şükela:  tümü | bugün
  • ssg'nin tv'de seyrettikten sonra a$ka gelip "neden herkesin karde$lik icinde yazacagi bir internet sitesi acmayayim" dedigi, 3 gun sonra da bu plani nihaile$tirerek ek$i sozlugu yazmasina sebebiyet vermi$ gece. yanindaydim ordan biliyorum.
    *
  • ahmet kayaya verilen yılın en iyi sanatçısı ödülünü alirkenki konusmasinda "şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayımlayacağım albümde bir kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekeceğim. aramızda bu klibi yayımlayacak yürekli televizyoncular olduğunu biliyorum, yayımlamazlarsa türkiye halkıyla nasıl hesaplaşacaklarını bilmiyorum" demesi üzerine gerilen ortam ve neredeyse bir linc girisimine dönüsmüs arbedenin gectigi gecedir. adama catal-bicak atilmaya baslanmis, ardindan ortami iyice geren, türk magazin basininin saygin ve degerli(!) ismi senay düdekin "sünnetsiz pezevenk" lafi ile serdar ortacin sahneye cikip “bu devirde kimse sultan değil padişah değil. atatürk yolunda türkiye! bu vatan bizim, ellerin değil!” seklindeki sözleri, üstüne ercan saatci ve reha muhtarin gaz vermesiyle "memleketim" sarkisi ve 10.yil marsinin söylenmesiyle durum iyice zivanadan cikmistir. ahmet kaya canini güc bela kurtarmistir. sonrasinda da hürriyet gazetesinin de verdigi gazla baslayan bir dizi dava ve korkutma eylemleriyle de zaten cok gecmeden yurtdisina kacirtilmistir.

    bana göre oldukca ilginc bir baska sosyolojik vaka. devlet ve medya tarafindan manipüle edilen insanlarin* bilincaltlarina yerlestirilen ortak bilincin, bu bilince karsi en ufak bir karsi durusta hic düsünülmeden savunulmaya gecirilmesinin bir baska örnegi sadece. simdi kürtce devlet televizyonuyla yasadigimiz bu vakitlerde bu olaya "vah vah tüh tüh" demek kolay olabilir. belki bu olayda simdi serdar ortaci suclamak oldukca kolay ve ic rahatlatan bir cözüm olacaktir ama serdar ortac ve surekasinin ucuz milliyetciligini empoze eden de yine devlet ve devletin yillardan beri sürekli olarak milli egitim ve medya vasitasiyla beynimize kaktirdigi paranoyalardir. sürekli olarak korkutularak böyle toplumsal refleksler vermeye sartlandiriliyoruz. hepimiz birer pavlov'un köpegiyken bu olayda kalkip da sadece serdar ortac'i suclamanin hic de masum olmadigini düsünüyorum.

    ayrica her seyin ortamin politik durumuna göre göreceli oldugunu belirtmeye kastigim su entryde, acaba akp hükümetiyle iyice arap sacina dönmüs toplumsal ve politik yapimizda, benzer bir olay bugün gerceklesse, ayni popülist serdar ortac efendi kalkip yine atatürk vurgusuyla bir gaza getirici konusma yapar miydi diye bir soruyu yöneltmek isterim.
  • 2009 türkiyesinde ibrahim tatlıses canlı yayınlarda şemmame'yi seslendirirken ve serdar ortaç kürtçe şarkılarla oynarken hatırlanan gecedir.
  • http://webarsiv.hurriyet.com.tr/…99/02/12/95960.asp adresinden, olaya zamanın hürriyet gazetesi 'yorumu' ile birlikte okunarak, hafızalar tazelenebilir.bu arada bir gazetenin haberi aktarırken nasıl değişik sıfat tamlamaları kullanarak insanları istediği yöne yönlendirebilme ayrıcalığına sahip olduğunu da net bir biçimde gözlemleyebiliriz.
  • http://www.timsah.com/…-gece-neler-oldu/edtmtyrbdha

    bir kadın 07:57'de “kürt diye bir şey yok” diyor.
    takip eden saniyelerde “bölücülük yapıyorsun”, “cehenneme git” gibi laflar duyuluyor.
  • ümit kıvanç'in deyimiyle şuursuzlukla şerefsizligin bir araya geldigi gece.
  • türkiye'nin utançlarından müstesna bir gece.
    ahmet kaya'nın linç girişimine uğradığı, akabinde türkiye'yi terketmek zorunda kaldığı sürecin fitilini ateşleyen o gecede türkiye o kadar kalabalık bir elititi bir daha bir arada görmeyecekti!

    magazin gazetecileri derneği ödül gecesiydi.
    ahmet kaya yılın en iyi protest müzik sanatçısı seçilmiş ve ödülünü almak üzere sahneye çıkmıştı.
    ödülünü aldı ve 13.5 yılla yargılanmasına sebep olacak şu sözleri söyledi;

    "bildiğiniz gibi yeni bir kaset çıkarıyorum, kürt kökenli olduğum için kürtçe bir parça da okudum. buna bir de klip çekeceğim, ve türkiye'de bu klibi yayınlayacak cesur insanların olduğunu da biliyorum. yayınlamazlarsa türkiye halkıyla nasıl hesaplaşacaklarını da biliyorum"

    bu söz üzerine salonda bulunan insan görünümlü bir kitle ahmet kaya'ya taarruza geçmiş, üzerine çatal bıçak fırlatmaya başlamışlardı.
    türkiye'de sanatçı geçinmenin onursuz yüzüydü sergilenen.
    ahmet kaya masasında, (sırtı duvarda) yanında eşi gülten kaya, müzisyen dostu olduğu hâlde üzerlerine küfür-hakaret eşliğinde çatal-bıçak yağmaya devam ediyordu.
    onların soluna mehmet aslantuğ sağına da savaş ay geçmişti. ellerinde tuttukları çatalla olası bir saldırıya karşı gönüllü koruma olmuşlardı.
    önlerinde ise gecede görev yapan garsonlar bedenlerini ahmet kaya için siper etmişlerdi.
    garsonların koruduğu adamdı o.

    bunlar olurken sahneye atlayan fırsatçı bir zevat çook meşhur şarkısının sözlerini değiştirerek "bu ülke bizim, ellerin değil" diye okuyor, ve o sırada ahmet kaya'nın masasını işaret ediyordu. salyalı kalabalık ise kudurdukça kuduruyordu.
    ardından aynı kalabalık, aynı fırsatçı zevat eşliğinde salyalarını saça saça 10. yıl marşı'nı okumaya başlıyor, ve linç gecesinin eksik olan meşruiyeti de böylece tamamlanmış oluyordu.
    "şerefsiz"
    "bölücü"
    "vatan haini"
    "sünnetsiz pezevenk"

    kadir inanir: o gece uslu kadir'di. hatta kedicik kadir.
    ibrahim tatlıses: o gece aslını inkar eden haramzâdeydi.
    mahsun kırmızıgül: 10. yıl marşı'na eşlik ederken pek ezik ve toydu. sonraları kendini vaftiz etmek için kardeşlik türküleri yazdı, filmler çekti. hâlâ ezik, hâlâ toy.
    serdar ortaç: gecenin çakkalı. parsayı anında topladı. daha sonra o gece hakkında ağzından tek kelime çıkmadı. (vatankurtaranaslan'ı oynadığı gece, aynı zamanda asker kaçağıydı)
    ayna grubu: gecenin serdar ortaç artçıları, ki bu tavır akbabalara denk düşüyor.
    şenay düdek: gecenin en çirkinlerindendi, tabii ki ruhen. çatal-bıçağı ilk fırlatanlardan.
    ebru gündeş: o gece şenay ablasından daha çirkindi. hâlâ çirkin.
    erdal acar: kem-küm edecek oldu, ahmet kaya kulağına hayatının ayarını fısıldadı; "bu işler zamparalığa benzemez koçum". (o da serdar ortaç kankası gibi asker kaçağıydı).

    mehmet aslantuğ: ideolojisini bilmem, zerre mühim değil zaten. o gece "insan ne ile yaşar" sorusunun cevabını "onur" olarak verenlerdendi.
    savaş ay: bazen sevimsiz olabilen ekran yüzünün ardında kendisine uygun görülen "savaş abi" sözünün kendisine ne kadar yakıştığını kanıtlamıştır.
    garsonlar: ahmet abi'lerinin yanında, onu korumak için etrafındaydılar.

    hürriyet gazetesi: o geceden sonra ahmet kaya için yaptığı haberlerle kukla medya rolünü sonsuz sadakatle ifa etmiş, kendilerine binlerce yıl yetecek onursuzluğu o günlerde stoklamışlardı.
    "ayıp ettin gözüm"
    "vay şerefsiz"
    tarih ayıbedenleri de, şerefsizleri de gösterdi bize.

    hasılı; ahmet kaya gitti. gitmek zorunda kaldı.
    türkiye'de söylediği son şarkı, o gece sahnede söylediği "giderim"di.

    "sinsice olmaz gidişim, kapıyı çarpar giderim"

    öyle de yaptı.