şükela:  tümü | bugün
  • tarihe yazilan katliamlar listesinin (bkz:dersim, maraş, sivas, çorum,1 mayis 77, gazi, .. katliami)en son olmasi umut edilen halkasi.
    nasil ki unutulmadi o katliamlar. bu katliamda unutulmayacak. her 10 ekimde ankara tren garinin onunde ayni turkuyle halaya durulacak.
    " bu meydan kanli meydan"

    unutma! hicbir sey yapmasan da unutma! çünkü her unuttugumuzda yeni bir katliamla hatirlattilar bize.
  • aynı düşünmeyenlerin yaşamaya hakkı yok değil mi buralarda? insan hayatının çöp kadar değersizleştiği bir çoğrafyada yaşamak? barış? ölüm artık düşünceden ve duygudan yoksun; öfke ve nefretle, ötekileştirmekle, şiddetle kaplanmış nefessiz kalplerin terazisinde ölçülebilen bir şey olmuş. mutlulukları ve acıları paylaşmayı unuttuk. görmeyi unuttuk. kanla kaplı heryer. insanları, canları göremiyoruz. tek gördüğümüz ünvanlar, siyasi kimlikler. allah sabır versin ölenlerin yakınlarına diyeceğim de nasıl bir acı ki sabredilsin? içlerinde evlat, anne, baba, kardeş, arkadaş, sevgili hepsi var. parmağı olana da, payı olana da, ihmali olana da lanet olsun..!
  • tarihin en alçak katliamlarından.

    doğan çetinkaya katliamın arkasındaki iradeyi şöyle özetliyor:

    "başlangıç derginin son sayısında cihan çabuk ile yazdığımız yazıda hdp’nin aldığı %13 oy sonrasında devlet’in nasıl ve neden topyekun bir tepki verdiğini ve bu tepki çerçevesinde savaş bloku’nun oluşturulmasının farklı nedenlerine daha yeni değindik. her ne kadar hdp’nin seçim başarısı kısa vadede daha çok erdoğan, ekibi ve başkanlık planları için bir tehdit oluşturmuşsa da chp’sinden sermayesine egemenler açısından da bir tehlike arz ediyordu. özellikle devlet’in resmi ve gayr-i resmi güvenlik aygıtı için “milli” düşman addedilen kesimlerin gerek sandıkta gerekse de sokakta artan oranda bir araya geliyor oluşu onlar açısından çalan tehlike çanlarıydı. gerek erdoğan için gerekse de devletin güvenlik aygıtı için çözüm süreci olarak adlandırılan dönemin ve şartların hem sandıkta hem sokakta karşıtlarını güçlendirdiği açığa çıkmış oldu. 7 haziran seçimlerinde.
    aslında seçim süreci boyunca hdp bürolarına yapılan baskınlar, mersin, erzurum, diyarbakır saldırıları, diyadin provokasyonu hep “çözüm” süreci olarak anılan dönemden murat ettiğini sonucu alamayan devlet’in çatışmasızlığa son verme adımlarıydı. yazıda da belirttiğimiz gibi çatışmasızlık süreci; kürt özgürlük hareketi’nin 1999’dan itibaren değişen stratejisini bir toplumsal hareket olarak ördüğü, derinleştirdiği ve meşru bir proje ve program olarak inşa ettiği ve nihayetinde farklı toplumsal kesimleri sol bir kitle partisi çerçevesinde örgütlemeye başladığı bir süreç olmuştu. zaten seçim öncesinde çatışmasızlığın istediği yönde bir sonuca varmadığının ortaya çıkmaya başladığını gördüğü için devlet hem dolmabahçe mutabakatı yıkmış hem de iç güvenlik yasası ile hazırlık yapmaya çalışmıştı.
    suruç saldırısı bu noktada önemli bir halkayı teşkil etti. zira saldırının açık hedefi türkiye’nin birçok yerinden gençlerin, üniversitelilerin kobane’ye gitme ve dayanışma girişimiydi. bu hdp hamlesinin tutmakta olduğunu gösteren sembolik bir gelişmeydi. “devletin geleneksel düşmanlarının”, yani sosyalistlerin, alevilerin, kürtlerin, aydınların hdp’nin “türkiyelileşmesi” olarak kodlanan bir süreç içinde ezilenlere yönelik bir söylem ile büyümesi bir panik yaratıyordu. bu saldırı ile özellikle türkiye’nin batısına ve türk soluna “kürtlerden uzak durun” mesajı veriliyordu. aslında türk solu bu mesajı uzun zamandır bildiği için mümkün olan tüm argümanlarla bedeli ağır olan bu yakınlaşmadan imtina ediyordu. ancak kürt özgürlük hareketi kendi hamleleriyle bu izolasyonu kırma yönünde önemli bir adım attı ve kendinden kaçan solu hızla marjinalleştirmeye başladı. akp’nin hegemonyası dağıldıkça ve çürüdükçe şiddet, zor ve savaş politikaları güçlendi. ancak 1 kasım seçimlerine gidilirken suruç benzeri saldırıların murat edilen sonucu elde etmediği görülüyordu.
    erdoğan, akp ve devletin güvenlik aygıtının hdp içinde ve çevresinde oluşan bir araya gelişi ve dayanışmayı dağıtmak için elinde şiddetten başka bir şey kalmış durumda değil. zira bu bir araya geliş hem sandıkta hem sokakta hızla güçleniyor. tarihimizden biliyoruz ki 16 mart’lar, 1 mayıs 1977’ler bizim en genel anlamda güçlendiğimiz zamanlarda yapılan katliamlardır. arkalarındaki “karanlık güçler”, ortaya çıkış mekanikleri ne kadar önemli olsa da temel nedeni bizim yükselişimizdir.
    bundan dolayı 10 ekim katliamının erdoğan’ın seçim planları, akp’nin devlet kadrolarının hesapları, “eski türkiye”nin derin ilişkilerinin tekrar oyuna girme girişimleri, suriye’deki iç savaş ve bunun gibi birçok nedeni olsa da asıl sebebi en genel bizim sandıkta ve sokakta önemli bir başarı kazanıyor olmamız ve ortadoğu’da başka bir yaşam için referans noktası olan bir programa doğru adım atıyor olmamızdır. bu noktada türkiye’de solun merkezinin inşasının bu gerçek göz önünde bulundurularak tartışılmaya başlanması gerekmektedir. zira böyle bir politik merkez hali hazırda kurucu bir irade tarafından örülmektedir. sorun bunun içinde bir özne olarak bulunulacak mı yoksa uzun zamandır yapıldığı gibi kenarından izlenilecek mi olunacağıdır."

    http://baslangicdergi.org/…ruz-cunku-daha-gucluyuz/
  • 10 km çapında devletin tüm önemli yapılarının bulunduğu noktada bomba patlatılması ile gerçekleşmiş elim olay.

    sen yanı başında bomba patlattırabiliyorsan, her şeyi geçtim, en açık ve basit hali ile, sen bu ülkeyi yönetemiyorsun arkadaşım, siktir git artık! hem o haliyle, hem bu haliyle, sen bu olayı hiçbir şekilde makul gösteremezsin.

    hadi bombayı senin patlattığını biliyoruz, bu zaten skandal ve siktirip gitmen için yeter bile. ama hani senden bağımsız şekilde bir terör örgütü kendi inisiyatifi ile patlatmış gibi davranıyoruz ya, işte bu halde bile sen bana yarın genelkurmay başkanlığında bomba patlatılamayacağının garantisini veremiyorsun. darphanenin, bankalarının, bakanlıklarının patlatılamayacağını garanti edemiyorsun. manzara budur. hadi siktir git az öteye de keyfini çıkar. amına koduğumun yavşağı.
  • tarihte yerini alsın,
    emperyalizmin masaları etrafında şekillenen planlarla 104 canın alındığını yazsın tarih
    onların ortadoğu'daki planlarının tetikçisi olan işid'i de yazsın tarih.
    tarih hepsinin hesabını soracak, elbette ki soracağız.
    çocukken gittiğim evler, oyunlar oynadığım insanlar, oyunumuza almadığımız küçükler katledildi sıhhiye'de.
  • bugün bu katliamda hayatını kaybeden chp malatya gençlik kolları üyesi çocuklar anısına yapılan belgeselin gösterimi ve katliamda hayatını kaybeden 101 vatandaş anısına yapılan anıtın açılışı yapıldı. anıtın bulunduğu parkın çevre düzenlemesi malatya yeşilyurt belediyesince, anıtın kendisi ise kadıköy belediyesince yapılmış.

    (bkz: baba ben de gideyim mi)

    https://www.youtube.com/watch?v=ef6ln0k8zzw
  • yola çıktılar bir kaç saat önce. veysel, gökmen, başak, dicle,ali, ismail, korkmaz...

    kara bir kentin girişinde buluşup barış'ı inşa etmek için.

    yarın, saat 10.04'de öldürüleceklerini bilmeden.
  • turgut uyar'ın "hızla gelişecek kalbimiz" ve "biraz daha" isimli şiirleriyle birlikte gözümde akmayan yaştır ankara katliamı:

    ...ve her şeye ve ölüme kalbimiz
    hızla gelişecek
    çağımıza pek uygun bir hızla
    gelişecek kalbimiz
    kalbimiz
    yerin ve göğün alt edilmez bir dirilikte olduğu
    tutkumuz, direnmemiz, ellerimiz, kalbimiz.
    kalbimiz
    kalbimiz hızla gelişecek.

    turgut uyar - hızla gelişecek kalbimiz
  • katillerini tanıyoruz, biliyoruz.

    bunu duymaktan sıkılmadınız, biliyoruz, sıkılsanız artık bize söyletmemek için biraz usturuplu davranırsınız.

    biz, söyletmenizden biraz usandık açıkçası. kan dökmeseniz belki bu kadar usanmayacağız ancak katilsiniz; kan istiyor, başka türlü var olamıyorsunuz, kandan besleniyorsunuz.

    iyi haberler var size: bizler de öfkeden besleniyoruz. o haklı öfkenin altında ezilmeye mahkumsunuz. katiller, sizi tanıyoruz, her yere yayıldığınızı, tam bir kanser olduğunuzu biliyoruz.

    unutmuyoruz, unutmayacağız, nesilden nesiler yediğiniz bokları ayrıntılı aktaracağız, bunun altından kalkamayacaksınız. bombalarla parçaladığınız güzel insanları; 'öl ama boşanma' dediğiniz kadınları; çıplak fotoğrafladığınız insanları; bedeni buzlukta, caddede kalanları; işkence görenleri; yakılan askerleri... hiçbirisini unutmayacağız, hiçbirini affetmeyeceğiz. azız ama hafızamız güçlü. sizinle mücadele etmek her onurlu insanın boynuna borçtur. alçaklar.
  • nice insanin olumune sebebiyet vermiş bir tiyatrodur.

    evet maalesef kendi insanlarini katledip timsah gozyasi dokmuslerdir.

    unutulmayacak.