şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: kanli 1 mayis)
  • pazar gününe denk gelen tarih.
  • sivas katliamında katledilenleri, kendi katledilişlerinin sorumlusu olarak lanse edenlerin yetmezmiş gibi bir de katilleri de mağdur olarak gösterme çabaları, şimdi bir de 1 mayıs 1977’de katledilenlerin; üzerine açılan yaylım ateşinden ve kendi ölümlerinden sorumlu olduğu gibi saptırma ve yalan dolan üzerine kurulu tvlerde ve yazılı basında dönen kara propagandaya cevap olarak: suat parlar’ın "kontrgerilla kıskacında türkiye, bölüm: v katliamlar"dan hiçbir değişiklik yapılmadan olduğu gibi kitaptan alıntılanmıştır...

    "1 mayıs 1977

    1 mayıs 1977’de taksim meydanı kana bulandı. kontrgerilla timlerinin, “enternasyonal” destekle emekçilere kurşun yağdırdığı o katliamda 34 insan öldü ve çok sayıda insan yaralandı. istanbul cumhuriyet savcılığı toplum suçları bürosu hz.1977/14562, iddia no:1977/158 sayılı iddianamesinde olay anı şöyle anlatılıyor:”olay çıkarma anı çok iyi hesaplanmıştır, gerek beşiktaş’ta gerekse saraçhane başında toplanan topluluk saat 10’dan beri ayaktadır. üstelik muhtemel bir saldırıya karşı tetikte ve tedirgindir. ayrıca mitingin bitti bitecek anına gelinmiştir. bu suretle topluluğun fiziksel gücü oldukça tükenmiş, dikkati dağılmış, dönüş hazırlığına da girişmiştir. alanda 100 binin üzerinde bir kalabalık mevcut olup bunun bir bölümünü taşradan gelen, istanbul’u ve alanı tanımayan öğretmenler, işçiler ve dernek mensupları oluşturmaktadır. tanık ifadelerine göre önce abdülhak hamit caddesi üzerinden bir el, arkasından iki el peşpeşe silah atılmıştır. bu kesimi kısmen “kurtuluş” grubu işgal etmektedir. tesadüfi olmayan bu atışları intercontinental otelinin muhtelif kat ve bölümlerinden, bu otelin yanındaki inşaat ve çiçekçi dükkanı içinden, sular idaresine ait duvardan, ortağ restoranın bulunduğu ve civarında ozalit yazılı bulunan binasının çatısından, abdülhak hamit caddesi içinden, ptt binası üstünden, pamuk eczanesi üstünden veya civarından aynı anda başlayan seri atışlar izlemiştir … bir kısmı uzun menzili silahlardan atıldıkları iddia olunan kurşunlar alandaki büyük topluluğun ve kürsüdeki konuşmasının son sözlerini söylemekte olan kemal türkler ile protokole dahil olanların ve kürsünün etrafını çeviren diğer kalabalığın başlarının üzerinden geçmeye başlamıştır. bu durum karşısında yukarıda temas edildiği şekilde içinde bulunduğu yorgun, dalgın ve tedirgin atmosferin de etkisiyle büyük kalabalık içine düştüğü bu cehennemi kaos içinde ve can korkusu altında paniğe kapılarak silahların atıldığı, kurşunların geldiği ters istikamete doğru kaçmaya başlamıştır ... taksim alanında yaratılan ve kısa zamanda kıyıma dönüşen bu kararlı saldırı ve terör hareketi tanık ifadelerine göre ortalama 8-10 dakika sürmüş ama alanda bir kan denizi halini almıştır. 8-10 dakika içinde meydana gelen saldırının bilançosu 34 ölü ve 126’dan fazla yaralıdır.” iddianamede olayların tartışıldığı bölümde ise şunlar yazılıyordu:
    a) olaylar sırasında alanda 100 binin üzerinde bir topluluk vardır.
    b) alanın en hakim noktalarından ve alanı boşaltacak yolları kontrol edebilecek mevkilerden, aynı anda seri atışlar başlamıştır. (örneğin gümüşsuyu caddesine kaçma istikametini kontrol eden intercontinental oteli yanındaki çiçekçi dükkanı üstü ve arkasındaki tahta perdeyle çevrili yeni inşaat) polis memuru nazmi arı, intercontinental’in yanındaki yolun ağzında, buradan açılan ateş sonucu ölmüştür. harbiye’ye açılan cumhuriyet caddesinden kaçışı kontol eden ptt binasının üstü ile ortağ restoranın bulunduğu ve duvarında ozalit yazılı binanın çatısı, tarlabaşı’na giden abdülhak hamit caddesinin içi, istiklal caddesiyle sıraselviler caddesine hakim olan sular idaresine ait olan duvar, alanın orta kesimini ve kürsüyü kontrol edebilir yerde olan intercontinental oteli.
    c) bazı yerlerden halkın arasına, aynı anda patlayıcı maddeler atıldığı da ifade edilmektedir. (gerçekten zabıtaca alanın çeşitli yerlerinde üstünde torpil yazılarını havi patlayıcı maddeler ele geçirilmiştir) (polis dosyası)
    her tarafta birden başlayan atış ve patlama sesleri arasında halkın büyük bir kısmı ve özellikle disk’e bağlı işçiler kısmen yere yatıp, kısmen de en emin gördükleri geriye doğru kaçarlarken önlerinde disk iççilerinin bulunması nedeniyle o tarafa kaçamayan bir kısım halkta kurtuluşu intercontinental otelinin yanında ki kazancı yokuşundan aşağı kaçmakta bulmuştur. bu yokuştan kaçmaya çalışan topluluk aşağı yukarı anıtın çevresinde ve önünde toplanan dev-genç, töb-der, mem-der gibi dernek ve kuruluşların oluşturduğu insanlardır. nitekim ölenlerden birisi töb-der’li öğretmen, 9’u öğrenci, 9’u da halka mensuptur. yine tanık beyanlarına göre ancak kazancı yokuşu ağzına gelindiğinde bu defa yokuşun biraz altında kaçışan halka doğru atışlar başlamış, şu durum karşısında geri dönüp kurtulmak isteyen topluluktan, arkadan gelen habersiz büyük kalabalığın altında kalarak asfeksi ve boğulmalar sonucu hayatını kaybedenler olmuştur. sonuç olarak kazancı yokuşu ağzında bu şekilde 25’e yakın insan ölmüştür. alanın en hakim ve stratejik noktalarından 10 dakika kadar devam eden seri atışlarda 2 bine yakın mermi yakıldığı ifade edilmektedir.
    bu durum karşısında eğer hedef gözetilerek ateş edilmiş olsaydı, kurşunla 5 ölü, 32 yaralı değil bu rakamların çok üstünde ölüm ve yaralanmalar meydana gelirdi. o halde tertip olunan bu hareket 100 bin kişinin üstünde mitingi izlemekte olan halk üzerinde yılgınlık, panik ve korku yaratmayı amaçlamakta idi. şunu da eklemek gerekir ki yukarıda açıklanan mihrak ve stratejik noktalardan açılan bu seri atışları takiben alanın içinde ve dışında panzerlerin siren çalmaya başlamaları, halkın arasında alanın o tarafına bu taraftan ilerlemeleri, ses bombaları atmaları ve bir yerlere sığınan halkın üzerine su sıkmaları, ateş açmaları normal muhakeme ve soğuk kanlılığını büyük ölçüde yitirmiş, can korkusu içinde bu 100 binlik kitlenin panik içinde düşmesini süratlendiren diğer bir etken olmuştur. o kanlı mayıs gününde halkın üzerine ateş açılan yerlerden biri sular idaresiydi. sular idaresinin üzerinde kalabalıkça bir grubun başında elinde makinalı tabanca olan birinin ötekilere amir gibi davranıp emriler verdiği istiklal caddesinin girişindeki fırının üst katından görülüyordu, (nail güreli, iki 1 mayıs, gir yayınları, mart 1979, sayfa 137) sular idaresinin üzerinde bulunan 60 kişilik grupla ilgili olarak dönemin istanbul belediye başkanı ahmet isvan şunları söylüyordu: “çok sayıda insan oradan bir çok kişinin elleri enselerinde kılıkları komando askeri filan gibi kılıkta … paçaları potinlerinin içerisine konmuş haki renkli elbiseli çok sayıda insanın elleri enselerinde indirildiğini söylüyorlar. polise soruyoruz, “polis geldi bunları aldı, götürdü” diyor … bir çok kişiler. arandı, silahlar yukarıda bıraktırıldı, adamlar aşağıya indirildi, götürüldü … toplum polisi amirine, duvarın üzerindeki adamları gösterdim bunların kimliği tespit edildi mi? elinde silah var, buradan ateş edildi dedim … bu konuyu soruşturmayı yürüten savcılarla da görüştüm. o zaman sular idaresi dubarı üzerinde eli silahlı kişilerin fotoğrafı yayınlanmıştı. bunun tespit edildiğini polis şefi uğur gür gelip fotoğraftakinin kendisi olduğunu söylemiş.” (ages. 179) mhp genel başkanı alpaslan türkeş’in özel notları arasında adı geçen “özel” eğitimli, mhp’ye yakınlığı ile bilinen siyasi polis şefi uğur gür’ün sular idaresi üzerinde ne aradığı bugüne kadar araştırmamıştır. üstelik sular idaresi duvarı üstünden indirilen grubun mevcudiyeti! polis tarafından reddedilmiştir. çok sayıda aksi tanıklığa rağmen. yine isvan, konuyla ilgili sorulara verdiği yanıtta: “evet, evet orasını çok iyi gören fırın olması lazım … asıl önemlisi başlarında bir amir bulunduğu, elinde makinalı tabanca bulunduğu, onları mevzilere yerleştirdiği ifadesi verildi … 50-60 kişinin başlarında bir amirleri olduğunu, elinde makinalı tabanca bulunduğunu, amir gibi bunlara emir verdiğini, diğerlerinin de bu emirleri yerine getirdiklerini söyleyen fırın işçilerinden tanıklar olacak” diyor. isvan chp araştırma kurulunun istediği tanıkları getirdiklerini, bunların ifadesinin yazılı olarak alınmadığını! belirtiyor ve rapor hazırlanıp, hazırlanmadığını bilmediğini amacın genel başkan’a bilgi sunmak olduğunu belirtiyor. dolayısıyla bu fırın işçileri ne mahkeme sürecinde ne de yakında hükümet olacak partinin belgelerinde tanıklıkları ile yer almıyor. oysa söz konusu olan siyasi polis şeflerinden birinin resimlerden de tespit edildiği üzere, sular idaresinin üzerinde görülmesi ve bazı kişilerin burada mevzilenmedir. olayların tanığı bir gazeteci ise şunları yazıyordu: “olaylar başlamadan 15-20 dakika önceydi. kürsü ve çevresinden çektiğimiz fotoğrafların filmlerini intercontinental otelinden fotoğraf çeken arkadaşlarımıza ulaştırmak gerekiyordu. o filmleri gazeteye götürecekti. bu nedenle kürsüden inip kalabalığı yararak intercontinental otele gittim. otelin resepsiyon memuruna gazetecilerin hangi katta olduğunu sordum. aldığım cevap 5. kattalar olduğu için bu kata çıktım. yanılmıyorsam, ya da aklımda doğru kaldıysa 208 sayılı odanın kapısı açıktı. odanın camlarından alanı seyreden kişiler ve masa üzerinde tele-objektifli makinalar olduğunu gördüğüm için gazetecilerin bu odada olduğunu sanarak içeri girdim. ancak odanın kapısından adımımı atar atmaz oldukça “mütecaviz” bir biçimde ve itilerek durduruldum. gazetecilerin bu odada olmadıklarını sert bir ses tonuyla söyleyen ve kapıyı hızla yüzüme kapatan kişi gözlüklüydü. kapı dışarı edilir edilmez odalara servis yapan garsona salt merakımı gidermek için bu odadakilerin kim olduğunu sordum. garsonun cevabı “polisler” oldu … silah sesleri başladığı zaman kürsüye yeniden dönmüştüm. ilk ateş sular idaresi tarafından başladı silah sesleriyle birlikte alanda biriken halk şiddetli bir rüzgarda buğday tarlası gibi dalgalandı.opera binası ve kürsüye doğru kaçmaya başladı. sular idaresi tarafından başlayan silah seslerinden çok az bir zaman sonra belki de bir iki saniye sonra, intercontinental otelinin önünden pamuk eczanesi tarafından silah sıkıldığını gördüm. ayrı ayrı noktalardan aynı anda büyük bir uyum içinde silahlar patlıyodu, alan 5 dakikada boşalmıştı.” (necati doğru, 8 mayıs 1977 politika)
    ……..
    ( diğer görgü tanıklarının cia’yı da kapsayan önemli ifadeleri konu devam ediyor)
    …………..

    son paragraf:
    lockhead rüşvet soruştırmasının ordu içinde sarsıntılar yarattığı bir dönemde patlayan 1 mayıs katliamı, darbe söylentileri, ortadoğu’da yaşanan karışıklıklar tam bir çelişkiler zembereği oluşturuyordu. 3 mayıs katliamını bu çelişkiler zembereğini eksen alarak değerlendirmek gerekiyor. ancak görünen o ki doğrudan cia’nın devreye girdiği, özel harpçilerin “sivil uzantılarla birlikte hareket ettiği, kontrgerillanın tüm birimlerinin devreye sokulduğu bir katliamdır söz konusu olan. sonuç ve etkileri ise uzun vadeli planlar açısından değerlendirilmiş, türkiye’yi 12 eylül’e taşıyan sürecin en önemli köşe taşlarından biri olmuştur. ancak tüm bilinenlere! rağmen, olayın ayrıntılarının vakit kaybetmeden gün yüzüne çıkarılması gerekiyor. 1 mayıs katliamı “onlar” açısından “modeldir” ve yine denemek isteyeceklerdir.
  • (bkz: #28437297)
  • konuyu aydınlatan eski solcu yazısı için;

    http://www.birgun.net/…24&day=08&month=05&year=2012
  • 1 mayıs 1977 tarihindeki katliamı en geniş perspektiften, ortada karanlık tek toz tanesi bırakmayacağa benzer yeni kitap. tarihle aynı adı taşıyan kitap. metis, 5 nisan'da yayımlıyor.

    alt başlığı "işçi bayramı neden ve nasıl kana bulandı" ismini taşıyor. umarım o continental oteli, o ateşlemeler tüm bu sır perdesi ve gerçekten nelerin yaşandığı bu kitapla açığa çıkmış olur.

    yazarı söylemedim. (bkz: korhan atay) eski nokta dergisi yazarı.
  • 1 mayıs 1977'nin ilk defa yayınlanan görüntüleri:

    https://www.youtube.com/watch?v=rk8jziihi5k#t=496