şükela:  tümü | bugün
  • önce twitter'daki hashtagimiz: #öypdeuygulamabirliği

    önce bazı haberler:

    irgil: öyp kararı rektörlerin vicdan ve insanlık sınavıdır

    öyp’de kadro krizi

    öyp’lilerle neden ilgilenmek gerekir?

    13 bin genç akademisyen, ‘doktoralı işsiz’ adayı!

    efendim malumunuz 1 eylül 2016'da çıkarılan khk ile öyp araştırma görevlilerinin kadro statüsü 33a'dan, doktora bitince ilişik kesilen 50d'ye dönüştürüldü. yök'ün bu düzenlemeyi neden yaptığı bilinmiyor hala?

    neyse lafı uzatmayayım. şu an bazı üniversiteler bu kararın gereksiz olduğunu düşünerek, yök'ün de izin vermesiyle öyp araştırma görevlilerini tekrar eski daimi kadrolarına geçirmeye başladılar. 80 üniversite geçişleri yaparken, içlerinde anadolu üniversitesi, sinop üniversitesi, abdullah gül üniversitesinin olduğu 22 üniversite ise öyp lileri sokağa atma kararı almış durumda. 1 ocak 2018'den sonra ise yök'ün genelgesiyle durum iyice zorlaşacak ve 33a'ya hiçbir şekilde geçiş yapılamayacak.

    görüldüğü gibi hukuksuz ve gerekçesiz olarak alınan bu kararın bir an önce yine bir khk ile düzeltilmesi gerekiyor. sadece 15 gün kaldı ve bir üniversitenin geçiş yapıp diğerinin yapmaması hukuk ilkelerine aykırı bir durum. uygulama birliği olmazsa yalnızca rektör "öyle istedi" diye genç bilim insanları işsiz kalacak.

    bu rezalete dur demek için twitter'da #öypdeuygulamabirliği etiketiyle destek bekliyoruz.

    bu garabetten kimsenin haberi ve bilgisi olmadığı için buradan yazmak istedim.
  • mevcut öyplilerin hakları sırf "khklara karşı birşey yapılamaz" algısından ve korkusundan dolayı iade edilmiyor. bir gecede anlamsız yere 33a daimi kadrolar 50d sözleşmeli kadroya aktarıldı. ancak en az fetöcü tahmin ettiğiniz gibi öyplilerden çıktı. şimdi yök topu üniversitelere attı, kadro iadesi için 29 aralık son gün. saçmalık şu ki, bir gecede alınan kadrolar aylardır iade edilmiyor. üniversite almadı ki kadroları iade etsin.

    araştırma görevlilerinin sozlesmeli olması, dinozor yönetimlerin işine gelir hep. onlar ağır işçidir. gece yarılarına kadar bölümde dururlar. hocaların dosyalarını hazırlar, derslerine girer, makalelerini yazar, ingilizce bilmeyenlerin metinlerini ingilizceye çevirir. hatta evden alır eve bırakır. pazara markete gider. çocuklarını okuldan, yakınlarını havaalanından alır. her durumda kendi işlerini yaptırdığı sekreteri olarak görür. çünkü araştırma görevlisi atılma korkusu ile karşı karşıyadır. belli başlı birkaç üniversite hariç hepsinde durum bu ne yazık ki.

    şimdi uygulama birliği ile bu engellenmelidir. khklarin gücü azaltılmalıdır. khklar insan haklarından üstün değildir. bu khk aşılması görece kolay olduğu için başlangıç olacaktır. algıyı yıkmak için herkesi twitterdan desteğe çağırıyorum.
  • öyp, akademisyen adayı ve devlet arasında bir sözleşmedir.

    devlet, programa başvuran akademisyen adayları arasından ales, dil puanı ve lisans not ortalaması yüksek olanları seçer ve kendileri için ayrılmış daimi kadroda istihdam sağlar. bununla birlikte ülkenin ileri gelen üniversitelerinde yüksek lisans ve doktora eğitimi imkanı tanır.

    tüm bunların karşılığında, doktora sonrasında taşradaki bir üniversitede 6 ila 9 yıl arasında zorunlu hizmet yapma şartı vardır.

    bu anlaşmanın akademisyen adayı tarafından tek taraflı ihlal edilmesi (istifa, öğrencilikten atılma, eğitimi taahhüt edilen sürede tamamlayamama, vs. vs.) durumunda yüzlerce bin liralık senetler devreye girer. devlet o güne dek verdiği maaşları akademisyen adayından misli misli alır.

    öyp, akademisyen adayı için istihdam garantisi karşılığında hayatının devlet tarafından ipotek altına alınması demektir. yine de birçok kişi buna razı gelmiştir. ancak bugün, bu şartları kabul edip büyük riskleri göze alarak girdiği öyp tüneli, akademisyen adayının tepesine çökmüştür.

    öyp sözleşmesi akademisyen adayları tarafından değil bizzat devlet tarafından tek taraflı olarak ihlal edilmiştir. oyunun ortasında devlet sözünden dönmüş, vaatlerini yerine getirmekten vaz geçmiştir.

    öyp eleştiriye açık bir programdır, baştan hatalı olabilir, ülkede akademisyen istihdam politikaları tartışmaya açıktır. ancak hiçbir durum yukarıda bahsi geçen haksızlığın üzerini örtmeye, bahane olmaya yetmeyecektir.

    zira gençlik döneminde alınan öyp kararı, kişinin devletin bir vaadine güvenerek kariyeriyle ilgili birçok diğer seçeneği elinin tersiyle itmiş olması anlamına da gelmektedir. bir müzisyen, mühendis, psikolog yahut avukat, piyasaya atılmak ve tecrübe sahibi olmak yerine akademiye geçip bu alanda ilerlemeye devletin bu vaadi üzerine karar vermiş olabilir. bu yolun geriye dönüşü de yoktur. istihdam edilebilirlik yönünde alınan bu yaranın telafisi için devlet, öyp'lilerden "sözleşme ihlali" durumunda talep edeceği kefaletin tamamını tazminat olarak ödemek zorundadır.

    her şeyden acısı, bütün bunların neden yaşandığı belirsizdir. yani öyp'liler neden bir khk ile kadrolarından olmuştur, devlet sözünden neden dönmüştür ortada belli bir sebep yok. herkesin aklına doğrudan fetö ihtimali gelmektedir, ve işin acı yanı bu damga, aralarında tek suçu ales yds ve not ortalaması ile devletin bir istihdam programına başvurup kazanmak olan 10 binlerce öyp linin tamamına vurulmuştur. yani öyp liler yalnızca kendilerine vaat edilenden olmakla kalmamış, bir de suçlu damgası yemiştir. devlet, aralarında bulunan örgüt üyelerinin temizlenip itibarlarının iade edilmesini öyp'lilere borçludur.
  • öyp isimli gudubet uygulamanın karattığı kaostur.

    öyp ne arkadaşım?
    bilim insanı olacak kişiyi ales ve dil puanlarına göre belirlemeye gayret eden bir uygulama.

    peki temel yeterlilikleri yaratıcı düşünme, insiyatif alabilme, sınırların dışında akıl yürütebilme olan bilim insanını test sınavları ile seçmek nedir?

    garabettir....
  • benim bir arkadaşımda bitlisteydi; onu da 33a ya geri almışlar belki birine faydası olur diye paylaşayım dedim.
  • öyp'nin doğru veya yanlış bir uygulama olmasından ziyade

    -kazanılmış hakkın gasp edilmesi
    -hukukun üstünlüğü
    -khk ve ohal uygulamalarının insan hakları üzerindeki etkisi
    -yök'ün sınırsız yetkileri

    gibi yönlerden bu meseleye yaklaşılırsa daha doğru bir yargıya varılabilir.
  • öyp sisteminin mantıklı olup olmadığı eleştirilebilir.
    fakat bu sistemi getirdikten sonra, bu sisteme girip, gelecek planlarını ve hayat düzenini buna göre oturtan binlerce insanın mağduriyeti, bu sistemin eleştirilmesiyle alakasız bir konu.
    bu ülkede lisanstan mezun olduktan sonra akademisyen olmak isteyen ve ailesi zengin olmayan insanların çoğu, akademisyen olmak için tek yolun öncelikle araştırma görevlisi olmak olduğunu düşündü. çünkü yüksek lisans ve doktora süresince aileden para almamak için bir şekilde burs almak şarttı.
    burs bulan buldu; ama hiçbiri araştırma görevlisi olmak kadar mantıklı görünmüyordu o bursların. çünkü öğrenim sona erince akademisyen olarak kadro bulmak şart. kadro bulmak= torpil olduğu için, ne kadar burs bulursan bul, kendini güvende hissetmeyeceksin. dolayısıyla araştırma görevlisi olmak mantıklı bir şeydi.
    denedik efenim. ben kendi adıma senelerce denedim. puanlarım yüksek olmasına rağmen standart alım mekanizmalarıyla hiçbir okula giremedim. yüksek lisansımı oradan buradan bulduğum burslarla bir şekilde hallettim. doktoraya da yazma ve araştırma süresince bizzat emek verdiğim projeden geçindim bursiyer olarak. bu süreçte sürekli denedim araştırma görevlisi olmayı; ama kadrolara tanıdık kimsem olmadığından giremedim.
    sonra öyp ile girdim istediğim kadroya. alanımda gayet iyi bir üniversitede doktora yaparken, sadece gelecek kaygısı taşıdığım ve iyi üniversitede doktorayı tamamlasam da kadro bulmakta yine de zorlanacağımı düşündüğüm için öyp ile kazandığım üniversiteye geçtim. kazandığım dönemde doktora yeterlilik sınavını da geçmiş ve tez aşamasındaydım; ama yerleştiğim okul beni ileride istihdam etmek istediği için vereceğim dersler konusunda yetiştirmek istediğini, dolayısıyla da doktoraya burada yeniden başlamam gerektiğini söylediler.
    yapacak bir şey yok deyip doktoraya yeniden başladım. cihazı olmayan, standart şartlar altında doktora eğitimi veremeyecek bir okulda doktora yapıyorum. neden? çünkü öyp sistemi bunu gerektiriyor. eski okulumdaki danışmanım bana kıyamadığı için eski okulumun altyapısını, oranın sistemini eşdanışmanlık kavramı sayesinde kullanabiliyorum. yoksa doktora eğitimimden tatmin olmam da imkansız olurdu.
    doktoranın bitmesine az kala bir sabah bir uyanıyoruz, yaş 30 olmuşken diyorlar ki yalnız kusura bakmayın da bu sistem iyi değildi, ha bir de fetöcü olabilirsiniz çünkü soruları da çaldırdık, o yüzden sizi buraya almayacağız, siz kendinize kadro bulun.
    öyp akademisyen seçmek için ideal bir seçme yöntemi olmayabilir; ama var olan diğer yöntemler arasından şüphesiz ki en adaletlisiydi; çünkü merkezi sistemdi.
    ona bakarsanız bu ülkede liseye, üniversiteye öğrenci sokmak için geliştirilen yöntemler de tartışılmalı; ama bir gecede insanları mağdur etmek bu ülke için alışılagelmiş bir olay artık.
    o akademisyenlik için aranan koşullar olması gereken yaratıcı düşünme, insiyatif alabilme, sınırların dışında akıl yürütebilme gibi kavramlar kişide varsa bile sistem tarafından itinayla törpüleniyor zaten.
    bunlar bambaşka yerde tartışılması gereken şeyler. diğer araştırma görevlisi alım sistemlerinde akademisyen olmak için gerekli kişisel meziyetlere mi bakılıyor sanıyorsunuz? ales-not ortalaması, y. dil puanı ve sınavı yapan kurumdaki tanıdığınızın etki katsayısı var o zaman da işin içinde.
    mağdur olan suçsuz insanların yaşadığı sıkıntıları görmezden gelip, "ama sistem sıkıntılıydı o yüzden mağdur olsunlar" diyen herkesin bir gün içinde bulundukları sistemin çökmesini diliyorum. kötü niyetle değil sakın yanlış anlaşılmasın, hayatta çok önemli bir kavram olan "empati" yapabilmenin önemini sadece bu şekilde anlayabileceklerini düşündüğüm için diliyorum bunu.
  • insanların ekmeği kişilerin insafına bırakılabilecek kadar basit bir mevzu değil. bir öypli olarak bugün, kazanılmış haklarıma yeniden sahip oldum. ama bu hep mücadele ile gerçekleşti. diğer üniversitelerdeki öyplilerin benimle aynı koşullara bağlı olarak girdikleri kadrolarını yeniden almaları için gerçekleştirdikleri mücadelede yanlarındayız. bu yola birlikte girdik, birlikte devam etmek mecburiyetindeyiz.

    yök, üniversitelerin insafına bırakarak (ki insafsız çok insan var o senatolarda) yapılabilecek en büyük kötülüğü yaptı. bir yandan öyplileri böldü, diğer yandan bölüm başkanları, dekanlar ve en önemlisi senato üyelerinin insafına bıraktı. kimsenin ekmeği kimsenin elinde olmamalı...
  • programın doğruluğunu veya yanlışlığını tartışacak durumda değil hiç kimse. bir hak verildi insanlara. bu şartları sağlıyorsanız ve kabul ediyorsanız açılan kadrolara başvurup atanabilirsiniz denildi. program yanlış diyen arkadaşlar o zaman kpss ile de memur ataması yapılmamalı.

    her neyse.

    bir sabah bir uyanıyorsun, gece gündüz çalışarak, sınavlara girerek elde ettiğin haklarının tamamı, elinden alınmış. önce fetöcü bunlar dediler. sonra baktılar öyplilerde fetö oranı %1 i bulmuyor. dediler ki bu kararın fetö ile alakası yok. o zaman? meselenin ne olduğu ile ilgilenecek bir taraf da kalmadı gerçi.

    yökten üniversitelere yazı geldi. denildi ki, kurumların insiyatifine bıraktık. isteyen üniler öyplileri dilekçe ile kadrosuna geri alabilir. 40 üniversite rektörü ve dekanları insan oldukları için bu arkadaşları koşulsuz şartsız geri aldı. 40 a yakın üniversite de dedi ki, alırız ama şartımız var. koyulan kriterleri karşılayan insanlar oldukça ama oldukça az. yine kendi istedikleri elemanları almış oldular. büyük çoğunluk yine iş kaygısı yaşamaya devam ediyor. geriye kalan 20 küsür üniversite ise hi kılını bile kımıldatmıyor.

    aynı şartlarda atanmış insanlar şansına göre kimi kadrosunu (hakkını) geri alabilirken kimisi de malesef açıkta kalıyor.

    #öypdeuygulamabirliği olmalı. bu haksızlıktır. bu suçtur. sesimize ortak olmak için lütfen destek verin. yarın benzer bir haksızlığın sizin başınıza gelmeyeceğini kimse garanti edemez. ancak gün birbirimize destek günüdür.
  • twitter destek için #öypdeuygulamabirliği