şükela:  tümü | bugün
  • lise ikide ingilizce edebiyat dersinde isledigimiz parca.uyuz juri uyesinin "i'll kill him, i'll kill him" cigliklari aklimdadir hala..
  • guilty ve not guilty repliklerini kafama kaziyan film. unlu birileri oynuyor ama kimdi hatirlamiyorum.
  • ortada bir ceset, cesedin ogluna %100 katil gozu ile bakilan bir dava bir de bu davanin 12 juri uyesi vardir, sonucun ba$tan belli oldugu alabildigine lineer ve kisa bir duru$madan sonra juri karar vermek icin odasina cekilir ardindan olaylar geli$ir
  • henry fonda'nin oynadigi film
  • drama; 1957; 93 dakika
    yönetmen: sidney lumet (yönetmen olarak ilk çalışması)
    orijinal öykü: reginald rose'un bir oyunundan uyarlama
    oyuncular: henry fonda, martin balsam, lee j. cobb, e.g. marshall, jack klugman, robert webber, ed begley sr., john fiedler, jack warden, george voskovec, edward binns, joseph sweeney.
    ödüller:
    1957 berlin international film festival: golden berlin bear;
    1957 british academy awards: best actor (fonda);
    1957 edgar allan poe awards: best screenplay; (en iyi film)
    1957 national board of review awards: ten best films of the year; (yılın en iyi on filmi)
    1957 academy award nominations (oskar adaylığı) : best picture (en iyi film), best director (en iyi yönetmen-lumet), best adapted screenplay (en iyi sinemaya uyarlama)

    görsel dökümanlar:

    film afişi :
    http://www.movieposter.com/…rchive/main/17/b70-8531

    filmden bir sahne (bıçağın giriş açısı tartışılırken):
    http://www.moderntimes.com/palace/50_image/12.jpg

    dahası için:
    http://images.google.com/…ry men &hl=tr&sa=n&tab=wi

    (bkz: tek mekan filmi)

    senaryo da ufak bir hata da vardır:
    "common law" hukuk sisteminde juri üyesinin kendiliğinden araştırma yapması kanuna aykırıdır. izin verilmez.
    ayrıca juride hiç kadın yoktur. ama bu bir hata sayılamaz. ilginç olan filmin yeni versiyonunda da yapımcılar adını değiştirmek istemedikleri gerekçesiyle jüriye kadın koymamışlardır. abd'de kadın hakları savunucuları, 1920'lerden başlayarak kadınların jüri üyeliğinin yasalaşması için başarılı sonuçlar veren bir savaş vermeye başlamışlardı. ancak yine de kadınları "bir sınıf" olarak gören abd yasaları yine de ayrımcılık içinde düzenleniyordu. kadını ev ve aile hayatının merkezinde gören hukuk sistemi (yargı ve yasa koyucu) örneğin kadınların juri seçilmesinin bir kamusal yükümlülük haline getirilemeyeceğini savunuyordu. buna göre juri seçilen kadının üyeliği geri çevirme hakkı vardı. dışarıdan bakılıdığında bir hak olarak gösterilen bu durum, toplum baskısı ile birleştiğinde neredeyse 20nci yy'ın son çeyreğine değin kadınları jurilerde görev almaktan uzak tutan bir kısıtlamaya dönüşüyordu.

    jürüde hiç zenci de yoktur. gerçi zenciler 1870'lerden bu yana jurilerde görev yapabilmektedir ve uygulama 1930'larda yaygın hale gelmiştir ancak peremptory challenge adı verilen juri seçme uygulaması bugün bile, tamamı beyazlardan oluşan bir juriye karar yetkisi sağlayabilmektedir.

    http://en.wikipedia.org/wiki/all-white_jury
    http://www.msmagazine.com/…mer2004/justverdicts.asp
  • (bkz: 12 dev adam)
  • küçük önyargıların bile bazen ne kadar çok şey değiştirebildiğini anlatan bir oyun.
  • oyunda 3 numaralı jüri sinirli ve ön yargılı adamken 8 numara da sakin ve iyi adamdır. oyunda ayrıca 10 üye daha vardır ve bir kaç zavallı tanığın, suçlu çocuğun adı geçmektedir.
    sonradan okulda karar anından önceki duruşma anını anlatan bir piyes hazırlamamız söylenmiştir.
    avukat olduğum rolde jüriyi etkilemek için sanık sandalyesinde oturan masum çocuğu savunmam gerekmişir ve ben defalarca provasını yaptığım repliklerimi hiç şaşırmamış, ancak son cümleye geldiğimde heyecandan da olsa gerek olayı "dear jury, vote for unguilty" yerine "vote for guilty" diyerek muhteşem bir şekilde batırmışımdır. (bkz: aferin)
  • reasonable doubt terimini bana öğreten filmdir. koca filmi tek mekanda seyirciyi sıkmadan götürmek kolay değildir, bir kere buradan takdir kazandı benden.