şükela:  tümü | bugün
  • ironi içeren bir başlıktır, kızmadan önce okuyun. bir gün nasıl olsa bu başlık açılacak hiç değilse ben ironik bir yaklaşımla değerlendirmek istedim.

    şimdilerde yeni bir söylem var, "ikinci kurtuluş savaşı" açılmak istenen başlıkta zaten "kurtuluş savaşına göre 15 temmuz'un abartılmış bir balon olması" şeklinde olacaktı tahmin edersiniz ki karakter sınırı. konuya gelecek olursak, geçenlerde bunla ilgili bir konuşma falan düzenlediler burada, "ikinci kurtuluş savaşı" ....
    birileri kendi tarihi yazmak istiyor muhtemelen. yıllar sonra tarih dersine koymak niyetinde olduklarından da eminim.

    bunu söyleyen hiç savaş görmemiş bir neslin torunları olsa anlarım. fakat dedelerinden, nenelerinden duydukları savaş zamanındaki zorluklara ya hiç inanmamışlar ya da onca yaşanan şeylerin bunlar için hiç bir önemi yok.

    15 temmuzda ölenler bir hiç uğruna ölmemiştir, darbenin başarısız olmasında katkıları da olmuştur. darbe başarılı olsaydı bizi bekleyecek kötü senaryoları düşünmek bile istemem. ancak, bu olayın kurtuluş savaşıyla eş tutulması ciddi anlamda benim kanıma dokunuyor.

    elbette hiç savaş yaşamadık ama, büyük bir ülkeyle girilecek bir savaş anında olabilecekleri bir düşünün bakalım. bu anlatacaklarımı savaşı anlatan kitaplardan ve filmlerden edindiğim izlenimlerden derledim.

    istanbul, ankara, izmir, adana gibi büyük şehirde yaşayan insanların bir çoğu hava bombardımanına uğrayacak ilk anda büyük bir kaos ve panikle savaşın ortasında bulacağız kendimizi.

    ülke paranızın hiç bir anlamı olmayacak. bankalardaki paralarınızı zaten unutun.
    babadan kalan tarlayı, evi, bağı, bahçeyi unutun. aldığınızın ev belki de çoktan harabeye döndü. altını olanlar şanslı. savaş zamanında değeri olan iki şey altın ve silahtır.

    bombardımandan sonra işgal kuvvetleri karadan, havadan, denizden düşmanın yönüne göre ülkenize girmeye başlayacaklar. sınırdaki siviller bu sırada ya canını kurtarıp kaçmaya çalışacak, ya direnişe katılacak, ya da sığınaklara girip kör bir bombanın kendilerini bulmaması için dua edecekler. bir kadın için en kötüsü de sanırım yabancı bir asker tarafından tecavüze uğramak. yunanılar izmir'den ankara'ya doğru güle oynaya yürümediler.

    arkamızda koskoca türk ordusu var diyorsanız, çok iyimsersiniz asker önünüze siper olup savaşamayacak. yani siz kızınızın düğününde göbek atarken sınır karakolunda şehit olan askerin haberini ertesi gün kahvaltı haberlerinde seyretmenize benzemeyecek bu savaş. bizzat o askerin şehadetine tanık olacaksınız belki.

    savaşın ilk günü maketlere dalıp un ve yağ kuyruğuna girecek vaktiniz de olmayacak. günlerce aç kalacaksınız. gaziantep harbi için anlatılır; bir gün atılan bir top mermisinden bir at yada eşek ağır yaralanır, yürüyemez haldedir. birisi bunu görüp acır arkadaşlarına bir el atın da hayvanı kaldıralım der, lakin geri döndüklerinden hayvanı yemek için birileri çoktan götürmüştür bile.

    her tarafı salgın hastalıklar saracak ve hasta olduğunuzda gidecek bir doktor ya da hastane bulamayacaksınız. evinizin kaloriferleri yanmayacak elektrik ve internetiniz kesik olacak siz dünyadan bir haber dünya sizden bir haber yaşama savaşı vereceksiniz.

    evet belki kurtuluş savaşındaki kadar sıkıntı ve yokluk çekmeyeceğiz ama, savaş çanı başladığı anda yaşanan can pazarının o dönemden hiç bir farkı olmayacak. savaş her yerde ve her zaman savaştır. ister sopayla, ister kılıçla, ister silahla, ister nükleer bombalarla, isterse de ışın tabancalarıyla yapılsın tek gerçek sayısız giden canlardır.

    bu yüzden 15 temmuzda yaşananların ikinci bir kurtuluş savaşı olarak görmek saflık diyeceğim ama hafif kalır, bu bildiğin aymazlıktır. geçmişi değerimizi yok etmektir. şehitlerimizin ruhuna ihanettir. en azından ben böyle düşünüyorum. işte bu yüzden 15 temmuz, kurtuluş savaşının yanında abartılmış bir balondur.
  • yıl dönümünde düzenlenen bunca etkinlikten çıkarılabilecek bir sonuçtur. 18 mart çanakkale zaferinde hiç sela okundu mu? peki şimdi ne değiştire böyle bir uygulama yapılıyor?

    dini siyasete alet etmek kadar iğrenç bir şey göremiyorum. o da bu dönemde fazlasıyla yaşanıyor.

    meydanlarda nöbetteyiz diye paylaşımlar yapan kitle bana çok samimiyetsiz geliyor. bu sanki şehitlerimizi anma değil de başka bir siyasi propagandaya dönüşüyor. bunlara destek vermeyip evlerinde oturan insanlarda vatanını sevmeyen kişi ilan ediliyor.

    gerçekten tam bir fiyaskosunuz.
  • "balon sensin tank namlusu da sana girsin"

    (bkz: kart sensin postal da sana girsin)