*

şükela:  tümü | bugün
  • 17 ekim 1961' de paris'te yaşayan 30 bin cezayirli fransa'nın cezayir politikasını (o zaman cezayir fransa işgalinde) pretesto etmek için yürüyüş yaparlar. cezayir'de yaptıkları katliamlar yetmiyormuş gibi fransız polisinin bu gösteriye müdahelesi o kadar sert olur ki, bir çok gösterici ölür veya feci şekilde dövülür. fransız hükümeti sansür uyguladığı için ve şöven fransız medyası olayı dünyaya duyurmakta isteksiz olduğu için günümüzde bu olaylar ile ilgili elde yeterli belge yoktur. 40 ila 400 arasında kişinin öldüğü tahmin edilse de, kaç kişinin öldüğü dahi kesin olarak bilinmemektedir.

    http://www.wilsonsalmanac.com/…_paris_massacre1.jpg

    bu konu ile ilgili tek belge (o da belge sayılırsa) 2005 yılında çekilen nuit noire 17 octobre 1961 adlı film. bu filmden sahneler için;

    http://www.allocine.fr/…cmediafichier=18453069.html

    http://www.allocine.fr/…cmediafichier=18453078.html

    http://www.allocine.fr/…cmediafichier=18453080.html

    http://www.allocine.fr/…cmediafichier=18453081.html

    http://www.allocine.fr/…cmediafichier=18453082.html
  • http://www.milliyet.com.tr/…5/11/10/yazar/idiz.html

    'cezayir yasası'yla paris'te katliam yapılmıştı

    türk tarihi hakkında değer yargılarında bulunmaktan çekinmeyen fransa, böylece bizim de fransız tarihine projektör tutmamıza fırsat tanımış oluyor. fransa'daki "banliyö ayaklanması" ise bunun için bir vesile sağlamış bulunuyor.
    fransız hükümetinin, "cezayir yasası" diye lanse edilen 1955 tarihli yasayı raftan indirmesi bu ülkeyle ilgili nahoş bir tarihi anıyı da akla getiriyor. bu öyle bir anı ki, genç fransızlar bile ayrıntılarını pek bilmezler. çünkü bunlar büyük ölçüde onlardan gizlenmiştir.
    yıl 1961'dir. paris'in polis şefi maurice papon'dur (bilmeyenler kim olduğunu aşağıda anlayacaklar). arka plandaysa cezayir'in kanlı kurtuluş mücadelesi devam etmektedir. fransızlarca öldürülen masum cezayirlilerin sayısı artarken, bağımsızlık mücadelesi veren ulusal kurtuluş cephesi de (fln) güvenlik güçlerine karşı ölümcül saldırılar gerçekleştirmektedir.

    her polis için, 10 kişi
    papon, ikinci dünya savaşı sırasında, bordeaux kentinde, faşist vichy hükümetinin polis şefi olarak, binlerce yahudiyi ölüme gönderen kişidir. ekim 1961'de, fln tarafından öldürülen bir fransız polisin cenazesinde, "öldürülen her polisimiz için onlardan 10 kişi öldüreceğiz" andını içer. sözünü de tutar.
    tarih 17 ekim 1961'dir. papon "cezayir yasası"na dayanarak banliyölerdeki cezayirlilere ve dolayısıyla tüm araplara karşı saat 18.00'den sonra sokağa çıkma yasağı uygular. fln'nin fransa'daki siyasi kanadı da bunu protesto etmek için barışçıl bir gösteri düzenler.
    30 bine yakın kişi, çocuklarıyla birlikte banliyölerden çıkıp paris'in merkezine hareket ederler. ancak, intikam ateşiyle yanan papon'un polisleri, göstericilere ateş açarak saldırıya geçerler.

    30 yıllık suskunluk
    günün sonunda en az 200 kişi -fakat bazı hesaplara göre 400 kadar kişi- katledilir. sadece saint michel köprüsü'nde 30 kişi polisler tarafından öldürülmüş veya ağır yaralı ve yarı baygın bir şekilde seine nehri'ne atılmıştır.
    peki sonra ne olur? 30 yıl süreyle hiçbir şey. fransa, 1962'de, evian antlaşması'yla cezayir'in bağımsızlığını tanır; antlaşma gereğince sivillere karşı her türlü vahşeti işlemiş olan güvenlik güçleri için af ilan edilir. 17 ekim katliamını yapanlar böylece kurtulurlarken, "tabu" sayılan bu konu da unutulur.
    ta ki, bir grup fransız yahudisinin 1990'ların ortasında papon'un bordeaux'da işlediği suçlar için yargılanmasını istemelerine kadar. bu arada, jean-luc einaudi adlı tarihçi tarafından 17 ekim katliamı hakkında 1991'de yayımlanan kitap da bu acı olayın anısını yeniden canlandırmaya başlar.

    papon'a 'nazi' davası
    papon'la ilgili olarak nihayet bir "nazi suçları" davası açılırken, bu gelişme cezayirlileri de harekete geçirir. ancak, bildiğimiz kadarıyla, 17 ekim katliamıyla ilgili olarak herhangi bir dava bugüne kadar açılmış değildir. bildiğimiz tek dava, papon'un, le monde gazetesinde konu hakkındaki yazdığı bir makale nedeniyle einuadi aleyhine açtığı "hakaret davası"dır.
    paris'in sosyalist belediye başkanı bertrand delanoe, 2001'de düzenlenen sessiz ve sade bir törenle, bu katliamın anısına saint michel köprüsü'ne nihayet bir plaket koydurtur. ancak bu bile, polis sendikaları ve ermeni soykırımı konusunda çok şey söylemekten hoşlanan sağcı fransız politikacıların "tarihi tarihçilere bırakalım" ve "eski yaraları kaşımayalım" protestoları altında olur.
    "banliyö ayaklanması" ve "cezayir yasası" derken akla gelenler işte bunlar.
  • izlenmesi gereken bir filmin/vicdan muhasebesinin kaynağı.
    (bkz: cache)
  • (bkz: maurice papon)
  • georges clemenceau sedan'la birlikte kaybedilen alsace'ın ardından cezayir ve hindçini'nin fransız kolonyal gücünün hakimiyeti altına girmesine tepki veriyordu yeni kurulmuş üçüncü cumhuriyet'in meclisinde: "ben evladımı kaybettim. siz onun yerine bana iki evlatlık veriyorsunuz!"

    fransa'nın kaybettiği evlatlarının yerine yeni özbeöz evlatları oldu; savaş tanrısı da cömert davrandı ona, evlatlıklarının sayısı özbeöz evlatlarından daha çok oldu. bunlar öz evlatların ve üvey analarının etrafında pervane oldular, ne yapmaları istendiyse yaptılar.

    bir gün evlatlıklardan biri büyüdü ve evden ayrılmak istedi, artık kendi ayaklarının üstünde duracaktı çünkü. ve işte o gün, evlatlığına karşı hep mesafeli ve adaletsiz bir analık yapan madame france cinnet geçirmiş bir halde, elinde urganıyla evlatlığının odasına daldı.

    49 yıl önce bugün fransa evlatlıklarını seine sularında boğdu!
  • didier daeninckx'in 1984 tarihli geçmişin ayak sesleri kitabında, arka planda detaylı biçimde işlenen katliam. polisiye türündeki kitapta 17 ekim katliamı sırasında öldürülen tarihçi baba ile 20 yıl sonra başka bir şehirde öldürülen tarihçi oğulun cinayetlerinin izi sürülüyor; haliyle bu sırada da cezayirli katliamının. kitap hem polisiye kurgu açısından iyi hem de gerçekle kurgu olanı harmanlayış biçimi ile karanlıkta kalmışları aydınlatma yöntemi açısından.
  • konuyla ilgili icı on noie les algeriens 17 17 october 1961 isimli yasmina adi tarafından yönetilmiş belgesel dün 31. istanbul film festivali'nde gösterildi.

    belgesele ve olaya dair bir izlenim: burada cezayirlileri boğduk
  • maalesef aradan 51 yıl geçmiş katliam, unutulmamış çünkü çoğu kişinin haberi bile yoktur..
  • bugün 52. yıldönümü olan katliam:

    http://marksist.org/…ce-cezayirli-gocmeni-olduruldu
  • son günlerde paris'te meydana gelen büyük terör saldırısını 2. dünya savaşından sonra paris'te yaşanan en büyük terör ve şiddet eylemi olarak söyleyenler yanılıyormuş. durumu robert fisk şurada anlatmış http://t24.com.tr/…mustu-hafizamizi-silmeyin,316870

    tabi o zamanlar ölenler cezayirli olduğu için katliamdan sayılmayabilir.