şükela:  tümü | bugün
  • ebeveynlerim, paraya kıyıp yeni bir psikoloğa getirdiler beni. psikolog, bilinçaltımın çöplüğe döndüğünü ve bu durumdan midesinin bulandığını söyledi. ancak asıl problemin kaynağını da tespit etti: dayımın mavi donu. çocukluğumda, dayım işe yeni başladığı dönem bizde kalmıştı. ve konaklamaya en uygun yer benim oda olduğu için odayı paylaşmıştık. her sabah işe gitmek için giyinirken bilinçaltıma işlenmiş, o kekremsi tablo. kışın en soğuk zamanı, her yer karanlık ve uykumun en güzel yerinde sesten dolayı uyandığımda karşımda o vardı; mavi don. dayımın pijamayı çıkarıp pantolonu giydiği an.ah be kardeşim! sende yaşadın bunları biliyorum. bana böyle işleyen o buhran,sana; soba üstünde kurutulan çamaşır, banyo yaparken su döktüğün güğüm, bakkala koşarak gittiğin mavi tuvalet terliği şeklinde sirayet etti. biz nasıl büyüyünce vizyon, misyon sahibi olup başarıdan başarıya koşabilirdik? terlik var ulan ayakta! elin oğlu denizin maviliğine bakınca özgürlüğün tadını alırken, gökyüzünün maviliğine bakınca fezaya gitmeyi hedeflerken benim mavilik denince aklımda tek bir an canlanıyor: buz gibi hava, kapkaranlık bir ortam ve en güzel rüyadan uyandırılıp hayatıma balyoz gibi inen o don... bizi mağlup etmek için içimize sızdırılmış bir ajan. dış mızrakların oyunu.hayallerime pranga.ünlü şairimizin de dediği gibi: 'mavi dondur bende.'
  • yaz, mavi donunu kendi getiriyor.
    (bkz: erşan kuneri)
  • cem yilmaz'a gora filmindeki

    -mavi donun var mi?
    -var abi
    -yaz donunu kendi getiriyor

    repligi icin dava acmayi gerektirecek olaydir.