şükela:  tümü | bugün
  • ilk öncelikle haber,

    tek bir cümle var mağdur kızın annesi demiş; "adalete, kanuna güvendik böyle oldu."

    bir ikinci cümle var yine anne demiş; "suçlular sokakta gezerken biz evde hapis hayatı yaşıyoruz."

    kız demiş; "bana inanmamak için her şeyi yaptılar."

    kızın avukatı demiş; "15 yaşını doldurmamış bir kız çocuğunun uğramış olduğu saldırıda rıza şartı aranmayacağı ve gönüllü ilişki olmayacağı sabitken, mahkeme beraat kararı verdi. bizim bu olayda kız çocuğumuz ben gönüllü olarak ilişkiye girdim dese da sanıklar hakkında şikayet üzerine beraat kararı verilmez."

    şimdi her tecavüzden akp sorumludur dendiği zaman ne alakası var akp ile kadına karşı şiddetin demesin kimse. olay bu kadar basittir.
  • ülkenin abazalarına öldürmediğiniz sürece ceza almazsınız demenin farklı bir yolu. tecavüze uğrayanın başı açıksa şikayetçi bile olmasın bence. maazallah ceza bile alabilir tahrikten.
  • akp yi her fırsatta savunan tiplerin bu tarz olaylarda ya sustuğu, ya görmezden geldiği başlıklardan sadece biri.
  • tecavüzcü savunucusu aktroll'lerin muhtemelen savunacağı olay..
  • cidden başlıkta ifade edildiği şekilde olsaydı, fecaat olurdu. ama durum şu aslında: on beş yaşındaki kıza cinsel istismarda bulunduğu iddia edilen sekiz sanığın (bkz: sanık) beraat etmesi. ideal durumda da bu sonuçtan şu çıkarımlarda bulunabiliriz:
    1. ya sanıklar gerçekten de suçu işlememişlerdir.
    2. ya da suç gerçekte işlenmiştir; ancak sanıkların kanuni unsurları tam olan suçu işlediklerine dair mahkumiyete yeter delil bulunamamıştır.
    2. durumun adalete aykırı olduğu açık, ama hukuka uygun. hatta başka türlüsünü düşünmek bile mümkün değil. sanıklara isnat edilen her suçun işlendiği varsayılıyorsa, o zaman yargılamaya gerek yok zaten. en iyisi gazeteciler ve sözlükçüler doğrudan versinler cezayı, nasıl güllük gülistanlık olur o zaman ortalık değil mi?

    siyasi durum ve yargının yeteneği ne durumda olursa olsun, hukuktan beklentiyi kanıtlanan suçun cezalandırılması anlayışına çekmek zorundayız. anlayış bu olduktan sonra tabii ki varsa yargılamada yapılan hatalar eleştirilebilir; ancak bu gibi haberlerin hiçbirinde yeteri kadar bilgi yok bu konuda. niye beraatle sonuçlandığını bilmeden davanın ve bu şekilde sonuçlanması gerekliliği tarafsız ve uzman bir üçüncü gözle (ki yargıtay diyoruz bunlardan birine) değerlendirilmeden, hangi anlayış ve bilgiyle bütün cinsel suç iddialarının gerçek olduğunu kabul ediyorsunuz? hiçbir konuda güvenilemeyecek medya iş cinsel suçlara gelince birden en güvenilir kaynak mı oluyor? azıcık bilgiyle yaptığınız, "şöyle olmasaydı, böyle olur muydu" varsayımlarınızı nasıl biricik doğru olarak kabul edebiliyorsunuz?

    aslında niye bu kadar sakin ve edepli bir üslupla yazdığımı da bilmiyorum (muhtemelen, bu tip haberlerle galeyana gelip muhteşem hukuk bilgisi, evrensel hukuk anlayışı ve insanlığını duyurma konusunda yarışa girenlerle aynı safta yer almamak için) ama aslında hakettiğiniz şu: bilmediğin konularda konuşma gerizekalı, neyi eleştirdiğini bilerek eleştiri yap. andaval.
    (tekrar ediyorum. kararda eleştirilecek taraflar mutlaka vardır; ama bilmiyoruz, dava dosyasını görmedikçe de bilmemiz mümkün değil. benim eleştirim bir iddianın mutlak gerçek kabul edilip bu mutlak gerçeğe aykırı davranılmış gibi yorumlarda bulunulmasına. bir de şu ilkenin hukukta en önemli ilke olması gerektiğinin, aksi durumda çok daha büyük haksızlıklara yol açılacağının hala anlaşılmamış olması: kanuni unsurları tam olan bir suçu işlediği kesin delillerle kanıtlanan kişi cezalandırılır. bir masumun cezalandırılmasındansa, bin suçlunun cezasız kalması yeğdir.*)

    *aslında temelde gördüğüm bakış açısı hatası şu: mükemmel olması mümkün bir evrende yaşadığımızı zannediyoruz. insana aşırı yetenekler atfediyoruz. (komplo teorilerinin temelinde de bu inanç var) halbuki ihtimallerle dolu ve bu ihtimallerin çoğuna hükmedemediğimiz bir evrendeyiz. insan sanıldığı kadar bilinçli, irade sahibi, her şeyi kontrol altına alabilecek, mükemmele ulaşabilecek bir varlık değil. o yüzden ilkeler bu eksikliğimiz göz önüne alınarak ve kar-zarar dengesi gözetilerek belirleniyor. uzatmayayım, aradaki bağlantı rahatlıkla kurulabilir.
  • bu karar yargıtay'dan döner ve o aşağılık varlıklar ceza alırlar diye düşünüyorum, umuyorum.

    birincisi, "rıza" kelimesinin kararda geçmesi bile yanlış. bu yaşta "rıza" aranmaz. o kız isterse sevişmek için yalvarsın, kırk küsür yaşındaki bir adam onla sevişemez. sevişirse cezayı yemelidir ve bunun hiçbir "ama"sı yoktur. olamaz. (bkz: jailbait) oysa 47 yaşındaki bir adam da diğer 18 yaş altındakilerle birlikte beraat etmiş.

    şimdi, bu sebeple yargıtay'dan kararın döneceğini düşünüyorum, ama o bile "adalet" değil, çünkü hayatı kararan, evden dışarı çıkamayan, okuluna devam edemeyen, yargıtay'dan olması gereken sonuç gelse bile geçen sürede psikolojisi bozulan bir çocuk var ortada. bunun sebebi de, her zaman erkeğin sırtını sıvazlayan, hatasını hafifletmek için bahaneler arayan-uyduran toplum. eğer toplum azıcık etik sahibi olsaydı, evden dışarı çıkamayan o kız çocuğu değil, o pislik erkekler olurdu.

    ve evet, kusura bakmayın ama bunun tek sorumlusu akp değil, ama o da gayet sorumlu. ota boka talimat veriyorlar ya, bir talimat da bunun için verselerdi de görseydiniz "bağımsız" hakimlerin nasıl ceza vermek için yarışacaklarını... ve cezalar yağsaydı tepelerine, bu suçlar bitmeyecek ama azalacaktı, caydırıcılık artacaktı. bugün hukuk kimin için caydırıcı?
  • adaletin sadece bir parti isminden ibaret olduğunu gösteren olay.