şükela:  tümü | bugün
  • mac esnasinda sultanahmet meydaninda kurulmus olan dev ekranin karsisindaydim, ama mac masladi ve dev ekrandaki goruntu gitti. yayin ekibi teknik aksakligi gidermeye calisirken maci ilk 5-6 dk.si coktan gecmisti bile. arkadasla birlikte resmen cildirdim, guzelim konforlu evimizden sirf bu tarihi olayi vatandaslarimizla beraber, tarihin seyrini izlemis bir mekandan seyretmek icin kalkip buralara kadar gelmisken boylesine onemli* bir macin ilk dakikalarini kacirmak beni cok sinirlendirdi ve uzdu. hemen yakinlardaki restoranlari arastirmaya basladik ve allahtan meydandaki bir kucuk otelin giris katindaki cay bahcesine girdik ve maci 15-20 kisilik turist+otel musterisi+sokataki vatandas ile birlikte rahat rahat masamizda oturarak*, hop oturup hop kalkarak izledik. popescu'nun penaltisindan sonra kursun yagmuru altinda arabamiza kosusumuzu da dun gibi hatirliyorum.
  • $imdi de, new york'ta ya$ayan murat gokcigdem isimli bir vatanda$in 25 mayis 2000 gunu yayinlanan ve benim de internetten buldugum guzel bir yazisi aktariyorum:

    17 mayis 2000 gunu saat 8:45'te hayatimin en onemli maci basladi. bizim ataklarimiz ozellikle viera tarafindan sik sik kesilmesine ragmen arif ve hakan guzel pozisyonlar buldular. full monty filminden de hatirlayacaginiz unlu "arsenal offside trap" az kalsin bizi one gecirecekti...

    ikinci yarida hakan'in direkten donen sutuna hayiflandik ve taffarel'in hala nasil kurtardigini anlamadigim henry'nin kafa vurusu kalbimizi agzimiza getirdi. uzatmalar sirasinda hagi 24 dakika sonra unutacagimiz sacma sapan bir hareketi yuzunden atilinca artik 24 dakikayi bir bir saymak zorunda kaldik. ve bitmez gibi gelen dakikalar sonunda bitti. penaltilar da tam onumuzde atilacak olunca zevkten bayilacak gibi olduk.

    butun hucumlarimizi kesen viera ve unlu suker kacirdiklarinda heyecandan onumdeki baba-ogul'a ayni anda sarilip kafalarini istemeden birbirine tokusturdum, huzunuzda kendilerinden bir kez daha ozur dilerim. ve unutulmaz popescu penaltisini aglarda gorunce zannedersem hayatimda ilk defa sevincten aglamaya basladim. bir levent'e bir seha'ya onume arkama sagima soluma sarilip rahatlayana kadar hickirdim...

    sonunda kupayi aslanlarimizin ellerinde gormek ise inanilmaz bir goruntu idi. 6 yasimdan beri takip ettigim renkler yillardir resimlerini gordugumuz kupayi ellerinde gezdiriyorlardi. ozellikle hakan ve kerem kupayi cok sevdiler ve sahayi bol bol turladilar. hakan seref tribunun onunde cok seksi pozlar da verdi. parken stadium'dan cikmak istemiyorduk. sarkilar turkuler calindi, soylendi. bir ara kenan dogulu kendi sesinden calinan "dag basini duman almis"'a biz arkadaki seyircilere donerek playback bile yapti. "her yer inlesin, inlesin" dedikten hemen sonra tekrar "bu gok deniz nerede var" diye devam ediyorduk.

    sonunda staddan nese icinde ciktik ve otobuse bindik. otobusun gerisi havaalanina gidecegi icin bizi sehrin issiz bir kosesinde birakip, "hadi siz nah su yone 5 dakka yuruyun" dediler ama biz yarim saat
    yuruduk de ancak medeniyete geldik. medeniyet iki polis arabasi ve tam tehsizatli bisuru polisten olusuyordu. can guvenligimiz icin bizi bir sure takip ettiler, acikli sarkilar soyleyen arsenallilerle dolu
    bir barin onunden gectik. sonra polisler bizi bir sokaga cok ingiliz oldugu icin sokmadilar. tivoli'de ise muhitimize gelmis sayilacagimizdan pesimizi biraktilar. zaten caddeler ayica araba kullanan, okuzce korna calan gurbetcilerle doluydu, bize satasma aninda yeni bir meydan muharebesi cikarmalari pek kolaydi. kopenhag halkina bir kez daha acidim.

    otelimizin onunde de tam guvenlik vardi. valla otelde kaldigimizi soylerek otele girdik. lobideki insanlardan kavgalarda olu olmadigini da ogrenince rahatlayip huzurla uyuduk. olaylar sayesinde gece cikip cilginca eglenme planlarimiz da suya dusmustu zaten.

    persmbe gunu ustumuzde formalarla paris charles de gaulle havaalanina indigimizde hala etraf galatasarayli kayniyordu. kapidaki sinir polisi tebrik ettikten sonra pasaportumuzu damgaladi. havaalaninda tanimadigimiz insanlari kutlayip turk gazetelerinden onceki gecenin haberlerini okumaya koyulduk. paris'te gecirdigim birkac gunde de bol bol nereli oldugumuz soruldu ve ellerimiz sikildi.

    simdi uefa kupasinin ustunden bir hafta gecti, hala inanmakta zorlaniyorum. ustelik derdimi cok az kimsenin anladigi amerika'da i$teyim...
  • devleri bir bir dize getirdik arsenal'e parken'i dar ettik g.sarayımız'la tarihe geçtik. 10 kişi kaldık ama yılmadık sakatlandık, asla yıkılmadık aslanımız'la yine destan yazdık
    17 mayıs 2000... tarihe yeni bir türkiye bayramı olarak geçecek artık. görenler görmeyenlere, bugünü yaşayanlar çocuklarına, torunlarına anlatacak. dev taffarel'i... mehmetçik bülent'i... cengaver hakan'ı... o aslanları... tarih unutmayacak, efsaneleri türkiye yıllar geçse de gururla anacak.
    ne devleri yıktık birer birer... sahada yıkamadılar, her yola başvurdular, başaramadılar. hagi'ye haksız kırmızı kart gösterildi, yetmedi. bülent sakatlandı, pes etmedi. arsenal ne yaptıysa yıkamadı. çünkü onlar kahramandı, hepsi birer altın adamdı. ve altın adamlar, hakları olan kupaya bilek gücüyle ulaştı

    şan bizim, şeref bizim
    kim bekliyordu ki bunu!
    terim, "türk futbolunda heyecanı mayıs ayına taşıyacağız" derken, kim inanıyordu!
    belki bir kaç kişi... ama mutlaka galatasaray onbiri...
    inandılar, kazandılar.
    avrupa'nın devlerini yıktılar, uefa kupası'na galatasaray'ın, türkiye'nin adını yazdırdılar...
    sağolun aslanlar... varolun çocuklar...
    şan bizim, şeref bizim... ve yarınlar da bizim...

    öyle bir başladık ki maça... tribünde üstünlüğü ele geçiren taraftarlarımızın da desteği ile fırtına gibi... hagi haksız bir kararla kırmızı kart gördü, yılmadık... bülent sakatlandı, kolunu sardı, devam etti, yılmadık...
    çünkü sahada 11 veya 10 kişi değildik...
    70 milyon galatasaraylıydık... ve bileğimizin gücüyle söke söke kazandık.

    3. ve 16. dakikalarda arif'le yokladık arsenal kalesini, seaman'ı geçemedik. 26. dakikada hakan şükür'ün dengesini kaybetmesine rağmen vurduğu şutun auta gitmesine yandık. 34. dakikada overmars'ın nefis vuruşunda taffarel'in kurtarışıyla rahatladık.
    ah o 48. dakikada... hagi, okan'a, o da hakan'a aktardı. hakan'ın şutunda direkten dönen topa yandık. 70. dakikada capone'nin şutu seaman'ı yıktı ama gol olmadı, üzüldük.
    normal süre bitmiş, umudumuz artarak devam etmişti... 95. dakikada adams'la karşılıklı itişen hagi'nin haksız bir kararla kırmızı kart görmesine yandık. ama inanmıştık bir yere... yılmadık. ve her geçen dakika devleşen taffarel'e şahit olduk. 104. dakikada henry'nin, 108. dakikada parlour'ın, 112. dakikada kanu'nun şutlarındaki kurtarışlarıyla gurur duyduk.
    ve penaltılar... ergün attı... suker, direğe çarptırdı. hakan şükür ağları havalandırdı. parlour karşılık verdi. ümit yine kaçırmadı... vieira'nın şutu direği salladı. ve popescu son vuruşu yaptı:
    galatasaray şampiyon... ne mutlu türkiye'ye.

    'yarınlar da bizim'
    terim, "konuşmakta güçlük çekiyorum" dedi ve ekledi: "ülkemize hayırlı olsun. inşallah devamını da getiririz"
    galatasaray teknik direktörü fatih terim, maçtan sonra konuşmakta güçlük çekiyordu... "ne diyeceğimi bilemiyorum" dedi, "kelimeler boğazıma düğümleniyor" diye de ekledi.
    sarı - kırmızılı takımın hocası, derin bir nefis çektikten sonra da devam etti:
    "yarınlar da bizim... ülkemize hayırlı olsun. inşallah devamını da getiririz. bizi destekleyen bu insanların hepsine teşekkür ediyorum. bize güvenen herkesle, bu çocuklarımla iftihar ediyorum. inşallah devamını da getiririz."
    ve penaltı kahramanları... topa gelirken neler düşünüyorlardı? ne hissediyorlardı?
    önce ilk penaltıyı atan ergün de söz:
    "çok heyecanlıydım. ama hocam ilk penaltıyı atar mısın, diye sorunca kabul ettim. derin bir nefes çektim. soğukkanlılığımı sağlamaya çalıştım. ve vurdum. gol olunca dünyalar benim oldu."
    sıra son penaltıyı atan popescu'da:
    "benim futbol hayatımın en önemli vuruşu herhalde buydu. bu güzel ülkeye bu mutluluğu yaşattığımız için çok mutluyum. herhalde şu an dünyanın en mutlu insanı benim."

    yer yerinden oynadı!
    dünya'nın dört bir yanındaki türkler maçı coşkuyla izledi, çeşitli illerde de şölenler düzenlendi
    galatasaray'ın uefa kupası finalinde arsenal'le oynadığı karşılaşma nedeniyle dünya'da adeta yer yerinden oynadı.
    dünya'nın dört bir yanındaki türkler maçı coşkuyla izledi. avrupa ülkelerinde, abd'de, afrika'da, asya'da ve avustralya'da maç için dev ekranlar kuruldu.
    kazakistan'da türk şirketleri tarafından işletilen üç otelde sporseverler için özel programlar hazırlandı.
    almanya'da, fransa'da, hollanda'da, avusturya'da ve diğer avrupa ülkelerinde türkler karşılaşmayı tezahüratlarla izledi.

    taksim'de izdiham
    taksim'de kurulan dev ekran nedeniyle izdiham yaşandı. binlerce taraftar ellerinde bayraklarla maçı izledi.
    istanbul'un her bölgesinde aynı tür uygulamalar göze çarptı. izmir, ankara, adana ve diğer illerde de dün sarı - kırmızı bir gece yaşandı*.

    şampiyonlar ligi 3. ön eleme turu
    (bkz: 11 agustos 1999 rapid wien galatasaray maci) 0-3
    galatasaray-rapid wien: 1-0

    şampiyonlar ligi (h) grubu:
    (bkz: 15 eylul 1999 galatasaray hertha berlin maçı) 2-2
    (bkz: 21 eylul 1999 milan galatasaray maçı) 2-1
    (bkz: 28 eylul 1999 chelsea galatasaray maçı) 1-0
    (bkz: 20 ekim 1999 galatasaray chelsea maçı) 0-5
    (bkz: 26 ekim 1999 hertha berlin galatasaray maçı) 1-4
    (bkz: 3 kasim 1999 galatasaray milan maçı) 3-2

    7 puanla grup üçüncüsü olan galatasaray, uefa kupası'na katılmaya hak kazandı.

    uefa kupası
    3. tur:
    (bkz: 23 kasim 1999 bologna galatasaray maci) 1-1
    (bkz: 9 aralik 1999 galatasaray bologna maci) 2-1

    bu esnada, uefa kupası'nda 3. turu geçen galatasaray ligde önemli bir maç yaptı ezeli rakibi fenerbahçe ile kadıköy'de: (bkz: 22 aralık 1999 fenerbahce galatasaray maçı).. tarihin en iyi galatasaray'ı, önüne geleni silip süpürüyordu ve bu fırtınada fenerbahçe de uçtu, dağıldı, gitti.. kadıköy'de cimbom fener'i 2-1 yendi..

    4. tur:
    (bkz: 2 mart 2000 borussia dortmund galatasaray maci) 0-2
    (bkz: 9 mart 2000 galatasaray borussia dortmund maci) 0-0

    çeyrek final:
    (bkz: 16 mart 2000 real mallorca galatasaray maci) 1-4
    (bkz: 23 mart 2000 galatasaray real mallorca maci) 2-1

    yarı final:
    (bkz: 6 nisan 2000 galatasaray leeds united maci) 2-0
    (bkz: 20 nisan 2000 leeds united galatasaray maci) 2-2

    final:
    17 mayıs 2000: galatasaray-arsenal: 4-1 (penaltılarla)
    (kaynak: milliyet gazetesi)

    (bkz: galatasaray arsenal maci bahisleri)
    (bkz: galatasarayin uefa kupasini kazandigi kadrosu)
    (bkz: uefa kupasi sampiyonu galatasaray)
    (bkz: 2000 uefa cup winner)
  • bogazici universitesi guney kampusunde iki dev ekrandan 1000 kisi nefeslerimizi tutarak izledigimiz, bitiminde kisik sesimizle we are the championsu soylerek zulfikara borek yemege oturdugumuz mac.
  • stadyumda canlı olarak izleme onuruna nail olduğum, benzeri asla gerçekleşmeyecek bir duygu seline sahne olan maç. hayatımda sevinçten ilk kez ağlamama, galatasaraylı olduğum için şükretmeme sebebiyet veren maç ayrıca.
  • oss korkusuyla 3.5 atilan gunlere imzasini atmis, sinavin minavin taa mina koyim dedirtmis mactir...fatih hocaya, hakana, emreye sarilma, onlarla ziplama istegi uyandirmistir...
  • en koyusundan fenerbahçeli olmama rağmen galatasaray'ı desteklediğim ender maçlardandır.
  • bir galatasaraylının o gece bulunmaması gereken yerler listesine kafadan liste başı olarak giren şehirlerarası yolda* 2. yarıyı izlemiş bir kişinin maçın sonucu belli olduğu an çevredeki tüm kamyoncuların ve içinde bulunulan otobüsün şoförünün kenara çekip, otobüsteki yolcular ve çevre kamyoncular ile nereden geldiği belli olmayan galatasaray bayrakları ile eşsiz bir kutlamaya şahit olması ile mutlu sona erişilmiş zafer gecesi.ayrıca
    (bkz: entrye ani serpistirmek)
  • kanımca türk futbol tarihinin en önemli maçıdır. o zamana kadar hiç bir başarımız yokken avrupa'da, gerçekten güzel futbol ile uefa kupasını hakederek kazanmak çok önemli birşeydi. ve o maç unutulmazdı. o çekişme, bülent'in kolu sargılı halde oynaması, o özveri, o duygu seli. harikaydı. kupayı aldığımız anda yerlerde yuvarlandığımı hatırlıyorum.
  • allahım nasıl bir maçtır o... maçtan 3 saat önce elektriklerin gitmesi ve 1 saat gelmemesi, maç başlayana kadar bütün tırnaklarımı yemem, maçta stresten koltuk döşemesini iplik iplik sökmem, kaçırılan gollerde yandaki dolaba yumruk atmam, maç penaltılara kaldığında gözlerimin kararması ve yere yığılmam, penaltılar esnasında aile üyelerinden hiç birinin beni sallamaması, zafer sonrasında babamın beni ayıltması ve... devamını hatırlamıyorum işte.

    böyle duygular uyandıran bir maçtır bu.