şükela:  tümü | bugün
  • yiyip içip halinize şükredin gençler.
    aynı dayıyla değil, ama onun biraz daha genç versiyonuyla 27 yıldır evliyim. önceden bu kadar vahim değildi durum, ancak son yıllarda iyice çekilmez oldu. yeminle söylüyorum (ki yemin etme adetim hiç yoktur) rte televizyona çıkıp, beni seviyorsanız bir hafta tuvalete gitmeyin dese, benim ki geberir de 1 hafta sıçmaz. o kadar aşık yani.
    benimki dinleyerek öğrenen cinsinden. okuma işlevini ancak düğün davetiyesi, telefon mesajı, birisinin işle ilgili verdiği not gibi olaylarda kullanır. yazma konusuna hiç girmiyorum bile. onu tanıdığım yıllar boyunca yazdığı cümle sayısını toplasan 10 cümle etmez.
    hem bu üstün meziyetleri ve hem de rte aşkı nedeniyle, algıda seçicilik üst düzeyde doğal olarak. asla karşı argümanları kabul etmez. bana anlatılan şeyler doğru mu diye bir başka kaynaktan kontrol etme ihtiyacı duymaz.
    aksine muhalif kaynaklara karşı kapatır kulaklarını.
    sonuçta insanlar istediğini düşünmekte ve inanmakta özgür. buna saygı duyuyorum. yılların deneyimi gösterdi ki, insanların çoğuna istediğiniz kadar nesnel bilgiler sunun, düşüncelerinden vazgeçiremezsiniz. dolayısiyle siyasi konularda insanlarla ve özellikle eşimle asla tartışmaya girmiyorum.
    ne yazık ki benim tavrım onun bana siyasi propoganda yapmasına engel olmuyor. adam akp nin azılı neferi olarak her fırsatta bana potansiyel seçmeniymişim gibi davranıyor. hani, akp den nemalanan biri olsa gam yemiyeceğim ama öyle bir durum da yok ortada. o propogandaya başladığında, istemsiz olarak küfür etmeye başlıyorum ben de. adamın yedi sülalesine küfür etsem aldırmaz ama rte sözkonusuysa deliye dönüyor. açıkçası bir kaç kez balataları sıyırıp beni öldürebileceğini bile düşündüm. hitler almanyası döneminde nazi partisine karşı olan ailelerini şikayet eden gençler olduğunu duyunca inanamamıştım, şimdi anlayabiliyorum.
    bu anlattıklarımdan benim akp muhalifi olduğum sonucuna varmış olabilirsiniz ama değilim. siyaset hiç ilgilenmediği bir konu. ancak ben yükümlülükleri yanında hak ve özgürlüklerinin bilincinde olan bir vatandaşım. ülkeyi yönetenlerin uyguladığı politikaya mutfağımın penceresinden bakarım. ülkeyi kimin yönettiği üzerinden tartışmaya girmem ama bu yönetimin sonuçlarının benim mutfağımı nasıl etkilediğini belirtmek, vatandaş olarak en doğal hakkımdır.
    ülke yönetmenin bir aileyi yönetmekten çok farklı olduğunu düşünmüyorum doğrusu. temel ihtiyaçlardan kalan bölümün büyük bir kısmı geleceğimiz olan çocukların eğitimi için ayrılır. kötü günler için (hastalık, deprem vb.) gelirin bir kısmı kenarda biriktirilir. gelirimiz giderlerden çok fazlaysa ihtiyacı olana yardım edilir ama kimse çocukları açken başkasını doyurmaya kalkmaz. komşum, benim evimi işgal etmeye kalkarsa canına okurum ama kendi karısını dövüyor diye onun evini basmam. evin nafakasını har vurup harman savuran, başka kadınlara yedirip ailesine sefalet yaşatan kocayı aile reisi diyerek haklı bulmazsınız mesela. konuları en basit haline indirgeyince sorunu görmek de kolaylaşıyor benim açımdan. elbette bana katılmayabilirsiniz, nihayetinde basit bir ev kadınıyım ben.
    dayı konusuna dönersek, düşünme ve yorumlama konusunda engelli biri de olsa, hiç ortak ortak noktamız olmasa da, hatta zaman zaman bi punduna getirip zehirlesem mi şunu diye düşünsem de (şaka tabii) beni sevdiğini biliyorum ve kıymetimi bildiğinin farkındayım. ben istesem ve onun elinde olsa gökten ayı indirir benim için.
    tanım: bazen zor, bazen eğlenceli, hayatı fıkra tadında yaşamaktır.
  • başlığı görünce bir irkildim.

    dayının oğlunu tanıyorum üsküdar'dan... fazla detay vermeyeyim ama okumuş etmiş kıyak çocuktur o ayrı.
  • aynı evi bilmem ama, aynı otobüse binmişliğim vardır. tatlı bi amca aslında ama sohbet etmemek lazım sanırım.