*

  1. tarihçi arkadaşların eminim ki yarra yedik aga nereye çalışalım biz ya? dedikleri sınav.
  2. gis üzerinden gördüğüm kadarıyla, istanbul'da sınavın yapılacağı yerler hep boğaz kenarı. denişik şeyler yaşanacak gibi o gün.
  3. bir yandan son üç ayda böyle bir sınava karar verip bir de oranlamada 50 soruyla yüzde 50 değere çıkartan zihniyetinize sıçayım diyorum, öte yandan geç bile kaldınız, ingilizce'den anlamayan adamlar öğretmen oldu olum diyorum. ama neticede 50 ingilizce sorusuyla da bir adamın ne derece ingilizce bildiğini nasıl anlayacaklarından da şüphe duyuyorum.

    bir de lise ve üniversite hayatım boyunca 'olum ingilizce bölümünde çok kız var, hay ben senin şansına, bi de bak bizim halimize' diye kafa siken tüm arkadaşlarıma, eşime, dostuma sesleniyorum: çok kız var dediniz dediniz bir susmadınız bakın şimdi hepsi nasıl çalışıyor, nasıl azimli, bu gidişle benim halim ne olacak, he. he?

    tanım: analarının ak sütü gibi temiz bir sınav yaptıklarına asla inanmayacağım bir kurumun sınavıdır. 240 sorunun cevabını akıllarında tutamayan andavallar için 50 sorunun kopyası daha kolay verilir diye düşünüp ağırlığı da yüzde 50'ye çıkarttıklarına dair bir de komplo teorisi üreteyim.
  4. 4 yıllık ücretli öğretmenlik kariyerime güvenerek gireceğim sınav. sınavı kazanırsam anca bu kazandırır. çünkü soruların büyük çoğunluğu lise müfredatından olacak. kpss'ye 5. kez gireceğim ve çeşitli sebeplerden ötürü bu yıl hiç çalışmadım. gerek eğitim gerek gk/gy olsun belki de en basit kavramları bile neredeyse unutmuş durumdayım. dersanedeki 20 sınavın sadece 1'ine katıldım. dersanede derslerin yarısına girdim ya da girmedim. normalde aşırı stresli, kaygılı biri olarak sınavlara girerirm ve ramak kala kaybederim. geçen yıl da öyle oldu. ama bu yıl zevkine girdiğim ales'ten 83 alışım, kpss'de de neden olmasın'ı beraberinde getirdi. umutlu muyum onu da bilmiyorum ama bildiğim şu var: edebiyattan 18 bin kişi giriyor lan bu çok ciddi bir rakam. gidip de eski anadolu türkçesi çevirisi isterlerse kol gibi girer. ama gidip de -ki sanmıyorum- hangisi 2. yeni temsilcisi değildir? minvalinde sorular gelirse de coşarım, coçarız, herkes coşar, iyice kızışır.

    demem o ki bu sınavın genel dağılımda payı yüzde 50. 1 net, eğitim bilimlerindeki 9 nete eşdeğermiş. genelde ilk yapılan sınava girenler şanslı olur derler ama bakalım...
  5. ingilizce öğretmenliği için olanı gayet basit bir testti. hemen hemen hiç ezber yoktu, dolayısıyla biraz genel kültür biraz da ingilizce bilmek yeterliydi.

    75 dakikada 50 alan bilgisi sorusunu yetiştiremeyen ingilizce öğretmeni arkadaşımı tebrik ediyorum, yahu arkadaş hadi shakespeare okumadın ve ya antagonist-protagonist nedir bilemedin, peki o paragrafları nasıl olup da anlayamadın, ingilizce öğrenemeden nasıl mezun oldun sen arkadaşım? 75 dakikada ancak 30 soru yapabiliyor -ki sorular %90 okuma-anlamaya dayalıydı- bir de sınav çıkışında utanmadan bağıra bağıra ağlıyor.

    edit: hayatında hiç kitap okumamış insanlar ingilizce öğretmeni olmaya hak kazanırsa 2 satırdan uzun soru görünce afallayıp ağlarlar tabii. çok niteliksiz bir öğretmen nesli yetişmekte.

    bildungsroman sorusuna laf edilmiş, mezun olalı 4 sene oldu ve aklımda hiç bir bilgi kalmadan girdim, yine de diğer şıklar öyle sakildi ki cevabın bildungsroman olduğu resmen bağırıyordu. canterbury tales'i bile ezbere değil yoruma dayalı sormuşlar. shakespeare'in de protagonist ve antagonistlerini bilmek için eserleri okumaya gerek yoktu, hepsi gayet ünlü karakterlerdi. ama kitap okumayan genel kültürü de olmayan vatandaş protagonist'le antagonist'i bilmediği için gitti othello-iago yerine romeo-juliet ve ya hamlet-ophelia'yı sazan gibi işaretledi.
  6. şu an en çok istediğim şey hava atıyormuş gibi görünmemek ama ingilizce sınavının zor olmadığını düşündüğüm kpss maratonunun son aşamasıdır. he, bana kolay mıydı, aslında söylediğim kadar değildi ama çalışan biri için biçilmiş kaftan sınavdır. açıklamalarımla geliyorum.

    evet, dediğim gibi ingilizce sınavının zor olduğunu düşünmüyorum, zaten kpds, yds tarzı sorulara hiç girmeyeyim, onlarda yapılmayacak bir yan yoktu. 75 dakikaysa hayli hayli yetiyordu. sadece bir paragraf sorusu vardı, normalde iki okuyuşta yapılabilirdi ama ben sınav sonunda tekrar döneyim istedim, iyi ki de dönmüşüm kafam rahat okuyunca bir soruda yanlış şıkka gittiğimi fark ettim.

    şimdi bunun arkasına sığınılmaz ama öğretmenlik okuduğum için edebiyata hakimiyetim yok, sadece bireysel edebiyat zevklerim için okudum ingiliz yazarları. shakespeare'in antagonist-protoganist sorusuna da tahminim sonucunda ulaştım ve doğru yapmışım, yanlış da yapmış olsam çok üstünde durmazdım.

    diğer dilbilim, yaklaşım, terimler falan hep çok göz önünde olan şeylerden geldi, ben tamamını bilmiyordum ama ben bilmiyordum diye de zordu diyemem. bildungsroman görece biraz arada kalmış bilgiydi, kabul etmek lazım.

    şu entry'mde de dilediğim gibi uzmanların yine isabetli bir sınav hazırladığını ve çarşaf çarşaf not ''ezberlemiş'' gençleri üzdüğünü gördüm. geçmiş olsun. açıklamalarımla teşrif ettim. hayırlı işler.
  7. türkçe alanında yaptıkları sınav sayesinde şlok terimiyle karşılaşmamı sağlayan sınav. sözcüğün ne anlama geldiğini hala da bilmiyorum. araştırdım biraz ancak sonuç yok. bilen varsa ses etsin lütfen...

    onun dışında kojan'ın altay türklerinde şarkı, türkü anlamında kullanılan sözcük olduğunu öğrenmiş oldum. oysa sınav esnasında, iki şık arasında kaldığımda eski türkçede "j" harfi yok deyip -türkçe sözcüklerde j harfi bulunmaz ya hani- yüzde elli şansımı da yüklenerek şlok, taşlamadır deyivermiştim. taşlama, taş atma... suya taşı atarsın... ses çıkar... şlok... yansıma... dilbilimdeki yansıma kuramı hani... olmadı. yürüttüğüm akıl elimde kaldı.

    yeni türk edebiyatı adına dişe dokunur bir soru bulmak mümkün değildi. adamlar eski türk edebiyatına yüklenmişler.

    edit: öğrendim ki... "burkancı edebiyatta 'nazım, manzume, şiir' kavramı için türkçe koşuk ve takşut; sanskritçe şlok ve padak tabirleri kullanılmıştır. "
  8. edebiyatçıların, kim bilir hangi akademisyenlerin egolarinin kurbanı olduğu sınav. kurulda yer alma fırsatı bulmuşlar ya dayamislar soruları. ulan kendine asistan mi seçecen yoksa liseye öğretmen mi? tamam zor sor, lys degil sonuçta ama neydi o bitmek bilmeyen eski dil ve eski edebiyat soruları, rahatladı mi içiniz pis herifler?
  9. edebiyat dersinde lise müfredatını bilmeyenlerin hazırladığı sınav.

    ayrıca bu kişiler, sınavın niçin ve neyi seçmek için yapıldığını da bilmemektedirler.

    konulara lafım yok ama bu kadar mı detay sorulur. çağatayca ile ilgili soru sor evet ama gidip de çağatayca'daki fiilimsiyi veya bilmem ne görevli eki sorma; tarihi gelişimini, coğrafyasını, verilen eserleri bıdı bıdısını sor mesela.

    o alanda akademik kariyer yapan, uzmanı olacak kişilerin literatüründe yer alması gereken detay bilgiler ölçülmüştür. yani bence sınav amacına hizmet etmemiştir.

    sınava girenlere geçmiş olsun diyorum, işleri zor.

14 temmuz 2013 öabt hakkında bilgi verin