şükela:  tümü | bugün
  • cok hakli bir yazidir. bekarliga veda partisi icin las vegasta profesyonel ortam yapip kazara kokainden enfarktus gecirip olen damat adayi da ayni sekilde muameleyi hak etmektedir, bu kizlarin erkek versiyonu olarak.
    bkz: kadinlarda bekarliga veda partisi nasil kutlanir.
    edit: damat bey de pragda bekarliga veda kutluyormus. pes.
  • maalesef adam yine haklı.
  • kendisinin de bayağı bir katkısı var bu kindar kitleler ve nesiller oluşmasında. günah mı çıkarmaya çalışmış acaba.

    not: okumadığım yazı, normalde her farklı görüşü okumaya gayret gösteririm ama bu adam çok ucuz ve kalitesiz yazıyor, zaman kaybı olarak bakıyorum.

    edit: tepki okarak yazılan ve hakaret içeren entryleri görünce aslında iyi bir noktaya değindiğimi farkettim. amacim zaten bu adamın söylemleriyle insanlara kin ve nefret aşıladigina dikkat çekmekti, kendi fanlarida bunu tasdiklemis oldu. bu adamla ilgili bir şey yazmak içinde fırsat kollamiyordum, kendisinin kin ve nefretten bahsetmesi bana çok ironik geldi boş geçemedim.

    sizin hassasiyetlerinizi kin ve nefret duygularıyla harmanlayarak sizi radikallestiren bu gibi insanlardan uzak durun, içinizi karartmasinlar.
  • cahiliz bakın eğitimsiz demiyorum cahil. en büyük cehaletimiz de birbirimizi anlayamama konusunda.
    herkes karşındakiler kendileri gibi olsun kendileri gibi düşünsün kendileri gibi davransın istiyor.
    buna yılmaz özdil de dahil.
    kendi kafalarındaki kalıbın dışına çıkana öfke kusan bir insanlar topluğu var ortada.

    evlenmeden önce arkadaşları ile tatile giden insanlara saldırıyor birileri.
    birileri protesto hakkını savunanları saldırıyor.
    başka birileri dini görüşünü savunanlara saldırıyor.
    başkası da iktidarı savunanlara saldırıyor.
    herkes birbirine saldırıyor sürekli. kimse birbirini anlamaya çalışmıyor. uzlaşmaya asgari müşterekler bulmaya çalışmıyor.
    kutuplaşma derinleştikçe derinleşiyor.
    nefret ve öfke toplumu boğuyor.
    bu kısır döngüden çıkmak için ilk adım karşımızdakini dinlemek.
  • daha "not" yazmayı bile bilmeyen, dilini adam gibi kullanamayan tiplerin eleştirdiği adamın yazısıdır. daha herif yazıyı okumamış, damlamış ama "ucuz ve kalitesiz yazıyor" diye.

    ah ulan, biz de sen ve senin gibilere zaman kaybı olarak bakıyoruz da, bakma işte.
    ucuzluk, kalitesizlik yorumlarınızdan akıyor da, anlayacak kapasiteniz yok.

    hemen hemen her yazısı gibi, çatır çatır doğruları yazmıştır özdil.
    okuyun, okutun.
  • yılmaz bey toplumsal olaylara çok güzel bir bakış açısıyla yaklaşıyor ancak bu yazısını es geçerek belirtiyorum yazılarında toplumu ayrıştırıcı bir dil kullanıyor.
    mesela daha iki gün önce elinde gazetesi yılmaz özdil yazısı okuyan bir kadın karşıyakada vapurda ak partili bir kadına allah belanı versin sen ve senin gibilerin diyerek tepki gösterdi ben sanmıyorum ki yılmaz bey bunu konu eden bir yazı yazsın. yılmaz bey ve yazılarını fanatik futbol taraftarlarına benzetiyorum körü körüne bağlılık doğrunun da yanlışın da mutlak doğru olduğunun sanılması... linç başlasın lütfen.
  • dün öğrendiğimizde iş arkadaşım ile konuşuyoruz , dedim ki ;
    "üzüldüm. gencecik insanlar "
    dedi ki ;
    " zaten bekarlığa veda dan dönüyorlarmış. "
    " e ölsünler o zaman sıkıntı yok. yakın zamanda evlenip çoluk çocuğa karışacak hayalleri yok olsun çünkü zengindi. sen borç içindeyken o nasıl olur da çorba içmeye gider gibi dubai ye gidiyor ki zaten? "

    gencecik insanların ölümünden daha çok bu denli ayrışmamıza üzüldüm. vicdanların körelmesine üzüldüm. böyle medeniyetsiz vicdansız bir toplum içerisinde yer almaktansa ölmek daha tercih edilebilir olabiliyor bazen.
  • şu yazıya bile muhalefet edecek insanların olduğunu bilmek, bazı şeylerin durumunun ne kadar vahim olduğunu gözler önüne seriyor.
  • doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış misali... yılmaz özdil'in de bu yazılar yüzünden sürekli ayrıştırıldığını, itibarsızlaştırıldığını düşünüyorum. bugün sosyal medyada "yılmaz özdil gibi yazı yazmak" diye bir geyik dönüyor. dalga geçercesine taklit ediliyor. bunun böyle olacağı belliydi açıkçası. çünkü bir şekilde itibarsızlaştırılması gerekiyordu.

    yazının içeriğine gelirsek diyecek, ekleyecek bir söz yok pek. bu ülkeye, 'ölümleri kıyaslama, en güzel kim ölmüş sınıflandırması' 16 yıl önce geldi. artık öldükten sonra bile işiniz bitmiyor. halkın sizi terazinin kefesine koyup notunuzu vermesi gerekiyor 'nasıl ölmüş?' diye...
  • üstün hümanist yılmaz özdil tarafından yazılmıştır. (bkz: yılmaz özdil hümanizm atölyesi)

    diğer eserleri için (bkz: sayın kaçakçı)

    ek:

    şunu da söyleyelim. bu memleket zaten hiçbir döneminde insanlık anlamında üstün bir örneklik ileri süremedi. bunu bütün dünya geneli için de söyleriz elbette. fakat bu toprakların son yüzelli senesi savaşlarla, katliamlarla geçmiş. haliyle savaş gibi bir kriz halinde derhal en ilkel formuna dönen insanlardan insanlık beklemek biraz zor.

    peki sorun ne? yılmaz özdil'i bile, yazdığı şu f-16'lar ile paramparça edilen ve halen daha sorumlularının cezalandırılmadığı olayın mağduru insanlara "katır" demeye getiren yazıdan ayrı düşünürsek, ne çıldırtmış olabilir? riyakarlık mı? kolpalık mı? hafızanın kaybı mı? nasıl açıklayabiliriz bunu? hiç tanımadığı insanların ölümünden üzülmek veya nötr kalmak yanında, "oh oldu" diyebilmenin makul cevabını nerede bulabiliriz?

    aslına bakarsanız özdil'in ah-vah ettiği şeyi aynı şekilde kendisinin de yaptığını görüyoruz. insan hakları teorisine dair çok güzel bir tespit vardır; yerlilerin-zencilerin (artık ne derseniz) dahi insan olduğu ve insan olmalarından kaynaklanan bir takım hakları olduğunun kabulü sonrasında insan hakları gelişmeye başlamıştır der özetle. tabii ki dünya her zaman hümanizmin çok değer gördüğü bir yer olmadı. şu anda dahi ortaya "aman savaş çıkmasın" diye çıktığınızda, en azından sözlük mecrasında pembe götlü hümanist olmakla suçlanabilirsiniz.

    özdil'in örneklerine bakın. bir tane "makbul olarak" görmediği insan var mı? uyandırayım atatürkçü-milliyetçi arkadaşları, berkin (allah rahmet eylesin) 14 yaşında bir çocuk olarak ekmek almaya filan gittiğinde öldürülmemişti. ailesi bunu ekmek aldı diye biliyor olabilir ama okmeydanı'nda yaşayan biri olarak berkin'in kendi "mahalleden abileri ile" polise karşı direniş göstermiş olması çok daha muhtemel. fakat öldürülmesine üzülmemek için "ekmek alması" gerekmiyordu yani. orantısız bir polis şiddetine maruz kaldı, kafasına gaz kapsülü fırlatılarak öldürüldü. 14 yaşında bir çocuğa dahi üzülebilmek için bahane bulan insanlarla ne yapacağız allahım, sen bize yardım et.

    özdil şahsında genel olarak toplumu eleştirelim. bu kadar şiddetin kol gezdiği bir ortamda ölümlere üzülmek de ekstrem bir tavır olarak görünüyor. bir tecavüzcünün neden tecavüz ettiğinin sorgulanmadan sikilerek öldürülmesi gerektiğini savunan arkadaşlar var aramızda. idam gelsin de şöyle şöyle olsun diyenlerin kaç tanesi acaba ölümü göze alarak bir çocuğu istismar edebilecek manyakların çıkabileceği ihtimalini düşünüyor?

    kendimi tekrarlayacağım farkındayım da, gençler ne yaşadınız da bu kadar şiddet arzuluyorsunuz yahu? özdil'in yazısına konu olan olayda da, tamam sınıf kini güzel şeydir de insanlar ölmüş arkadaş.

    sorun şu bana kalırsa. türkiye toplumu zaten çarpık bir ulus devlet geleneği üzerine kurulmuşsa da, kemalist diktatörlük döneminde iyi-kötü işleyen bir bürokratik devlet sistemi ve bunun kurguladığı bir toplum düzeni mevcuttu. ak parti iktidarı gitgide çarpıklaşmış olan bu sistemi dümdüz etti. belki ülkenin güneydoğusunda kırk yıldır süren iç savaş da bu dümdüz olmayı hızlandırmıştır, bilemiyorum. fakat artık bir hafızamız yok. özdil gibi en "muhalif" bile hafıza kaybından muzdarip. insanlarımız sanki üç dört yıl önce bir barış süreci kovalanmıyormuş gibi savaşa aç. savaşa gitmeyen aktrollere bir taraftan laf ederken kendisinin de aslında aynı konforlu yerden atıp tuttuğunun farkında değil. özdil, insaniyet eksikliğinden dem vururken, kendi makbul insan formuna eleştirel bakamıyor bile.

    uzatmayacağım. bu şiddet arzusu en sonunda iç savaşa yol açar, birbirimizi keseriz diye düşünüyorum. bu bir temenni değildir, yanlış anlaşılmasın. zeki kılıçaslan burada çok eleştirildi ama ben de onun gibi, her şeye rağmen toplumda az buçuk bir feraset kaldığını düşünüyor ve ekşi sözlük lümpenlerinden ve özdil gibilerinden ise toplumun ortak aklının, ferasetinin bizi böyle bir şeyden koruyacağını düşünüyorum. nereye kadar korur, onu allah bilir tabii.

    öyle. aklıma gelmişken yazayım dedim.