şükela:  tümü | bugün
  • efendim bu bahsi gecen fotograf atatürk'ün naaşının etnoğrafya müzesi'nden anıtkabir'e naklinden hemen önce 10 kasim 1953 gunu çekilmişti. binanın dışında bekleyen top arabasına yerleştirilerek anıtkabir'e nakledilmesinden önce, 15 yıldır kapalı olan kurşun tabutun kapağının açıldığını gören sadece dört kişi vardı: cumhurbaşkanı celâl bayar, meclis başkanı refik koraltan, başbakan adnan menderes ve deklanşöre basan fotoğrafçı.

    hurriyet gazetesi yetkilileri bu fotografi gorduklerinde, cesedin bozulmamasi icin ozel bir sekilde ilaclanmasina ragmen oldukca bozuldugunu dile getirmisler. fakat baska bir kaynakta adnan menderes'in aciklamalarini okumustum ve onun dediklerine gore ataturk'un sadece sol gozu oldukca morarmis ve sismisti, vucudunun diger butun bolumleri son derece iyi durumdaydi.

    bu fotograf hicbir zaman basinda yayinlanmadi.
  • simdi aciklama getirelim bu duruma. ceken fotografci'nin adini maalesef hatirlayamiyorum; ama kendisinin "son bir kez gorebilir miyim?" dedigini okudugumu hatirliyorum. ricasi uzerine son bir kez acmislar, gostermisler. kendisi fotografi cekmis ve fakat gazete yetkilileri ,sanirim, oluye saygi nedeni ile o fotografi basmamislar o zaman.
  • can dündar'ın elinde bulunan,1998 yılında hürriyet'in de eline geçen,fakat yayınlanmaması kararlaştırılan,alışık olduğumuz atatürk portrelerinden çok uzak olduğu söylenen fotograftır.
    lakin tabutu acan doktorlar ve protokolde bulunan kişilerin "naaşta herhangi bir bozulma sözkonusu değildi" açıklamasına rağmen,hürriyet'in fotograf üzerine yaptığı yorumda "tahnit işlemi başarılı olmamış,atatürk'ün naaşı bozulmuştu" diye yazması,bir belirsizlik yaratıyor.şu güne kadar bir insanın bu ikilemi sorgulamaması da meraktan öldüren bir hadisedir.

    edit: gazeteci melih aşık'a konuyla ilgili gönderdiğim soru kıvamındaki meraklı e-mail im cevapsız kalmamış, "bahsettiğiniz konu ilginç,fakat benim de bir bilgim yok" diye yanıtlanmıştır.
  • eğer beynim bana oyunlar oynamıyorsa , gördüğümü düşündüğüm hatta gördüğüme emin olduğum fotoğraf.ayrıca sanırım o odada 4 kişiden fazla kişiydi ve aralarında hepimizin tanıdığı adını hatırlamadığım ama ünlü olduğunu hatırladığım bir bayan vardı.
  • umarım yayınlanmaz. ola ki yayınlandığı takdirde de asla görmek istemeyeceğim fotoğraftır. naaşın bozulup bozulmadığını öğrenmekle elimize ne geçecek ki? değer verilen şeyleri güzel haliyle hatırlayabilmek bence en iyisi. atatürk deyince, naaşını değil, içimi gururla dolduran, gözlerimi yaşartan bir mücadelenin önderinin güçlü, sağlıklı halinin resmini hatırlayabilmek isterim.
  • son aylarda bir sürü forumda "tabutun açıldığı an" tipi başlıklara ve o günün anılarını yazanların türlü derlemesinin copy-paste'i üzerine iliştirilmiş bir fotoğraf ile tekrar gündeme getirilen fotograf.
    çeşitli forumlarda bu konuya denk gelmiş olup da konuyla az biraz ilgili olanlar hemen anlayacaktır ama tekrar belirtmekte fayda var;

    forumlarda yayınlanan bu fotograf 1993 yapımı sarı zeybek belgeselinde atatürk'ün vefat ettiği saatler anlatılırken ekrana verilen (üstten ve yandan çekilmiş olan) iki fotoğraftan ikincisidir , yani 10 kasım 1938 tarihine aittir. bu fotografın etnografya müzesi fotografı sanılmasının sebebi ise atatürk'ün neredeyse boynuna kadar örtülen beyaz yorganının kefen zannedilmesi ve sol taraftaki pencereden içeri süzülen sabah güneşinin resimde ataturk'un sol gozunde golge yapması ve bu durumun iddia edilen "sol gözü şimiş ve morarmıştı" demecini doğrular gibi görünmesidir.

    başlığın açılmasına vesile olan fotograf ise şahsi fikrimce kolay kolay forumlara düşmeyecek cinsten (düşmesin de zaten) ve gizlenen bir fotograftır.
    o gün (9 kasım 1953) günü orada bulunanların anlattıklarıyla sözkonusu fotografı haber yapan hurriyet'in anlattıklarının taban tabana zıt olması da, yıl 2007 olmasına rağmen tek bir yetkilinin çıkıp en azından bir açıklama yapmaması da ciddi biçimde kafa kurcalayıcıdır.
  • hürriyet gazetesi 10 kasım 1998 tarihli nüshasında bu fotoğraftan bahsedip ikircikli bir şekilde bir taraftan "isterseniz fotoğrafı yayınlayıp yayınlamamayı halka, okuyuculara soralım" demiş bir taraftan da "aziz atatürk'ün manevi kişiliğine ve ebedi imajına saygımız nedeniyle, bu sürpriz fotoğrafı yayınlamamaya karar verdik" demiş. işte o yazı:

    --------

    -bir fotoğrafın yayınlanmama öyküsü-

    hürriyet’in zor kararı

    fotoğraf önümüze geldiğinde hepimiz irkildik. şimdiye kadar hiç bilmediğimiz, varlığından dahi haberdar olmadığımız bir fotoğraftı.

    atatürk'ün naaşının etnoğrafya müzesi'nden anıtkabir'e naklinden hemen önce çekilmişti. tarih, 10 kasım 1953'tü.

    fotoğrafta kapağı açılmış bir tabut, içinde de atatürk'ün naaşı görünüyordu.

    o gün, sadece tek kare çekilmiş bir fotoğraftı.

    hiçbir belgede varlığından söz edilmeyen ama son derece tarihi bir belgeydi...

    içimizi derin bir hüzün kapladı.

    çünkü naaş, 10 kasım 1938'de etnoğrafya müzesi'ndeki geçici kabrine yerleştirilmeden önce tahnit (bozulmaması için ilaçlanması) edilmesine rağmen, zaman içinde bozulmuştu.

    tahnitin başarılı olamadığı bu kareyle kayda geçirilmişti.

    ne yapacaktık?

    bir yandan, 45 yıl sonra ilk kez günışığına çıkan bir tarihi gerçekle karşı karşıya idik, bir yandan da zihinlerimize kazınmış güzelim portrelerinden bir hayli uzaklaşmış bir atatürk görüntüsünün dayanılmaz acısını yaşıyorduk.

    önce fotoğrafın gerçek olup olmadığını araştırdık. gerçekti. şimdiye kadar varlığından sadece dört kişinin haberi olmuştu.

    binanın dışında bekleyen top arabasına yerleştirilerek anıtkabir'e nakledilmesinden önce, 15 yıldır kapalı olan kurşun tabutun kapağının açıldığını gören sadece dört kişi vardı*.

    cumhurbaşkanı celâl bayar, meclis başkanı refik koraltan ve başbakan adnan menderes...

    ve, deklanşöre basan fotoğrafçı.

    tabut çıkarılmadan önce, devletin en üst makamında bulunan bu üç kişi ve fotoğrafı çeken kişi dışında salonda bulunan herkes dışarı çıkarılmıştı.

    kapak, bu üç kişinin önünde sadece birkaç dakikalığına açıldı, fotoğrafçı sadece bir kez deklanşöre bastı, bu tek kare fotoğraftan sonra tabutun kapağı yeniden kapatıldı.

    bu kısa işlemin ardından binanın dışına çıkarılan tabut top arabasına yerleştirildi.

    elimizdeki bu tarihi belgeye bakarak, uzun süre tartıştık.

    ne yapmalıydık?

    yazı işleri odasında yedi kişiydik. fikirler birbiriyle çarpıştı:

    bu fotoğrafın tümünü yayınlarsak, bazı kötü amaçlar için kullanılması sözkonusu olabilir.

    fotoğrafı yayınlamamak, tarihi bir gerçeği gizlemek olmaz mı?

    fotoğraf tarihi bir gerçek. ancak bu görüntüyü yayınlamak da, hem gereksiz, hem de bir takım çevrelere suiistimal şansı verebilir.

    o zaman fotoğrafın suiistimale fırsat verecek bölümlerini kapatalım. çünkü eğer fotoğrafı yayınlamazsak, tarihi bir gerçeği gizlemiş olabiliriz.

    fotoğrafı hiç yayınlamamak da düşünülmeli. kime ne faydası var? her insan öldükten 15 yıl sonra bu görüntüye kavuşur. bunu tahmin etmek de hiç zor değil. yayınlamayalım.

    olaya gazetecilik açısından bakarsanız, böyle bir fotoğraf çok önemli.

    doğru. naaşın nakli sırasında tabutun açıldığı bilinmiyordu.

    tam o anda tek kare fotoğraf çekildiği de şimdiye kadar gizli kalmıştı. bu nedenle bu bir haber.

    hayır bu fotoğrafı yayınlamanın hiç bir faydası yok.

    isterseniz fotoğrafı yayınlayıp yayınlamamayı halka, okuyuculara soralım.

    fotoğrafı yayınlamayalım, sadece tabutun açıldığını ve o sırada tek kare fotoğraf çekildiğini haber yaparak okurlarımıza duyuralım.

    ve sonuçta, aziz atatürk'ün manevi kişiliğine ve ebedi imajına saygımız nedeniyle, bu sürpriz fotoğrafı yayınlamamaya karar verdik.

    kaynak: hürriyet gazetesi 10 kasım 1998
    ---------------------

    * hürriyet her ne kadar dört kişi dese de, aslında o gün orada kalabalık bir heyet bulunuyordu ve başlarında da dr. kamile şevki hanım vardı. nitekim tahnitli naaşı ilk gören kişi de kamile hanımdır.