğüm açıklaması. ama işte türkiye siyasetinde bu vurgular, bu üslup çok para etmiyor. hele hele terör örgütleri ile anılıyorsanız çok daha zor.

    terörörö tamam. çözdünüz her şeyi. gizli bir gerçeği ortaya çıkardınız. şimdi ülkeyi bataktan kurtarmakla ilgili hdp’nin açıklamalarına karşı bir kaç fikir beyan edebilir misiniz?
  • ittifak açısından önemli bir açıklamadır.öyle görülüyor ki hdp bir sonraki seçimler için ittifak ışığını açmış. milliyetçi bir dilden de törpülenip genel türkiye sıkıntılarına değinilmiş.
  • özneyi, özneleşmeyi, 'iradenin gücü'nü 'inancın gücü'ne bağlayan, ittifağa çağırdığı kesimleri amorflaştıran, yine bu kesimlerin aynı hedefi hedeflediğini iddia eden, genele seslenmek istediğinde ayrımları silikleştiren, ayrımları belirlerken genelin zaten bu ayrımlar üzerinden bölündüğünü unutan, 3. yol perspektifinden çok uzaklaşıp bu perspektifi silikleştiren bir açıklama olmuş.

    sırasıyla ele almak gerekirse.
    'bu yalnızca halkların demokratik partisi'nin değil on milyonların da istediğidir' dediği 'devleti ve toplumu eleştirmeye ve neyi nasıl değiştirmek istediğimizi açıklama hakkı', bu ve benzeri 'haklarımızı kullandığımız için işkence görme, kötü muameleye maruz kalma, horlanma ve hakarete uğrama'ma talebi demokrasi güçleri olarak üstü kapalı tarif ettiği hükümet dışı aktörlerin hepsinin talebi midir? iyip'in chp'nin, saadet'in yukarıda sayılan baskılara maruz kaldığını-kalacağını iddia etmek ve birleşme hattını bu 'mağdur'luktan kurmaya yapılan davet mücadelenin kitleselleşmesini umut etmektedir. o halde hükümet karşıtı mücadelede hükümet dışı odakların sırf hükümet dışı olmalarından kaynaklı ortak bir zeminde hareket edilebileceğini iddia etmek politik iddiadan uzaklaşmak demektir. zira bu üç partinin de haklar ve özgürlükler konusunda fikirleri, eylemleri ortadadır ve bu fikirler için ödediği bedeller de. o halde chp başta olmak üzere diğer partilerin iktidar karşıtlığının konjoktürel olduğunu unutmuş olmamız gerekiyor. bu da toplumsal muhafeletin odağı olmaya niyetlenen hdp'nin bu iddiasını ancak diğer düzen aktörleriyle yanyana gelerek gerçekleştirmeye çalışacağını, perspektifini kendi özneliğini geriye atarak yapmaya çalıştığını gösterir, onlarca yıllık mücadele geleneğinin üstünü ileride kaldırmak üzere örtmek manasına geliyor.

    yine bu öznesizleşme-öznesizleştirme durumunun peşi sıra 'bu konuda kararlı olmaya' bağlı olarak 'halklarımızın kendi geleceklerini belirleyebilecek' bir duruma ulaşabileceğini umuyor. 'güç bizimle olsun' idealistiğinden başka bir şey olmayan bu 'umma' hali, yapılar, programlar, mücadeleler, direnişler sanki sadece kararlı olmaya bağlı olarak gelişmiş gibi, taleplerin yeterli kararlılığa sahip olmadığımız için kazanım olamadığını, diğer bütün faktörleri es geçerek 'gaz vermek' retoriğine uygun bir dille ifade ediliyor. kararlı olma hali bir çağrı olarak halklara iletiliyor ancak ortaya çıkacak (!) enerjiyi varlığını yukarıdaki paragrafta söylediğim hükümet dışı odaklarla niyet edilen ittifakın yönlendirebileceğini söylüyor. yine aynı şekilde bu gücün ortaya çıkışı ittifaka bağlanırken, ittifakın bu güçle kendini inşa edeceğini ummak hükümet dışı güçleri dev aynasında görmekten başka bir şey değildir.

    hak ve özgürlüklerin niteliğini belirleyen 'hep birlikte'lik değildir. evrensel hiçbir yasa yoktur ki, tarihsel, sınıfsal, cinsel, ulusal özelliklerden azade olsun. kürt halkının taleplerini sırf hükümet karşıtı olduğu için diğer aktörlerin savunabileceğini, burjuvazinin politik temsilciliğine de soyunan bu odakların işçilerin, emekçilerin, yoksulların refahı için hareket edebileceğini, eril sistemin temellerini, din ve ahlak sosuna bulanmış namusçuluğu bir bayrak gibi sallayanların kadınların, eşcinsellerin yaşam hakları için ellerini taşın altına koyabileceğini, devletin bekasını temel alan kökleşmiş yapıların özgürlükçü bir anayasa talebi için en önde mücadele edebileceğini, bu temelde birlikte hareket edilmesi gereken güçler olarak 'hep birlikteyi' tarif etmek kendi varlık nedenini silikleştirmektir; politik programının, stratejik hedeflerinin herkes tarafından kolaylıkla savunabileceğini düşünmektir. hükümet dışı güçleri, onların tüm yapısal özelliklerini unutarak birlikte hareket etmeye çağırmak üçüncü yol denilen stratejiyi çöpe atmak demektir. bu var olan iki yoldan birine hemhal olmaktan başka bir şeye dönüşmeyecektir.

    kitlelere değil, onların temsilciğine soyunan, onlar adına politika yapan hükümet dışı güçlere seslenmek ittifağı tavandan kurmaya niyetlenmek her zaman sistemin sacayaklarından biri olan bu güçlere teslim olmayı da beraberinde getirecektir. protokol düzeyinde bir görüşmeye dahi yanaşmayan diğer güçlerle biraraya gelmeye çağrı yapmak, büyükşehirlerin akp'den alınmasını sağlayan gayrı-resmi ittifağın bile değersizleştirildiği bir deneyim sonrasında, taktiksel bir atılım niyeti olmaktan öteye gidemeyecektir. başarısız olacağı, geriye düşüreceği kesin bir taktik.

    "hdp, böylece, kendi program hedefleri ile muhalefetin ortaklaşacağı hedefler arasında ilk kez bu ölçüde bir yakınsama yaratmayı başarmış oluyor." bu sözler ertuğrul kürkçü'ye ait. hdp'nin kendisi zaten halkların demokratik kongresi gibi bir yakınsanmanın ürünüyken, geçtiğimiz dönemlerde hdp bileşeni olsun olmasın toplumsal muhalefet kesimlerini gündemelere bağlı olarak biraraya getirmişken şimdi hangi muhalefet ile ilk kez bu denli yakınlaşma ihtimalini yaratmış oluyor: chp, iyip, saadet, deva, gelecek?

    burada asıl mesele, tutum belgesinde ve sonrasında yapılan açıklamalarda (kürkçü bu konuda da bir serzenişte bulunuyor: kendi çevremiz bile bu tutum belgesini layıklıyla değerlendirmedi) muhalefet güçlerinin niteliğinin belirsizliğidir. zaman zaman nükseden 'türk-iye solu' tartışmalarından azade olmamakla beraber ittifak güçlerinin dar, grupçu mantığından sıyrılmak istiyor parti. kürdi ittifak ile attığı adımın bir benzerini ülkenin geri kalanı için de yaygınlaştırma iddiasını gerçekleştirmek niyetinde. ancak 'hep birlikte' dediği anda bu 'hep'in kimlerden oluşacağını, oluşması gerektiğini belirtmeden, işaret etmeden yapılan çağrı 'kuğu çığlığı' (kürkçü'ye ait bir kullanım) olarak kalacaktır. "hdp’nin bu tutumu bir “kuğu çığlığı” olarak kalmayacak. nedeni çok basit ve yalın: hdp çöken değil, yükselen güçlerin; yenilmekte olan değil direnen güçlerin sesidir; tek başına boşlukta yankılanan yanık bir haykırış değil, mücadele halindeki güçlerin tok sesli korosudur. hdp halktır. " kürkçü bunları söylerken son cümle haricinde bir aksiyon kurmaktadır. ancak bu aksiyonun gerçekleşmesi için son cümlenin en başta söylenmesi gerekmektedir. o yüzden parti, halkların mücadele birliği olarak kendini var ettiği sürece 'hep birlikte' olacaktır, mücadeleyi burjuva-faşist partilerle değil.