şükela:  tümü | bugün
  • beyine yazılmış olması ile birlikte beyin sayesinde yazılmış mektup.

    beyin fazla mesai yapmaz. sadece sonuçsuz konularda hesaplama ya da çözüm arayışı çalışma frekansını yükselttiği için ısınmaya yol açar ve bu da kısmi tahribata neden olabilir.

    kişiye lüzumsuz ya da zamansız/yersiz görünen konularda çok işlem kastığı düşünülen beyin bir de bunun eleştirisine maruz kaldığında çapraz ateşe tutulmuş gibi olur.
    yani, hem kişinin ve kişinin maruz kaldığı ortamın neden olduğu bir problemler silsilesi ile bünyenin (kendince) iyiliği için mücadele etmekte, hem de bu mücadelesi yüzünden -bir anlamda- saldırıya uğramaktadır. aslında birçoğumuz bu duruma maruz kalmaktayız ve bu duygulanım yönlerinize ya da eğilimlerinize göre acıklı bir durum sayılabilir.

    standart, çare sizsiniz denen ve artık benim dahi gözüme palavra olarak görünen palavradan ziyade toplu halde bununla mücadele işe yarayabilir. yani tıpkı aynı ağ üzerinde bir işlem için çalışan bilgisayarların yaptığını yapmak gibi.

    yine duygusal olduğu(muz) bilinen memeliler için (konuya meme girdi diye dağılmayalım, zaten ortalık karışık...) bu kolay bir iş değil. zira işlemci yapısı ve işletim sistemi (düşünsel birikimi ve dünya görüşü) birbirine gayet yakın "beyin"ler bile ayrılık içinde olabilmekteler. zira tam anlamıyla senkronize olmaları kaotik bir evrende 'yaşayan' bu denli kompleks ve bu denli 'beklentilerle yetiştirilmiş' beyinler için basbayağı zor bir "iş" (-lemler zinciri/ağı).

    büyük olasılıkla hemen tamamının farkında olmadan kurduğu, gezegen üzerinde ayrı ayrı topluluklar ve/veya toplumlar türemesinin sebebi dahi bu olabilir. daha küçüğe indirgersek rotary ya da lions kulüpler, illuminati cemaati gibi kapalı topluluklar ya da bildiğiniz bir tenis kulübü, daha büyüğü futbol takımı, din, belli bir coğrafya üzerinde yapılan cemiyetçilik (ulusçuluk falan...) taraftarları aslında biraz buna çalışmaktadırlar: beynin tek başınayken sıçmaya mahkum olduğu konuları ortaklaşarak sakinleştirmek, susturmak, sağaltmak ya da kısa süreliğine "switch off" yapıp 'motoru soğutmak'.

    süper zeki bir bilgisayar olmasına karşın gayet naif bir "kafayla" kendini ve bedeni sabote edebilen bu organımıza nefes aldırabilmek için kaygılandığı konuları unutturmak da başarılı bir eylem olabilecektir. nasıl?

    bir üst entaride şair jogging yaparak bu konuda kendine destek olmak istiyor mesela. evet bu bir adım fakat naif bir adım. çünkü beyni düşünmekten alıkoyabilecek çok az şey var.

    oysa şair tenis oynamayı denese durum çok daha farklı olabilir ve ter içinde kalan bünye bütün "dertlerini", problemlerini (çözülmek için dizilmiş denklemlerini ya da artık öyle çalışmayı bağımlılık haline getirdiği için uydurduklarını) -afedersiniz- sike sike unutmak zorunda kalırdı; 1 saatliğine dahi olsa.

    ya da; şairimizi cüneyt arkın kimsenin olmadığı bir adada bir dağ kulübesine kapatıp günde 3 öğün zikseydi karşıki dağlardaki denklemin pek bir ehemmiyeti kalmazdı beyin için. buna halk arasında "çivi çiviyi söker." de diyoruz.

    açlıktan ağzı kokan ve kışın ayazında sokakta götü buz tutan biri, kibritçi kız gibi donarak ölme raddesine henüz gelmemiş ve tüm umutları tükenmemiş ve bu soğuktan bir şekilde kurtulmaya odaklanmak zorunda kalmış ise geçen hafta kendisine depik çeken sidikliyi düşünmeye en kötü ihtimalle 1 hafta kadar ara verebilecektir mesela.

    benim beynim sıkıldım ve işine gücüne bak sinyali verdiği için bitiriyorum. kısaca "procrastination" beynin kendine yardım amacıyla yarattığı bir sistem. ama dümenini boş bırakırsan işi, gücü, denklemleri, evi, kirayı düşünmek yerine mesaini solitaire oynayarak geçirirken bulursun ve haftaya seni sadece karı değil, popondaki pirelerin bile terk eder.

    bu notu kendime de geçtiğimi belirteyim ki aslında çok iyi bir insanım falan zannedilsin.