şükela:  tümü | bugün
  • doğu demirkol'un bir esprisi var, hiç bir şeyi beğenmeyen bi milletiz; lan memlekette darbe oldu onu bile beğenmedik diye.

    doğru.

    çoğumuz darbeye ikna olmadık, açık söyleyeyim ben de olmadım; bununla alakalı pek çok senaryo yazıldı çizildi, tiyatroydu değildi falandı filandı diye. hatta çıktılar kontrollü darbe dediler. görünürde gerçekten akp'ye oy anlamında hem yarıyordu hem de eline "koz" veriyordu.

    mu?

    ne kadar yaradı? 2015 genel seçim sonuçlarında akp'nin oyu %49,5 iken, 2018 genel seçim sonuçlarında akp'nin oyu %42,56 gerilemişti. her ne kadar inkar etseler de akp'nin bugüne kadar içiçe olduğu kadroların birden yok olması kendilerini sıkıntıya soktu.

    hatta bazıları çaktırmadan affedilmek zorunda kaldı. o insanların ne kadar takiyye ile reisçi veya fetöcü olduğunu bilmiyoruz.

    şimdi 15 temmuzla alakalı kısacık bir bakış açısı sergilemek istiyorum o da şu; toplanmış kalabalığa uçaklar bomba atabilirdi atmadı. tanklardan kimseyi çıkartamazlardı, tanklar teslim oldu ve ateş etmedi. "görünürde" fetöcülerin köprüdeki bir iki kayıt haricinde ateş ettikleri bile memleketin her yeri kamera, herkeste cep telefonu olmasına rağmen yok. mit tarandı, genel kurmayın önü tarandı vs. ama hukuken baktığınızda bunları kimin yaptığına çok da emin olamıyoruz. kaotik bi durum var. istese yapar mıydı? her şeyini kaybetmiş veya kaybedecek şeyi olmayan insanlar yapardı. geri dönmeye niyetiniz yoksa, evin kapısını çarpmadan evvel evi yıkıp dökersiniz; apaçık şekilde görüyoruz ki fetö bütün köprüleri atmak istemedi hatta açık kapı bıraktı. devam edelim...

    15 temmuzdan sonra bildiğimiz bir iki kesin şey var; bunlardan birisi fetö dediğimiz kurumun kaydettiği ses kayıtlarının (ki neredeyse hepiniz tabii ki "çok küçük bir kısmını" 17-25 aralıkla dinlediniz) hem almanya hem abd'de olduğu gerçeği. bunu kendileri mi ilettiler, yoksa cia veya bnd ile ortak çalışma mı yaptılar? halen yapıyorlar mı? bunu bilemiyoruz. ama ergenekon-balyoz ve kozmik oda buram buram bnd kokarken, reza zarraf ve devlet adamlarının dinlenmesi cüret açısından buram buram cia kokuyor.

    bunu geçelim; fetö yapılanmasının tayyip erdoğan açısından bir tehlike oluşturduğunu ise ben kesinlikle zannetmiyorum, sayın cumhurbaşkanının "false flag" olduğunu düşünüyorum. 15 temmuz'un bir kaç amacı vardı ve kendisi buna dahil değildi. bu açıdan bakarsanız istanbul'a uçağının tertemiz inişine ve şehirde dolaştırılan özel kuvvetleri ve hatta hande fırat yayınını anlamlandırabilirsiniz. diğer türlü mantık kurabilmek pek mümkün değil.

    buraya kadar özet geçtik, bundan sonrası fetö için neler olduğu ile alakalı;

    15 temmuz da ve sonrasında gördükleri "kötü muamele" hemen hepsinin (o güne kadar kaçmamış olanların ki o güne kadar 17-25 den bu yana inanılmaz bir göç görüyoruz zaten) yurt dışına iltica etmesine sebep oldu. 28 şubat'ın meşhur irtica tehlikesi meğer iltica tehlikesiymiş.

    yurt dışına kaçanların hiç birisi boş adamlar değil. bu adamların hepsi türkiye cumhuriyeti devleti tarafından dünya da işinin en iyilerine eğitim için gönderilmiş adamlar. amerika, japonya, malezya, çin, almanya, ingiltere; bu adamların çoğu zaten buralarda bulundu, dillerini biliyor ve buralarda eğitimler aldılar. içlerinde çarşaf giymiş canlı bombayı yürüyüşünden tanımlayabilen adam da var, moleküler biyoloji ve genetik üzerine dünyanın en ünlü üniversitelerinde okutulup en iyi laboratuvarlarında çalışan da. bunların hepsini akp hükümeti zamanında devlet yaptı. bu adamları biz eğittik.

    fetö, en parlak öğrencileri dershanelerinde burslu okutup, en iyi bölümlere ve en iyi konumlara kendi eliyle yerleştirdi. bunu yaparken memleketin hayrına diye iktidarı kandırdı ki kanmaya ne kadar müsait olduklarını hepimiz biliyoruz; desteğin en alasını aldılar, eğitim görmüşlerini devletin en iyi kademelerine yerleştirdiler; çok önemli kısmı halen yerinde, hiç bir yere gitmiş değil. rte/akp'nin biat kültüründen ötürü kendilerine herhangi bir operasyon da yapılmıyor. biat kültürü osmanlıdan kalma bir saçmalık ve öncüllüğünü mümtazer türköne gibilerin yaptığını akabinde de maraş dondurmacısı ve yavuz bahadıroğlu gibi adamlar tarafından savunulduğunu da rahatlıkla görebilirsiniz. yani büyük resim gerçekten büyük, bunlar o kadar içiçe geçmiş ki, neyse.

    konuyu dağıtma huyum var, ama ara bilgiler fena olmuyor; yurt dışına giden eğitimli kadro ne yapıyor? valla ellerindeki meslekler sayesinde gül gibi euro/dolar vs. ile dünyanın en iyi memleketlerinde geçinip, yaşıyor; ürüyorlar. bağlarını asla kopartmadılar, twitter da bir dolanırsanız örgütün tamamen organik olarak yaşadığını ve an itibariyle çok dilli nefes aldığını rahatlıkla görebilirsiniz.

    etki alanlarını genişletiyorlar. bulundukları memleketlerde ünvanlarını kullanarak (uzm., dr., doç, prof, vs. vs.) o ünvanlara sahip insanlaral etkin iletişime geçip onlarla dost olabiliyorlar. güvenli memleketlerde çok rahat çocuk yapıyorlar, çocuklarının arkadaşları o memleketlerin üst tabakaları. çok iyi okullarda okuyup çok iyi eğitim gören, en az 3-4 dil bilen bir "fetöcü" nesil şu an yetişiyor.

    fetö, biz terör örgütü olduğuna dair dünyayı ikna edemediğimiz için; çünkü kimse salak değil, senin milletvekilin de fetöcü ama hala orada duruyor diyor ve "biat" konusunu doğal olarak adamlara anlatamıyosun, inanılmaz hızla globalleşiyor, maddi gücünü tekrar kazanıyor, türkiye'den çok daha iyi "lobi"si olmuş durumda ve erdoğan "tek adam" olup bazı insanlar tarafından diktatör olarak yaftalanabildikçe elleri daha da güçleniyor ama türkiye'nin konuyla alakalı yaptığı somut şeyler yok.

    yapamamasının tek sebebi de onların okullarında okumuş bakanlar, onlardan kredi almış iş adamları ve insanları bunları geçmişte yaptı diye yaftalayan hükümet. akp sayesinde bilinçli veya bilinçsiz şekilde fetö globalleşiyor biz de seyrediyoruz. apartmanımızın dışındaki incir ağacı gibi büyümesin seyrediyoruz ama yurt dışında çıkan kökleri türkiye de kalanlarla bundan 18 sene sonra birleştiğinde, türkiye temelinden çatırdar.

    bu tehlikeyi görmek ve ona göre hareket etmek lazım. bu hükümette ise bu vizyon yok.