şükela:  tümü | bugün
  • 1994 dünya kupası'nın tüm enstantaneleri. maçlar için sabahlamıştık, kimse kızmamıştı. mahalle maçı sırasında yan apartmanda oturan onur'un ensesine tokat atmıştım, o da çük kadar boyuyla çötonk diye yere düşürmüştü beni. zonguldak'ta yaşıyorduk, bol bol böğürtlen ve fındık toplardık. babamın astımı dolayısıyla tayinimizi ankara'ya aldırmıştık. ankara'ya gittiğimizde mamak'taki akrabalarımızda kaldık. o günlerden birinde 10 ağustos 1994 avenir beggen galatasaray maçı oynuyordu. saffet sancaklı acayip bir röveşata gol atmıştı. belki çocuğum diye acayip gelmişti. şimdi hiçbir yerde görüntüsü yok. çocuk mallığında anlattım, ama olsun.
  • --- tarkan mode on ---
    oynama şıkıdım şıkıdım.
    kız hepsi senin mi?
    --- tarkan mode off ---
  • halamın oğlu ile geceleri sabaha kadar koyunları otlattığımız, sabah eve gelince uykuya meyilli gözlerle dünya kupası maçlarını izlediğimiz 10 yaşında bir çocuk için unutulmaz bir yazdı. final maçında roberto baggio nun penaltıyı kaçırmasından sonra taffarel in sevinci hala hafızamda.
  • (bkz: yoncimik)
  • (bkz: yürümek)
  • (bkz: sünnet)

    93 yazı mıydı lan yoksa?
  • - benim eskisehir'de olacagimi varsayarak bensiz yaz tatili plani yapan ailemin gitmesi ile ankara'daki evimizde yalniz gecirilen iki hafta (oh mis)
    - evde parti havasinda bulustugumuz o siralar yeni yeni taninan internet arkadaslari (teo, wideman, esekherif ..vs... )
    - amcamin (kendisi benden sadece 5 yas buyuktur) birden cikagelmesi, beni "olm napican burada yalniz, kalk marmaris'e gel" diyerek davet etmesi, ertesi gun marmaris'e gecmesi.
    - annemin onlar yokken kahvaltilarda yerim diye yaptigi koca bir tencere pogacayi televizyonun karsisinda oturarak cekirdek yer gibi bir saat icinde bitiren wideman.
    - internet'ten tanistigim yunan arkadasim yiannis'nin motorsikletine atlayip ankara'ya gelmesi, beraber ankara -> eskisehir -> bursa -> canakkale oradan sahil boyunca -> antalya seklinde turkiye turu plani yapmamiz.
    - tatil baslangici sebebi ile teo ve baska bir arkadasin ankara'dan memleketlerine donecek olmasi. bizim bir gun once motorsiklet ile ankara'dan yola cikmamiz.
    - motorsikletin yola ciktiktan cok kisa sure sonra polatli'da bozulmasi. biri uzun sacli, sakalli digeri yunan iki tipin polatli'da sanayii mahallesinde motorsiklet tamir ettirmeye calismasi.
    - o gece polatli'da kalmamiz, yakinlarda bir yerde kaziya gelen alman arkeolog ekiple sabahlara kadar muhabbet.
    - ertesi gun motorsikletin turkiye'de tamir olamayacagi, gereken yedek parcanin turkiye'de bulunmadigi, en yakin getirilebilecek yerin atina olmasi sebebi ile yiannis'nin mecburen tatili erken kesip yunanistan'a donmesi zorunlulugu
    - polatli'dan izmir'e gitmek icin trene binmemiz, bozuk motosikleti trenin yuk vagonuna 10 dk icerisinde cikarma zorunlulugumuz, bu isin dunyanin en zor islerinden biri olmasi ve kan ter icerisinde kalmamiz
    - trene kendimizi atip, yerimize oturmaya giderken trende bir gun once vedalastigimiz teo ve diger arkadasla karsilasmamiz. yiannis ve benim ikisini ikna edip izmir'e beraber gitmeye karar vermemiz.
    - yiannis'in gece restoranli vagonda raki icmeyi istemesi, masasina oturdugumuz sakaci elemanin yiannis'yi gaza getirip dort duble raki icirmesi. yiannis'nin sapitmasi, vagonlara kusmasi, rezalet cikmasi.
    - ertesi gun hayatimizda ilk kez gittigimiz izmir'den bir sekilde kamyonet kiralayip yiannis'nin kusadasina gonderilmesi
    - yiannis'nin gitmeden hemen once "ben bunun gibisini bir daha bulamam" diyerek 4 tabak iskembe corbasi uzerine 2 yarim kokorec yemesi
    - teo ve diger arkadasin memleketlerine donmesi benim atlayip marmaris'e su sporlari ile ugrasan amcamin yanina gitmem.
    - marmaris'e inmem, o yillarda cep telefonu diye bir halt olmamasi, elimde amcami bulmak icin tek bilginin calistigi yerin onunde oldugu otelin adi olmasi. kalkip gecenin 11'inde oraya gitmem, kendisini bulamamam ama is arkadasini bulmam, onun bana "surada uyursun" diye yer gostermesi [turistlere su sporlari yaptiran sirketin, satis yaptigi banko gibi bir yerin onundeki kumsal ve uzerindeki sezlonglar]
    - sabahin 9'unda amcamin gelip, sanki kalkip ankara'dan yanina gelmem dunyanin en normal ve her gun karsilastigi olayi imis gibi birsey demeden "kalk hadi sabah sabah deniz cok guzel olur, biraz dolasalim" demesi, surat teknesine atlayip acilmamiz
    - sonraki uc ay boyunca benim de ayni yerde calismam, her aksam tekneleri kiyiya, her sabah tekrar suya cekmekten ve hayvanlar gibi spor yapmaktan kas yapmam
    - yazin sonunda amcamin is arkadaslarinin birine gicik olmam uzerine kendisine "hadi gorusuruz" diyerek ankara'ya donmem
  • neredeyse koca bir hic. nedendir bilmiyorum 1994 yilina ait hic bir sey hatirlamiyorum. sanirim hayatimin en bos yiliydi. (bak en kötü yiliydi demiyorum. daha kötü anilarimin oldugu yillar oldu, ama onlari haliyle hatirliyorum). 1994 yilina ait hic bir sey hatirlamiyorum. öyle kopuk gecen bir yil da degildi, hani diyeyim ki "butun sene o kadar alkolluydum ki hic bir sey hatirlamiyorum". yok oyle de degil.

    kendimi cok zorlayinca bir ufak detay aklima geldi. eski kemancida tanistigim anarsist punkci bir alman'in 1994 dünya kupasi'nda almanya'nin elenmesine asiri sevinmesi bana entersan gelmisti. bir bu detayi hatirliyorum bak. hatta aramaya inandim ve o maci da buldum : (bkz: 10 temmuz 1994 bulgaristan almanya maçı)

    onun haricinde hic bir sey hatirlamiyorum.
  • orta okul 2. sınıfta takdirname aldıktan sonra ödül olarak ailemin izmir'e gönderdiği yazdır. ilk defa tren yolculuğu yapmıştım ve 30 saat sürmüştü. ferhat tunç (müziği) ile tanıştığım zamanlardır, istanbul konserleri albümlerini aldırmıştım dayıma, kral tv'nin çıkış zamanlarıdır, dünya kupası maç sonuçlarını bir gazetenin verdiği tam sayfa çizelgeden takip ettiğim zamanlardır, baggio finalde penaltı kaçırmıştı. mesela dayımın belki ülkede birkaç kişide olabilecek arabesk müzik arşivine sahip olduğunu öğrenmiştim. meğerse ne kadar çok şey hatırlıyorum 12 yaşında olmama rağmen, belki de en mutlu olduğum yaz tatili idi.
  • pasha'nın en güzel yazıydı.