şükela:  tümü | bugün soru sor
  • (bkz: rusya 1812)
  • beste de yaptırmıştır.
    (bkz: 1812 üvertürü)
  • napoleon bonaparte'in, birlikten ayrilan rusya'yi isgal etmek icin litvanya uzerinden giristigi seferdir.

    vilnius'ta 2 hafta dinlenen napolyon ve askerleri, vodka ve siyah ekmege kendilerini kaptirdiklari, bu nedenle yenildikleri rivayet edilir.
  • napolyon'un büyük rusya seferi. gelin şu 1812 seferi'ni biraz irdeleyelim;

    fransızların haşarı çocuğu napolyon* öteden beri var olan ingiltere husumetini kıta ablukası diye bir şey icat ederek pekiştirir. kıta ablukası'na göre; avrupa kıtasındaki fransa ve yandaş devletler, napolyon'un diktasıyla ingiltere ile ticaret yapmayacaklar ve limanlarını ingiliz mallarına kapatacaklardı. bu yandaş devletlerden bazıları da; rusya, ispanya, italya, hollanda, avusturya idi.

    bu gelişme sonucunda ingiltere; "ulan bana pazar mı yok" diyerek farklı pazar arayışlarına girişmiş, avrupa dışındaki memleketlere yayılmak suretiyle devasa sömürge imparatorluğunun temellerini hazırlamıştır. ayrıca deniz ablukası karşılığını vererek avrupa'nın ticaretine darbe vurmaya başlamıştır. midyata pirince giden napolyon ve ablukaya zorladığı devletler evdeki bulgurdan olunca, rusya; "yerim ulan ablukasını" diyerek limanlarını ingiliz gemilerine açmıştır.

    işte napolyon'u sefere götürecek fitilin ateşi bu gelişme sonrası ateşlenmiştir. sadece bu da değil elbette. napolyon, 1797'de evlendiği ve çocuğu olmadığı için boşanma kararı alıp boşadığı josephine'den sonra kendisine uygun bir eş aramaya başlar. gözüne de rus çarı aleksandır'ın kızını kestirir. ancak kızın ailesi bu evliliğe karşı çıkar. hahah türk filmi gibi. her neyse, bunun üzerine napolyon; "bana kız mı yok" mottosuyla hareket edip avusturya imparatorunun kızı marie louise ile ikinci kez dünya evine girer. girer girmesine ama napolyon çar'ın bu yamuğunu asla yediremez kendisine. çikolatasıyla çiçeğiyle götün götün evinin yolunu tutan napolyon'un adeta; "şimdi gidiyorum ama dönüşüm muhteşem olacak" arabeskliğiyle gözünü karartmış bir şekilde moskova'ya dayanacağını kimse bilemezdi sanırım.

    tüm bu gelişmelere ek olarak rusya'nın fransa'dan alınan mallara gümrük koyması napolyon'u çılgına çevirmişti. tanrım bu bardağı taşıran son damlaydı! dünyanın en ihtiraslı kumandanı ve imparatoru listesinin demirbaşı napolyon artık kararını vermişti; rusya dize getirilecekti!

    çoğunluğu yabancı milletlerin askerlerinden oluşan 600 bin kişilik bir ordu kuran napolyon, niemen nehri'ni geçtiğinde takvimler 24 haziran 1812'yi gösteriyordu. artık büyük derbiye sayılı dakikalar kalmıştı. o zamana dek önüne geleni deviren napolyon, yine öyle olacağını düşünüp rusya'ya dişini göstereceğini sanıyordu.

    ama böyle olmadı. evet, napolyon'un büyük ordusu hızla ilerliyordu ancak ruslar dağılmak yerine akıllıca bir taktikle bütün olarak geri çekiliyordu. bunun yanında çekilirken etrafı aleve verip gerilla faaliyetleriyle napolyon'un ikmal güçlerine darbe üstüne darbe indirerek fransızların hastalık, yorgunluk ve açlık gibi sebeplerden büyük kayıplar vermesine neden oluyordu. napolyon başına gelecekleri bildiğinden kış bastrmadan önce moskova'ya girmeyi planlıyordu. rus ayıları ise geniş rus düzlüklerinden ve kış mevsiminden yararlanmak için savaşmayıp geri çekilme taktiğine devam ediyordu.

    napolyon ise rusları kovalamaktan sıkılmış, ilerlemesini durdurarak vilnius'ta beklemeye koyulmuştu. rus çarı aleksandır da ne anlaşmaya ne de savşmaya yanaşmıyordu. oyuncak sanki bu! çeşitli muharebelerde fransızlar üsütn gelse de ruslar geri çekilmeye, fransızlar ise uçsuz bucaksız rus düzlüklerinde ilerlemeye devam ediyordu. vilnius'ta oyalanarak vakit kaybeden napolyon bunu pahalıya ödeyecetki. zira rusların amacı general kış'tan yararlanmaktı. ruslar zamana oynuyor, topu sürekli taca atıp duruyorlardı.

    7 eylül 1812'de ruslar moskova'ya yaklaşık 100 km kala fransızları karşılamış ve "borodino muharebesi"* olarak bilinen savaş başlamıştı. fransızlar napolyon yönetiminde 130 bine yakın asker ve 500 küsür topla hücuma girşirken ruslar 120 bin asker ve 600 küsür topla general kutuzov önderliğinde sahaya yayılıyordu. güçler hemen hemen eşitti ancak fransızlar savaş sırasında daha etkili omuş ve ruslara daha fazla kayıplar verdirmişti. bunun üzerine general kutuzov mevzileri boşaltıp geri çekilmiştir. borodino muharebesi o gün için fransızların ilerleyişini durdurarak bir günlüğüne de olsa rusların götünü kurtarmıştır diyebiliriz.

    savaşın kazanılmasıyla birlikte napolyon ve ordusu moskova'ya girdiğinde alev alev bir şehirle karşılaşır. çekilen ruslar ortalığı talan etmekten geri durmamıştır çünkü. fransızlar moskova'da halkın gerilla saldırılarıyla da boğuşur. 35 gün moskova'da bekleyen napolyon ve ordusu şartların kötü oluşu, ikmal yetersizliği, general kış'ın soğuğu ve henüz yok edilememiş rus güçlerinin etkisiyle kaderin cilvesine bakın ki işgal ettiği düşmanının şehrinde düşmanı çar'a tam üç kez barış teklif etmek zorunda kalır fakat çar'dan her defasında red cevabı alır. bunun üzerine napolyon, tosun paşa'daki lütfü karakteri gibi "e biz gidelim o zaman" diyerek 19 ekim 1812'de itin götüne sokulmuş bir halde moskova'dan tarihin gördüğü en büyük hezimetlerinden birini yaşayarak çekilir. bu çekilmeyi fırsat bilen ruslar kontra atağa çıkarak fransızlara büyük kayıplar verdirmeyi başarır.

    600 küsür bin askerle yola çıkan napolyon, 50 bin kişiyle geri dönebilmiştir. tarihin gördüğü en büyük kara harekatlarından biri tam bir fiyaskoyla sonuçlanmış, napolyon'un karizması derinden çizilmiş, sonunu hazırlayan bir sürecin başlangıcı olmuştur.

    bir benzerini 129 yıl sonra hitler denemiştir;

    (bkz: barbarossa harekatı)

    edit: (bkz: barbarossa harekatı/@sosyal munzevi)
  • (bkz: berezina)
  • paris'te general malet'in kendisine karşı bir hükümet darbesi hazırlıkları haberini alınca napolyon'un ordularını; ki yaklaşık 600.000 kişiden oluşur, litvanya'da bırakıp geri döndüğü darbeyi engellediği fakat yenildiği sefer. napolyon bu seferin başarısızlığı ile gerilemiş, ingilizler'e waterloo'da kaybedince kendisine sürgün yolu açılmıştır.
  • tarihte napolyon savaşları olarak geçen savaşlardan biridir. fransa imparatoru napoleon bonaparte tarafından gerçekleştirilen rusya seferidir.

    tarihin o ana dek görmüş olduğu en büyük orduyu toplayan napolyon, rusya üzerine sefere geçer. rusları moskova önünde yenilgiye uğratır. fakat bu sırada halk şehri terkedip rus steplerine hareket eder. büyük çileler sonunda başka şehirlere yerleşir. göstermelik rus ordusunu yenilgiye uğratmış olan napolyon, moskova'ya çar'ı önünde diz çöktürme hayalleri ile girmiş fakat bomboş saraylar ve binalar bulmuştur. üstelik ordu moskova'ya yerleşmişken şehir ruslar tarafından ateşe verilir.

    napolyon yaklaşan kışın da etkisi ile bir çıkış yolu bulamaz ve dönmeye karar verir. fakat dönüş yolunda rus subaylarının örgütlediği kazak atlıları bitkin ve açlıktan perişan fransız ordusuna saldırarak büyük kayıplar verdirirler. fransız ordusu açtır çünkü geliş yolunda tüm köyleri, tarlaları yağmalayıp yiyecek ne varsa tüketmiştir. dönüşte aynı yerlerden geçerken soğuktan donarlar, açlıktan ölürler. napolyon yola çıktığı dev ordunun gölgesi bile olamayacak bir güçle imparatorluk sınırlarına sağ olarak geri dönmeyi başarır.

    napoleon bonaparte (bkz: #21426025) bazı tarihçiler tarafından "son fatih" olarak adlandırılan bir savaş dehasıdır. avrupa'nın tümüne uzunca bir süre daha hakim olabilecek güce sahipken, rusya'ya saldırması yenilmez savaş makinesinin çarklarını kırmıştır. işin ilginç tarafı aynı hatayı yaklaşık bir asır sonra yine kendisi gibi avrupa'ya hükmeden adolf hitler de yapacaktır.

    fransızlar tarafından büyük bir kahramanlık denemesi olarak görülen bu seferin, aslında çilekeş rusya halkına ne acılar yaşattığı en iyi tolstoy'un war and peace (savaş ve barış) romanında anlatılmaktadır. kitapta ayrıca napolyon'un savaş sırasında generallerine yazdığı mektupların örnekleri de okunabilir. enfes bir romandır.
  • tschaikowsky'ye 1812 üvertürünü besteleme ilhamını veren savaştır.
  • öncelikle:

    yar ben sana gitme demedim mi
    gel boynumu bükme demedim mi
    uyma sakin ellerin sözüne
    beni benden etme demedim mi

    https://youtu.be/rzc9f32irxg

    1805'te sağa sola atarlanan bir rusya var, avusturya'yı da yanına alıp onun bunun topraklarına bonbalar atıp şekil yapan bir rusya. işin garibi ruslar avusturya topraklarına "dost" olarak giriyorlar mevzular karışık yani işte maksat dallama fransızları durduralım da nasıl durdurabilirsek durduralım. neyse 1806-07 gibi rusya (neyine güvendiği bilinmiyor) "gel gel çüküme gel" hareketi çekerek fransızlarla ism-i diğer friedland savaşına giriyor ve boyunun ölçüsünü feci bi şekilde alıyor. işte bundan sonra rusya tarafından uzun sürmeyecek bir "fransa bizim abimizdir bizde yannış olmaz" anlayışı hakim oluyor, ingiliz mallarına izin verilmiyor (sözde), avrupa fransa ve rusya arasında paylaşılıyor vs vs ama ingiltere bu rahat durur mu? i. aleksandr ile napolyon'un kankişliği uzun sürmüyor. başlıyorlar ingilizlerle ticarete bu da napolyon'un kafasının atmasına yeterli oluyor "ehhh başlarım çarına da marına da" deyip tarihler 1811'i gösterdiğinde napolyon hazırlıkları neredeyse tamamlıyor veee hemen 1 yıl sonra 1812'de 220 bin kişi ile (dikkatinizi çekiyorum iki yüz yirmi bin kişi) ile savaş ve barış'î yazdırtacak insanlar üç kol halinde rusya'nın batı kıyılarına doğru yürüyor.

    not: 220 bin kişi direkt işgal kolunda bulunanlar toplamda geride kalanlarla birlikte 685 bin kişi falan deniliyor çüş!

    dost uğruna düşme tuzaklara
    gel gönlümü yandırma yar!!!

    savaşa devam etmeden önce şunu hatırlatayım birazdan lazım olacak:

    "rusların tek dostu kış'tır."

    her neyse 14 eylül günü napolyon yaldır yaldır beyaz atıyla moskova önlerine kadar geliyor ne önlerine gelmesi kremlin'e atla giriyorlar atla!! ammmaaa bir bakıyorlar ki şehir bomboş öyle böyle boş değil tek canlı kalmamış memlekette bu şunu düşündürtüyor: ya rusya feci bi plan yaptı ya da korktu geri çekildi. ancak rusların geri vites değil mantıklı bi hareket yaptığı yakında anlaşılacaktı. fransa acı bi şekilde olsa da rusya'yı işgal edemeyeceğini daha da kötüsü rus kış'ının insanın ebesini nasıl belleyeceğini tecrübe ediyor ve fransaya dönüş sırasında ordusunun neredeyse tamamına yakınını ya hastalıktan ya da açlıktan vs kaybediyor. işte bu da rusya'nın neden kuzey'in ağası olduğunun en açık örneğidir: kış, avrupalı bebelerin değil rusların altından kalkabileceği bir şeydir. yine yeni yeniden!

    rusların nasıl bir manyak olduğunu anlamak için 14-15 eylül gecesi ne olduğuna bakmak gerek:

    napolyon'un kafasında şu var: ulan biz bu kış'ı burada çıkartırız bu siktimin çarı da ya orduyu dağıtır ya da gelir meydan muharebesine tutuşur siker atarız amaaa işte o meşum gece o psikopatlığın zirve yaptığı gece olanlar oluyor ve ruslar bütün şehri ateşe veriyorlar, rastopçin'in bütün moskova'yı yakmak için önceden hazırlık yaptığı anlaşılıyor kalan üç beş serseri ile birlikte moskova alev alev yanıyor! dörtte üçü dikkat edin! sonra napolyon başlıyor kara kara düşünmeye ; petersburg'a gidemez orada rus generi witgenstein'ın ordusu var, moskova'nın güney-doğusunda desen kutuzov'un orduları konuşlanmış, kaluga yolu vs hepsi tutulmuş. noldu yavrum noldu?

    https://youtu.be/sor_ssux1vu

    eee moskova zaten "gülüm bu şehir yangın yeri" durumunda napacak bu adam? almanya'dan yardım gelemez mesafe feci uzak. napolyon artık rusların manyaklığının tadına bakmış ve barış için bi mektup yazıyor alexandr'a ama cevap? yok! kapı duvar! ve 20 ekim'de napolyon "ehehe bize müsaade o zaman" diyerek vilno'ya doğru çekilme kararı alıyor ama o da nesi? kaluga yolu falan kompile rus dolmuş! ruslar "noldu yavrum rengin soldu?" tadında fransızlara gözdağı veriyorlar ama (ufak tatsızlıklar dışında) büyük bi çatışma falan çıkmıyor (tamam itiraf edelim ruslar da çekiniyorlar). neyse kaluga kapalıysa biz de smilonsk'ten gideriz deyip fransız ordusu başlıyor yola düşmeye... artık yiycek stokları da mühimmat stokları da yerinde olan ruslar napolyon'u savaşa çağırmayı deniyor ancak bu sefer de napolyon yok kalsın diyerek geri çekilmeye devam ediyor ki paris'e vardıklarında ordu'dan geriye kalan sayının 32 bin kişi olduğu her şeyin özetidir.
  • napolyon bonapart komutasındaki ordu, 24 haziran'da başlayan sefer süresince ruslar'ın geri çekilme stratejisi yüzünden girdiği şehirde herhangi bir direnişçi kuvvet yerine yangınlarla karşılaşmıştır. nihayetinde borodino'da karşısına çıkan kuvveti mağlup eden napolyon, 14 eylül'de moskova'ya girmiştir. güneye çekilmiş rus ordusu ve müzakereden kaçınan rus çarı'nın üstüne rusya'nın meşhur kışı eklenince napolyon geri çekilme kararı almıştır.
    napolyon avrupa'ya geri döndüğünde yarım milyon askerine ilaveten gücünün de önemli bir kısmını kaybetmiştir.