şükela:  tümü | bugün
  • aslında "16 yaşındaki çocuğu vuran 20 yaşındaki çocuk" olarak tanımlanmalı.

    edit:
    şöyle bir mesaj aldım: "cocuk tabiriniz, entrynizi okuyan okur ve yazarlar tarafindan, kısmen de olsa 20 yasindaki supheliye kucuk ve magdur gozuyle bakilacagi algisi yaratabilir."

    kendisine aynen katılıyorum, böyle bir algı oluşabilir. bu entryi ibret olsun diye silmiyorum. uyaran yazar arkadaşıma teşekkür ederim.

    entryi yazarken suçluyu mağdur göstermek gibi bir düşüncem yoktu. beni rahatsız eden, her ne kadar ceza kanununa göre reşit de olsa 20 yaşındaki birinin eline silah verilmesi. araba kullanma yaşı 18 ve barda çalışma yaşı 21 olabilir ama silah taşıma yaşı 20 olmamalı. 20 yaşındaki birinin polis olmak ve silah kullanmak için gerekli olgunluğa ulaştığını sanmıyorum. aslında cümlemi yazarken bu sistemi eleştirmek istemiştim.
  • ya sen kendini ne zannediyorsun ya amına koduğumun çocuğu. amerikan filmlerinde mi oynuyosun, silahın kabzasıyla çocuğa vurmak ne demek ne! çocuğu zaten yakalamışsın, kim polis yaptı seni, elindeki silahın ne demek olduğunu kimse mi anlatmadı sana, su tabancası mı o tuttuğun! anasını sikeyim sabah sabah kan beynime sıçradı sikicem böyle memleketi de polisini de!
  • bu nasıl bir nefretle vurmaktır lan çocuğun kafasına ? silah ateş almasa da o sertlikte bir vuruş çocuğun ölmesine sebebiyet verebilirdi bence.

    ayrıca kaçmaktan vazgeçmiş, durmuşlar. yatır yere ellerini kelepçele en fazla değil mi ? nedir bu öfkenin sebebi ? bu polisler hiç mi öfke kontrolü dersi almazlar ?

    edit: elleri birbirlerine kelepçeliymiş zaten, uyaran arkadaşlar oldu. o zaman durum daha da vahim.
  • görüntüleri izleyince polisin kasten vurmasını gerektirecek bir neden göremediğim olaydır. muhtemelen polise verilen silah emniyetin geçen yıllarda ihalesini yaptığı canik marka silah. bu silahın kendi kendine patladığını da çok defa duymuştum. yani kendi kendine patladı ifadesine şaşırmadım. ama nihayetinde bir cinayetin gerçekleştiği ve gereğinin yapılması gereken bir olay. allah çocuğun ailesine sabır versin.

    gelen mesajlar üzerine edit: öncelikle polisi falan savunduğum yok ortada bir can gitmiş bunu konuşmaya bile gerek duymuyorum. silaha mermi sürülmeli miydi meselesi de beni ilgilendirmiyor. ben sadece bu silahın daha evvelce kendi kendine patladığını duyduğumdan bahsettim. görüntüye bakarak da kasten öldürmediğini düşünüyorum dedim. hala aynı düşünüyorum. ıhmal var mıdır? ancak bir aptal olmadığını öne sürer ve en nihayetinde bir can gitmiştir. hesabı verilmelidir.

    edit 2: eğitim ile ilgili söylenilenlere katılıyorum. fen lisesi seviyesinde alım yapan polis koleji'ni ve 4 yıllık lisans eğitimi veren polis akademisi'ni kapatıp 8 ayda polis yetiştirirseniz olacağı bu. neresinden tutsanız elinizde kalıyor bu ülke.
  • eğitimin, tecrübenin hayati derecede önemli olduğunu bir kere daha göstermiş üzücü / kahredici olay. 8 aylık polis memuru... öfke kontrolü, paniklememek, soğuk kanlı olmak... bunlar çok iyi öğretilmesi gerek polislere. ama ülkede eğitimin kalitesi en son konuşulan şey.
  • canimiz bu pustlara emanet .
  • insan hayatındaki en önemli şey zamandır. insanlar zamanını, bilgisini, emeğini ortaya koyarak aylarca para biriktirerek bir şeyler alıyorlar sonra asalağın biri gelip 5 dakikada senin aylarını-yıllarını çalıyor. çaldığı şey para, altın, elektronik ürün vs. değil, çaldığı şey onu almak için çırpınan insanın zamanı/hayatı.
    bir insan aç değilse ve yemek dışında bir şey çalıyorsa sadece polis değil herkes öldürebilir. kısasa kısas. sen benim zamanımı çalıyorsan bende senin geriye kalan zamanını yok ederim.

    not: yazdıklarım bu olayla ilgili değil, genel hatlarıyla hırsızlığa olan bakış açımla ilgiliydi. belli ki burada polis istemsizce vurmuş ve hırsız ölmüş. bunun kararını yargı verir.

    edit: gelen mesajlar üzerine genel bir cevap vereyim. tek tek herkese yazmak zor olduğu için bunu yapıyorum. "insan hayatının değerli olmasından dolayı bunu yazdım. insan hayatını sadece onu öldürmekle ihlal etmezsiniz, onun hayatını ortaya koyduğu bir şeye/amaca ulaşırken birinin gelip onu çalması daha mı ahlaki yada insani? bence hırsızlık yapmakla birini öldürmek felsefi açıdan farklı değil. ikisinde de insanların zamanı çalınıyor ve kimsenin zamanı diğerinden daha değerli değil. fakat hırsızlık yapan kişi çaldığı bir maddenin karşılığını çoğunlukla hiç ödemiyor ve bu kolaycılık hayatının bir parçası haline geliyor. her sabah saat 5'te uyanıp akşam 7'ye kadar çalışarak birikim yapmaya ya da kredi ödemeye çalışan insanın zamanının hesabını kim verecek? burada ahlaki ve felsefi olarak bir sorun var, benim ortaya koymaya çalıştığım düşünce bu. yoksa o polis bunu öldürmüş, şu şöyle davranmış falan bunlar bugünün konusu. şimdi tepki gösterenler yarın bunu unutup başka bir şeye tepki vermeye çalışacak. ama bu sorun yine çözülmeden kalacak. benim derdim bunun tartışılması ama kısır bir hakaret ve tepki zincirinden başka bir şey gelmiyor. ben burada kimseyi haklı görmüyorum, sadece tartışılsın diyorum."

    edit2: ayakkabı kutularına, banka hortumlarına en ağır küfrü edenler bugün hırsızı savunuyorlarsa ahlaki olarak sorun yaşıyorlar demektir. biraz tutarlı olun amk! hatta olayı sınıf sorunu olarak gören klavye komünistleri polisin hangi sosyal statüde olduğundan da bihaberler. olayı güçlü/güçsüz yada siyasi gözlüklerle analiz ettiğiniz sürece kendi kısır döngünüzde boğulursunuz.
  • birkaç aya serbest kalacak şerefsiz bir polisin işlediği cinayettir.
  • muhtemelen görevine devam eder. babası son nefesime kadar uğraşacağım demiş ama yanlış yere geldin dayı.

    insanların hayatı böyle kararıyor işte. 16 yaşındaki bir çocuk bir hata yapıyor, gereksizin biri de çok büyük bir hata yaparak bir insanın hayatını yok ediyor. kararını yargı verecekmiş. yargı mı kalmış amk memleketinde. 5 kere daha yapar aynı hatayı gene bir bok olmaz buna.