şükela:  tümü | bugün
  • ben artik cocuk degilim suc islesem insanlar beni ciddiye alacak aileye de yuk oluyorum yakinda is hayati falan da baslicak buyumek istemiyorum demek. ayrica kimi insanlar icin hala 18ime basamadim bana cocuk muamelesi yapiyorlar diye 18e ulasamama sendromu.
  • onsekiz yasin, insanin evlenmek, araba kullanmak ve ozellikle kacabilmek gibi ozgurluklerini elde ettigi yas oldugundan, bu yastan sonra ailenin yapacagi yasal bir eylem kalmayacagindan, ancak psikolojik olarak baski yapabileceklerinden bazen iple cekilen yas olmasinin getirdigi sendrom.

    18 yas bu ozgurlukler disinda aslinda cok da bisey ifade etmez*...
  • (bkz: 18 and life)
    (bkz: im eighteen)
  • reşitlik sınırı olduğundan olsa gerek ulaşınca çok şeyi değiştireceğine inandığın, ulaşınca da hiç oralı olmayan üstüne üstlük yaşının onlar basamağı değişmeye yaklaştıkça içinde ilginç bir korku oluşturan sendrom. "daha güçlü, daha sakin..." diye şarkılar söylenerek atlatılabilir.
  • dü$ünülmediginde, kendiliginden atlatilmi$ olabilen hadise.
  • araba tutkunu gençler için ehliyet sendromudur.hele de annesi çocuğundan değil de karşısındaki trafik canavarlarından korktuğu için arabayı vermiyorsa aynı leylayla mecnunun kavuşamaması gibidir.hatta leylayla mecnun kavuşur da arabayla tikican kavuşmaz bile denebilir.
    güya reşit oluyosun ama yalan o iş yalan..
  • kendi 18 yaşımı geçerek çocuklarımın 18 olmasına 2 gün kala aşağıdaki yazı ile katıldığım şen - drom - dur.

    "?40 artı/eksi 2 hafta içinde büyür büyür;
    sonra 2 aylık sana güler;
    5 aylık oturur;
    7 aylık minnnoş dişleri çıkar ve emekler;
    sonra artık pata pata diye yürür;
    koşar,
    2 ve 4 yaşda dünyanın en inatçı ve kişilikli bireyi olur :)
    2.5 yaşa doğru artık hiç pampers kullanmaz;
    emmek ile ilgili işi de biter.
    işte minik bi çocuk olur.

    sonra hooop diye sana el sallar ve kendi yaşındakiler ile daha uzun zaman geçirmek ve oynamak ister, yuvaya gider.
    hımmm 3 yıl sonra bir onsuz bir gündüzün çoğu geçer.
    sonra bir gün bakarsın okumaya başlar.
    zaten, yazar, çizer, yapar, oynar, güler, konuşur, güldürürür.
    mini mini okula gider.

    4. sınıf ( 9 - 10 yaş gibi )gibi yine sana bir el sallar,
    hafifce biraz daha alan açarsın dünyasına özgürlüğüne ve bireyselliğine ve kimliğine doğru;

    13 yaşından bir 14 yaşına geçer,
    ooo ooo gerçekten büyüyor bu haydi bakalım dersin :)
    13 - 15 ve 16 yaşlarında çok özel doğum günü hediyeleri alırsın ki tüm yaşamı boyunca geçtiği evreleri, yaşadığı süreçleri, atladığı basamakları hep hatırlasın, ebeveyn olunca da hiç unutmasın.

    17 yaş çok heyecanlı olur, bir bakarsın, yaşamı kavramış, ufak ufak para bile kazanmış; zaten ekonomiyi hep öğretmişsindir ona, sağ beyin ile sol beynine hep dikkat ile özen ile, denge ile rehberlik etmişsindir. böyle dilersin. ara ara hata yaparsın, üzülürsün. ara ara o hata yapar, hiç bir zaman utanmamayı, buradan nereye ne öğrenerek gideceğine rehberlik edersin.

    yaşamı yaşam yapanları sen yaparsın, yapmaya çalışırsın, hata yaptığında da kabul eder, özür dilersin ki " senin de bir insan olduğunu, kendisinin de bir insan olduğunu ve bunu yapabileceğini " görebilsin. her zaman o ne zaman ister ise ulaşılabilir olduğuna güvenmesini dilersin. gözlerinde güven görünce daima mutlu olursun. için ışıldar.

    onun, önünde, arkasında değil daima o istediği sürece yanında olduğunu bilmesini dilersin, buna çalışırsın. özeline, alanına daima saygıda olursun. ondan çok şey de öğrendiğini iletirsin, teşekkür edersin, takdir edersin ki o da öyle bir yetişkin olsun.

    bu sürecin içindeki duygularda yer alan sevgiyi anlatmak en zorudur. sevgi gözlerde, saçlarını okşarken, sırtını sıvazlarken, alnından öperken, kucaklarken geçer gelir yaşar. bir an bakarsın o minicikkken kucağında minik minik salladığın uyuttuğun, ellerini öperek kokusunu içine çektiğin bebeğin; koccaman olmuş.

    ve artık yasalar da ona yetişkin der. haklar verir.
    üniversite için artık hayaller gerçek olur,
    gelecek gelmiş olur.
    içinde karışık hisler olur,
    mutlu olursun,
    hem neşeyi, hem hüznü birlikte yaşarsın.
    bu kadar hızla, bu kadar kolay da olmaz ifade etmek
    sadece
    günler sonra
    canımdan ruhumdan içiminin içinden
    özgür bir birey, insan olarak
    ayakları üzerinde durmakta olan,
    canlarıma bakarak

    iyi ki geldiniz diyorum dünyamiza !
    bize!
    bana canim çocuklarim.

    .........

    ben ne hissettim 18 olunca,
    acaip bi özgür hissettim.
    18 den sonra bu ana kadar bir ton acaip engel zorluk acı şu bu yaşadım ama
    18 e kadar hele ergenlikte, hele de okul sistemi içinde daraldığım kadar yaşamımın hiç bir yerinde daralamadım.
    iyidir 18 den atlamak.
    çoook iyi gelir bünyeye.

    .......
  • var olduğunu düşündüğüm ve şu an içinde bulunduğum sendrom. babamin cebime harçlık koyması bile nedense agirima gidiyor.soyle ozetleyeyim bir baltaya sap olamamislik hissi...
  • kızım 18 yaşında ve üniversiteye hazırlanıyor-du.

    saat 4'ten beri uyanığım. benim uyandığım saatte o uyumak için yanıma sokuluyordu. sonrasında sıkı bir sarılma, kısacık bir konuşma ve onun uyuması benimse, uykumu almış olduğumu fark etmem.

    onu bir şeylere zorlamak istemiyorum, yönlendirmek de istemiyorum, sadece allah ömür ve akıl sağlığı verirse hayatının her anında yanında olmak istiyorum. onu desteklemek istiyorum. ama tanıdığım herkes onu hafifçe itelemem gerektiğini, konuştuğum bir iki psikolog da bir anne olarak, sağlam ve güçlü durmam gerektiğini söylüyor.

    yanlış yapmaktan öylesine korkuyorum ki, onun geleceğiyle/hayatıyla oynuyor olmaktan.
    bir yanım, sadece yanında ol. o bir şeylere başlayıp yarım da bıraksa, aynı anda karar veremediği milyonlarca şeyle de uğraşsa, potansiyeli varken, iyi okullara gidebilecekken bunu yapmayıp tamamen farklı bir ilgi alanına da yönelse yanında ol diyor. sadece orada ol. bu kadar.

    diğer yanım da, senin çektiğin zorlukları o da mı çeksin? eğitimi yarım kalırsa ya da iyi bir eğitim almazsa girdiği her işte üç paralık bile karakteri olmayan insanların idaresi altında ezilsin mi istiyorsun? çok daha iyi paralara çok daha iyi standartlarda yaşayabilecekken kuru ekmeğe mi talim etsin? anne olmak çocuğunun yanında olmak olduğu kadar, onu yapabileceği şeyler için çaktırmadan da yönlendirmektir aslında. güçlü dur, taviz verme. iyi bir eğitim almazsa, yaşıtları arasında kendisini kötü hissedebilir, ezikliğini yaşayabilir bunun. izin verme.

    diyor.

    benim tüm bu karmaşamın içinde ise, ayakları yere sağlam basan, şahsına münhasır, sorunlarını kendi içinde çözmek isteyen ve bunu başaran, ne istediği konusunda tereddütleri olsa da, kendisini tanıyan ve sevmediği hiçbir şeyi yapamayan, dünyanın hem en duygusal hem en gerçekçi çocuğu var. kırılmaktan deli gibi korktuğu için güvenli sularda yüzmeye çalışan; ama bir küçücük parçasıyla benim almaya asla cesaret edemeyeceğim riskleri alan/alabilen ve bunu büyük bir zerafetle yapabilen bir çocuk.

    ilişkimiz boyunca hep karıştırdığım şeylerden biri de, hangimizin anne hangimizin çocuk olduğuydu. belki sırf bu yüzden -ne kadar bunun pişmanlığını yaşasam da- iyi ki ikinci bir çocuğum daha olmadı. birinin başını yakıp, diğerini de aynı mjorate bataklığında boğmamak belki de benim en büyük ve tek başarımdır.

    .....

    sanırım, bu sene geç kaldık; ama seneye güzel sanatlara gitmesi için gerekli çalışmayı yapmış ve hazırlanmış olarak üniversite sınavına gireceğiz. hiçbir hazırlığımız yok, hiçbir şey hazırlamadık, neye yeteneğimiz var onu bile bilmiyoruz. yine de bununla ilgilenmek istiyoruz.

    evet karar verilmiştir. kızımın yaşadığı 18 yaş sendromu olsa da, olmasa da.
    onun yanında olacağım.
    belki gerisinde; ama asla karşısında değil.