şükela:  tümü | bugün
  • türk kadınlarının neden sokaktaki herkese potansiyel tacizci ve tecavüzcü olarak bakması, hep önlem alarak dolaşması gerektiğini bir kez daha, çok net bir biçimde kanıtlayan olay. münferit değil, bazılarının iddiası gibi "dönyonun hör yöröndö oloyor" da değil, bu olay en çok senin ülkende oluyor hemcinsim, çok sık aralıklarla oluyor hem de, merak ediyorsundur diye söylüyorum yapanlar cezasını filan da bulmuyor. bulamaz, çünkü burası tüm ortadoğu gibi (ne oldu? sen nişantaşı'nın, kadıköy'ün, izmir'in varlığına güvenerek burayı bir avrupa ülkesi mi sanıyordun yoksa? burası tam teşekküllü, rezil ve kepaze bir ortadoğu ülkesidir) erkekler için bir suç cenneti, kadınlar içinse ölmeden cehennem.

    özgecan'ın katillerine ne yapılmasını istediğimi yazının sonuna saklıyorum, "ay ben çok hümanistim yaaa, cezalar suçluyu topluma kazandırmak için var olmalı tamam mı? üfff çok vahşisiniz :((" diyen varsa şimdiden siktirsin gitsin, kimse klavyesinin üstüne kussun, katile empatik hassas duyguları incinsin istemem.

    burası bir tecavüz, taciz ve cinayet ülkesidir.

    okumaya gittiğin ilde, bir toplu taşıma aracının evrim süreci cro-magnon'dan öteye gidememiş şoförü tarafından 3 dakikalık tatmin aracı olarak kullanılıp, sonra dövülerek, yakılarak, parçalanarak adeta bir çöp gibi yok edilebilirsin.

    "açık giyinmeseler tecavüze uğramazlardı" diyen, 10 kuşaktır akraba evliliği yapıp hamurla beslendiği için beyni tecavüz suçunu "açık, cehennemlik, orospu" kadına yükleyebilecek kadar küçük olan yaratığın tahayyülünün aksine, giyiminden kuşamından bağımsız olarak plan yapıp evine internet bağlamaya diye giren bir cani tarafından tecavüz edildikten sonra öldürülebilirsin, tıpkı fatma nur çelik gibi.

    ablana yasal yollardan tecavüz etmesi önlendiği için çıldıran bir döl israfının küçücük hedefi olarak canlı canlı yakılabilir, yakılmadan önce cinsel tacize uğrayabilirsin, gizem akdeniz gibi. 6 yaşında olman hiçbir şeyi değiştirmez eğer bir vajinan varsa.

    üzerinde bir gelinlikle barış elçisi olarak o ahlaksız, o kafir batıda nereleri aşıp geldiğin cennet vatan, ölürüm türkiyem'de, hümanistlerin eminim bir mağduriyetini bulup çıkaracakları bir kamyon şoförü tarafından tecavüz edilip öldürülebilirsin, hatta birkaç gün sonra adam senden gasp ettiği kamerayla akrabasının düğününe gidip çoluk çocuğuyla mutlu aile babası pozları verebilir. çünkü sen sadece bir şişme bebeksin, değerin o kadar, mezarından duyarsın zaten "yani kadın başına gelinlikle ne işi varmış, başına gelecek belliymiş, kendi kaşınmış" anırmalarını.

    henüz 11 yaşında, ormanlık bir alanda tecavüze uğrayıp başına sert bir cisimle vurulmuş olarak bulunabilirsin, fakat evinde yapılan incelemede salon duvarına kılıf içinde kuran-ı kerim asmış olduğu için suçlu olması çok şaşırtıcı bulunan katilin senin hakkında "bana gülümseyince o da istiyor zannettim" diyebilir, çünkü burası 11 yaşındaki çocuğun gülümsemesinden tahrik olan, zaten hayatı boyunca da iğrenç bir "göğüsleri yeni çıkmış kız" vaadiyle uyutulan orospu çocuklarının harman olduğu yerdir.

    yazın çocuklara gönüllü öğretmenlik yapmak için tüm iyi niyetinle gittiğin, normalde eşek bağlasan durmayacak bir mezbelelikte bizzat o çocukların babaları, abileri tarafından taciz edilebilir, tecavüzden zor kurtulup kaçmak için gece gece yollara düşmek zorunda kalabilirsin, çünkü bu sürüngenler iyilikten, insanlıktan, toplumsal duyarlılıktan anlamazlar, çünkü onlar dünyadaki en aşağılık yaratıktan daha aşağılıktırlar.

    75 yaşında, öz torunun tarafından tecavüz edilip öldürüldükten sonra ormana atılabilirsin, o torunu doğurmayıp sıçıp bugünlere getiren leş kızın da "oğlum kader kurbanı ühühüh" diye zırlayabilir çünkü biricik oğluşu onun rahat yaşam garantisidir. siz şimdi duyun özgecan'ın katillerini hasbelkader yumurtlamış olan o sözde anaların feryatlarını, oğulları dışarı salınsın diye nasıl götlerini yırtacaklarını.

    yani sen 3 tarafı denizlerle çevrili, tüm dünyanın üzerinde oyunlar oynadığı, kimsenin çekemediği bu tükürdüğümün ülkesinde, hele de evrilip daha da bok çukuru bir hale gelmiş yeni türkiye'de kadınsan, şaşırtıcı olan tecavüze uğraman, yakılman, parçalanman değildir, asıl her gün ruh ve beden bütünlüğün bozulmadan nasıl okula, işe, gezmeye gidip gelebildiğindir, cinsel ilişkiyi reddettiğin için kocan tarafından tecavüze uğramamandır.* *

    sabah bir reality show'da yine "efendim ceza suçludan intikam almak için değil suçluyu topluma kazandırmak için olmalıdır blablabla" diye ötüyordu birileri. topluma kazandırmak? ulan hümanizmine sıçtığım, bir kıza toplu halde tecavüz edip sonra "başımıza bela olmasın da hayatımıza güle oynaya devam edebilelim" diye yakmaya kalkan, yetmedi suya atan canavarların nasıl bir geri kazanımı olabilir? beynini komple mi alacaksın, çip mi yerleştireceksin, elektroşokla o güne kadar biriktirdiği boka benzer varoluşu, kurtlanmış zihniyetini silip yerine yenisini mi koyacaksın? adam yattığı yerden hapishanelerden gelen mektupların bir varoş tarafından ağlak ağlak okunduğu programlara bakacak, o programda "yaşatır mıyım?" gibi isimleri olan leş, yoz şarkılar çalınacak, adam daha da bir motive, yaptığından daha da bir memnun olacak.

    cezanın amacı suçluyu topluma kazandırmakmışmış, çıldırtmayın lan beni, gören de 16 yaşında hırsızlık yapan ergen çocuktan bahsediyorlar sanacak. sen kokmuş balığı, küflenmiş yemeği eski haline çevir, işte o zaman gel benim suratıma tükür "aha işte bak geri kazandım" diye, çünkü o ihtimal aynen bu kadar. haa ama topluma kazandırma ayağına yıllarca beleşten yedirip içirip yatırdığın tecavüzcü katil dışarı çıktığının daha ilk haftasında benzer bir suça yeltenirse ben de gelip senin suratına tükürürüm, ve bu ihtimal o kadar yüksek ki tükürüğümle boğarım seni.

    özgecan ne yapsak geri gelmez, ne yapsam onun yaşadığı o acı dolu saatleri, fiziksel ve ruhsal işkenceyi, korkusunu geri alamam, kim bilir ne kadar çırpındı, ne kadar yalvardı, canı nasıl acıdı, ölürken aklından neler geçti, ne çok ağladı. düşünün bir, hala topluma kazandıralım diye ötecek olan varsa çocuğunun başına gelmesini filan değil, bizzat kendi başına geldiğini tahayyül etsin bu caniliğin. kadın - erkek fark etmez, o minibüsün içinde saatlerce çırpındığınızı, korktuğunuzu, kıvrandığınızı, yalvardığınızı, çığlıklar attığınızı, anne babanızın nasıl kahrolacağını düşündüğünüzü düşünün, buraya yazmak istemediklerimi düşünün.

    düşünün ve bilin ki bunun cezası kısasa kısastan da öte olmalı, kimse basit bir idamla gitmemeli, ölmek için yalvaracak raddeye getirilene kadar işkence görmeli, kendi genetiğine sahip çoluk çocuğunun o suç yüzünden nasıl kıvrandığını görmeli, beyni burnundan akıtıla akıtıla, yalvartıla yalvartıla, yavaş ve acılı bir ölümle bu dünyadan temizlenmelidir. temizlenmeli ki dışarı çıktığında bir özgecan'ın daha canını yakamasın, onun annesinin babasının canına ateş düşüremesin.

    gizem'i hiç unutmayacağım demiştim (bkz: #42365698) , özgecan'ı da asla unutamayacağım. hiç tanımadığım kızları aklıma kazıyan bu bozuk toprağa da onun leş insanına da lanet olsun.

    hani "ölürüm türkiyem" filan diyorsunuz ya, allahaşkına ülkenizi de alıp ölün. geberin. yok olun.

    edit: katillerin bazıları kaçıyormuş, nasıl oluyor da mersin'de o sürüngenleri yakalamak için sürek avı başlatılmıyor, nasıl herkes sokağa dökülmüyor?!

    katilleri şu aşağılık orospu çocuklarıymış:
    https://www.facebook.com/suphi.altindoken
    https://www.facebook.com/33el345
    herkes sıfatlarını iyice ezberlesin, yaysın.

    özgecan'la yakın yaşta kuzenlerim var, biri kıllarına zarar verse o birinin ebesinden küçüğüne kadar soyunu sopunu dünyadan kazırdım, bu kadar net konuşuyorum. artık özgecan'ın ailesine çok iş düşüyor.

    edit: madem "tahrik oldum" ayağına her boku yiyip sonra iyi hal indirimi filan alabiliyoruz, allah ya da neye inanıyor/inanmıyorsanız onun aşkına bana şunları yazanları bulun, o kadar tahrik oldum ki bağırsaklarını deşip ağızlarına sokuşturmadan rahat edemeyeceğim:

    https://twitter.com/…isii/status/566264442451947520

    ne yazsam hırsımı alamıyorum çünkü bu suça layık ceza bulamıyorum, ve bunu yapanları yetiştiren annelerden de en az bu katiller kadar tiksiniyorum, o yüzden başka bir entriden alıntı yapacağım:
    (bkz: #49152717)

    keşke!
  • doğunun batıya tecavüz edip öldürmesidir.

    cehaletin medeniyete tecavüz edip öldürmesidir.

    (bkz: anadolu çomarı)nın (bkz: kızını şehir dışına okumaya gönderen godoş laikçi) diye hakaret ettiği babaya ve kızına tecavüz edip öldürmesidir.

    cariyeci, haremci, oğlancı, ganimetçi (bkz: osmanlı) zihniyetinin (bkz: türkiye cumhuriyeti)ne tecavüz edip öldürmesidir.

    tüm dertleri (bkz: alo fetva hattı)nı arayıp cinsel organları ile yaptıkları eylemlerin (bkz: yaratan) tarafından hoş görülüp görülmediğini öğrenmek olanların (bkz: üniversite) ye bilim öğrenmeye gidenlere tecavüz edip öldürmesidir.

    kötülüğün iyiliğe tecavüz edip öldürmesidir.

    kabullensek de kabullenmesek de, yukarda "şeriat gelsin, allahtan iyi mi bileceğiz, kısasa kısas linç edelim" diyen ortadoğu cehaletinin, hala daha bunlara "demokrasi, insan hakları, hukuk" diyenlere tecavüz edip öldürmesidir.

    ve kimse gelip bunun doğu batı kültürüyle ne alakası var demesin. okumuş, kültürlü, modern tecavüzcü katil olmaz mı? olur. ama para kazanmak için çıktıkları dolmuş turunda gaza gelip gencecik kıza tecavüz edip yakan baba-oğul olmaz. bunlar evrilememiş, hurafelerle beyinlerini doldurmuş, yarısı cinsellikle ilgili kurallarla dolu bir kitabın ışığında (bkz: göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar)la dolu bir cennet hayali ile kafayı seksle bozmuş sapıklar.

    39 yaşındayım, kadınım. hayatımın yarısını avrupa'nın göbeğinde yurtdışında, diger yarısını türkiye'de geçirdim. ortadoğu insanı kadar sapık, cahil, kötü, pis, yaptığı her türlü vahşeti kendisine hak gören, kendi davranışlarını sorgulamaktan uzak, (bkz: kitabına uydurmak) mümkün olduğu takdirde annesi ile bile cinsel ilişkiye girebilecek hayvanlar sürüsü görmedim.
  • ben gönüllüyüm.

    bunu yapanları cehennemin dibine göndermeye gönüllüyüm.

    trollük yapmak değil amacım.

    41 yaşındayım, iyi bir hayatım ve mesleğim var.

    üniversite hocasıyım, doktorum, akademik ünvanım da var.

    biri kız, biri erkek iki küçük çocuk babasıyım.

    neyse cezamı söyleyebilirsiniz peşinen, çekmeye de razıyım.

    verin o adamları bana, ne yapacağımı biliyorum. ciddi söylüyorum.

    bugün bunu yaparım, yarın da eğer benim çocuklarıma yapılırsa ben cezaevindeyken, bu hayvanlara cezayı verecek adamlar çıkar böylece.

    bekliyorum.

    verin o adamları bana.

    tepkisiz kalmak istemiyorum.

    adalet ve hukuk bir oyun, bu olayda yapacakları birşey yok.

    boşanma, miras, mali suçlar ve kaçakçılık suçları hukukla çözülmeli.

    bu olayın mahkemesi olmaz, olamaz.

    debe editi: (bkz: #49205870)
  • maalesef güzel ülkemde adam sayısı git gide azalırken, şerefsiz sayısı git gide çoğalıyor.

    gencecik bir kız, vahşice öldürüldü. ne söylense yetersiz kalır. allah mekanını cennet eylesin.

    edit: tanım falan yok. tanımsız.
  • yil 2003, kis aylarindan biri. marmara gsf acibadem kampusunden her zamanki gibi minibuse bindim uskudara gidiyorum. saat de biraz gec, edute kalmistim; 8 filan olmali. hava buz; pek de kimsecikler yok minibusun icinde.

    her zaman ki gibi bindim, sofurun arkasina oturdum...
    minibuste ki 3,4 kisi sirasiyla indi benim de sofurun bakislari hic hosuma gitmedi. benim annem cok paranoyaktir, hep etrafin bak, aman dikkat et, kacirirlar filan der; beni hep boyle korkuturdu.

    resmen adamdan killandim ama dedim ki icimden ya sacmalama nereye kaciricak, uskudara gidiyorsun surda....

    sonra ne mi oldu, adam birine telefon acti, ne kosuyor anlamadim ama hala ara ara beni kesiyor, sonra bir yerde durdu; yanina onun gibi meymenetsiz biri bindi; belli ki arkadasi....

    peki ya sonra? durakta bekleyen insanlar el kol isarreti yapmalarina ragmen duymayinca ben bok yedigimi anladim. minibuslerin kapisi oyle ceksen acilicak gibi degildir bilirsiniz, camdan atlasam manyak gibi hizli gidiyor, kesin bir yerimi kiricam ve beni daha kotu bir son bekleyecek...

    aklima bir oyun geldi, telefonumu aldim; annemle konusuyormus gibi oynayip aynen su konusmayi yaptim:

    " ha annecigim, aa cok guzel " babam " demek ki davayi kazandi ha! gercekten harika muthis bir " avukat " zaten o, kimse ondan kacamaz. ben mi evet evet 2 dakikaya iskeledeyim, simdi minibusteyim!"

    bu orospu evlatlari korkaktir, cahildir, ilkeldir... bu konusmayi duyduktan sonra aralarinda birseyler gevelediler ve oteki aractan indi, bu akodugum orospu evladi da beni iskeleye birakti.

    ben adim gibi eminim ki benim sonum da bu yazik, garip genc kiz gibi olacakti; cok eminim.... lutfen cocuklarinizi uyarin, lutfen asla istanbul'da ya da buyuksehirde basima birsey gelmez diye dusunmeyin. bu yaratiklar aramizda, bunlar iflah olmayan ve olmayacak canilerdir. bunun dinle, irkla hicbir alakasi yoktur. ve evet hukukta ki bosluklar da bu yaratiklarin futursuzca, sorgulamadan daha da canice suclar islemesine zemin taniyordur.

    huzurlu uyusun ve artik hukukda gerekeni yapsin dedirten icler acisi; vahim; kan dondurucu olaydir.

    tanim: mersin'de kacirilip, hunharca oldurulen universite ogrencisi adina acilmis basliktir.
  • gelin oturun hele, bir şey anlatacağım;

    sabah mersin ağır cezada duruşma sıramı beklerken benden önceki dosyayı izledim, duruşma yaklaşık 2 saat sürdü;

    dosyada 6-7 tane sanık, 8-10 tane de müşteki vardı. sanıklar ve mağdurlar hepsi akraba, amca çocukları. sanıklardan biri dayısının kızıyla evlenmek istemiş, amcaçocuğu da o kızı istemiş, bu yüzden husumetli olduklarını söylüyorlar, sonrasında da aralarında silahlı kavga çıkıyor, kadınlar analar, babalar da birbirilerine giriyor. kavga dediysem, mahallenin muhtarları dizisindeki gibi romantik/komedi kavgalardan değil, silahlı, tabancalı, av tüfekli çatışma çıkıyor. olay yerinden kaçarken bir polis arabasına çarpmışlar, takip edilmişler, polislere mukavemet etmişler vs vs. en sonunda da derdest edilmiş hakimin huzuruna getirilmişler.

    bir taraf diğer tarafı mermi yağmuruna tutarken, diğer taraf evin damından taş ve sopalarla savunma yapıyor. olay yerinde 5 ayrı silahtan atıldığı tespit edilen 30 civarı kartuş bulunmuş, kriminal inceleme raporu öyle diyor. 5-6 kişi kafasından muhtemelen taşla yaralanmış, iki kişi hayati tehlike geçirecek şekilde kurşun yemiş. adamlar şehrin ortasında cenk etmişler anlayacağınız.

    mahkeme başkanı sırayla ifade alıyor, ifadelerden anladığım kadarıyla taraflar barışmış, zati akrabayız filan diyorlar. güya herkes oraya kavgayı ayırmaya gitmiş-miş. sadece bir sanık ben 2 el havaya silahla ateş ettim diyor, diğerleri silah vs görmediğini söylüyor.

    hepsinin karakol ve savcılık ifadeleri tamamen farklı. barıştıkları için yalan söylüyorlar.

    bu herifleri ve duruşmayı izlerken nasıl bir ülkede yaşadığımızı sorguladım hep; dayı kızıyla evlenmek için amcaoğluyla kapışıyorsun, aileler de araya giriyor, silahlı çatışma oluyor, kurşunlar sıkılıyor, taş ve sopalar vuruluyor, insanlar yaralanıyor. sonra barışıyorsun, ifadeler yalanlanıyor.

    işte ülkenin özeti arkadaşlar. bunun gibi her gün onlarca dosya görüyorum, çoğu basına filan yansımıyor.

    amcasının oğluna, amcasına, kuzenlerine kurşun yağdıran adamların ülkesi burası. kıza da tecavüz eder, yakar da, yıkar da. yengesine de tecavüz eder, kardeşine de. sırf omzuna dokundun diye seni 40 yerinden kurşunlar, dönüp bakmaz. ne olacak bu adamlardan. başka ne bekleyebilirsin ki.

    adamlar şehrin ortasında cephe savaşı yapmışlar, el ele kolkola gelip mahkemede barışıp gittiler. ordan geçen sana bana da bir kurşun gelse kimse dönüp bakmaz.

    nasıl bir ülkede nasıl bir şehirde yaşıyoruz sorusuna kafa yorarken, yine bu şehirde bir kızın kaçırıldığı ve yakıldığı başlığını gördüm. allah bu kızcağızın ailesine sabır versin. bakalım bıçağın ucu, sana, bana, diğerine ne zaman dayanacak...
  • böyle bir olay gelişmiş toplumlarda olmuş olsaydı mesela avustralya'da, tüm halk sokağa çıkıp şiddet dışı gösterilerde bulunuyor olurdu. benzer bir örneği 2012 yılında irlanda asıllı bir kadın için 30 bin kişi ayağa kalkmış ve yürüyüz gerçekleştirilmiştir. biz bunu protesto etmek istesek yiyeceğimiz gaz olurdu.

    beni en çok acıtan; genç kızın psikoloji öğrencisi olması! bu vahşeti yaşaması, o insanların gözlerindeki kin ve nefreti görmüş olması çok acıttı çok! böyle bir şeye; nasıl karar verirsin, nasıl yapabilirsin, nasıl ciğerin yanmaz, neden abi neden ya! bu aile bu adamları mahkemede görecek, yüzsüzce verdikleri ifadeleri dinleyecek ve her gün tekrar tekrar ölecekler... maalesef ateş yine düştüğü yeri yakacak, biz yeni haberler için ekşi de laf salatası yapmaya devam edeceğiz.
  • türk kızı başlığını bir daha okuyun bu haberden sonra, sözlükçüler.
    bakın bakalım sebeplere.
    nasıl bir canavarlıktır ki, kelimelere sığmaz, anlatılamaz...
    kadınlara yöneltilen onca nefret söyleminin sonucıdur belkide!
    20 yaşında, gencecik bir kız... kelimeler yetersiz...
  • idam falan netice getirmez bu tür suçlarda. toplumsal suçtur bu. bu bir eserdir, bir neticedir. yillardir ilmek ilmek işlenen şiddet yanlısı, zalim, kindar bir iktidarın eseri, neticesi, geldiği son noktadır. senelerdir uyuşturulan beyinlerin ortaya çıkardığı vahşettir. türkiyede idam getirilemez. getirilirse şayet her sokağa çıktığımızda nezarete atılıp sonra da uydurma suçlarla hüküm giyip idam edileceğimizin resmidir.
    kardeşim adam sürekli bağırıyor, vekil tokatlıyor, esnaf tokatlıyor, kaymakam hakaret ediyor vatandaşa bu ülkede. öfke dolu herkes birbirine karşı. herkesin muhakkak nefret duyduğu bir kesim var. ulusalcılar akpartililerden, akpartililer ulusalcılardan, ülkücüler kürtlerden, bütün türkler ermeni ve rumlardan nefret ediyor. bir kaşık suda boğacak duruma geldik birbirimizi.

    gırtlağa kadar borç içindeyiz, gözeneklerimiz sıkışık minibüslerin egzoslarıyla dolu, allah dilimizde ancak kalbimiz nefret, bezmişlik ve çaresizlik hissiyle dolu.
    sevmiyoruz ulan birbirimizi. hepimizin anasını siktiler. universite açtilar, okuduk, iş bulamadık.
    kredi sağladılar araba aldık borç batağına sürüklendik, trafikte gençliğizi tükettik.

    hala geçmiş, hala osmanlı, hala milli irade, hala sandık..insanlıktan çıktık. ne köylü eski köylü ne kentli eski kentli. kaba, mutsuz, kavgacı ve sevgiye muhtaç bir halk haline geldik.
    memleketin yarısı zaten fakirdi, kaybedecek bir şeyi yoktu, para geldi, karnı doydu, örtündü huzur buldu. ama memleket kan gölü, yangın yeri...
    kimse eceliyle ölmez oldu. genç nüfus sürekli tehtid altında. bu olayın ali ismail korkmaz
    olayından hiçbir farkı yoktur. döve döve adam öldürüyorlar, allah diyorsunuz, gaz kapsülünü beyinlere nişan alıyorlar , allah diyorsunuz. sokakta kadın bıçaklanıyor allah diyorsunuz.kedi öldürüyor, pitbull dövüştürüyorlar allah diyorsunuz.

    ne zaman diri diri insan gömecekler gündüz vakti? bir o eksik.

    memleketin yarısı hergün kıbleye dönüyor beş kez ancak gırtlağa kadar insanlık suçuna batmışız.

    ınsana dönün, kendinize, suretinize, insanlığa. once allah'ın yarattiklarina dön, sev, koru kolla, gözet sonra kıbleye dön.
    o kesilen ağaçlar, allahın yarattığı o eşsiz hayat kaynakları hangi kıymetli secdeye gidenin başını ağrıttı? hiç ama hiç kimsenin.

    benim ceza muhakemem hukuka ve insan haklarına aykırıdır. belki de banal bir kocakarı duası. bu memlekete doğal afet şart. yanmadan yanmayı, vurulmadan namluyu, savaşmadan savaşı, aç kalmadan açlığı anlayamıyoruz.
    bu memlekete helâl olsun, tertemiz ak pir u pak vicdanlara helâl olsun ki onlar yine ve yine akparti hükümetini destekleyecekler.
    onların cennette mekânları hazır olsun ki bir damgayla bu karanlığa onay verecekler.

    her seyi hukumette aramayın bla bla bla diye ağlayacak allah tanır kimseler, allah zulme verdiğiniz onayla yargılayacak sizleri.
    sevgili ateist dostlarım isterdim ki normatif yazayım ancak biz allah bilir ama allah tanımaz olduğumuz için başka lisân kifayetsiz kalır diye bu dili uygun buldum.
    özgecan'ın adını ağzıma almak haddime değil, bizlerin kurbanı, bizim menfi fikirlerimizin kurbanı bir melektir o. sabır bile dileyemiyorum. adalet dilemek isterim ancak adalet vicdan gerektirir, o da milletimize tarih boyunca bahşedilmemiş. lanetli bu millet kendi pisliğinde boğulsun.
  • düşün ki küçücük bir kızın var.

    6 yaşını doldurmuş. okula başlayacak. saçlarını iki kuyruk yapıyorsun. parmağında küçücük bir çizik olsa ne oldu, çok acıyor mu, diyorsun. o senin yavrun, bir tanen. öksürse ıhlamur yapmaya koşuyorsun. okul kazanıyor. çok mutlusun. kucaklayarak uğurladın. acaba ne yiyor, ne içiyor dersleri nasıl diye merak ederken, bir zamanlar, canı acır diye saçını özenle taradığın o minicik kızına tecavüz ediyorlar. hunharca öldürüyorlar. yakıyorlar. sadece şapkasından tanıyabiliyorsun o sana çok benzeyen yüzü. çünkü yanmış.

    kim bilir ne kadar korktu o iğrenç mahluk ona alaylı alaylı saldırırken. ne kadar canı yandı ölürken. ve sen orada yoktun. yapabileceğin bir şey de yoktu. sen hayatının en sıradan anlarından birini yaşıyordun belki. belki uyuyor, belki de televizyon izliyordun. tam o anda senin inci taneni sadece bir av olarak gördüler. et parçasından oluşan birkaç dakikalık eğlence. ve o birkaç dakika var ya, senin bütün hayatını mahvetti. ömür boyu iyileşemeyecek bir yara oluştu içinde. ciğerin yandı ve ömrünün sonuna dek o yanıkla yaşamak zorunda kalacaksın.
    özgecan'ın ailesine sabırlar dileyemiyorum. çok kuru bir söz çünkü. ve linç uygulamasının hangi durumlarda serbest olması gerektiğini düşünüyorum: adalet yerini bulmadığında linç haktır.