şükela:  tümü | bugün
  • bugünlerde nostaljinin dibine vurmam olayı.

    şu oyuna başladığım gün dün gibi aklımda, üstünden 13 yıl geçmiş. inanılır gibi değil. şimdilerde kendime bir hikaye oluşturarak tekrar oynamaya başladım. hikayeme başlayayım, geçmişi hatırlamak isteyenleri de hikayeyi okumaya davet ediyorum.

    hikayem galatasaray ile başlıyor. galatasaray'ı uluslararası pazara taşıma, dünyanın bir numaralı takımı yapmak için ve daha rekabetçi bir lige gitmek için süper lig'den ayrılmaya karar verdim. bilenler bilir, türkiye ligini galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş ile domine etmek çok kolay. dişli bir lig seçmeliydim. ingiltere ligi en sevdiğim lig olmasına rağmen sadece 5 oyuncuyu yedekte oturtmak sinir bozucu oluyor. o yüzden juventus, milan, inter, roma, lazio gibi devlerin olduğu italya ligine galatasaray'ı editör yardımı ile taşıdım.

    lige uygun dişli bir takım oluşturmak için kendime 40 milyon euroluk bir bütçe oluşturdum.

    defansta sağ beke willy sagnol, stopere de hübschman'ı uygun fiyatlara aldım.

    wesley sneijder ve javier mascherano gibi iki genç ve dinamik oyuncularla orta sahamı güçlendirdim. serie a standartlarına göre zayıf kalacağını düşündüğüm için alman panzeri ballack'ı kadroma kattım.

    son kalan parayla da güç bela forvete fernando cavenaghi isimli leblebi gibi gol atan arkadaşı aldım.

    kadrom şu şekilde oluştu;
    gk- mondragon
    dr- willi sagnol
    dc- bülent korkmaz (rigobert song)
    dc- thomas hübschman
    mc- javier mascherano,
    mc- wesley sneijder
    mr- hasan şaş
    ml- ergün penbe
    amc- ballack
    st- cavenaghi

    kadro fena olmasa da karşımda müthiş diyebileceğim 3 rakip var.

    milan'ın kadrosu; dida, cafu, maldini, nesta, stam, gattuso, pirlo, kaka, seedorf, tomasson, inzaghi, crespo ve shevchenko azmanından oluşuyor.
    juventus desen; buffon, cannavaro, zambrotta, thuram, nedved, emerson, camoneresi, trazegeut, del pierro,ibrahimovic gibi müthiş oyuncularla kurulu.
    inter; toldo, ivan cordoba, javier zanetti, materazzi, cambiasso, davids, emre, recoba, killy gonzalez, adriano, martins gibi uçuk kadroya sahip.

    her 3 takımın da yedekleri hatta 18'e giremeyen oyuncuları benim takımımda rahatlıkla oynayabilecek kapasitede.

    kadro kalitesi bir yana karşımda capello, ancelotti ve mancini gibi dev hocalar var. ben kariyerinde ilk defa takım çalıştıran ve torpille galatasaray'ın başına geçmiş biriyim. taraftarlar, kulübün efsanesi hagi'nin yerine gelmeme de çok tepki gösterdi. yönetime ateş püskürüyor. biz bu kulüp için italya deplasmanlarına gelmeyi göze almışken bu adam da kim diye yönetime tepki gösteriyorlar.

    italya ligi'ne gelirken en düşük itibarlı takımla galatasaray'ı değiştirdim. italya kupası, şimdi de öyle mi bilmiyorum o yıllarda ligler başlamadan başlıyor. düşük itibarlı takımları 4 takımlı gruplara koyuyorlar. biz de öyle başladık. treviso,catania ve verona'lı grupla sezona başladık.

    trevisco'yu 5-0, catania'yı da 4-0 yenerek italya'ya fırtına gibi girdim. gövde gösterisi yapmak için yüksek tempolu oynadım bu maçları ve sezon başında oyuncularıma yüklenmemek için son maça yedeklerle çıkmayı düşündüm. verona bana italya ligi'nin sertliğini gösterdi ve 2-0 pozisyon vermeden kazandı. gruplardan 2 takım çıkıyor zannederken sadece 1. takımın gruptan çıktığını, italya kupasından elendikten sonra basın toplantısından öğrendim.

    muhabirler tarafından dalga konusu oldum. ve gazetelerin manşetlerini "sciocco turco(şapşal türk) " diye süsledim. taraftarlar kulüp binasının önünde beni istifaya davet etti ve imparator fatih terim tezahüratları bütün florya'da inledi. boşta olan fatih terim'i istiyordu taraftarlar. yönetim arkamda durdu, ben de taraftarlardan özür dileyerek zaman istedim.

    serie a başladı ilk maçım bologna deplasmanıydı. favori gösteriliyordum. maçı kazanmam gerekiyordu. sezon daha başlamamıştı ama üzerimde müthiş bir baskı vardı. stresi kaldıramadım ve bu maçı da kaybettim. 2-0 kazanmıştı bologna.

    taraftarlardan tekrar zaman istedim, bu takıma güvenmeleri gerektiğini söyledim. lig değiştirmenin tarihte görülmemiş bir durum olduğunu, böyle bir bocalamanın normal olduğunu izah etmeye çalıştım. bir dahaki maçta ali sami yen'de tam destek istedim.

    uefa, galatasaray'a jest yaparak uefa kupasına davet etmişti ve bu sene uefa kupasında yarışacaktım. ön eleme aşamasından başladık. ve rakip amica. bu deplasmandan da galibiyet çıkaramadım. 1-1 beraberlikle sonuçlandı ama istanbul'da taraftarımızla tek yürek olup bu turu geçebilirdik.

    serie a'ya tekrar döndük ve rakip parma. tıka basa dolmuştu ali sami yen. taraftar desteği ile 3-1 kazandık bu maçı ve galibiyet serimiz başladı.

    fiorentina 1-0
    atalanta 1-0
    amica 6-0
    brescia 2-0
    chievo 2-0

    derken müthiş bir ivme yakalamıştım ve ilk 4'te kendime yer edindim. ilk zorlu maçım juventus deplasmanından 2-0'lık mağlubiyetle ayrıldım. juve bütün maçlarını kazanmıştı. arkasında milan ve inter vardı.

    ligin ilk yarısında istikrarlı bir performans sergiledim ve 3-1'lik milan galibiyetimle ligi 3. sırada yarıladım. milan galibiyeti galatasaray için her zamanki gibi sıradandı. ballack müthiş performansıyla takımı sırtlıyordu resmen. hem tecrübesi, hem yeteneği, hem de liderlik vasfıyla takımın vazgeçilmeziydi.

    uefada da litex, middlesbrough, athletic bilbao ve bochum'lu gruptan 1. çıkmıştım.

    2. yarıya da gayet formda başladım ve juventus'u evimde 1-0 yendim. puanlar kafa kafaya geldi. 1 puan önümdeydi juventus. milan da 2 puan gerimdeydi. ama milan beni endişelendirmiyordu. rakip olarak sadece juventus'u görüyordum. inter de çoktan devre dışında kalmıştı.

    uefa'da da celtic ve dortmund'u zor da olsa eledim. karşıma barcelona çıktı. ronaldinho'lu, eto'o'lu barcelona. şampiyonlar ligi'nden uefa'ya düşen her büyük takım gibi onlar da fazla önemsedi bu turnuvayı ve 2-0 ve 2-1'lik galibiyetlerle rahat bir şekilde eledim barcelona'yı. mascherano adım attırmadı ronaldinho'ya.

    ligin sonlarına doğru yaklaşırken juve ile kafa kafayaydık hala. juventus milan'a sürpriz bir şekilde kaybetti ve lider oldum. uefa'da da zaragoza ile yarı finalde eşleştim. ilk maçı evinde zaragoza 1-0 yendi ve kolay lokma olmadığını gösterdi. ama hedefe kitlenmiş galatasaray'dan çoğu takımın kurtulamadığı gibi onlar da kurtulamadı ve adımı finale yazdırdım. kaderin cilvesi oldu ve rakibim fenerbahçe.

    rüştü, alex, tuncay, hooijdonk, serhat akın'lı fenerbahçe.

    ligde son haftaya 2 puan önde girdim. benim son maçım palermo deplasmanı, juventus ise evinde inter'i ağırlıyordu. 1-0 önde götürdüğüm maçı inanılmaz bir şekilde son dakikada yediğim golle 1-1'lik beraberlikle kapattım.juventus ise 2-0 yendi ve puanlar eşitlendi. normal şartlarda şampiyon olmamız gerekiyordu. çünkü averajım juventus'tan fazlaydı ama sahada bir karışıklık vardı. galatasaray takımı şampiyonluk kutlamak için sahada duruyordu. gergin bir bekleyiş vardı. kimse ne olduğuna anlam veremiyordu derken özhan canaydın geldi ve italya futbol federasyonunun play-off oynatma kararını açıkladı. bu sezon istisna olduğu için aynı takımda olan iki takıma final oynatacaklarmış. italyanlar bir türk takımını kabul ederek büyük nezaket gösterse de şampiyon olacağını tahmin etmemişlerdi ve şimdi juventus'u şampiyon yapmak istiyorlardı. neyse ki galatasaray'a avantaj vererek son maçın ali sami yen'de oynanmasına karar verildi.

    ali sami yen tıklım tıklım ve her taraf sarı kırmızıydı. taraftarlar sabaha kadar juventus takımının konakladığı otel'in önünde davul zurnalarla gürültü yapmışlardı. italya'nın en çok şampiyon olan takımı, 7 şampiyonlar ligi, 6 uefa finali oynayan takım daha önce böyle bir ortam görmemişti.

    cavenaghi shevchenko'nun arkasında gol krallığında 2. sırada bulunuyordu ama bu maç öncesinde sakatlanmıştı. yedeklerde ümit karan ve hakan şükür vardı. ümit karan'ın stresli olması gözümden kaçmamıştı, formayı kral'a verdim. hakan şükür böyle maçları severdi. . galatasaray da severdi. böyle final maçlarına çok çıkmıştı ve bunu da kazanmak için gerekli bütün atmosfer oluşmuştu.

    türkiye'den ayrıldı diye çok tepki almasına rağmen türkiye de tek yürek olmuş, galatasaray'ı destekliyordu. maça kulübün efsane isimlerini davet etmenin, takımın daha da kenetlenmesi açısından faydalı olacağını başkana ilettim. her ne kadar onu koltuğundan etsem de hagi de daveti kabul etti ve takımı desteklemek için tribünde yerini aldı. hagi, fatih terim, faruk süren, mario jardel, popescu, taffarel, simovic, prekazi, abdürrahim albayrak, ali dürüst ve daha bir sürü isim de tribündeydi.

    maç öncesi soyunma odamızda toplandık, son taktikleri verdik.
    topun olduğu yer bizim için çok önemli. saha kaygan olduğuna göre defans orta saha iyi takip edin. topa vurmaktan çekinmeyin, topa vurmalarına da müsade etmeyin. mesafe tanımaksızın. bugün, kaç dakika oynarsanız oynayın. mondragon hariç 10 kişi oynamamız çok önemli. mascherano ve wesley, topa yatmak yok. tehlikeli bölge de mascherano'nun adamı belli. çıkacaz ve oynayacaz. en iyi defans yapmak oynamaktır. hiç riziko yok, ofsayt taktiği diye bir şey yok. ileri çıkacaz ve bam bam bam oynayacaz. ve de ibrahimovic çok konuşur, dirsek atar. muhattap olmak yok.

    eveeeet, evet evet evet.... bologna maçıyla başladık size hep bir şeyler söyledik. dedik ki arkadaş, biz bu işin sonuna kadar gideriz, gidersiniz öyle de oldu. allah'a şükür aslan gibi bir periyot çizdiniz, aslan gibi top oynadınız bugün kaç 38 mi 39 mu? bugün 39. lig maçımıza çıkıyoruz ve bunun da adı final. yine söylüyorum, kazanacaksınız! kazanmak için oynayacaksınız! ama netice ne olursa olsun siz benim gönlümde hep kazandınız, hep şampiyonsunuz hep de öyle kalacaksınız.. allah yardımcınız olsun!!!

    müthiş bir uğultuysa stada girdik. collina yazı tura atışını yaptırdı kaleyi seçtik ve juventus maça başladı. müthiş baskıyla maça başladık, juventus neye uğradığını şaşırdı. pas hataları yapıp duruyordu juventus, pozisyonlara girdik ama bir türlü değerlendiremedik. 25 dakika sonra juventus kendine gelmeye başladı ve tehlikeli ataklar oluşturdular. ilk yarı iki takımın da tehlikeli ataklarıyla golsüz tamamlandı. ikinci yarı 57. dakikada del pierro frikikle juventus'u öne geçirdi. 68'de ergün'ün kullandığı kornerde kral kafayı vurdu ve 1-1 oldu. 79'da ballack'ın müthiş ara pasıyla kral buffon ile karşı karşıya geldi ve şampiyonluk golünü attı. bu muhteşem anı 2.5 milyar kişi naklen izliyordu ve galatasaray dünyanın en büyük liginde eşine rastlanmayacak bir hikaye ile şampiyon oldu.

    oyunlar, hayaller ne güzel.