şükela:  tümü | bugün
  • radyoda bir gökdelene uçağın girdiği haberini duyup en yakın televizyonlu mekanda ne olduğunu sormak, ikinci gökdelene de uçak çarptığını öğrenmek, sonra pentagon, beyaz saray derken olan bitene iyice şaşırmak...
    taliban mı yaptı filistin mi yaptı diye fikir yürütmek, bir yandan "piiy! koskoca amerika'ya bak ne hale geldi derken" bir yandan da işine gücüne devam etmek...
  • dönem başı olduğu için hadi şu eski konulara bakayım da bu sene üniversiteyi rahat kazanalım diye ders çalışmak. bir yerden sonra ya yeter sıkıldım bakayım televizyonda ne var diye zaplarken ntv'de ikiz kulelerden birine uçağın çarptığı haberini görmek. tabi normal olarak kim bu salak (küçük uçak sanıyoruz o anda, nerden bilelim yolcu uçağı olduğunu) nasıl oldu da koca kuleye çarpmış diye izlerken diğer bir uçağın çarpması ile oha çekerek saatlerce gelişmeleri izlemek.
  • işyerindeki tv yayın sunucusu deneyini haberlere yönlendirerek olayı dakika dakika izlemek.
  • 11 eylül 2001 galatasaray lazio maçına gitmek ve santra öncesinde saygı duruşunda bulunmak.
  • osama blew us away sarkısını yazmak.
  • 4 eylül günü tren tur kartı ile türkiye turuna çıkmıştım. sevgilim beni terk etmiş, izmir cehennem gibi sıcak ve okulun açılmasına daha var ve tren kars'a kadar gidiyor. eskişehir, ankara, çankırı, ankara'dan sonra niyetim kayseri'ye gitmekti.

    11 eylül sabahı. ankara'dan trene binmek isterken otostop çekeyim dedim, gülşehir'e giden iki kuzene denk geldim. yola çıkmış gidiyorduk. kırıkkale, keskin, kırşehir derken hacıbektaş'a gelmiştik. rica ettim hele bir soluklanalım, dede'ye ihtiram edelim dedim, olur dediler.

    ve telefon: "duydun mu ikiz kulelere uçak girdi, dünya yıkılacak". arabanın radyosu bozuk. derdimi unutup volkmenin radyosunu açtım. bu arada yola çıkmıştık. düz ovada, fm çekmeyince sanırım orta dalgadan arap radyolarından biri denk gelmişti. "markaz-ul ticaret" gibi bir laf duyuyordum.

    neler olacağını konuşmaya başladık, ikinci dakikada yol arkadaşlarımın ülkücü olduğunu öğrendim. gülşehir'e geldik, inecektim ki beni nevşehir'e kadar bırakmaya karar verdiler. ikinci otostopla da nevşehir'den kayseri'ye geçtim.

    gecenin vakti yerleştiğim buram buram taşra kokan bir pansiyonun lobisinde tavana tutturulmuş bir televizyonda galatasaray'ın maçı vardı ve 1-0 yenmiştik. sevincimi de, merakımı da yarına ertelemiştim.

    (bkz: 11 eylül 2001 galatasaray lazio maçı)

    12 eylül. klasik küfürlerimle uyandım, kenan evren'in kulaklarını çınlattım. kayseri tren garı'na gelip bütün gazeteleri açtım ve okumaya başladım. ertuğrul özkök "gelin itiraf edelim" diyordu.
  • 7. seneyi devriyesinde içimden bir uçak kalkmış, gövdeme çarpıp bir yıkıma ve yangına sebebiyet vermiştir.
    "uçak ne oldu?" diye sorarsanız, "hala süzülüyor mavi göklerde" derim yıkıntı, döküntü, cüruf arasından.

    edit: bakakaldım.
  • ders çalışıyorken birden sıkılınır ve televizyon izlenmeye başlanır, sonra anlam verilemez nedir ki denir ama aslında etkisi uzun yıllar hissedilecek bir durumun göstergesidir. gökdelen hastası olma durumundan izlenir biraz, üzülünür, sonra ders çalışılmaya devam edilir. üzerinden 7 yıl geçmiştir ve yıkılan kulelerin olduğu yere gidilmiştir ve o an hafızadan bilince gelir, vay be denir, sonra yola bir büyü içinde devam edilir.
  • amerikan büyükelciligi önüne gidip yapilacak aciklamayi beklemek.
  • sabahin erken saatlerinde yasanan sokla hayatin adeta durdugu, derslerin iptal edildigi o gun, insanlari evlerinde ya da dukkanlarin onune cikarilmis televizyonlarin karsisinda saskin, acili, caresiz, olanlari anlamaya calisan bakislarla kilitlenmis olarak gorup farkli bir sey yapilamazdi. kendi ulkeniz olmasa da, yasadiginiz ulkenin semalarinda, icinde pek tabii sizin de olabileceginiz ucaklarin terorun rotasına ve kontrolune gecmis, olume ucarken, her gun yaptiginiz ugraslariniza devam edemezdiniz. kimden, nereden, kime gelirse gelsin terore lanet olsun.