şükela:  tümü | bugün
  • 1.44 mb'lık kapasitesi olan ve 3.5" boyutundaki disket ile güneş tutulmasını izlemiş nesildir.
  • kasabadayım o zamanlar, tutulma sırasında bahçedeki tavuklar akşam oldu sanıp kümese doluşmuşlardı hiç unutmam, ortalık aydınlandığında gariplerim neye uğradığını şaşırdı tabi, horoz zaten mavi ekran.
  • depremle bağlantısını yıllarca konuşmuş efsane nesildir.

    aksini idda eden 2000'li kısa samsundur.
  • tam tutulma olduğu anda havanın ağustos ayı olmasına rağmen inanılmaz serinlediğini hisseden, sokak lambalarının yanmaya başladığını ve bir iki yıldızı görmeyi başarmış nesildir.
  • evde bulunan röntgen filmini aileye bölüştürerek tutulmayı izlemiştir.
  • tubitakın tubitak oldugu zamanlar bilim cocuk dergisinin verdigi gunes tutulması gozlugu ile dahil olduğum nesildir.
  • gaziantep'te 3,5" disket içi ile izlemiştim.
  • koca bir nesil katarakt oldu
  • nalbur'dan üzerinde "kripto" yazan kaynakçı camı almış nesildir.

    edit: kafayı efsn. kısaltmasına takmış ergenlere müjde, moderasyon duruma el attı. artık ağlamayın.

    edit2:bi adet sikkafa da "efsane" kelimesinin efsn. şekilde kısaltılmasını beğenmemiş, bu kelimeyi daha anlamlı nasıl kısaltacaksın be mal herif.
  • bir turhallı olarak en kralını izlemişlerden biri de benim bu neslin. göbeğinden, tam ortasından izlemiştim hem de. onun için bunu anlatmak da bana düşer gençler, az şöyle kenara geçin bakalım..

    turhal'ın tarihinde bir tane bile turist gelmemiştir ama bu tutulma için inanır mısınız her yer turist doluydu. caddeler, sokaklar gazeteci ve turist kaynıyordu. belediye şehir stadını bu gazetecilere tesis etmişti. bütün gazeteciler, turistler stada doluşmuş bu anı görüntülemeye çalışıyordu. neslimizin, yani son 30 yılın en net ve uzun süren tutulmasından biriydi. izlemek için gelen araştırmacılar deliler gibi gözlem yapmak için kasarken, bizim halkımız tencere tava çalıyordu. amk sanki ilkel afrika kabilesiyiz, ne diye tencere tava çalıyorsun manyak. belediye, gözlemi olumsuz etkilediği için hopörlörlerden sessiz olunması, tencere tava çalınmaması için duyuru yapmıştı defalarca.

    gelen gazeteciler yerel halkla ropörtaj yakmak istemişti bi' de. ama kimse türkçe'den başka dil bilmediği için onlar da eli boş dönmüştü. belediye, cumhuriyet lisesi'nden bir kaç tane öğretmen tahsis edilmesini iştemişti. ama nerdee, hepsinin ingilizcesi kapalı çarşıda eşarp satan 12 yaşındaki veletlerden bir kötüydü. belediye haliyle vazgeçmek zorunda kaldı. ama işin traji komik yani, yine o öğretmenler yetiştirdi öğrencileri.

    neyse devam ediyim..

    dedem, geçen ay tokat devlet hastanesi'nden aldığı akçiğer filmini heba etmişti bize gözlük yapmak için. rahmetli, becerikli adamdı. o dönemki insanları hatırlıyorum da, hepsinin elinde garip garip şeyler vardı tutulmayı izlemek için. kaynak gözlüğü mü dersin, iğne oyası kasnağına gerilmiş parizyen kadın çorabı mı.. neler neler. tabi en garibi de iğne oyası kasnağına gerilmiş parizyen kadın çorabı. amk artık hangisi saldıysa bunu kıç kadar ilçeye, millet gelinlik döneminden kalan kasnakları çıkartmıştı sandıklardan. karşı komşumuz şengül yange, anneme sormuştu sende var mı diye. annem "gız şengül valla yok ondan bende. ben bütün çeyizi tığ oyasıyla yapmıştım" dedi. tabi bu annem için kesinlike bir övünç kaynağıydı. çünkü tığ oyasıyla yapılmış çeyiz, kasnakla yapılmış iğne oyasına on basardı. annemin en çok da övündüğü şey tığ oyasıyla yapılmış şimen tablasıydı. özel misafir geldiğinde hep onu çıkartırdı salona.

    e haliyle bu kadar insan gelince kıç kadar ilçeye, bir de bunlar için sosyal imkan filan sağlamak gerekiyor. kalacak, yemek yiyecek yer filan. şehirdeki tek otelde toplam 4 oda vardı. o da kurulduğu günden beri bir kere bile tam doluluk oranına erişememişti o güne kadar. ee gelen turist sayısı da eşek yükü kadar olunca sıkıntı baş gösterdi. gelenler yakın ilçelerdeki otellere yerleşmek zorunda kaldı. yemek yemek için de şehirde adam gibi 2 lokanta vardı. onlardaki masa sayısı da toplasan 20yi geçmezdi. çıkarttıkları yemekler de eh işte. belediye çözümü stadyumdaki gazetecilere ekmek arası bi' şeyler dapıtmakta buldu. ekmek dediysem o sizin bildiğiniz sandviç ekmeği değil, bildiğin somun ekmek. allah sizi inandırsın 3 kişi doyar onunla. arasına da peynir ve salam. tabi bu ekmeğin içinde görebilmek için akut'u filan aramak gerekiyordu. kısaca bizim belediye adamlara yavan ekmeği yedirdi, cam bardakta ikram edilen ayranla.

    tutulma sırasını hatırlıyorum da gerçekten harika bir görüntüydü. deliler gibi sıcak ve güneşliydi. birden kapkaranlık oldu ve serinledi hava. bizim dükkanın önünde dedem tabure atmıştı, elinde nizami ölçülerde kesilmiş akciğer filmleri. yanında da kuran-ı kerim getirmişti rahmetli. 6 ~7 dakika süren tutulma sırasında kafasını bi an bile kaldırmadı kuran'dan. çünkü bu olay onun için allah'a sığınmak için bir araçtı. onun büyüklüğü karşısında ona aynı şekilde cevap vermek gerekliydi.

    şeyi hatırlıyorum bi' de. bütün millet gözlere zarar veriyor diye çoluğunu çocuğunu izlemesin diye engelledi. anlayacağınız o gün orada olan bir çok çocuk annesi babası yüzünden hayatında bir kere görebileceği şeyi izleyemedi. ben en çok onlara üzülüyorum..

    işin en acı tarafı da babamla abime oldu. abim askere lise sınavlarına gireceğim diye tutturmuştu. babam da ulan çocuk madem istedi deyip tutup kolundan ankara'ya götürdü bunu. sınav da tam o gün.. haliyle kaçırdılar tutulamayı. bir gün sonra geldiler ankara'dan. ikisi de izleyemedi.. abim çok farkında değildi ama babam acayip üzülmüştü izleyemediği için. zaten gelmiş 45 yaşına, ondan sonra nerde görecek böyle bir olayı.

    o gün gerçekten de hem benim, hem de tüm turhallılar için unutulmaz bir gündü. çünkü hem hayatımızda bir kere görebileceğimiz bir doğa olayının tam ortasındaydık, hem de hiç bu kadar turisti ve basın ordusunu bir arada görmemiştik. sonuçta küçücük bir ilçeydik ve milyonlarca km'lik dünyada şans yüzümüze bir kere gülmüştü. güzeldi kısaca, hatırlanası anılardan biriydi..

    abim mi?

    abim renk körüymüş meğersem, elenmiş sınavdan. babam geldiğinde inanılmaz sinirliydi abime. hatta otobüste bir kere bile konuşmamış, cam kenarını bile abime vermemiş; belki tutulmayı az biraz görürüm yolda diye..
hesabın var mı? giriş yap