şükela:  tümü | bugün
  • az önce denk geldiğim sahne.

    malumunuz erdoğan'a eleştirilerin dinletildiği programda sayın cb recep tayyip erdoğan, 15 sene önce evlerde fırın bulabiliyor muyduk demişti. daha önce de her eve buzdolabı giriyorsa demek ki refah var demişti.

    ben de üşenmedim sıradan vatandaşların hayatını konu edinen bizimkiler dizisinin 1994-95 sezonunun ilk bölümünü internette buldum ve sahneler arasında hızlı bir tarama ile bu sahneyi buldum. (başlıkta ilk bölüm denmiş, ama yorumları okuduğumda bu bölümün 1994-95 sezonunun ilk bölümü olduğunu öğrendim. hatalı bilgi ise yeşillendiriniz.)

    hatırlatırım, bu film havuzlu villalarda çekilen bir zengin ailenin yaşadığı girift olayları, ya da bir aşiret ağasının çiftliğinde çekilen bir dramı içermiyor, bu dizi sizin bizim gibi sıradan insanların hayatını anlatıyor. ismi de bu yüzden bizimkiler, ve bu yüzdenin ülkenin en uzun soluklu dizisi oldu. çünkü bizden biri bu insanlar.

    yayınlanan bu bölümde evde kalorifer, televizyon, aspiratör vs. mevcut. hatta dünyadaki (altını çiziyorum, dünyadaki) otomobil ve elektronik ev eşyalarındaki hızlı gelişim nedeniyle değişen tv ve otomobil modellerinin eski olmasını çıkarırsak, bugünün türkiyesi ile bundan yaklaşık 25 sene önce yayınlanan bu dizideki yaşam arasında hiç fark yok. araba, tv, telefon gibi değişiklikler ise akp sayesinde olmadı, dünyanın dev üreticilerinin çabalarıyla oldu. nitekim aynı dönem çekilen gelişmiş devletlerin tv dizilerine bakarsanız, aynı şekilde eski tv'ler, eski model arabalar vs. görebilirsiniz.

    özet; dünya değişiyor, türkiye kendi dinamikleri ile dünyaya ayak uyduruyor. internet devriminden sonra az gelişmiş toplumlarla gelişmiş toplumlar arasındaki fark yıl bazında daha da kapandı. bunun nedeni global ticaretin imkanlarının inanılmaz derecede artması oldu. ve aynı zamanda kitle iletişim araçlarının çoğalması sayesinde ürünlerin reklam mecraları dramatik seviyelerde arttı. 1995-2010+ arası dönemde, internetin yarattığı yeni imkanlar sayesinde bir global ticaret lehine adeta kambriyen patlaması yaşandı. tüm bu süreçte ne akp'nin ne türkiye'nin zerre kadar katkısı yok üstelik. bizler malesef aktör değil, tüketiciyiz. dünyanın değişiminde az gelişmiş toplumların çabasından ziyade, gelişmiş toplumların ürettiği sosyo-ekonomik paradigma etken. biz sadece dalganın üzerindeki bir ceviz gibiyiz. dalga yükselince biz de yükseliyoruz, dalga alçalınca biz de alçalıyoruz. ve dalganın yükselip alçalmasında neredeyse hiç katkımız yok. eğer bir katkımız varsa, genç ve kalabalık nüfusumuz ve tüketici kimliğimizle o dalgayı finanse etmemizdir, başka da bir şey değil.

    bu entry'i paylaşarak bu mesaja katkı sağlayabilirsiniz.
  • yarın bu görüntülere montaj derler. kafalar bi milyon.
  • ıspat niteliği taşıyan sahnedir.
    konuyu biliyorsunuz.
  • durup dururken diziyi fetöcü ilan ettireceksiniz.
    (bkz: o buzdolabını oraya fetöcü’ler koydu)
  • (bkz: montaj)
    buzdolabını afedersiniz montajlamak suretiyle oraya yerleştirmişler.
  • kesinlikle cgi yardimi ile cekilmis sahnedir.
  • o da bir şey mi, buzdolabı ve mini fırın combo ile jr ewing tadı yakalanmış sahnedir.
  • aspiratör bile var lan! goruntuler gercek olamaz. dış mihraklar, ey almanya vs.
  • 94 yılında herhalde bir tek elektriği olmayan ücra köylerde buzdolabı yoktu. 94 lan bu 54 değil.
  • aspiratör, buzdolabı, elektrikli ve kablosuz el süpürgesi, mini fırın,ocaklı büyük fırın, mutfak robotu gördüğüm sahne.

    bu sahneleri izmir, ankara ve istanbul mitinglerinde muharrem bey gösterir mi bilemem ama bunu tayyip beyin söylediği bir lafı çürütmek için değil de bu halk bu kadar küçük düşürülmeyi hak ediyor mu? 16 sene sonunda koca tayyip erdoğanın bu halka söyleyeceği tek şey bu muydu? bu halk bunca sene sonra gerçekten bir buzdolabını bir fırını mı hak etti? gibi anlatılırsa çok daha vurucu olacağını sanıyorum.