şükela:  tümü | bugün
  • ben bizim sürü bağışıklığında çok zorlanacağımızı düşünmüyorum açıkçası(:
  • pandemi boyunca günde 10 12 saat çalışmak zorunda olup çok az evde kalabildim.yasakları destekleyenleri asosyal olmakla itham eden ergen malları anlayamıyorum maalesef. bir şekilde daha, önce örneği görülmemiş bir bela ile mücadele ediyoruz. bütün dünyanın anası sikilmiş ama hayat devam etmeli diyen malları bu yeni normal sürecinde maskeleri atmış sağa sola salyalarını akıtan tiplerden anlayabilirsiniz. çünkü yeni normalin ne olduğuna dair fikirleri yok. her şey eskisi gibi olacak zannediyorlar. ama olmayacak maalesef yazın bitimi ya da salgının artmasıyla yeni yasaklar gelecektir. toplum sizin zevk algılarınızla yönetilmiyor maalesef.
    edit:basit bir gribal enfeksiyon diyen mi ararsın, falcı mısın diyen mi ararsın, sanarsın ki bütün dünya ülkeleri lockdown ilan etmemiş, herkes şen şakrak bi bizim ülke şizofren. çok fazla ergen var risk grubunda olmadığı için atıp tutan.
    en yakın arkadaşım 2 ay önce yendi bu virüsü ve halen inanılmaz nörolojik sorunlar ve ağrıdan duramadığı bağırsak problemleri çekiyor. iyileştikten sonra beyin kanaması ya, da kalp krizi geçiren tonla adam var. bunlar covid sayılmıyor.
    arkadaşlar bu bir grip değil bu bir bela. inansanız da inanmasanız da aşı bulunana kadar gerçek bu.
  • asosyalliği hakaret gibi gören beyinsizlerin buna katkısı olacaktır. onlara bulaşacak ki asosyaller sokağa çıktığında artık bu virüs onlara zarar vermesin.

    asosyal diye küçümsüyor mal. sanki kendisi her gün beş yıldızlı otelde monica belluci'yle tatil yapıyor. siktiri boktan sosyal hayatı var.
  • sürekli söylüyoruz, tekrar etmeye gerek yok belki ama ekonomi korkunç durumda. 2-3 hafta tam anlamıyla uygulanacak sokağa çıkma yasağını bile kaldıramayacak durumdayız. görece iyi başlayan süreç gereğinden fazla uzadı ve şimdi normalleşmeye yalnızca ekonomik nedenlerle gidiliyor. ılık götlü, “sısyıl hıyıtımız mıhvıldı.” diye ağlayan ekşicilerin yakınlarından birini kaybetmediğini, kaybettiyse de umursamadığını düşünüyorum.
    sokaklara kullanılmış maske, eldiven atanların ülkesi lan burası. sürü bağışıklığı stratejisi nüfusun tamamının, çok daha kısa sürede enfekte olmasıyla sonuçlanacak gibi görünüyor. evimizde oturup kargomuz gelmedi diye ağlamaya benzemeyecek bu yalnız.
  • bakın şimdi, ben 33 yaşında kronik alerjik bronşit olan ve bu hastalığı 3 yaşından beri taşıyan biriyim. özel sektörde çalışıyorum ve 1 haziranda iş başı yapıyoruz.

    saha çalışanıyım ve her gün farklı yerlere gidip farklı insanlarla muhattap olacağım.

    ben bu hastalığa yakalanırsam net; ölürüm.

    1 yaşında bir kızım var ve amına koyduğumun yerinde ekonominin çarkları dönsün diye ölmek istemiyorum.

    çalıştığım firma kısa çalışma ödeneğine başvurdu, prim gününden dolayı alamadım. çünkü bu şahlanan ekonomide geçtiğimiz 3 yılın 2 yılında üniversite mezunu olarak iş bulamadım ve 450 günü tutturamadım. ücretsiz izin yoluna gidilse (ki şirket buna yaklaşmıyor) 1170 tl paraya 1600 tl olan kiramı bile ödeyemiyorum. “ben kronik hastayım çalışamam” dersem işin sonu bombok bir yere çıkıyor. istifa etsem o işsizlik dönemine geri dönme düşüncesi bile tüylerimi diken diken ediyor. ulan çıkarın işten 1 yıllık tazminatımı alayım da kısa bir süre idare edeyim desem işten çıkarılma yasak(ki firma buna da yaklaşmıyor). yani seve seve iş başı yapacağım.

    yaşadığım il istanbul ve hastalığın burada kol gezdiği hepimizin malumu. ben her gün dışarıda oradan oraya dolaşıp duracağım.

    şimdi siz benim yerimde olsanız sürü bağışıklığını destekler misiniz? sürü bağışıklık kazansın diye bile bile o sürünün vereceği firelerden olmayı kabul eder misiniz? kimse mi devleti sorumlu tutmaz arkadaş? herkes neden herkesi kendi gibi zannediyor? 20 yaşında çalışmaya başladığımdan beri devlete verdiğim vergileri hesaplasam lüks daire parası eder. 33 yıllık hayatımda ilk -ve büyük ihtimalle tek- kez devlete işim düştü, 1-2 ay idare edemediler beni ya!

    ulan bu nasıl adalettir, nasıl bir düzendir? her gün daha kazanmaya başlamadığım paralardan kesilecek vergi haberlerini okuyorum. ben çok mu istiyorum evde oturmayı ya da ufacık kızımın gelişme çağında onu eve tıkmayı.

    adamlar bu akşam açılan her başlığa “sıkıldık, bunaldık, gezmek istiyoruz, ege turu yapacağız” falan yazıyorlar. hay sizin sürünüze de, sürünüzün bağışıklığına da...
  • ilk denekleri tatile yazlık yerlere gidenler starbucksa gidenler gyme gidenlerde göreceğimiz olan saldım çayıra mevlam kayıra durumu.part time sokağa çıkma yasaklarıda tutmadı demek ki.

    nedense başlıkta sosyallik asosyallik kavgası başlamış.aslında akıllılarla aptallar arasında olması gerekirdi kıyasın.ayrıca açılmayan (kendi insiyatifiyle) avmlerin hepsi açılmış olacak 1 haziranda mesela ikea vbleri. (izmirde durum böyle)

    yani süreç başında eskiyi unutun diyenler milletin bir an önce eskiye dönmesi için ellerinden gelen ne varsa yaptılar süreç boyunca.
  • şu pandeminin başından beri yok ılık götlüler, yok tırsaklar, yok asosyaller diyen geri zekalı gruba bir çift lafım olacak bu başlığa kısmetmiş çünkü dayanamayacağım artık. öncelikle pandemi döneminde evden çıkmayan-çıkmak istemeyen asosyal dediğiniz kişilerden biri benim. o kadar asosyalim ki istanbul’da yaşıyorum; pandemi öncesi dönemde hafta sonlarımı bu şehirde gezerek; sinemaya, tiyatroya, bara, meyhaneye ve başka bir sürü yere giderek geçirmediğim çoğu zaman ya yurt içinde ya da yurt dışında başka şehirlere seyahat ederek geçiriyordum. öyle evden çıkmayı sevmem öyle böyle asosyal değilim yani! hafta sonu bir gün evde oturamayan ben 75 gündür evdeyim. neden çünkü olağan üstü bir durum var. geri zekalının sanki çok matah bir sosyal hayatı var da kafede oturup 2 bardak çay içince ya da merdiven altı spor salonunda ayı gibi adamlarla iki ağırlık kaldırınca sosyalleştim sanıyor. sizin boş hayatınız kıymetli olmayabilir, klasik bana bir şey olmaz mantığına sahip de olabilirsiniz, ölmeyi bayılmak da sanıyor olabilirsiniz... bunlar bizi hiç ilgilendirmez ama şimdi sizin gibi olmayan insanlara da saçtığınız salyalarla corona bulaştıracaksınız. bu yasakların kalkmasının sebebi tüm dünya gibi “büyük” türkiye ekonomisinin bunu daha fazla kaldıramayacak olmasıdır. tebrikler vaka sayılarının günde 10.000’e yükseleceği güne kadar kobay olarak bulduğunuz yere saldırabilirsiniz şimdi. o muhteşem sosyal hayatlarınızdan geri kaldığınız günlerde çok sıkılmışsınızdır hastanede geçer sıkıntınız. umarım bizim gibi aklı başında insanlara “bulaşmazsınız”!

    edit: birisi sokağa çıkmak istemiyorum canımı tehlikeye atmak istemiyorum diye önce anksiyetem olduğuna karar verip sonra ölmemi dilemiş. bu ülke çok korkunç, nefret dolu ve tehlikeli bir yer.
  • bugünlerde millete asosyal deyip duran müptezeller ile ilk vaka görüldüğünde dışarı adımını atan herkese vatan hainiymiş gibi muamele yapanlar aynı kişiler.

    oğlum siz her olayda radikalleşmek zorunda mısınız.
  • yurtdışından geldim, karantina yüzünden istanbul’da mecbur kaldık tabi. bu süreçte anne ve babama olur da covid vs bulaştırırım, belki de taşıyıcım diyerek ikametgahımın da olduğu şehire izin alıp gitmekten dahi korktum.

    babası ve annesi yaşlı olan, çok riskli grupta olan bir ben karşı değişimdir sanırım bu sürü bağışıklığı deneyine.

    sadece annem babam değil bir sürü insanın annesi babasını da tehlikeye atmak oluyor bu karar. ben anlıyorum ekonomi için bir noktada normale dönülmesi gerekiyor ama bari 10 günde 6 milyon test yapan çin kadar olup hepimize maske sırası vermek yerine test sırası verip hasta olanları ayıklayacak kadar insan hayatına saygı duysaydınız.

    80 milyon maske üretmek yerine 80 milyon test kiti alsaydınız. ne bileyim ; kendim için değil ama anne babama bir şey olursa sizi ve bu kararı destekleyenleri affetmeyeceğim.
  • biz zaten oradaydık da adını koydular. çalışanların büyük kısmı çalışmaya devam etti bu süreçte. artist artist avrupa ülkelerine özenir gibi sürü bağışıklığına geçiyoruz demeye gerek yok.