şükela:  tümü | bugün
  • üst edit: başlıkta tarihi yanlış vermişim kimse de fark etmemiş. moderasyon tarihi 2020 olarak düzeltirse sevinirim.

    şu sıralar meclisteki grup toplantısında dile getirdiği ve çok riskli bulduğum açıklamalardır. önce açıklamalarından bazı satırbaşlarını aktaracağım, sonra neden tehlikeli bulduğumu.

    - suriye'de gün silahın günüdür.
    - türk milleti gerekirse şam'a girmek için şimdiden hazırlanmalıdır.
    - şam'a girmek şimdiden planlanmalı yansın suriye yıkılsın idlib kahrolsun zalim esed.

    şimdi gelelim bu cümleleri neden riskli bulduğuma.

    bir ülkenin, sınır ötesinde askeri bir harekata, hele ki bahçeli'nin kast ettiği gibi topyekün bir savaşa başlayabilmesi için, söz konusu sahada ihtiyaç duyacağı tüm kuvvetlerini kullanabiliyor olması, kullanamadığı kuvvetlerini ise alternatif yollarla mutlak surekli telafi etmesi gerekir. ancak suriye sahasına baktığımızda; türkiye'nin en çok ihtiyaç duyacağı askeri unsurları hava, kara ve bir oranda da deniz kuvvetleridir. ne yazık ki bir örgütün (cemaatin) yıllarca desteklenmesi sonucu bir rus uçağı düşürülmesi sonrası suriye'de şu an hava sahası bize kapalı durumda. öyle ki, vurulan yaralı askerlerinimizi helikopterle alabilmek için bile rusya'dan izin almak durumundayız. yani hava kuvvetlerimizi böyle bir harekatta kullanma durumumuz yok. oysa suriye ordusu hem kendisine ait hava gücünü kullanıyor ve hem de rusya'ya ait hava gücü tarafından destekleniyor. ilaveten, bizim aksimize, hatırı sayılır bir hava savunma sistemlerine sahip. budurumda sadece karadan başlıtılacak bir harekatın etkili olması çok zor. elbette türkiye'nin envanterinde, jetlerin suriye sınırına girmeden ateşleyebileceği ve suriye içlerini vurabilecek mühimmatlar mevcut. ancak bunların bu şekilde kullanılması durumunda etkileri ciddi anlamda düşecektir. denizden yapılacak saldırılar için de benzer bir durum geçerli.

    bunun yanı sıra, suriye'ye böyle bir saldırının başlatılması demek, rusya ile aktif çatışma riskini göze almayı gerektirir. zira rusya, türkiye'nin ya da bir başka gücün suriye'ye (esad bölgelerine) müdahalesine izin vermeyeceğini açıkça ifade ediyor. son saha verilerine bakıldığında, askerlerimizin şehit düştüğü saldırıların bizzat rusya hava kuvvetleri tarafından gerçekleştirildiğini söylemek için güçlü kanıtlar görülüyor. dolayısıyla rusya'ya rağmen, üstelik hava desteği olmadan böyle bir savaş/harekat ciddi bir zarara neden olacaktır.

    burada böyle bir harekat/savaş senaryosunun gerçekleşmesi için iki ihtimal bulunuyor:
    1- rusya'nın esad'ı bizimle başbaşa bırakması en azından kendi güçlerini karşımıza dikmemesi. yukarıda da anlattığım üzere imkansıza yakın.
    2- rusya'ya karşı abd-nato aktif desteği ile böyle bir işe girişmek. bu durumda bile sayın bahçeli'nin belirttiği gibi bir başarı elde edilmesi mümkün değildir ancak sınırlı da olsa türkiye'nin güvenli bölge olarak tarif ettiği projeyi hayata geçirebileceği alanlar kazanmasına imkan yaratılabilir. ne var ki abd-nato ile rusya'nın aktif olarak karşı karşıya geldiği bir senarya şu an için mümkün değildir. zira böyle bir karşı karşıya geliş, "medeniyetin" bir kaç yüzyıl önceki haline dönmesine neden olabilecek denli risklidir ve iki taraf da bu riske girmek istemeycektir. nitekim istemediklerini de tutumları ile ortaya koymuş durumdalar.

    peki masa başında rusya ile pazarlıklarla bir şey yapılamaz mı? bu saatten sonra bunun da mümkünatı yoktur. zira hızla ilerleyen ve mevzi kazanan bir güç neden masaya oturup bu avantajlı durumunda karşı tarafa tavizler versin? şu gerçekliği de kabul etmek gerekiyor: rusya ve abd gibi küresel güçlerin anlaşma yolu masa değil güçtür. onlar kadar ya da onlardan daha güçlü olup bu gücü onlara hissettirdiğinizde masaya oturtabilirsiniz ancak. bunun haricindeki her masa, sizden parça paça tavizler kopartmaları ve zaman kazanmaları anlamına gelir. hepimiz gördük, ankara'da masa başında konuşulurken suriye'de rusya ve ordu türkiye'nin gözlem noktalarını vurup kuşatıyordu.

    bakın uzun süredir bir el, türkiye'yi suriye'de süresi belli olmayan, sonuçları belli olmayan bir savaşa sürüklüyor. elbette bütün bunların hepsinin ardında küresel bir kurmay zeka var. yani bizi suriye sokan ve orada bugünkü duruma getiren bir el. bu el, biz suriye'de rusya ile karşı karşıya gelip şu ya da bu oranda onu suriye'de kalmaya zorlayıp zaman kaybettirirken, rusya'nın arka bahçesinde eski sovyet ülkelerini kendi saflarına çekmeye çalışıyor. belarus, ukrayna, türki cumhuriyetler, gürcistan... hepsi nato'ya göz kırpıyor. sadece son 20 günde abd dışişleri bakanı pompeo'nun orta asya ülkeleri ve kafkas ülkelerine yaptığı ziyaretlere ve abd geçtiğimiz haftalarda yayınladığı orta asya harekat planı belgesine bakmanız yeterli olacaktır.

    olayın bir diğer boyutu ise şu: türkiye, suriye'de bulunmasını hep mülteci akınını önleme, mevcut mültecileri gerö gönderme üzerindenden açıkladı. olaya buradan bakınca, türkiye'nin muhalif olarak tanımladığı grupların bu hedefi gerçekleştirmesi mümkün değildir. dahası suriye'deki varlığımız ve "muhalif"lerin varlığı ve çatışmalı durum devam ettikçe, bu savımızın aksine ülkemize sürekli yeni mülteci göçleri yaşanması kaçınılmazdır. mülteci akınını durdurabilmek ve kısmen de olsa geri çevirebilmek için suriye'deki çatışmalı durumun sona ermesi ve güvinli bir ortamın oluşması gerekmektedir. az önce de söylediğim gibi muhaliflerin bunu başaramayacakları açıktır. şu durumda türkiye'nin en büyük risk olarak değerlendirdiği ve suriye'de bulunmasının gerekçesi olarak sunduğu mülteci krizini çözebilecek -kabul etsek de etmesek de- tek aktör olarak suriye yönemitimi önümüzde durmaktadır.

    burada şunun da altını çizmek isterim: internette bolca yazılıp çizildiği gibi suriyeden kaçanların büyük çoğunluğu "esad zulmü"nden değil, çatışmalı ortamdan kaçmaktadır. bu kaçıştaki bir başka etken ise, esad'ın, mültecileri, türkiye'yi suriye'den çıkartmak için bir ekonomik ve güvenlik tehdidi olarak kullanmak istemesidir.

    hatırlayanlar olacaktır: kardeşim esad sürecinden, ailece tatile çıkılan süreçten düşman durumuna gelinmesi, esas itibariyle abd'nin ortadoğu politikaları çerçevesinde sahaya sürülmemiz ile olmuştur. başka bir deyişle türkiye, mevcut iktidar tarafından, abd politikaları için en ön cephede suriye itilmiştir. ne varki uğruna cepheye koşulan abd, kısa süre sonra rusya'nın sahaya girmesinin de etkisiyle, kendisinin ürettiği öso'yu bizim kucağımızda bırakarak esasta yapmak istediğini yapmış ve ypg ile yürümeye başlamıştır. zaten başından beri planlanan da bu olmuştur. hal böyle olunca, abd'nin yarattığı bir sorunlar yumağı, bizim yetersiz yöneticilerimiz yüzünden kucağımızda kalmıştır. bunun çözülmesinin yolu da irade savaşından değil, tutarlı ve aklı selim politikadan geçmektedir. türkiye bir an önce suriye'deki yönetimle/rusya ile mülteciler şartı ile anlaşmanın yolunu bulmalıdır.

    not: başlığı açarken görüşlerimi de yazmıştım. ancak yanlışlıkla sadece bahçeli'nin açıklamasının olduğu kısım yayınlanmış. bu nedenle gecikmeli olarak bu görüş kısmını girebildim. affola.
  • ulan sanki kendi evlatları gidiyor savaşa, ne kadar kolay sizin için oraya girmek, buraya savaş açmak. cia ajanı gibi bir şahıs. netflix'in acil olarak kendisi hakkında biyografi filmi çekmesi lazım. şoför detayı yapımcıların hoşuna gidebilir.
  • --- spoiler ---
    yansın suriye yıkılsın idlib kahrolsun zalim esed
    --- spoiler ---

    "turan imparatorluğu" hayalleriyle mastürbasyon yapan bir faşistin sözleridir.

    mehmetçik sırf sizin boktan arzularınız için ölmeyecek. analar ağlamayacak.

    "şam'a girecekmiş"... ee girdikten sonra ne olacak? bu kadar ahmak mısınız? sormayacaklar mı tüm dünya "ne hakla" diye? ne diyeceksin? osmanlı'nın toprakları mı?

    adama götüyle gülerler...
  • yalnız bıraksan evinin yolunu bulamayacak adam savaştan bahsediyor.
  • kaç kere yazıp sildim.. korkudan değil, yazılacak bir şey bulamadığımdan. ülkenin anasını sikti bıraktı kaç senedir. kankini uluslararası mahkemeler seni de az sayıda kalmış mert türk hakimleri yargılayacak.
  • zürriyetsiz bir stepnenin son açıklamasıdır.

    kardeş kimse seni tutmuyor topla arkana ülkücü dümbüklerini de gidin şam'da çay için.

    aman geri gelmeyin.
  • dusunsene evlenmemissin cocugun yok ailen yok hic bir bagin kalmamis dunya ile bol keseden öldürüyor yine.
    son elli senelik türk siyasi tarihinin en tehlikeli adamlarindan birisin.
  • yazıklar olsun sana.
  • hadi buyur git dediğim zırvalamadır. şam'a en son gitmek isteyen, emevi camiinde namaz kılacak davut oğlu bak neler yapıyor şuan. bu kadar boş milliyetçilik yapmak kaç para bende yapayım ne güzel iş. şam'a rusya'nın gücüne karşılık girebilir misiniz pek sanmıyorum. ha velev ki girdiniz, kaç şehide mâl olacağını da hesaplayıverin.

    ekleme: vakti zamanında özal musul ve kerkük'e girmeyi planlıyordu ama neyseki aklı başında komutanlar gerekli uyarıyı yaptı da vazgeçti. dönem dönem böyle hayalperest insanların istekleri olabilmesi normal.
  • osmanlı rüyası gören bir yobazın saçmalamaları.

    aslı için (bkz: vatan savunması haricinde savaş cinayettir)