şükela:  tümü | bugün
  • ulkenin genclerinin hala umut vaadettigini gosteren bildiridir. ozellikle son birkac yildir mudurlerinin (bkz: necati yener) despotluguna ve yobazligina maruz kalan cağaloğlu anadolu lisesi ogrencileri, artik son olaylara dayanamayip bu bildiriyi yayinladilar sanirsam.

    öğrencilere tehdit

    ahlaksızlık

    hurriyet linki

    bu adam ne veliler ne de ogrenciler tarafindan sevilmeyen bir çomar. bu da konu hakkinda ogrencilerin tam basin bildirisi. lutfen bu piril piril genclerimize sahip cikalim, haklarini yedirmeyelim.

    --- spoiler ---

    "muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur"

    adım attığımız andan itibaren yuvamız bellediğimiz bu bina ve kurduğumuz kocaman bir ailenin, bizlere her daim hatırlattığı bu cümle ile başlamak istedik anlatacaklarımıza. okulumuzun ismini geçtiğimiz yıllarda haberlerde sizleri üzecek şekilde görmüş olabileceğinizin farkındayız. bizlerin maalesef ki üç yıldır uğraştığı büyük sorunları var ve bu günlerde de elimizden geleni yaparak sesimizi sizlere duyurmayı başardık. bu bildiriyi de son zamanlarda yaşananları ve yaşanmış olanları bizim ağzımızdan duymanız gerektiğine inanarak kaleme alıyoruz.

    bundan 3 sene önce geldi cağaloğlu anadolu lisesine yeni bir müdür atanacağı haberi. gelecek kişinin ismi ilk duyulduğunda üst dönemlerimiz bunun sadece "tatsız bir şaka" olduğunu düşünmüşlerdi çünkü okula müdür olarak geri gelen necati yener zamanında bu okulun öğretmeniydi ve öğrenciler ve öğretmenlerle yaşadığı sayısız sorun sonucu başka bir liseye görevlendirilmişti. fakat birkaç gün geçmeden siyah arabaların içinden inen onun ta kendisiydi.

    amacı bizim davranışlarımız ve fikirlerimiz üzerinde mutlak kontrol sağlamaktı. bu gaye tabi ki öncelikle hakaret ve baskı şeklinde vücut buldu. bizlere hakaretler edildi, ve öğrenciler insan içinde aşağılanmaya başlandı. hukuki olarak tamamen yanlışta olsalar bile öğrencileri küçük düşürmek için elden gelen her şey yapıldı. bu sırada okulumuzun proje okulu olması sebebiyle kendisine verilen yetkiyle hemşericilikle alınan öğretmenler de, müdürün gayesi doğrultusunda bunları yapıyordu. özellikle kız öğrencilere karşı ağza alınmayacak ve tacize varan sözler sarf edildi. bu sırada öğrenciler arasında yapılan ayrımcılık hat safhaya çıktı. kendi görüşlerinde olmayan ve yapılan usulsüzlüklere karşı çıkan arkadaşlarımız fişlendi ve ilerleyen okul hayatlarında parçası olmak istedikleri tüm etkinlikler baltalandı. bunu apaçık yapmaktan da hiç çekinmediler. direkt insanların yüzüne "bu isim olursa size izin vermem" dendi. öğrenciler kendi etkinliklerinden bir insanın iki dudağından çıkan laflarla atıldı. sadece bu isimlerin sınavda kopya çekip çekmediklerine bakıldı ve çekmedikleri halde bu öğrencilere ceza verildi. öte yandan kendi dediklerine harfiyen uyan ve onun görüşünde olan öğrenciler okulun yüzleri haline getirildi. bazılarımız okul kıyafetinin altına giydiği kazak yüzünden insan içinde aşağılanırken onların kılık ve kıyafetleri her zaman ve tamamen görmezden gelindi. bu tavır veli toplantılarının birinde necati yener'in "biz bu okulda terörist yetiştirmiyoruz" lafıyla tamamen göz önüne çıktı. halbuki sevmedikleri öğrencileri usulsüzce disipline verirken yönetmelikle kendini savunmaya öğrencilerin suratına "bana yönetmelikle gelmeyin" diyerek milli eğitim bakanlığının kurallarına hiçbir saygısı olmadığını ifade eden de ta kendisiydi.

    bu ayrımcılık sadece öğrenciler arasında yaşanmıyordu. tek amacı öğrencilere bir şeyler öğretmek olan ve hiçbir politik görüş bildirmeyen öğretmenler bile baskı altına alınırken, ne sınıfları kız erkek ayrı oturtan öğretmenin, ne de insanları inançlarına göre insan içinde yaftalayan ve kız öğrencilere "kapıyı açık bırakırsan hırsız girer" diyen öğretmenler hakkında hiçbir şey yapılmadı.

    yapılan haksızlıklara karşı çıkan öğrenciler tehdit edildi. üst dönemler öğrenci eylemlerini durdurmamaları halinde okuldan atılmakla tehdit edildiler. disiplin tehdidi her öğrencinin hayatında bir gerçek olarak yerini aldı ve milli eğitim bakanlığının bir cezayı asla onaylamayacağını bildikleri halde sırf baskı ve terör oluşturmak için onlarca öğrenci disipline verildi. necati yener bunları genelde söz konusu öğrencinin tüm okul önünde kendisinden özür dilemesi halinde durduracağını söyledi. necati yener'i en çok da çoğu işin gerçeğini ve öncesini bilen üst sınıfların alt sınıflarla iletişimiydi. alt dönemlere özellikle abilerini ve ablalarını dinlememeleri söylendi. üst sınıfların arkasından onların "psikolojik olarak sıkıntılı oldukları" ve "ne dediklerini bilmedikleri" söylendi. kendisi de biliyordu ki olayların gerçeğini bilen öğrencileri asla kendi kontrolü altına alamayacaktı. psikolojik baskılardan etkilenmesi için bir öğrencinin kendisini yalnız sanması ve olayları yadırgamamaya başlaması gerekiyordu ve bu dönemlerin diyaloğuyla kırılmaya mahkum bir istekti.

    burada çoğu öğrencinin lise hayatında büyük yer tutan okul etkinlikleri ve kulüplerinden bahsetmeliyiz. okul meclisi sindirildi ve etkinliklerine köstek olundu. okulumuzun en önemli etkinliklerinden olan ve mfö, athena gibi gruplara ev sahipliği yapmış olan "jugendfest" adlı konserimiz müdürün geldiği sene ilçe tarafından iptal edildi ve ilerleyen senelerde geri gelmesi için hiçbir çaba gösterilmedi. sonraki sene necati yener velilerin sayısız dilekçesiyle şikayet edilmiş ve bu dilekçeleri tören sırasında elinde sallayarak kendi öğrencileriyle adeta dalga geçti. öğrencilerin senelerce kendilerini ifade ettikleri ve olağanüstü işler başardıkları kulüpler ve geleneksel okul etkinlikleri okul yönetmeliğine göre öğrencilerin elinde olması gerekirken bu kulüpler son hız sindirilmeye çalışıldı. kendi öğretmenlerinin direkt kontrolü altında olunmayan her kulübe köstek olundu, yapacakları işlere engel olmaya çalışıldı. ne maddi destek ne de öğrencilere çalışacak alan sağlandı. ancak öğrenciler pes ettikleri anda ve kulüpler öğretmenlerin tekeline geçtiği anda birden önceden olmayan mali kaynaklar aktarılıyor, öğrencilere her türlü rahatlık ve izin sağlanıyor ve bir anda övgü almaya başlıyordu. bu "yeni" kulüpler eskilerinin bir gölgesi olmaktan ileri asla gidemediler ve idarenin ve bazı öğretmenlerin kuklalarına dönüştürülmeye çalışıldılar. eğer belirli öğrenci grupları her engele karşı kendi çabalarıyla bir ürün ortaya koyarsa da necati yener sanki baştan onlara her türlü imkan sağlanmış gibi yeni öğrencilere ve velilere bu etkinliklerin onun ürünü olduğunu söylemekten çekinmiyordu. okulun boyası yeni boyama için söküldüğünde resminin çekilerek yeni velilere "biz yokken böyleydi okul" demesi, dağıttığı broşürlerde sınıflara elle harabe süsü vererek kendisi geldiğinde düzeldiklerini söylemesi gibi davranışlar da müdürün koltuğunu kaybetmemek için söylediği ve söyleyeceği yalanların bir göstergesiydi.

    burada okulumuzun okul aile birliğinden söz etmeyi gerekli görüyoruz. velilerimiz bundan iki sene önce çocuklarına karşı gösterilen bu davranışlara sessiz kalamayıp okul aile birliği seçimlerine girdiler ve mutlak bir çoğunlukla okul aile birliğinin başına geldiler. velilerimiz ellerinde bulunan yetkiye dayanarak öğrencilerle birlikte bizleri korumak için ellerinden geleni yaptılar ve bugüne kadar da necati yener'e karşı öğrencilerin en güçlü kozu oldular. bu durum, necati yener'in çoğu konuşmasında belirttiği gibi bir güç kavgası şeklinde asla olmadı. velilerimizin hiçbir zaman ideolojik hiçbir amacı olmadı. çocuklarının yaşadıklarına sessiz kalamayan veliler müdürün usulsüzlüklerine karşı tepki olarak ve öğrencilerin ihtiyaçları sonucu bu işe girdiler. velilerimiz bunu, öğrenciler için her ay okul aile birliği tarafından öğrenciler için düzenlenen yemeğe zehir katıldığı ve onların terör örgütü üyesi olduğu iftiralarına rağmen yaptılar ve biz öğrencilerin iyiliği ve geleceği için yapmaya devam edecekler.

    bu hafta okulumuzda haberlerde gösterilen olaylar basit bir "sucuk" meselesi değildi. necati yener'in okulu denetlemeye gelenlere ve okula çağırdığı basın ekiplerine oynamaya çalıştığı bir şovdu. okulumuz öğrencileri kendilerince bunu fark edip buna alet olmamaya karar verdiklerimde müdür haberlerde gördüğünüz üzere bir sınıfa girerek öğrencilere ve ailelerine "soysuz" "şerefsiz" ve benzeri hakaretler etti. okul idaresi hakkındaki soruşturma için "kıçı kırık" diyerek öğrencilere ona güvenmemelerini söyleyerek tehdit etti .bunun kendince amacı tüm okulun ortak kanısı olan bir durumu sadece bir sınıfın üzerine yıkma ve kendini aklama çabasıydı. bu sefer bizler hazırdık ve bu olayın duyulması için elimizden gelen her şeyi yaptık ve yapmaya da devam edeceğiz. nitekim yaklaşık 950 öğrenciye sahip okulumuzdan bu “partiye” itibar edilmedi. cuma günü şerefi, haysiyeti ve allah üzerine yemin etmiş olmasına rağmen yüzümüze bakarak yalan söylemesi sonucunda, tören sonunda kimsenin onu alkışlamamış olması, bu okulda ne kadar istenmediğinin bariz bir göstergesi olmuştur.

    sözün özü biz cağaloğlu anadolu öğrencileri 3 yıldır güç hırsı ve tanrı kompleksi olan bir kişinin bizimki gibi köklü bir okulda otoriter ve baskıcı bir düzen oluşturma çabasının mağdurlarıyız. bizler ve arkadaşlarımız sindirilmeye ve okulun değerleri de öldürülmeye çalışılıyor. biz bu konuda elimizden gelenin aynısını yapmaya devam edeceğiz. yaşadıklarımız zaman zaman eleştirdiğimiz proje okulları sisteminin sorunu olmaktan çok uzun zaman önce çıktı. diğer proje okullarının benzerlerini bile yaşamadığı sorunlar cağaloğlu anadolu lisesinde müdür değil, eğitimci bile olmayı hak etmeyen bir insanın hırsları nedeniyle yaşandı. 12. sınıflar en yoğun dönemlerinde tehdit edildi, hazırlık sınıfları ise her fırsatta korkutuldu. bu bildiri, sesimizi halka ve yetkililere duyurma çabamızın bir ürünüdür. bizler maalesef böyle bir ortamda lisemizi okuyoruz, fakat ileride bu okulda okumak isteyen sayısız yeni öğrencinin daha iyi bir eğitim alması için elimizden geleni yapmaya her zaman devam edeceğiz.

    saygılarımızla,

    cağaloğlu anadolu lisesi öğrencileri

    --- spoiler ---
  • bildiriyi kısa tutsalar iyiymiş, dertlerini anlayacak insanlar okur ama, dertlerini anlatmak istedikleri kimseler hayatlarında bu kadar şey okumuş olsalar bu durumda olmazlardı.

    sonda söyleyeceklerini zaten başta söylemişler.
    "muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur."
  • iç anadolunun bir ilçesinde, içerisinde çok da okumaya niyeti olmayan öğrenciler barındıran bir teknik lisesinde bu hareketleri yapsa dayaktan komaya girerdi bu müdürümsü. bu dallama hala bir meydan dayağı yemediyse okuldaki öğrenci kalitesi yüksek belli ki. benim kafam da buraya takılıyor zaten. ülkede okumaya/okutmaya elverişli lise yok neredeyse. az sayıda olan düzgün birkaç lisenin başına da bunun gibi çomarlar neden veriliyor. yönetici mi kalmadı ülkede.

    biz lisedeyken müdürden ve bazı müdür yardımcılarından acayip tırsardık. dövdüklerinden ya da sövdüklerinden dolayı değil ama. ne bir dayaklarını ne bir küfürlerini duyduk. müdürün sesini yükselttiğini bile hatırlamam. adamlar duruşlarıyla, konuşmalarıyla otoriteydi resmen. müdür geldi demek ile devlet geldi demek arasında bir fark yoktu bizim için. müdürün odasına çağırması bile olaydı resmen. bizi eğiten, yöneten bu başarılı eğitmenler sayesinde de o dönemden tanıdığım neredeyse herkes de bir baltaya sap oldu. bu arada çok eski bir tarihten bahsetmiyorum liseden 2006'da mezun oldum.

    yazık bu çocuklara. müdürün dünyasını sikmek yerine yine efendi efendi bildirisini yayınlayıp devletine dönen bu çocuklara bu yavşak müdür layık olamaz.
  • bu gençlere destek lazım. ülkenin en parlak zihinlerine zincirlemeye çalışanlara dur denmeli.
    bağlı bulunduğum ilçede hükümetin sendikası bu adama destek için sendika üyelerini seferber etmiş durumda. demek ki durumun vehametinin farkında ama bizim adamımız anlayışıyla hala korunuyorlar.
  • proje okul adı altında sunulan aptallığın sonucu ortaya çıkmış bildiridir, kesinlikle dikkati alınması gerekir. düzgün eğitim veren bir avuç okul kalmışken onları da bitirmenin anlamı nedir gerçekten anlamak güç.
  • bu müdür okulda öğretmen iken okulun müdürü (bkz: mehmet bengli) her sabah dersler başlamadan 45 dk önceden gelip bütün öğrencileri kapıda beklerdi. nasılız, ne yaparız , sıkıntımız var mı diye çekip sorduğu da olmuştur. okul başladığında sınıfları ders saatinde odasına çağırır çay içer dertlerini sorardı.
    şuan ki müdür ise sınıf basıp ahkam kesip hakaret ediyor. bu okulu buralara ben getirdim diyor , böyle birşey demek kimsenin haddine değildir. mehmet hoca bile böyle birşey söylemedi ayıptır sorması sen kimsin?
  • öğrencilerin birtakım sıkıntılarını dile getirdiği bildiridir. çözüme yönelik adımların ilgili kişilerce atılması gerekiyor.
  • biraz uzunca olsa da genel durumu anlatmasi adina guzel bir yazidir
  • eğitimde dayağın önemine inanan insanım.
    müdürü ilk yamuğunda dövüp, ağzını burnunu kırsalardı bunlar yaşanmazdı.