şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 15-24 şubat tarihleri arasında her zamanki yeri olan ato congresium’da yapılacak olan, onur yazarı olarak ilber ortaylı uluslararası onur konuğu olarak ise donatella di pietrantonionun katılacağı fuar.
    bekliyoruz.
  • konferans ve imza günleri belli oldu. program aşağıda:

    https://ankarakitapfuari.org/
  • yine kitapların fahiş fiyatla satılacağı, ancak bir sürü kitabı incelemek için güzel bir fırsat sunacak bir etkinlik olacak. buradan beğenip internetten almak her zaman daha uyguna geliyor. fuar mı fuar işte.
  • katılımcı listesinin şu şekilde olduğu, geçen seneki gibi çok kalabalık olacağını beklediğim fuar.

    diğer kitap fuarlarında olduğu gibi jaguar kitap ve yüz kitap bu fuarda da yok. bunun sebebini stant kiralama ücretleri olarak görüyordum ama adını bile duymadığım o kadar fazla küçük yayınevinin geldiğini görünce gerçek sebebini merak ettim.

    bu arada, internette fuarda satılan fiyatların altında satıldığını söyleyen kişiler, daha önce kimsenin bilmediği bir şeyi söylüyormuşcasına bunu dillendirmek konusunda ekstra bir çaba sarf ediyorlar. biliyoruz, sakin.
  • yine kimsenin haberinin olmadığı bir fuar daha.
    istanbul tüyap kitap fuarı öncesi televizyonlarda reklamlar, reklam afişlerinde boy boy fuar resimleri, yayınevlerinden tanıtımlar. fuara katılacak yazarlardan sosyal medya tanıtımları.

    bu seneki fuarı ismail saymaz ın sosyal medya hesabından öğrendim. bu ankaranın kitap fuarlarında var bi sıkıntı ama anlamadım.

    önceden atatürk kültür merkezindeki izbe yerde yapılıyordu, şimdi ato congresiumda , daha modern daha güzel ama yine küçük, yine dar ve yine ne nerde arayıp duracağız.

    sahaf sokağı yine olur umarım, heyecanla bekliyoruz
  • 2 gün sonra başlıyor. artan fiyatlara alternatif olmasını diliyorum.

    ilgili haber ve detaylar
  • ilk defa gittiğim fuar. hiç sevmem böyle mahşer gibi yerleri. bir de nasıl başım ağrıyor. kapıda 2,5 tl ayak basma kesiyorlar. içerisi ana baba günü. cidden öyle. bebek arabasıyla da gelmişler, entel çocuk yetiştirecekler herhalde, bense her zaman olduğu gibi alone wolf, ulan bunu nasıl başardım ya, insanın hiç mi bir arkadaşı olmaz. neyse ya boş ver. insan yok sorun yok... ama her yer onlardan mk. ortalık leş gibi kültür kokuyor. imza şeyi yüzünden bazı stantlara yaklaşamadım bile, bir yerde iyi bir indirim buldum, çocuğa dönüp alacağım bu kitabı dedim, haklı olarak inanmadı, ( sonra dönüp aldım ) yürüdüm, bir yayın evi niteliksiz adam ın tamamını çevirmiş. biraz dokunayım dedim hemen tezgahtaki herif tipime bakıp bana kitabı anlatmaya başladı. tipim derken entel bir tipim var sanırım, saç baş dağılmış, bir ince gömlek bir palto, hava buz gibi ama ter içindeyim, zaten kalabalığa girince terlemeye başlarım, 90 papele inmiş, bakarız dedim. tesettürlü genç kız sürüleri var, her yerdeler, dalgalar halinde geziyorlar, öğrenciler var, sevimsiz ortaokullu piçler, entel uzun saçlı dayılar, solcu görünümlü şiş bira göbekli amcalar, badem bıyıklı muhteremler, hepsi de meşrebine uygun kitapçının önünde durmuş, siksen geçilmiyor. geçemiyorsun adam daracık yolda durup armut gibi bakıyor, kitap karıştıranları anlıyorum da bu öküzler nedir anlam veremiyorum

    doğu batı da bir arkadaş tanpınar hakkında uzun bir açıklama yaptı. mk.hangi kitaba el atsam biri gelip yardım etmek istiyor. arkadaş eyvallah bir şey istemiyorum, gölge etmeyin yeter. dergah'ta takıldım biraz, görevlilerin radarından bir türlü kurtulamadım, iş bankasına hiçbir şekilde yanaşamadım, yapı kredi keza yine öyle,
    ülkücüler stant açmış, güldüm, bir de yer gök sabahattin ali olmuş, akbabaları anlatan belgeseller geldi aklıma, nasıl bir çökmedir bu, yuh dedim, akbabalar gücenmesin alayımızdan temizler fikrimce...

    john milton un paradise lost un türkçesi vardı, epeydir radarımdaydı, aldım, kayıp cennet , yüzde otuz beş, 18 papel... bir stantta adamın biri çok hüzünlü oturuyor, sinek avlıyor. oraya gittim. entelektüelin kutsal kitabı nı karıştırdım. adam heyecan yaptı bi an, entelektüel değilim, dedim google da hepsi var ama hadi alayım sizden, adam mutlu oldu. konuştuk biraz...öyle işte. sonra birileri daha geldi, insanlar boş stantlara yaklaşmıyor nedense...

    adını hiç duymadığım onlarca yazar, hediyelik eşya, ıvız zıvır, sahaf bölümünü gezemedim, bir dahaki sefere, baş ağrısı yüzünden, bulabilirsem aziz yardımlı 'nın varlık ve zaman çevirisini alacağım, bi ihtimal.

    başka...başka bu kadar...
    cin ali standı var, çocuğun biri istedi, babası da sen okumaya geçtin ya dedi, öküz adam, olay o değil ki. cin ali bardakları,cin ali çantaları, cin ali şeyleri, satılmayan hiçbir şey kalmadı bu alemde

    binlerce çöp kitap, gereksiz kalabalık, -kalabalık yalandır kierkegaard rahmetli ne kadar haklısın- uğultu, yürünemeyen daracık sokaklar, ben de büyük bir yer sanıyordum congresium u...

    ankaradakiler yarın gidip bi bakın işte. bulursunuz bişeyler, tabi yapacak daha iyi bişeyiniz yoksa...
  • alternatif tanım: hiç okumayacağın kitapları alarak imzalatıp instagrama story atma günleri.
  • tüyap'ı heyecanla beklerdim toplu kitap alışverişi yapmak için. sonra baktım internet alışverişi daha uyguna geliyor. artık almak için fuar zamanını beklemiyorum.

    yine de fuarları kitabı birebir inceleme yönünden seviyorum. yeni çıkan bir ton kitabı aynı anda görme şansınız oluyor.

    böyle yerlere hafta içi gidebilmek iyi oluyor. fakat iş dolayısıyla mecburi haftasonu gitmek zorundaysanız da yapacak bir şey yok. gitmeyi planladığım fuar.
  • girişi ücretli olduğu için gitmeyeceğim fuar. hayır, alacakları üç beş lirayı vermemek değil mesele. girerken bile insanları yolmayı hedefleyen bir organizasyonla işim olmaz.
    kitap alacaksam kitapçıya giderim, incelerim saatlerce. okumak istediğim kitabı alırım. olmadı internetten sipariş veririm. kitap imzalatmak zaten bana göre bir şey değil.