şükela:  tümü | bugün
  • "ak parti'nin genel başkanına, başbakana açık ve net; meydan okuyorum eğer sosyal güvenlik'i tartışacaksanız, ben tek başıma siz ordunuz ile gelin oturup tartışalım. kim sosyal güvenlik'i bu hale getirdi?" şeklinde vuku bulan teklif. suni gündemde boğulan ülke gündeminde halkın temel ihtiyaçlarının gündeme taşınması çok hoş.

    "benim dönemimdeki açığı açıklamak mümkün. şimdi daha fazla prim ödüyorsunuz daha düşük emekli maaşı alıyorsunuz. bunlara rağmen bu açık neden büyüyor? benim dönemimde açığın; 42 milyar lira olduğu söylendi sayın bakan tarafından. sayın bakanı plan bütçe komisyonu üyemiz bülent kuşoğlu ile görüşmesini öneririm. bir bakan ağzından çıkan rakamı test etmeli. benim dönemimdeki bütün açıklara bakabiliriz. bu hükümetin, hükümetlerin bütün dönemlerine bakıyorum; 292 milyar 804 milyon lira. siyasetçi olarak şunu soruyorum bu açık nereden kaynaklanıyor? emekliye daha düşük aylık, prim ödeme gün sayısı arttı, emeklilik yaşı 34-43'ten 65'e çıktı."
  • kıratımda, karatımda ve muhatabım değilsin denilerek savuşturulacak teklif.

    seçim zamanı, miting alanlarında "gılışdar segeka" demeye devam edeceklerdir tabii ki.

    bir canlı yayında kılıçdaroğlu ile bu tartışmayı yapabilmek (g)üven, (ö)zveri, (t)ecrübe ister, ama onu konuşmayalım sonra korktu derler falan.
  • her zamanki gibi iddialarını ispat etmek, tartışmak için suçladıkları muhalefet partisi liderinin karşısına çıkamayacaklardır.

    hey dostum bu bir klasik.
  • çıkmayacağını bildiği halde neden direkt kendisi açıklamaya geçmiyor merak ettirmiştir.
  • kör dövüşüdür bu. elinde propaganda malzemesi olan çıkar konuşur. konuşmuyorsa halka ihanet ediyor demektir.

    muhatap alınması mümkün olmadığından sallıyor da sallıyor. gel yayına çıkalım konuşalım. e konuş, tutan mı var? karşında erdoğan olmayınca seni kaale alan mı olmuyor yoksa?
  • bir işe yaramayacaktır. erdoğan açısından tabi ki mantıklı olan kılıçdaroğlu'nun karşısına çıkmamak şöyle bir durumda. çünkü erdoğanın seçmeniyle olan ilişkisi, sorgulamaya açık bir ilişki değil. ben son 2-3 yıldır erdoğan'ın icraatlerini beğendiği için ona oy verdiğini söyleyen pek fazla insana rastlamadım şahsen. eskiden en azından sağlık politikalarını beğeniyordu millet ama şimdi o da pek kalmadı. vatandaş erdoğana güveniyor halen, çünkü sorgulamadan, kurcalamadan onun siyasi kimliğini ve otoritesini benimsiyorlar. yoksa akp şimdiye kadar her alanda kırk defa politikalarını değiştirdi. vatandaş ne bu değişen ekonomi politikalarından, dış siyaset politikalarından, sağlık politikalarından, eğitim politikalarından haberdar, ne de onların sonuçlarından. kimlik*meselesinde gizli bir çok şeyin özü.

    şu vaziyette erdoğan neden kılıçdaroğlu'nun karşısına çıksın? kazanacak neyi var? hemen hemen hiç bir şey. ama kaybedebileceği bir şeyler var. hiç bir şey olmasa, kılıçdaroğlu korkak medyanın soramadığı soruları erdoğanın yüzüne, canlı yayında sorma şansı yakalayacak. bu da yeni bir gündem oluşturacak. kılıçdaroğlu'nun canlı yayında erdoğan'a dış borcu, sosyal güvenlik politikalarındaki adaletsizlikleri, sağlık politikalarındaki karcı ve düzenbaz sistemi, çifçiliğin ve hayvancılığın bitirilmesini sorması demek; en azından bir hafta bu konuların konuşulmasını sağlamak demek. erdoğan böyle bir şeyi neden kabul etsin?

    burada önemli olan vatandaşın tutumu. bizim vatandaş karşılıklı tartışmaya katılmayan siyasetçileri oylarıyla cezalandırsaydı eğer, feriştahı olsa o tartışmalara ayak sürüye sürüye katılırdı. neden bizim vatandaş böyle peki?

    bizde literatüre geçmiş bir "devlet baba" deyimi vardır. devlet, vatandaşıyla ilgilenir. meşhur sözle özetlemek gerekirse "dağda aç kalan kurttan devlet sorumludur." bunun vatandaş üstünde bir takım sonuçları da var tabi. devlet baba ise, halk da çocuklardır. dolayısıyla devlet otoritesiyle de muhataptır. devlet "uslu" çocuklarını koruyup kollarken yaramaz çocuklarını da dövme hakkına sahiptir. bizdeki genel devlet anlayışı böyledir.

    bu yüzden bence muhalefetin bu beyhude çabaları bir kenara bırakıp, vatandaşa yönelmesi lazım. muhalefetin genel manada vatandaşla diyaloğu başarısız. toplum devlet baba karakterini yansıtacak liderlerle kendisini bütünleştiriyor. bir muhalefet liderinin çıkıp, vatandaşa bir şeyler vaat ederken bir yandan da parmak göstermesi, gerektiğinde hafif hafif tokatlaması gerekiyor. aksi halde vatandaşın muhalefeti ciddiye bile alacağını sanmıyorum.
  • en son kontrollü darbe belgelerini açıklayacaktı, önce onları açıklasın. sonra meydan okusun.
  • yandaş medyayı üstüne salacaklardır.
    ağzına yarak kaçmış gibi konuşan sunucular dalga geçer gibi haberi sunacak ve sanki kılıçdaroğlu saçma bir şey söylemiş gibi gösterecekler.
    aslında herkesin kulak verip dinlemesi gerekir.
    birisi dediği gibi bu açığı açıklamalı!
  • artık sıkmış meydan okumadır.
    bi zahmet değiştirin artık stratejinizi.
    maalesef halk nezdinde bir karşılığı yok bunların.
    oyunu kuralına göre oynayın.
    beyaz kadife eldiven takarak pislikle mücadele edemezsiniz.