şükela:  tümü | bugün
  • 11 ocak 2016 dolar kuru'na göre 25% artmıştır.
  • bu işten kurtuluş çok zor. yapısal önlemler alınmadı, üretim ekonomisi pas geçildi filan.
    bu saatten sonra faiz arttırımı yapmak kısa vadede ( çok kısa bir süre kastım) biraz toparlasa bile, orta vade de sorunlar devam eder. kısa vade de siyasal çözümler de gelmeyeceği açık artık.

    o zaman uygulayacak tek strateji var. kontrollü bir şekilde enflasyonist politikaları kabul etmeliyiz. gerekirse, merkez bankası piyasaya müdahaleyi bırakıp, elindeki döviz rezervlerini sabit kur'a geçmek için kullanmalı, develüasyon gerçeği ile tekrar tanışmalıyız.

    bu şekilde devam edersek zaten batacağız ve tarihimizin en kötü batışı gerçekleşecek, öbür türlü bir çıkış yolu bulma ihtimalimiz hep mevcut olacak.

    son söz : enflasyon her zaman kötü bir şey değildir.

    açıklama : ege cansen değilim, ama hep böyle bitirmek istemişimdir.

    edit : imla
  • bazılarınız evrene ve kaderinize hakim olduğuna inandığınız bir varlığa yakınlaşarak ihtiyacınız olanları elde edeceğinize inanmak istiyorsunuz. bütün bunları hayal etmek size bir rahatlama veriyor. mümkün olmasını ben de gerçekten isterdim. ama büyük resme baktığımda sadece bir tek şey görüyorum. bütün bu beklentilerimizin arkasında aslında tek bir gerçek yatıyor. en büyük sorunumuzun “enerji” olduğu. evet ne yazık ki böyle. insanoğlu olarak bazımız şu gerçeği bilgiyle ayırd ederek, bazımız da sezgisel olarak hissederek biliyoruz: "evren mükemmel ve adaletli bir yer değil" çünkü herşeyden önce içindekilere dağıtacak “sınırsız bir enerji”si yok. dahası sınırlı olan enerjisi de hızla tükeniyor. dolayısı ile hepimizin ihtiyaç duyduğu “enerji”, yazık ki ne sınırsız ne de eşit biçimde sunuluyor.

    dolayısı ile biz evrenin bu köşesine sıkışmış biçimde evrenden soğurduğumuz enerjinin kaynağı olan güneşimizin yaşamı olan kısacık zaman diliminin milyonda birini bile göremeden, bize reva görülen bir tık enerji kadarını tüketip, göçüp gidiyoruz.
    evrenden bağımsız olduğumuz sanrısı içinde "kurduğumuzu zannettiğimiz" düzende enerjinin karşılığı “para”.
    adına da "moneter düzen" diyoruz! örneğin "aldığımız maaş", sarfettiğimiz iş gücünü ifade ediyor ve iş gücü de enerjinin bir türevinden başkası değil. ay sonu gelen faturalarda da en büyük yekünü enerji harcamalarının tutması da tesadüf değil. elektrik, akaryakıt, doğalgaz vs. bunların aslında bunca emek vererek elde edilebilmesi hepimizi çok sıkıyor. ve mutfak... ona yaptığımız her harcama da aslen vücudumuzun enerji ihtiyacını bir şekilde karşılamak için. oysa o vücut bile aslında enerjiyi verimli kullanabildiği sürece varlığını sürdüren bir makineden ibaret. sonunda yıpranıyor ya da bozuluyor ve kaçınılmaz olarak devre dışı kalıyor.
    bütün bunlar da yaşadığımız evrende yanlış giden bir şeyler olduğunu fısıldıyor kulağımıza. dolayısıyla bunu da içimize bir türlü sindiremiyoruz:
    sonsuz yaşamayı, zaman ve mekanla sınırlı olmadan özgürce seyahat etmeyi ve maddenin üzerimizdeki hakimiyetinden kurtulup tersine maddeye hükmetmeyi arzuluyoruz. ancak ne yazık ki elimizdeki imkanlar buna yetmiyor. bilim ve teknoloji ise çok ağır aksak işliyor ve bu yüzden oyunu kuralları ile oynamak istesek de buna zamanımız yetmiyor. dolayısıyla mucizelere inanmak istiyoruz.
    ama sadece mucize bekleyerek yaşamak moneter sistemle ne yazık ki bağdaşmıyor. sonucu ise ne yazık ki yine para cinsinden ifade ediliyor!
  • yahu şunu deneyecek, bu rakama dokunacak diyenler yok mu.
    bu politika riski devam ettiği sürece sonu gelmeyecek kurdur. her gün siyasi kanattan yeni bir şok yiyen, ama merkez bankasından gelmeyen düzenlemeler sonucunda artacak kurdur.
    merkez bankası tarafından 4 sene önce 1.87 olması beklenen, bu akşam ne olacağı hiç beklenmeyen, hele nisan ayı sonunda ne olacağı hiç tahmin edilemeyen kurdur.
  • şu an yatırım yapmak, en basitinden sanayi bölgesinde ufak bir deri işleme fabrikası açmak isteyen bir arkadaşım son üç dört aydır beklemede daha evvel amerikada yeraltı madenciliği üzerine yatırımları olmuş hatta yani dünyanın diğer bir ucunda en komplike yatırımlara girmiş şimdi memlekete dönmüş fakat en ufak bir taşı kaldırıp hareket ettiremiyor, böyle bir ortamda nasıl yatırım yapılır diyip yakın zamanda sermayesini alıp tekrar amerika yollarına düşecek.
    diyeceğim odur ki en basit yatırımcı bile böyle bir ortama kuruş parasını koymak istemiyor, rte ne yapmaya çalışıyor anlayamıyorum halkını aç bırakmak istiyorsa bu şekilde devam ederse başarılı olur.
  • türkiye'de şu an ekonomik krizden ziyade politik bir kriz var. halkın parayı ve bilgiyi elinde tutan büyük bir kısmı yaratılan dehşet imparatorluğunda ölümüne umutsuz ve yönetimdekilere zerre güveni yok. zaruri şeyler haricinde ne yatırım yapıyor ne tüketim yapıyor. her an bir uydurma sebeple mal varlığına el konacağının endişesinde olan nice insan parasını yurtdışına çıkardı bile. bugün 3.80'den dolar almayan yarın pişman olur mu? bunun cevabı kabak gibi ortada. ekonomi denilen şeyin yakıtı geleceğe dair duyulan umuttur, güvendir. güvenin olmadığı bir piyasada ne yatırımcı durur, ne tüketici tüketir. biz o sarmala gireli çok oldu. domino effect'i köküne kadar hissedeceğiz, daha yeni başladık. artık hiçbir para poltikası battığımız pislikten bizi çıkaramaz.
  • artık yine de şahlanıyorkesmeyeceği için dombra eşliğinde yükselmesini bekliyorum.

    dombra
  • şuan 3,7995 oldu efe!
  • yetmez ama 3,7998
  • an itibarıyla 3, 8002 olan kur.

    not:metatrader'den bakıyorum.