şükela:  tümü | bugün
  • güneş’in bu kadar geç doğarak yaptığı rezalet.
    bakın bugün saat tam 05.00’da gözlerimi açtım ve hava karanlıktı. neyse dedim düzelir herhalde. yüzümü yıkadım, üstümü giyindim, kahvaltı derken saat 05.45 hava hala karanlık idi. inceden bir huzursuzluk başlamıştı içimde ancak önemsemedim. neyse giyindim üstüne yola koyuldum değişen bir şey yoktu. nihayet saat 6.20’de havaalanına vardığımda hava hala karanlıktı. ortada bir sorun olduğu aşikardı ancak güvenlik kontrolü, uçağa yetişme telaşı derken üzerinde durmadım. saat 06.35 uçağa bindim ve koltuğa yerleşip güneşliğimi indirdim. keza birazdan güneşin doğması ve gözümü rahatsız etmesi gerekiyordu. saat 07.47... uçağım sabiha gökçen (saw) havalimanına inişini gerçekleştirdi. tekerleklerin yere değişi esnasında oluşan sarsıntıyla gözlerimi açtım. ilk yaptığım şey güneşliği kaldırmak oldu ancak güneş hala görünürde yok. artık bir tersliğin olduğu kesindi, birilerinin bir şeyler yapması gerekiyordu ancak kimdi bu kişi ve bir güneşe bir insan ne yapabilirdi... kafamda ki bu deli sorularla uçaktan indim ve havaalanında bir coffe shop’a oturdum. kararlıyım o güneş doğmadan bu şehre adımımı atmayacağım...

    ve saat 08.20. güneş nihayet ilk ışıklarını istanbul’un üzerine düşürdü. şehir çoktan canlanmış, insanlar çoktan iş yerlerine ulaşmış, toplantılarını gerçekleştirmiş, işlerinin başındaydılar. dilleri, dinleri, milliyetleri farklıydı belki ancak ağızlarında tek bir cümle vardı; yapacağınız işi sikeyim

    edit: güneşlik konusuyla ilgili; kafam biraz büyük, e uzun da boylu olunca daha çok pencerenin üzerine yatar gibi oluyorum. bu yüzden hostesin gözünden kaçmış olabilir.

    onun haricinde konuyla alakalı bir de şöyle bir şey diyorlar;

    (bkz: güvenlik ilüzyonu)

    bilemiyorum.
  • (bkz: ucak kalkarken gunesliklerin acik olma zorunlulugu)

    bana, sorumsuz bir yolcu hikayesi gibi geldi. hostes de uyarmadı mı kardeş seni, güneşliğini aç diye?