şükela:  tümü | bugün
  • kesinlikle doğru olduğunu düşündüğüm uygulama. genel anlamda türk doktorlarda değişik bir antibiyotik takıntısı var. tümünü zan altında bırakmak gibi olmasın ama bir çoğu diyelim. tabi bunun en büyük sebebi de halk baskısı. şimdi teyzem kalkmış sabahın köründe hastaneye gitmiş sıra beklemiş vs. vs. doktor muayeneden sonra diyor ki; teyzecim geçmiş olsun bir şeyin yok iyi beslen. teyze çıldırıyor tabi bir antibiyotik yazsan oğlum? ya da bir emar mı çeksen bizim komşuya çekmişler iyi gelmiş o.

    ne yapsın çevreden etkileniyor teyzelerde. hoş benzerini ben de yaşadım. amerikada (domuz gribi dönemi) gripten dolayı hastaneye gitmem gerekti. (bkz: yazar burada amerika görmüş olduğunu vurguluyor)

    bir üniversite hastanesinde acile gittiğimde aldılar beni steril bir odaya götürdüler her yanı sarılmış astronot gibi 3 hemşire biri tansiyon biri ateş biri kan aldı. (domuz gribi şüphesi) gel gelelim sonra normal doktor kontrolüne aldılar doktor muayene etti ve üşüttüğümü, bol bol meyve sebze tüketmem gerektiğini, vitaminli ürünler yemem gerektiğini falan anlatıp durdu. konuşma sonrası;

    ben: eee ilaç?
    doktor: ilaç verrmeyeceğim.
    ben: antibiyotiksiz nasıl geçecek?
    d: ne antibiyotiği genceciksin çok zararlı
    ben: ben antibiyotiksiz iyileşemem ki
    d: hiç gerek yok sağlıklı beslen. önermiyoruz asla antibiyotiği bu tür hastalıklarda
    ben: bari aspirin birşey ver kedi canını yediğim

    sonuç olarak türk insanı olarak inanılmaz bir antibiyotik bağımlılığımız var ve dünyada bizim kadar bağımlı olduğunu düşünmüyorum. 100 reçetenin 90'ına antibiyotik yazan doktor sayısının hiç az olmadığı bir gerçek.

    (bkz: hastasıyız dede)
    (bkz: ex var cıgara var ot var antibiyotik var)
    (bkz: ne ararsan var yani)
  • türk halkının %90ının yemek niyetine günde 3 öğün kullandığı/yediği ilaç

    halbuki endikasyonları belli ve gayet net!

    yararlı mı? kesinlikle! ama sadece endikasyonlar dahilinde
  • arz-talep meselesidir.
    türk insanını iyi tanımıştır zira bir türk(istisnalar tabiki hariç) o antibiyotiği reçetede göremezse isyan cikarir.
  • intaniye mütehassısıdır *
  • kendisini hayatı boyunca hiç görmemiş/görmeyecek insanların dahi sağlığıyla oynamaktadır.

    türk insanı antibiyotik olmadan iyileşemeyeceğini düşünüyor olabilir ama doktor dediğin de reçeteye ne yazacağına kendi karar verebilecek otoriteye sahip ve hastaya gereksiz antibiyotiğin zararını anlatabilecek nitelikte olmalıdır.
  • günde 100 hasta baksa, 90'ına antibiyotik yazsa, ortalama 10 tl olan ilacın %10'unu alsa, günde 90 tl. hergün poliklinik yapsa 5x4ten 20 gün eder. 20x90tl=1800tl. çok iyi para. ayda 1800 tl cukka eder, yolunu bulur.
    şimdi bu yazdıklarıma inanacak hatta inanmış olan o kadar mal değneği var ki burada. tr de hiçbir doktor, en haysiyetsiz olanı bile, 1800 tl için böyle bişey yapıp, mesleğinden olma riskini almaz. bu nedenle yazıyorsa da tek nedeni can güvenliğidir. böyle g.te böyle y.rrak
  • doktordur tabi kendisi iyi bilir ancak tedbirli olmak lazım. antibiyotikler genellikle vücuttaki bütün bakterileri öldürür. vücudunuzda doğal olarak bulunan ve sizin sağlığınız için çok önemli olan bakteriler de dahil.

    sık sık veya uzun süreli antibiyotik kullananlar vücutlarındaki yararlı mikroorganizma florasını kaybediyorlar. bu tabi kendiliğinden yavaş yavaş kazanılıyor ancak probiyotik içeren besinler doğal floranızı daha çabuk geri kazanmanızı sağlar. sindirim problemleri, belli vitamin eksikleri ve depresyona dahi sebep olabiliyor bu yararlı bakterilerin eksikliği. kefir, yoğurt, peynir, sirke, turşu gibi besinlerde veya hap halinde bulabilirsiniz bu probiyotikleri.
  • türk insanının antibiyotik fetişizmi yüzündendir.

    hiç tatava yapmayın dohtor da anlatsın canım zararlı olduğunu diye.
    yirmi senedir almanya'da yaşayan akrabalarım var yirmi senedir alman doktorların antibiyotik yazmamasından şikayetçiler. bu kalın kafalılara göre almanlar doktorluk bilmiyorlar. yirmi yıldır doktorlar bunlara antibiyotiğin zararlarını anlatmaya çalışıyor ama kalın kafalılık böyle bir şey.
  • kemoterapi ilacı mı yazsın? şifacı adresi mi versin? devlet hastanesi doktorlarının ki genel olarak acil bölüm doktorları asistan ağırlıklıdır. elinden gelen de kısa ve öz antibiyotik çözümüdür. aşırı yoğunluk yok ise serum ya da iğne yapar yollarlar. poliklinik bölümlerinin de pek farkı yoktur.

    özel hastane olayına gelecek olursak: ver parayı, rimming bile yaparlar.
  • türk insanının antibiyotik merakı yüzündenmiş.
    ben doktorların antibiyotik merakı yüzünden çocuklarımı ateşlendiğinde hastaneye götürmeyi bıraktım.

    ilk çocukta tecrübesizlik, antibiyotik yazıyor, kullanıyoruz. antibiyotik yazıyor, kullanıyoruz. sonra fark ettik ki çocuk kendisi iyileşebiliyormuş zaten. çocuk kendini iki günde toparlıyor istediği kadar ateşli olsun. ayrıca antibiyotik vermeden atlattığı her hastalık sonrası bağışıklığı güçlendiğinden antibiyotik kullanımını bıraktıktan sonra çocuk gitgide daha az hasta olmaya başladı.

    ikinci çocukta artık tecrübeli olduğumuzdan 3 yaşına kadar bir kere verdik antibiyotik, ki antibiyotik kullanmadığı için çok az hasta olan, olunca çabucak atlatan bağışıklığı güçlü bir çocuk oldu o da.

    doktorların ilaç firmalarından aldıkları "teşvik"leri bilecek kadar çok doktor arkadaşım olmasa inanacağım her şeyin hastaların suçu olduğuna.

    bırakın antibiyotiği, çocuğun çoğunlukla calpol dolven ikilisine bile ihtiyacı olmuyor. dört saatte bir ateşi çıkınca bol sıvı ver, ıslak bez koy, çok yükselirse ılık duşa sok, onbeş-yirmi dakikaya düşüyor zaten. ama bunları hangi doktor anlatıyor yeni çocuk sahibi olmuş bir aileye? hiçbiri. antibiyotik bilincine sahip doktorlar bile bu şekilde bilgilendirmiyor bu ülkede hastaları.