şükela:  tümü | bugün
  • edit 4: kapitalizm eleştirisi yok diyenlere binaen,

    https://www.youtube.com/watch?v=2grgjvvsw-k

    ufak bir aramayla 100'lerce bununla ilgili içeriğe ulaşılabiliyor.

    ya da bu sistem düşmanımız temalı sadece filmden 2 dakikalık bir kısmını inceleseniz bas bas bağırdığını görebilirsiniz.

    http://alkislarlayasiyorum.com/…u-sistem-dusmanimiz

    bir de.. sistemin koruyucusu ajan smith ile neo'nun ilk karşılaşmasını hatırlayan var mı? neler oluyordu? ajan smith, neo'ya:

    - gördüğünüz gibi bir süredir sizi izliyoruz bay anderson. gördüğümüz kadarıyla 2 hayatınız var mr. anderson. birinde saygın bir firmada yazılımcısınız, sosyal güvenlik numaranız var vergilerinizi ödüyorsunuz, komşunuzun çöpünü çıkarmaya yardım ediyorsunuz. diğer hayatınız da başka birisiniz birisi son bulmalı.

    vs diye tehdit ediyordu. neo bunu reddedip anarşiyle karşılık verince smith ne yapıyordu ağzını mühürlüyor susturuyordu ve üstüne izleme cihazı takıyordu. yani birazcık düşünebilen her kimse, bu filmin temel taşının kapitalizm eleştirisi olduğunu görebilir.

    içerik:

    bir sinemacı olarak aklım almıyor. günümüz teknolojisini biliyorum, günümüzün gündemini biliyorum, elon musk, mark zuckerberg "yapay zekaya sahip mekanik tehlikeli midir?"
    tartışmasını biliyorum ama 98'de karşımıza "robotlar savaşıyor" tarzında sığ olmayan insan ve mekanik ilişkisini inceleyen hatta bunun üzerine felsefe kuran sosyolojik, günün şartlarına göre über teknolojik bir film çıkıyor.

    akıl alır gibi değil, yahu adamlar plütoncu düşünceyle idealar kuramı fikrinden yola çıkıp, geleceğin insanının o fikre ulaşırken sarpa sardığını, düşünüyorum öyleyse varım sözünü içimize işleyen, bilincin bedenden ayrı olduğunu, belki hepimizin bir sistemin içinde çark olabileceğimi sorgulatan, bolca kapitalizm eleştirisi barındıran, varlık matrix'den ayrı düşünülebilir mi tarzında felsefik bir derinliğe inen film çekilebiliyor.

    bir de filmdeki her karakter, bir mitolojik değere denk düşüyor. hepsini tek tek anlatmam saatler sürer.

    bir de tam 20 yıl sonra bizim çektiğimiz sinema ürünlerine bak. (bkz: recep ivedik)

    yahu arkadaş geriden gelinir anlarım da, bu kadar mı geriden gelinir.

    dipnot: bizim sinemamızda aynı türe ait olan bir film olmadığı için, her hangi bir türden pay biçtim.

    parçalanıyorum sözlük.

    edit: bazı salak arkadaşlar anlamamakta diretiyor, konuyu sadece yapay zekaya indirgiyor, ya da sadece efektlere indirgiyor.
    ya diyorum ki herifler var oluşu sorgulamışlar. şu an yaşadığımız dünyanın matrix olmadığını nereden bilelim mesela? neo bilgisayar başındayken, kendini gerçek hayatta zannediyordu. ta ki alice göndermeli beyaz tavşanı takip et, gerçeklerin peşinden git temalı muazzam geçiş sahnesine kadar. neyse, halbuki sistemin sadece bir çarkıymış herif. ama bilgisayar başında özgür olduğunu düşünüyordu.
    mesela şu anda da hiçbirimizin sisteme bir etkisi yok. şuan ki sistemin tepesinde dünya'nın bütün kaynaklarını sömüren ve dünyanın sonunu hazırlayan lobiler var. orada da o lobiyi ajan smith (esasen mimar) temsil ediyor. kendini kopyalayarak, isyana meyilli bütün verileri siliyor, insanları yok ediyor. benim şaşırmam senaryo, efekt, felsefe, tariz, mitolojik öğelerin hepsini bu insanların bir filme yedirebilmeleri.

    edit 2: kendimi tam olarak anlatamadım galiba hala mesajlar geliyor. madde madde izah edeyim.

    1- daha önce varoluşu sorgulayan film çekildi mi? çekildi.
    2- içindeki sözler daha önce söylenmiş sözler mi? evet.
    3- yapay zeka, insan çatışması daha önce incelendi mi? evet.
    4- o teknoloji bir başka filmde daha önce kullanıldı mı? evet.
    5- daha önce kapitalizm eleştirisi film çekildi mi? çekildi, evet.
    6- geleceğe ışık tutan, öngörülebilir gerçeklik fikri daha önce işlendi mi? evet.

    ama bu film hepsini aynı anda yapmış arkadaşlar adamı delirtmeyin. benim demem tamamen odur. bir bütün olarak bakın olaya.

    edit 3: daha fazla edit yapmak istemiyordum ama size bana gelen şu mesajı göstermeden duramadım.

    https://i.hizliresim.com/9m9ojk.jpg

    yahu bu nedir şimdi? ben ne diyorum bunlar ne diyor. (kimlik ifşası yasak diye yazar ismi sansürlendi)

    yazar arkadaşlar, bakın. yaşınız çok ilerlemiş olabilir ama kimse sizin komplekslerinizi burada çekmek zorunda değil. konumuz sinema tarihi ve ben birçok öğeyi bir araya getirmiş bir film hakkında içerik girdim. eğer varsa aklınızda döneminde daha çok çığır açan ve birçok bu tarz öğeyi barındıran film söyleyin biz de faydalanalım. en azından andropoz sorunlarınızla uğraşmamış oluruz.
  • the matrix 1998 değil, 1999 yapımı bir film olduğuna göre evet, imkansız olmasa da zor. ve şaka yapmıyorum. titanic gösterime girdiğinde james cameron bir röportaj verip, "bu film iki yıl önce çekilemezdi." demişti. gerçekten sinema tarihinde bir iki yıl öncesinin teknolojisiyle bile çekilmesi kastıracak kadar film teknolojisinin en günceli ve gelişkinini kullanan yapımlar oldu. james cameron morphing efektinin 1989 yapımı the abyss'teki haliyle 1991 yapımı terminator 2'yu, stephen spielberg 1991 yapımı hook'u çektiği teknolojiyle 1993 yapımı jurassic park'ı çekemezdi.

    ama yine de the matrix'in bu gibi bir film olup olmadığı tartışılabilir. 1999, bu saydığım filmlerin çekildiği yıllar gibi cgi'ın emekleme dönemi sayılmaz. erken doksanlarda total recall (1990), terminator 2 (1991), jurassic park (1993), doksanların ortalarında twister (1996), independence day (1996), titanic (1997) gibi filmler çekilmiş. tamam, 99 yine de cgi'ın erken çağları sayılır ama sentinel'lerin yakın planlarına şimdi bakın, yaşını belli etmediğini söyleyemeyiz.

    işin "felsefi" ve anlatımsal tarafına gelince, cloud atlas'ı beraber izlediğim kirmizinintekrari'na katılıyorum. evet, the matrix ince anlatım unsurları ve metaforların her izleyişte yenilerinin yakalandığı zeki bir film, ama wachowski demokratlığında devrimci olmayan hollywood'dan miras alınmış, sade suya tirit ve oportünist bir şeyler olduğuna inanıyorum. hani ne the birth of a nation'ların (1915), ne gone with the wind'lerin (1939) çekildiği hollywood nasıl altmışlar gelip de renk ayrımı demode olunca balya balya ırkçılık karşıtı dram ve düşük bütçeli blaxploitation filmi çekmeye başladı... the matrix'in, beyaz ajanların kıskacından zincirlerini kırarak kurtulan morpheus'unda da, erkek uyuyan güzeli öperek uyandıran, ellen ripley, sarah connor geleneğinin devamı, güçlü kadın figürü, feminist ikon trinity'sinde de işte böyle risk almayan, asgari demokratlık şartlarını karşılayan ama devrimci olmayan bir şeyler var.
  • ben 99 yapımı değil demedim, 98’de çekilmeye başlandı dedim. yani ısrarla neden anlamamakta diretiyorsunuz ki?

    entry içeriği de bu yılda insanlar hangi kafadalarmış minvalinde şeyler içeriyor. konudan kopmamak lazım.
  • sözlüğün ergenlerinin 98 yılını taş devrinde zannetmesi kaynaklı bir durumdur, bunun ilginç bulunması.

    siz o tarihlerde velet olduğunuzdan , veya portakalda vitamin olduğunuzdan bilmeyebilirsiniz, fakat yapay zeka, sanal gerçeklik kavramları 2000li yıllarda icat olmadı, onlarca yıldır kavram olarak var olan, 1960'lardan beri pekçok bilimkurgu yapımında işlenen kavramlardır.

    hayır tron filmi 1982 yılında çekildi ve sanal gerçeklik üstüne kurulu bir film, ondan 17 yıl sonra benzer bir konunun işlenmesi mi garip?

    özel effekt olarakda, ulan star wars'un ilk filminin 1977 yılında, terminatörün 1984 yılında olmasına şaşırmayıp 1999 yılında matriks filminin efektlerine şaşırıyorsanız sadece ergen değil, aynı zamanda malsınız. 1991 yılında yapılan terminator 2 filminde de bilgisayar üstünde yaratılmış civa adam var, 90lı yıllarda gene bilgisayarda yaratılmış dinazorlarıyla jurassic park var, matrix filminde bunlardan öte ne var?
  • matrix’e esin kaynağı olduğu yönetmen ve yapımcıları tarafından kabul edilen, cyber punk anime tarzının en iyi örneklerinden, 1995 yapımı ghost in the shell var bir de sinemacı arkadaş, benden duymuş olma. 1995’de de kafalar güzelmiş.

    not: yine de yazar arkadaşa katılmamak elde değil, fikir olarak da, teknoloji kullanımında da zamanının ilerisinde bir film matrix. devam filmleri bana göre çöptür orası da ayrı mesele.
  • 2018 yılında hala o filmi sıradan sananların olmasından daha ilginç olmayan hadise.

    edit : ayrıca matrix’in yayın yılı 99, yani 99 yılında yapılmış bir film değil, arkadaş haklı.

    ek olarak matrix gibi filmlerin 99 yılında gırla çekiliyor olduğunu söylemek de ağır sinema cehaleti ister.

    bunu söyleyen arkadaşlar matrix filmiyle sinema dünyasına katılan teknikleri biraz incelesinler. ona buna velet demeden önce kendi kapasiteni tartmak lazım. böyle rezil olunuyor sonra.
  • mesele matrix'i çekmek değil. senaryoyu yazmak.
  • o kadar felsefe yaptıktan sonra sanırım abi kardeş bir aydınlanma yaşayıp abla kardeş olmaya karar vermişler.
    (bkz: wachowski brothers)
    (bkz: wachowski sisters)
  • matrix hala üzerinde saatlerce düşünmemizi sağlayan bir film ancak temeli yanlız değil. bu dünyada 1984 yılında neuromancer yazıldı, 1982'de blade runner sonra 1995 ghost in the shell var. ayrıca terminator serisinide buna ekleyebilirsin.

    ama matrix bütün bu cyberpunk evreninin orgazmı olarak karşımıza çıkıyor. yani evet insanlar dünyanın başka yerlerinde uyuşturucu kullanımlarını boşa tüketmiyor ve beyinlerinde kurdukları bu hayal dünyalarını bizimle paylaşıyorlar çok şükür.
  • matrix bence sinema tarihinin nadide bilim kurgu filmlerinden biridir.

    fakat yazmadan geçemeyeceğim:

    (bkz: megali idea)
    (bkz: plütoncu düşünce)

    hiç hoşlanmıyorum bu bakınızdan ama daha iyi bir yerde kullanılamazdı herhalde.

    (bkz: mağara serin miydi kardeş)

    not: arkadaş troll ise çok iyi, başarılarının devamını dilerim.