şükela:  tümü | bugün
  • galiba ülkede 4 yılda ne olup bitiyor, cemaat nasıl bu hale geldi sanırım çözdüm. şuan her şey çok anlamlı geliyor.

    çok kafa patlatmıştık burada, akp ile fetö birbirine neden girdi? 17-25 aralık neden yaşandı diye.

    17-25 aralıkta ortaya çıkan tapeler, davalar, ayakkabı kutuları. hepsi ama hepsi reza zarrab rüşvet ve ambargo delme zincirinin bir parçasıydı. fbi/cia/amerika o zamanlardan başlamış bu işlerin kayıtlarını, belgelerini toplamaya. cemaat akp ile ters düşmese bile amerika için alınıyormuş o tapeler. bu dava için alınıyormuş.

    o dönem yayınlanan kasetlerde adı geçenler, ya da bahsi geçen paralar. hepsi bu gece açığa çıkan o büyük ambargo delme ağının parçalarıydı. bu olayla alakasız hiçbir şey yayınlamadı cemaat o dönem.

    neden zafer çağlayan'ın saatini duyduk da hiç mehmet şimşek'in, numan kurtulmuş'un adı geçmedi o dönemde? akp'de yolsuzluğu olanlar sadece bu isimler miydi?

    cemaat akp'yi iran ve reza konusunda uyarmış. cia'deki abiler delinen iran ambargosunu fark ettiklerinde ilk olarak fetö kartlarını oynayarak bizi tehdit etmişler. ( ki cemaat medyasında ve tapelerinde reza zarrab o dönem iran ajanı olarak lanse ediliyordu )

    akp ise bu işte hayal dahi edemeyeceği bir rüşvet sebili bulduğu için para fetö'ye üstün gelmiş ve ters düşmüşler.

    cemaat o tapeleri casual olarak elde etmemiş. o adamların telefonları kasıtlı dinlenmiş. o dinlemelerin bir kısmı siyasi zarar açısından kamuoyuna paylaşılmış, bir kısmı direk abd'li abilere verilmiş.

    adım gibi eminim, cemaat sadece bir kısım tapeleri bizimle paylaştı. bir kısmı doğrudan bu trafik ile ilgiliydi ve daha özel kalması gerekiyordu, doğrudan cia'ye verildi.

    burada dikkatinizi çekerim, erdoğan'ın paraları sıfırlama üzerine olan tapesi de o dönem salınmıştı piyasaya.

    erdoğan'ı bu tapeyi yayınlayıp siyasi zarar vermek için dinlemediler. erdoğan'ı reza ve ambargo delme ağı nedeniyle dinlediler. erdoğan bu ağın neresinde diye dinlediler. ve bize sızan tapelerin birinde eritmeye çalıştığı milyonlar olduğunu duyduk. ya sızmayanlar? amerikalıların elinde cumhurbaşkanımızın ne gibi tapeleri var?

    1) bizim mahalledeki uzun bir abi bu rüşvet ağını korumak için cemaat'e rest çekmiş.
    2) cia, cemaat üzerinden bu dava ile ilgili dinlemeler yaptırırken uzunu da dinlettirmiş.
    3) o tapelerden birinde milyonları eritmeye çalışıyor.

    bu soruşturma erdoğan'a sıçramış zaten!

    fetö de halis mulis cia'e çalışıyor. artık hiç şüphem yok.

    şimdi oturdu mu taşlar yerine?

    edit: buraya da bir göz atın. (bkz: reza zarrab soruşturmasından çıkartılacak dersler)
    edit2: yalnız reza zeki adam, öyle bir sistem kurmuşlar ki bu sistemin açığa çıkması hakkaten zor. her şeyi kitabına uydurmuşlar. bu şu anlama geliyor, reza cemaat'in cia'e çalıştığını ve devlete ne kadar sızdığını bilmiyordu.

    reza'yı cemaat yaktı.

    edit: bir başka analiz:

    1 )amerika ve iran arasındaki soğuk savaşta akp hükümeti rüşvet yemek için iran tarafını seçti.

    2) 17-25 aralık operasyonları abd'nin, rüşvet karşılığı iran ambargosunu delerek yanlış tarafı seçen hükümetimize illegal müdehaleseydi.

    3) daha sonra darbe olarak 2. illegal müdehale denendi. ( bu savaşı akp kazandı, darbeyi önceden öğrendi ve karşı hamle yaparak avantaja dönüştürdü )

    4) abd bu ağı illegal şekilde çökertemeyeceğini fark etti ve uzun ama legal olan yolu seçti.

    ve bizler, sıradan vatandaşlar olarak olay legal seviyeye indiği için bu gerçeklerle yüzleşme şansını elde ettik.

    sonuç? bütün bu süreç iran ve amerika savaşının bir parçası olmamız ve para için yanlış tarafı tutmamızmış. doların 4 tl olmasının da en büyük sebebi bu galiba.
  • şimdi son olarak neye karar veriyoruz.
    17-25 tayyip'in hırsız olduğunun delili mi değil mi. eğer o tapeler ambargoyla ilgiliyse, cemaatin hem kamuoyuna hem de abd'ye verdiği taplerle tayyip'e hırsız diyenler utanacaklar mı?
  • eğer 17/25 in asıl amacını arayacaksak, -ki yazdıklarının hiç biri bilinmez değildir. sanki zor bir analiz yapmışsın gibi dizmişsin- 12 eylül 2010 referandumuna uzanmamız gerekir. 17/25'in yılı 2013. yani referandumdan 3 yıl 3 ay sonra.

    ne oldu bu 3 yılda ona bakmak gerekir. sen bak ben gerekirse yazarım.
  • şimdi dönüp bakınca akp'nin yargıya müdahale ederek kapattığı 17-25 aralık davası bu davanın yavrusu gibi kalıyor doğru. taşlar yerine yeni yeni oturuyor. özellikle şimdi bakınca çok bariz bir tespitmiş gibi gelse de o dönem hiç böyle bir şeyin farkında olmadığımız için cemaatin akp'yi bir açığını yakalamak için değil tamamen bu hususta talimatlı olarak dinlemiş olduğu tespitini yapabiliyoruz artık.

    ancak asıl önemli olan dava nereye kadar uzanacak? abd ambargoyu delenleri yargılıyor. hem gözdağı veriyor hem bankalara ceza kesecek hem de adaleti sağlayacak kendi iç hukukunda vs. sıkıntı yok fakat 17-25 aralık bir yolsuzluk operasyonuydu. madem şimdi bunun buzdağının görünen kısmı olduğunu öğrendik, bu dava buzdağını gözler önüne serecek mi yoksa hesaplı kitaplı devam edip sadece hakikaten relevant konular üzerinden mi devam edecek? bir takım pazarlıklar yapıldı da belli başı kişilerden uzak mı durulacak bunları göreceğiz.

    (bkz: cash to yukarı)
  • yakın zamanda abd bankalarının milyarlarca dolar zararda olduğunun iddia edilmesiyle sorusturmanın kimin amacına uyduğu artık kesin bir şekilde anlaşılmıştır.

    eğer o gün bir gaz ile bu durumla hesaplaşılsaydı muhtemelen yurt içindeki karanlık odakların kendilerini ifşa etmesine* gerek kalmayacaktı. her mevkide elde ettikleri gücü daha da artıracaklardı. bu anlamda devletin kendi belediye başkanına, bakanına güvenip sahip çıkmasının arz ettiği önemi görüyoruz.

    başlatılan kalkışmanın halktan ve ordunun geri kalanından destek göreceği, çakılan bu kıvılcımın bir yangını başlatacağı düşünüldü. ama unutulan şey türkiyede herkesin kendini darbe mağduru olarak görmesiydi. politik görüşü fark etmeksizin öyleydi de. burda bahsedilmesi gereken husus aslında sadakattir. türk halkı devletine, demokrasisine olan sadakatini gösterdi. en önemli dönemeç buydu aslında.

    şu an en çok merak edilen şey diğer ilişkilerdeki sadakatin nereye kadar gideceğidir bence. abd*'yle pensilvenya ilişkisi, zerrab ile tr'deki ortakları arasındaki ilişki, bir de tr hükümeti ve konuyla ilgili suçlanan devlet görevlileri ilişkisi. abd'nin çok soğukkanlı bir tavrı olduğunu düşünüyorum ama yine de mantıksızca bir sadakat gösterisi sunmaz. bizim iç ilişkilerimizse daha sağlam olmalı. zira vurulan her darbe, koparılan her yaygara bi beka sorununa dönüşebilir. toplum olarak acayip gaza geliyoruz, birşeylerden hesap sorulması güzel ama hepsi ölsün bitsin mahvolsun istiyoruz.
    (yani burda bahsetmem gereken bi şey var. mesela biri bi hayvana tekme attı, video görüntüleri ile de ifşa oldu. çevreme baktığımda ciddi ciddi adamın ölmesini arzulayan tiplerle dolu. oysa bi kişi aklıyla o tekmenin karşılığının insan hayatı olmadığını idrak edebilmeli. gaza gelme, bokunu çıkarma konusunda çok ilerideyiz)
    kısaca içimizde hesaplaşırken kendi gaza gelmemizden korunmamız, soğukkanlı olmamız lazım.