şükela:  tümü | bugün
  • 15/03/2020 tarihinde saat 17:20 sularında 06 .....10 plakalı aracımda, yanımda annem, eşim ve kızım da var iken ankara / sincan'da vatan caddesinde bulunan real optik önünde trafik akışını aksatmayacak şekilde diğer park etmiş araçların yanında aracımla durakladım, annem gözlüğünü real optik'e bırakmak üzere indi. ben eşim ve kızım araba da bekledik, araba çalışır vaziyette idi.

    bu esnada ismini sonradan öğrendiğim trafik polis memuru geldi ve "çek arabanı kardeşim sana dedik duymuyor musun?" dedi. bende kendisine "yok vallaha abi duymadım, duysam hemen çekerim" dedim. eşim ve annemde böyle bir uyarıyı duymadıklarını beyan ediyorlar.

    bu esnada annem optikçiden döndü, yani işimiz bitti. zaten toplamda 1-2 dakika ancak duraklamışızdır. ben tam aracı geri vitese attım, oradan ayrılmak üzere 1 metre civarında hareket ettim. trafik polis memurlarından bir tanesi bana "çek arabanı kırarım şimdi kafanı" dedi. bende tam ordan ayrılacakken, bu tehdit üzerine araçtan indim. karşısında çocuğu olmadığını, böyle konuşamayacağını söyledim. "kafamı kıracak ne yaptım ben" dedim. o da bana "çek git lan sür arabanı dedi". bende 155'i aradım ve polis tarafından tehdit edildiğimi bildirdim.

    155 ile konuşup adres tarifi yaparken polis memuru bana "kapat şu telefonu, ver ehliyeti ruhsatı" şeklinde bağırıp durdu. kendisine "tehdit edildiğim için 155'i aradım, adres tarif ediyorum, ehliyet ve ruhsatımı hemen vereceğim" dedim. ama elimi iteklediler, beni araca doğru ittirdiler. "ver lan ehliyeti" dediler. araçta 3 yaşında kızım olduğunu, yaşananlardan olumsuz etkilenebileceğini söylememe rağmen bu 2 polis bana bağırmaya ve iteklemeye devam ettiler. bağırma esnasında polislerden biri yüzünü yüzüme 10 cm mesafe bırakacak şekilde yaklaştırdı ve bu şekilde bağırdı. bu esnada ben her seferinde "vereceğim, veriyorum" dememe rağmen aracımın tavanına sağ eli ile 3-4 kez vurdu. eşimin çektiği videodan gördüğüm kadarı ile tavana vurduktan sonra elini tabancasının kılıfına götürdü ve kılıfın çıtçıtını açıp, elini tabancasına koyarak sordu "veriyor musun vermiyor musun?" bende vereceğim dedim. zaten hiç ağzımdan "vermem, alabiliyorsanız alın" tarzı birşey asla söylemedim. sadece bağırmayın arabada çocuk var dedim.

    155'le görüşmem esnasında tartaklandığım için, baktım iş iyi bir yere gitmiyor, telefonla video çekmeye başladım, eşimde aracın içinden çekmiş. 3 yaşındaki kızımın "yapmayın amcalar" demesi aklımdan hiç çıkmıyor.

    155 ile görüşmem bitince kendilerine ehliyet ve ruhsatımı vermeme rağmen, polise kesinlikle mukavemet etmememe rağmen sırf benim cezalandırılmam saikiyle hareket ederek takviye ekip çağırdılar. gelen polislere "bize mukavemet ediyor, alın şunu" dediler. bu arada bana sürekli bağıran polis memuru " ver bakalım aracın anahtarını" dedi bende vermedim. neyse polis aracının ön kısmına geçtik ve bana yazılan cezayı imzalatmak istediler. bende ceza makbuzuna şerh düşeceğimi söyledim, buna da itiraz ettiler yazamazsın falan dediler ama şerhimi yazdım. 47-1a(trafiği düzenleme ve denetimle görevli trafik zabıtası veya özel kıyafetli ve işaret taşıyan diğer yetkili kişilerin uyarı ve işaretlerine uymamak) ve 61-1-o(taşıt yolu üzerinde özürlülerin araçları için ayrılmış park yerlerinde park etmek) olmak üzere 2 maddeden 552 tl ceza yazmışlar. bana imzalattıkları ceza makbuzunun üzerine aracımı park etmediğimi, içinde olduğumu, trafiği engellemediğimi, polislerin uyarılarına uymamam diye birşeyin söz konusu olmadığını, aracımı tam oradan çekmek üzere hareket ettiğimde tehdit edildiğim için durduğumu, yoksa zaten oradan ayrılacağımı belirttim. ceza makbuzunun şerh düştüğüm nüshası onlarda, şerh yazmayan diğer nüsha bende kaldı. daha sonra bendeki nüshayı almaya çalıştılar ama vermedim.

    polisler beni ekip aracının arka bölmesine bindirdi. hastaneye oradanda sincan polis merkezine götürüldüm. 17:40 civarında geldiğimiz polis merkezinden ayrıldığımızda saat 22:00'a geliyordu.

    hakkımda düzenlenen tutanağı gördüm. ben ehliyet ve ruhsatı güya vermemişim, onlarda bunun üzerine takviye ekip çağırmışlar falan fıstık. elimizdeki videolarda benim ehliyeti de ruhsatı da verdiğim belli. kesinlikle polislere bir fiziksel temasım söz konusu bile değil.

    polis merkezinde trafikçi bir komiser yardımcısı telefonumdaki videoyu silmeye bile çalıştı. telefonumu istedi vermedim, izlemek istersen telefon elimdeyken izleyebilirsin dedim, izlemedi. ceza makbuzunun bende kalan yani üzerinde şerh düşülmemiş suretinin fotoğrafını çekmek istediler bunu da kabul etmedim.

    neyse polis merkezinde ifadem alındı ama olay adı kısmında "görevi yaptırmamak için direnme, görevli memura mukavemet yazıyor. bende ifademin sonunda; "kafanı kırarım" diyerek beni tehdit ettiği için 1. polisten, beni tartakladığı, aracımın tavanına vurduğu, yüzünü yüzüme 10 cm kalacak şekilde yaklaştırıp sağlımı tehlikeye attığı için 2. polisten şikayetçi olduğumu belirttim.

    polise mukavemet etmedim ama sırf karakollarda sürüneyim, cezamı böylelikle çekeyim diye takviye ekip çağırdılar, ben, annem, eşim ve 3 yaşındaki kızım 22:00'a kadar karakolda bekledik. elimdeki videoyuda ifade alan memura teslim ettim.

    -155'e yaptığım ihbar sonucunda ne gibi işlemler yapıldığını cimer'e bilgi edinme hakkı kapsamında başvurarak sordum. bakalım ne cevap gelecek.

    -cezaları iptal ettirmek için dilekçe hazırlayacağım, park etme eyleminin gerçekleşmediğini düşünüyorum. ben oradan ayrılmak üzere 1 metre geri geri çıkmışken, yani polisin uyarısı üzerine ayrılacakken aramızda tartışma çıkması üzerine ayrılamadığım için polisin uyarısına uymama nedeniyle yazılan diğer cezanında haksız olduğunu düşünüyorum. bu konuda tecrübesi olan varsa ve paylaşırsa sevinirim.

    -savcılığa sunacağım videoyu internette yayınlamamın suç olup olmadığını bilmediğim için şimdilik yayınlamıyorum.

    edit: madem no ss no güven, çektiğimiz videolardan bir ss ekliyorum. fotoğrafta memurun elinde tuttuğu şey, benim vermediğimi iddia ettikleri araç ruhsatımdır.ekran görüntüsü

    edit: ankara batı cumhuriyet başsavcılığına şikayetçi olduğum için, ankara cumhuriyet başsavcılığı sulh ceza hakimliğine ise trafik cezasının iptali için dilekçe yazdım bugün yetiştire bilirsem her ikisinide vereceğim.

    edit: ankara batı cumhuriyet başsavcılığı’na da ankara cumhuriyet başsavcılığına da her iki konu için dilekçemi bugün itibari ile verdim gelişmelerden ayrıca bilgi vereceğim.
  • ülkemdeki insan hakları nijerya’daki kabile haklarından bile sonra geldiğinden pek de şaşırmadığım durumdur.

    bugün bu yazar arkadaşın başına gelen yarın bir akrabanızın başına bir sonraki günde sizin başınıza gelebilir. eşinizin, çocuğunuzun yanında küçük düşürülmek, gününüzün mahvolması ve sabahlara kadar emniyette kalmak ise cabası.

    hukuki olarak sonuna kadar gidin lütfen.
  • bunu yapan götoşları hiç gecikmeden cimere yazın. sonra da savcılığa verin. her teşkilatta kendini bir bok sanan işe yaramaz soysuzlar vardır, onlara denk gelmişsiniz maalesef.

    geçmiş olsun.
  • ağır rezalettir.
  • süleyman soylu'nun sorumluluğundaki polislerin yaptığı eylemdir.

    fazla da şaşırmamak lazım...

    büdüt: bir arkadaşım (o zaman yazar değildim) burada bir başlık açmış ve metro girişinde polis tarafından alı konulduğunu, tartaklandığını ve psikolojik şiddete uğradığını yazmıştı çok değil 3-4 sene kadar önce. o kızcağızı da destekleseydiniz burada iftiralarla gömene kadar keşke... konuya verilen destek çok güzel ancak aklıma gelince onun adına üzülmeden de edemedim.
  • malum partiye mesafeli duruş sergileyen bir ceza avukatından destek alınması gereken elim hadise.
  • geçmiş olsun, polisin yaptığı her türlü hile iyi biliniyormuş, tebrik ediyorum resmen mayın tarlasından canlı çıkmış.
  • biraz yetkili bir tanıdığınız olsa "abi bokunu yiyeyim, yapma abi, çocuğum vay abiy" diyip şikayeti geri çekmeniz için yalvarırlardı. hayat işte.
  • çomarland'de sıradan bir gün, 10/10'luk bir rezalet. bu polis kıyafeti içerisindeki şehir eşkıyalarıyla ben de çok sık sorun yaşadığım için eminim anlatılanın eksiği yok fazlası var.

    yapılabileceklere gelirsem; trafik cezasına sulh ceza hakimliği kanalıyla itiraz edebilirsiniz. ayrıca polisler hakkında da savcılık kanalıyla suç duyurusunda bulunun, elinizdeki videoları da mutlaka bir şekilde yedekleyin çünkü hem savcılıkta bulunacağınız suç duyurusu için hem de trafik cezasına yönelik itirazınızda delil oluşturacaklar. eşinizi ve annenizi de tanık olarak bildirmeyi unutmayın.

    videoları internette yayınlamanız ise kvkk kapsamında şikayetle karşılaşmanıza neden olabileceği için bu videoları hukuki yollarla bir sonuç alana kadar herhangi bir yerde yayınlamamanız faydanıza olacaktır.
  • (bkz: a.c.a.b)
    endüstri meslek lisesi mezunu it,puşt polis olursa olacağı bu.