şükela:  tümü | bugün
  • mehmet ali birand, can dündar ve bülent çaplı'lının birlikte yaptığı belgeselin adı. yakın zamanda kitap haline gelip, imge imzasıyla raflarda yerini almıştır. kapak tasarımını mehmet sobacı'nın yaptığı kitap için saatlerce diyalogları yazı halinde deşifre eden insanlara ise kitapta bir teşekkür bile edilmemesi de, kitabın ismiyle çelişircesine anti demokratiktir bence. para almış olsak neyse lan.
  • mehmet ali birand'ın, bir belgeselde taraf tutmanın nasıl yapılacağını gösterdiği, 60-72 arasını anlatan belgesel.
  • 10 bölümlük belgesel dizi.

    tüm bölümlerinde emekli ordu mensuplarından devlet adamlarına, yazarlardan gazetecilere kadar birinci şahıstan alınan yorumlarla ve bilgilerle harmanlanmış toplamda 7 saat süren bir yapımdır. ülkenin yakın tarihinden bihaber yeni nesiller izlediğinde vay anam vay neler dönmüş serhat ya şeklinde tepki vermesi olasıdır, şaşırmamak gerek.

    izlerken sonlarına doğru o değilde bi milli nizam partisi vardı, ona ne oldu? diye sorabiliyor insan ama belgesel içinde darbe-siyaset ilişkisi o kadar yoğun olunca bu soruda akıllardan buharlaşarak kayboluyor tabikide.
  • m.ali birand'ın "demir kırat" ile başlayıp "12 eylül", "özallı yıllar" ve "son darbe-28 şubat" ile devam eden yakın tarih belgesel dizisinin ikinci halkasıdır.
    menderes'in "demir kırat"ta trt tarafından sansürlenen darağacında sallandırılma görüntüleri ile başlayıp deniz gezmiş ve iki arkadaşı için tarihin tekerrür etmesine kadarki gelişmeleri anlatır.
    1961 seçimleri, talat aydemir'in darbe girişimleri, morrison süleyman'ın siyaset sahnesinde arz-ı endam edişi, 1968 öğrenci olayları, 12 mart muhtırası ve sonrasındaki olan biteni ana tema olarak işler.
  • belgeselciliğine hayran olduğum mehmet ali birand, can dündar ve bülent çaplı'nın imge kitapevi tarafından basılmış ve dvd formatında belgeseli yayınlanmış, ülkenin karmakarışık 12 yılının otopsisini yapan, 259 sayfalık çok faydalı eseridir.

    kitabı ve o günleri anlatan en güzel söz ise gene kitabın arka kapağında şöyle dile getirilmiştir;

    --- spoiler ---

    1960'ların sokaklarından, önce tanklarıyla ihtilalciler geçti,
    sonra zafer şarkılarıyla gençler...
    isyan bayraklarıyla işçiler...
    sağcılar... solcular... polisler...
    sonra yeniden cuntacılar ve darbeciler....
    ülke ihtilalin pençesinde 12 yıl geçirdi.
    neler görmedi ki bu 12 yıl içinde;
    bir başbakanın asılışını...
    gürsel'in cumhurbaşkanlığını...
    inönü'nün koalisyon hükümetlerini...
    talat aydemir imzalı iki darbe girişimini...
    demirel'in siyaset sahnesine, sunay'ın köşk'e çıkışını...
    68 öğrenci ayaklanmasını...

    darbe hesaplarını...iktidar hesaplaşmalarını...muhtırayı...
    bskıları...işkenceleri...mahkemeleri...idam sehpalarını...

    üç darağacının gölgesinde başlayıp üç darağacının gölgesinde son bulan bu sancılı 12 yılın öyküsünü okuyup, belgeselini izledikçe bugün daha iyi anlayabileceksiniz.
    --- spoiler ---

    daha önce belgeselini izlemiş olduğum bu eseri bu kez kitabı elimde altını çize çize okudum, içinde 12 yıl boyunca bu ülkede yaşanan siyasi olaylar tarafsız ve uzaktan bakarak teşhis edilmiş. kitabı okumam sadece 2 günümü aldı, okurken sanki video izler gibi izliyorsunuz ve brinad'ın kelimeleri onun ses tonundan kulaklarınızda çınlıyor.

    bu koca kitapta ders çıkartılacak, iç yakacak, göz yaşartacak onlarca olay anlatılıyor. ancak bence en mühim olay, belkide suratlara çarpan en kuvvetli tokat bir vicdandan çıkıyor. güçlünün yanında olmayı, haksızlığa karşı susmayı ve en önemlisi de güce tapmayı bir zanaat haline getiren anadolu halkı'nın suratına tokatı vuran içi yanan bir baba, adıyaman'ın inekli köyünde, 20'li yaşlardaki oğlunun cesedi önünde, iyi olsunlar biraz daha insani yaşasınlar diye harcanmış bir gençliğin cesedi önünde, o cesedin katillerinin yani güçlünün yanında yer alan inekli'lilerin vicdanına tokadı atan o köyde halk ve asker tarafından öldürülen odtü öğrencisi sinan cemgil'in babası...

    bu acılı baba oğlunun naaşı başında oğlunun katillerine aynen şunları söylüyor;
    "biz varlıklı bir aileden geliyoruz. benim oğlumun hiç bir parasal sorunu yoktu. türkiye'nin en güzel üniversitesine, en yüksek puanı tutturarak girdi. bitirdiğinde de devletin en yüksek kademesine gelebilirdi. ama sizin için öldü..."

    bu halk hala kendisi için uğraşanların değil, gücüyle kendisini sömürenlerin yanında olma hevesinden kurtulamadı, aradan 44 sene geçti, değişen hiç bir şey yok ve bu topraklarda tarih hala acı ile tekerrürden ibaret bir bilim....
  • önce "27 mayıs demirkırat" belgeselini izleyip, ardından bu yapımı izlemekte fayda var. birbirini takip eden dönemler anlatılmaktadır.
    bundan sonra da "12 eylül yakın tarih belgeseli"nin izlenmesi, tüm olup bitenin anlaşılması bakımından faydalı olacaktır.
  • once “demir kirat”i, sonra bunu izleyince yuzeysel de olsa 20 yillik bir donem aydinlaniyor insanin gozunde. batur’lardan, demirel’lere; canli canli, birinci elden olaylari dinlemek de harika.

    sen misin “ask-i memnu”yu youtube’dan kaldiran? yemek yaparken ve yerken ne izleyecegim derdime rahmetli birand care buldu. simdi sira “12 eylul belgeseli”nde.