şükela:  tümü | bugün
  • eşcinsel aktivizmi iktidarin beden kontrolu politikalarına kafa tutarken zamanla da bircok şeyi de değişime uğrattı. normallerin normallerine kafa tutmak ve onları yapisokume uğratmak yaşamı bedenleri özgürlüğü sevmekle ilgili isyankar ruhların cesaretiyle azmiyle aşk ve tutkuyla ilgili.

    film aids farkındalığı yaratmaya çalışan çoğunluğu hiv pozitif bireylerden olusmus escinsel aktivist bir grubun çalışmalarına ve proaktif tutumlarina dair. genel olarak vermek istediği mesajı vermiş ve son sahnesiyle oldukça da sert vermiş bir film. aids farkındaki açısından türünün en nadide parçalarından.

    filmin eleştirilecek tarafları var mı elbette var.ilk başta aklıma gelen suresinin fazla zorlama oldugu mesela. yine filmde duygusal geçirgenlik minimumda; ama sorun sanki fazla minimumda kaldığı. hikâye ne kadar sert işlenirse işlensin konu açısından gerekli duygusal zeminin az çok yaratılmış olması gerekir en temel sorun da bu belki filme dair. en azından biraz daha ikili diyaloglar cogaltilsaymis daha mi güzel olurmuş ? sanki evet. bunlar harici dediğim gibi turunun en iyilerinden. izlenmesi sart filmlerden.
  • filmekimi kapsamında izledim. bu filmi, filmin yönetmeni robin campillo'nun bir önceki filmi eastern boys ile kıyasladığımda 120 bpm'in bir tık daha aşağıda kaldığını söyleyebilirim. eş cinsel temalı olan eastern boys, temposu oldukça yüksek olan gerilim/aşk filmiydi. çoğunlukla yine eş cinsel temalı olan 120 bpm ise, anlattığı konu itibariyle temposu bu kadar yüksek bir film zaten olamaz ama gereğinden fazla uzun süresiyle iyice can sıkıcı bir hal aldı izlerken.

    ayrıca filmin oldukça genel bir film olup, hiçbir karakteri derinleştirmeden ilerleyip sonlara doğru özellikle sadece bir karaktere yoğunlaşması da filmin genelinin dengesiz bir atmosfere sahip olmasına neden olmuş.

    filmin tek artısı bence, oyunculuklar ve yönetmenin kalburüstü tekniğiydi. ama ben beklediğimi bulamadım.
  • yönetmen robin campillo'nun kendi aktivist gençliğinden de yola çıkarak act up paris ayağını anlattığı 2017 yapımı film. filmde tabii ki aşk, hayat ve arkadaşlıklardan bahsediliyor ancak temel olarak yoğun şekilde eşcinsel erkeklerden oluşan grubun acil şekilde hiv ile alakalı geniş araştırma ve bilgilendirme talepleri ve buna ulaşmak için seçtikleri eylem metodları ve bu metodların sonuçları üzerinde duruluyor. bu açıdan peter bradshaw'un the guardian'daki yazısındaki deromantize ve politize edilmiş blue is the warmest colour benzetmesi çok yerinde.
    --- spoiler ---

    açılış sahnesinde act up grubunun medikal bir toplantıya sızarak sahneye sahte kan fırlatmasını izliyoruz. film genelinde ise toplantı salonlarında yaptıkları toplantı ritüellerini, tartışmalarını ve başkaca eylemlerini izliyoruz. campillo sonuca odaklı olmak istemiş ve grubun polisle olan karşılaşmalarını hiç uzatmamış ve nezaretteki hallerini hiç göstermemiş. bununla birlikte bir yandan da grubun sıkı aktivistlerinden sean ve gruba yeni dahil olmuş nathan'ın aralarında oluşan aşkı izliyoruz.
    --- spoiler ---
    filmin süresinin uzunluğu ve yapılan kurgunun seyirciyi komfor alanından uzaklaştırdığı söylenebilir ancak bu durum fikrimce ölmekte olan insanlar için ölümün sıkıcılığını ve trajedinin ağırlığını biraz daha derinden hissetmemize yol açıyor.
  • başka sinema kapsamında izlediğim ve oldukça sert bulmakla birlikte beğendiğim film.

    filmin hiçbir karakteri derinlemesine incelememiş olması asıl konunu karakterler değil de hareketin kendisi olması açısından ele alındığında rahatsız edici değildi. son dakikaların tek bir karaktere odaklanmasının ise verilen bir savaşın neye karşı olduğunun izleyiciye aktarılması ve hissedilen çaresizliğin yansıtılması açısından iyi bir karar olduğunu düşünüyorum.

    izleyin bence
  • bu filmde her şey o kadar yerindeydi ki, abartı veya samimiyetsiz duran tek bir sahne yoktu. toplumun, dünyanın görmezden geldiği, azınlık olmaya itilmiş bir güruhun aids mücadelesi, her şeye rağmen toplum içinde olma mücadelesi çok güzel, dolu dolu işlenmiş. iktidarın aidse ve eşcinsellere iflah olmaz hastalıklar muamelesinde bulunması, ilaç şirketlerinin ve kapitalizmin insanın umutlarından nasıl çıkar sağlamaya çalıştığı, hepsi özenle dramatize edilmeden ve didaktik unsurları gözümüze sokmadan işlenmiş. ayrıca filmdeki eylem sahneleri, örgütün işleyişi raf örgütü kadar sert olmasa
    da der baader meinhof komplex filmini hatırlatmıştır. bu yıl kaçırılmaması gereken bir festival filmidir.
  • öncelikle şunu söyleyelim. homofobikseniz, filme ait bazı görüntüler canınızı sıkabilir. dilmin yarısında çıkmak zorunda kalan bir güruha şahit oldum. insan filme girmeden önce en azından konusunu öğrenmez mi? koca koca dayılar teyzeler cık cıklayarak terk etti salonu.
    ne var ki filmin ardından önyargıların değişeceğini / yumuşayacağını düşünüyorum. o denli öğretici ve ikna edici bir yapısı var.

    film; azınlıklara, politik olaylara, yaşam mücadelesine yer vermeye çalışsa da herhangi bir konu hakkında öldürücü darbeyi vuramıyor, eksik kalıyor. bana kalırsa, işlenen trajedinin mizahi anlatımı daha baskın.

    öte yandan, benzer bir filmin türkiye’de çekilmeye çalıştığını düşünmeye çalışıyorum. hemen vazgeçiyorum bu düşüncenden.* yönetmen linç edilir, cast için idam fermanları hazırlanır muhtemelen.

    zamanınız varsa izlemenizi salık veririm. zira türkiye’da vizyona girebilecek bir film değil.
  • başka sinema kapsamında izledim. oldukça etkileyici ve sert bir film. evet fazla uzun. bazı sahneler uzatılmış ve izlerken zaman zaman sıkılıp, koptum.
    ancak etkileyicilik olarak bakarsak oldukça sarsıcı.
    --- spoiler ---

    filmin ilk yarısı daha çok aktivist grubun işlevine, mantığına, eylemlerine odaklanıyor. ikinci yarısı ise daha çok iki temel karakter arasındaki duygusal ilişkiye odaklanıyor. iyice analiz etmek istersen zaten karakterlerin birbirlerini tekrarladıklarını; kendilerine çizilen kaderi oynadıklarını da izliyoruz.
    açıkcası ikinci yarısı ilkinden daha güzel ve çabuk geçti.

    --- spoiler ---

    daha önce lgbti derneği ile çalışmış birisi olarak izlediğimde, öğrenciyken orada fark ettiğim durumları tekrardan filmde gördüm. ek olarak ben ne kadar aids hastalarıyla çalışmaktan kaçmış olsam da zamanında, film sayesinde dönüp orada çalışmadığıma pişman oldum.

    filmi, aids hastalığını anlatmakta bir yol olarak kullanmak gerekir. keşke meb bir kapsamda okullarda bunu gösterebilse.
    hoş okullardaki pek çok öğretmenin tepkisi filmdeki öğretmenin tepkisinden daha sert olur ya bu kesin.
  • sanırım ben de el şükür yarabbi moduna geçmişim çünkü aman da bu aktivistler hiçbir şeyi beğenmiyor. bizde olsa polis işkencesi görürlerdi, grupları zaten saniyesinde kapatılırdı, devlet onlar için özel birim kurmuş; ne şanslılar bir bilseler diye bı gıpta ettim.

    yalnız act up nasıl bir 15 temmuz demokrasi şöleniydi kardeşim. herkes fikrini ifade edebiliyor. eylem odaklılar, teknikleri çok iyi... özellikle alkış yerine el şıklatma olayına bittim. diktatör olsam ufak şımarıklığım alkışlamayı yasaklayıp bunu getirmek olur.

    spoiler

    yalnız filizlenen aşkta beni bayan noktalar oldu... bu ne libidoymuş kardeşim, durmuyor. adam hasta yatağında dert anlatıyor, hala bir ölü sevicilik modu, adam dinlensin, bırak.

    bir de sean’ın hemen üstüne başkası... sanki nathan’da hiv+ fetişizmi mi vardı neydi? bi dur nathan zaten ortalık karışık.
  • içinde 2000'lerin türkiye lgbt hareketinden de çok şey bulduğum film. bir taraftan derneği radikalleştirme/daha rasyonel ve sakin bir çizgide siyaset yapma üzerinden örgütsel tansiyonları işlerken bir taraftan da kişisel hiv deneyimi ve onun ekseninde derinleşen bir ilişkiyi çok güzel, tam dengesinde verebilmiş izleyiciye. son zamanlarda izlediğim en etkileyici filmlerden biriydi.

    ayrıca hazır yeri gelmişken:
    https://www.ucretsizhivtesti.com/