şükela:  tümü | bugün
  • dedem 95 yaşında. hala taş gibi olsa da iki üç yıl önceki kadar koşup zıplayamadığı için birtakım işleri onun adına görmek maksadıyla kendisinden vekaletname almamız gerekiyordu. biz de bu amaçla tuttuk noterin yolunu.

    ayakları biraz güçten düşmüştü fakat asıl sorun takma dişleriydi. takma dişleri yapan doktor işini becerememiş olacak ki, son üç aydır dişler yerinde durmuyor ve sürekli kayıp gidiyordu.

    bu iki sorunla beraber babam ve halamla beraber dedemi arabaya bindirdik ve gittik notere. arabayı park edip dışarı çıktık ve o da nesi? bir tekerlekli sandalye falan da yok. dedemin girdik koluna, ayakları havada bir şekilde hoop yol almaya başladık. noterin kapısının önünde oturuyorduk artık.

    dedemi getiriş şeklimiz mülayim ters'e benziyordu diyebiliriz. ancak raporların karışmadığı bir mülayim ters. evet, sanki iki ayağı birden çukurda gibi görünüyordu ancak aslında 100 sene daha yaşardı: https://www.youtube.com/watch?v=asvrxajstmk

    biraz oturduk orda, dedem de uyuklamaya başladı. noter arada bizi kesiyordu ve en sonunda nedenini ilk başta anlayamadığımız bir şekilde odasından çıkıp yanımıza geldi. ne için geldiğimizi sorduğunda durumu izah ettik. kendisi ise dedemin uyuklamasından dolayı onu hasta sandı ve "siz 112'yi falan arayın" dedi. biz ise onun sadece uyukladığını ve normalde bomba gibi olduğunu söyledik. bunun üzerine dedeme eğilip "amca, niye getirdiler seni buraya?" diye bir sual etti. dedem ise o hain takma dişlerinin azizliğine uğrayarak düzgün bir cümle kuramadı ve "höööğhöthöösfdfghöf" demekle yetinebildi.

    bunun üzerine doktor adeta hakaretler etmeye başladı. "siz niye getirdiniz bu adamı buraya, bu ölmüş ki, gitmiş bu, bu herif sekerata girmiş, sekerattaki herifi niye getirdiniz lan buraya" gibisinden cümlelerle hem bizi hem de dedemi üzdü. halam ise dedemin bu konuşmasının boktan takma dişleri yüzünden olduğunu açıklamaya çalıştı ve dedeme de "şu dişlerini şöyle yukarı kaktır da konuş, kaktır da konuş" diyerek konuşmasını düzeltme telkininde bulundu. ancak takma dişler bir türlü geçit vermiyordu. halam "ya ama bu evde bülbül gibi şakıyordu" dediyse de noter buna inanmadı ve bizi oradan yolladı.

    biz de madem vekaletname alamıyoruz, hazır buraya kadar getirmişken kendisini tapu dairesine götürelim diyerek girdik tekrar adamın koluna. mesafe nispeten yakın olduğundan arabaya gitmeyip kendimizi caddeye vurduk. dedem yine ayakları havada, mülayim ters gibi kollarımızda yolculuk ediyordu. bizim o halimizi gören birkaç kişi "hastaneye mi gidiyorsunuz? hastane diğer tarafta" dedi ancak biz yürümemizi bozmadan ve yardım çabalarından dolayı kendilerine müteşekkir olduğumuzu belirtmek amacıyla yüzümüzde bir tebessümle onlara "tapuya gidiyoz" diyerek cevap verdik.

    eve vardığımızda ise hem dedem o hakaretler sonucunda bir buhrana girmişti, hem de bizler paragöz, mirasyedi ve adeta ölücü evlatlar olarak akıllarda yer etmiştik. peki ne yüzündendi bütün bunlar? tabii ki o iğrenç takma dişler yüzünden.

    bu takma dişleri yapan doktora maddi ve manevi tazminat davası açmaya hazırlanıyoruz. yardımlarınızı esirgemeyin.
  • özet geçiyorum: dedesini notere, hastaneye, pastaneye her yere sürüklemiş ve adamcağızı hepsine ezdirmiş, sonra yardım da yardım demiş.

    puan: 5/10