şükela:  tümü | bugün
  • şu an oturduğum evin sözleşmesini yaparken,sözleşme maddelerine baktım ve ;

    evin boyalı olduğunu ( boyalı değil )
    eksik bir şeyin olmadığını ( ebeveyn banyosunun duşakabin kapısı yok )
    her şeyin çalışır durumda olduğunu ( fransız balkon kapısı kapanmıyordu ve klozet arızalıydı )
    bunları tespit ederken emlakçıya dönüp aynen şu cümleyi kurdum ; çıkarken saplayacağınız başka bir şey var mı dedim ?
    kem küm ettikten sonra, kendisini direk ekarte edip sözleşmede yazan ev sahibi numarasını aradım durumu anlattım,ev sahibinin yorumu aynen şu şekildeydi ;

    bir önceki kiracıya bu sorunlardan ötürü depozito teslimatı yapılmamıştı,ben sorunlar giderildi olarak biliyordum özür dilerim,siz kapatın ben sizi arayacağım,dedikten 30 dakika sonra kardeşim bu yaptığımız usule aykırı belki ama siz şu an herhangi bir sözleşmeyi imzalamayın. ben emlakçımla ilişkimi kesiyorum doğrudan size kiralayacağım evi demiştir.
    4 yıldır da aynı binada oturuyorum sadece 1 kez geçen yıl usulen 100tl kira artışı yaptı ev sahibim,bende eve kendi evim gibi bakıyorum,boyasını yaptım istediğim renklere boyadım ve ev sahibimi eve davet ettiğimde,valla evin değerini arttırmışsınız ellerinize sağlık demek oldu.
    yani bu 2 depozito vs muhabbetlerini çıkaran yavşak emlakçıların ta kendisinden başkası değildir. çakallık huy olmuş hepsinde o sebeple evinizi kıralarken tek tek tüm odaları kontrol edin ve sözleşmede beyan edilen şartlar yerine getirilmiş mi bir bakın derim.
  • ev tutarken yeni trend. bakıyorum evin içi bomboş ve eski. ama iki depozito. neye bu 2 depozito? duvarlara mı? evin içinde eşya veya demirbaş fazla olsa anlarım da booomboş yahu ev!

    bence ev sahiplerini bu konuda gaza emlakçılar getiriyor. muhitin değerini arttıran o muhitteki emlakçıların palavraları. bütün emlakçılar aynı aksiyona girince garip kiralar ve depozitolar duymak normalleşiyor.

    editle gelen not: gerçekten ekşi ev sahibi dolu sanırım. üzgünüm ama 60 yaşındaki, içinde parke dışında hiçbir şey olmayan bir eve 2 depozito verilmez. yıllık kiranın yüzde 12'si emlakçı, 2 kira depozito derken bir evin başlangıç maliyeti 15 bine geliyor istanbul'da. ki daha elde var sıfırken.

    ev sahipleri biraz kiracısını tanımaya odaklanmalı. tanımaya çalışırsa güven oluşur zaten. bu işler senet imzalatmaya kadar gider yoksa.

    dolar bazında yapın diyen olmuş ancak maalesef şu ortamda ev sahipleri buna yaklaşmıyor, bu kıçı böyle kaldıran da yine emlak piyasası. kendi geri verecekleri bir paraya zararla yaklaşmak istemiyorlar.

    bomboş eve 2 kira depozito isteyene karşı elimizde çok iyi bir silah var tabi. o evi tutmamak.
  • yeni bir hayat kurmaya çalışan genç yetişkinler veya öğrenciler için zaman zaman büyük zorluklar çıkarmaktadır.

    ayrıca biz de isteriz son ay kiraya saymaya çalışmayalım ama ev sahipleri de evden ayrılırken depozitoyu geri vermeye çok gönüllü olmuyorlar..
  • kiracı için gerçekten kazık bir durum. kira 1500 tl desek 2 depozito+ ilk kira 4500 taşınma masrafiyla 5500-6000 tl'ye geliyor eve yerleşmek. evsahibi de kendince haklı 2 kira taksa kiracı uğraş dur mahkemelerde. kiracıyı tanımak falan gerçekten zor bu devirde kimsenin kimseye itimadı kalmadı. bu konuda da iş devlete düşüyor mahkemeler iki taraf içinde hızlı ve adaletli olarak karar almazsa insanlar kendilerini garantiye almak için böyle çözümler üretmeye çalışıyor.
  • üzgünüm başlık sahibi. taksicilerin fırsatçılığı ile ilgili başlık açsan herkes meşaleler ile koşardı. ama burası ev sahibi dolu olduğu için, ev sahiplerinin yaptığı her fırsatçılık normal karşılanır.
  • bir ev sahibi tanidigim kirasini odemeyen adami icra kanali ile zar zor tahliye ettirmisti de, 1 ay sonra yeni kiraci yerlesene kadar sevinmisti. yerlesene kadar diyorum cunku yerlesen yeni kiraci klozete girdiginde suyun gitmedigini gormus. megersem eski kiraci icra yoluyla tahliye ettirilecegini anlayinca klozete beton mu alci mi ne dokmus de tum gideri tikamis.

    ozetle bircok ev sahibi-kiraci uyusmazligi goren birisi olarak soyleyebilirim ki az bile yapilandir.
  • normal kullanımdan kaynaklanan eskimenin depozitodan karşılanmasının ve bayağı ev sahibinin bu tarz bahaneler ile depozitoyu ceplemesi bir yana çoğumuz insanları kendimiz gibi insan sanıyoruz sanırım.

    size eski ama bakımlı, kaliteli demirbaş kullanılmış, temiz bir ev üzerinden örnek vereyim. ev kiracıya temiz bir şekilde ve kullanımdan kaynaklı kusurları tamir edilmiş bir şekilde teslim edildi.

    odalardan birinin duvarına plaklar yapıştırılmış. artık nasıl bir yapıştırıcı kullanıldıysa o plakların sıvaya zarar verilmeden çıkarılması mümkün olmadı. öyle ufak bir alana da yapıştırılmamış, bütün duvar boydan boya plakla kaplanmış.

    kapılar desen eski moda ama gıcır gıcır kapılardı. parkeler ise gerçek ahşap parkeydi. kusursuz bir kondisyondaydı.

    kapılarda ne yapıldıysa, evde ne beslendiyse parkeler çizik içerisinde, bazı yerler çürümüş bir şekilde şekilde, hatta salonun ortasında parkelerde yanık oluşmuş bir şekilde geri alındı. balkon kapısı çerçevesi muhtemelen bisiklet sokarken hiç umursamadan geçirildiği için paramparça idi.

    tertemiz bir şekilde teslim edilmiş mutfak dolapları ise yer yer kırık, küflenmiş, lavabo çevresi çürümüş, ocak çevresi yağ katmanlarından dolayı zarar görmüş şekilde teslim alındı.

    banyonun halinden bahsetmek bile istemiyorum. tertemiz küvetli, bakımlı banyoyu tamamen kırdırıp yeniden yaptırma kararı aldık.

    bunları 2200 lira depozitodan karşıla istersen.

    bu platformda çoğumuz öğrenci olduk. sen, ben insan olsak da eminim ki çoğumuz gerçekten pis bir öğrenci/bekar evi gördük. bir evde sadece 1 sene hayvan gibi yaşamak tertemiz bir evde on binlerce lira masraf çıkarmaya yetiyor.

    eskiden de bekara ev verilmezdi. evli insanlar genelde eve de daha düzgün bakıyor, daha bir sorumluluk düşüncesi oluyor.

    fakat toplum da değişiyor. daha bireysel yaşayan bir toplum olmaya başladık. gönül ister ki herkes insan olsun ve bu kadar depozito istenmesin. fakat bir kere böyle insan denk geldiğinde 1 yılda aldığın kira bedelinin yarısı bile tadilata gidebiliyor.
  • imjustkillingtime nickli kardeşimiz çok güzel bir şey fark etmiş. uzun zamandır bu konuda yazmayı düşünüyordum ama birinden bu farkındalığı görmeyi bekliyordum.

    türkiye'de devasa bir emlakçılık sektörü var. ve bu aslında şu demek, ev alıp satarken veya kirada otururken, 350 bin tane de emlakçıyı ve ailesini doyuruyoruz millet olarak.

    belki bir milyon insan doğrudan bu sektörün çıktılarıyla besleniyor. ve bazısı gerçekten çok iyi semirmiş durumda. işte onların hepsi dolaylı olarak bizim ev kiramızın, depozitomuzun vs üstüne biniyor. binmek zorunda. 1 milyon kişiyi besleyecek kadar fazladan para dönmek zorunda o sistemin içinde. işte o fazladan para da iki kira depozito istemek olarak çıkıyor veya anlamsız derecede şişirilmiş ev fiyatları olarak çıkıyor.

    emlakçılık bir işsizlik türüdür. ve bu işsizleri de biz taşırız. emlakçı sayısı onda birine düşse hem kiralar, hem depozitolar azalır. hem de evlerin kalitesi artar. "ev" parası eve harcanmış olur. yarım milyon emlakçının olması akıl alır bir iş değildir.

    kirada otururken şunu hatırlayın: izlanda nüfusundan fazla kişi besleniyor bu endüstriden. o kişiler gözümüze batmıyor. çünkü bir iktisat teorimiz yok.

    (bkz: #104778846)
    (bkz: #104800790)

    ekleme: biraz hayali matematik de yapalım. sayılar tahmini olduğu için sonuçlar da tahmini olacaktır. ancak bir fikir verir.

    türkiye'de 500 bin civarı emlakçılıktan beslenen kişi varmış. yılda 100 bin kazanıyorlar diyelim ortalama. yani 50 milyar lira toplamda. ve o para her zaman bir şeylerin oranından veya kesintisinden geliyor. örneğin ev satıyorsa %2 alıyor. kiralanıyorsa, 1 kira bedeli alıyor.

    burada şunu hatırlamak lazım. her zaman köpek kuyruğu sallamaz. bazen kuyruk köpeği sallar. siyaset bunu yapar. medya bunu yapar. endüstriler buna uğraşır. reklamlar bunun aletidir. emlakçılık da bunu yapmıştır bir sektör olarak. o 50 milyar lira fahiş emlak bedellerinin bir oranıdır sadece. emlak fiyatını ne kadar şişirebilirseniz emlakçılık o kadar semirir. bu yönüyle "lale balonu" gibi fenomenlerden farklı ele alınmalıdır. lale balonu bir günde patlamıştır. çünkü sadece iki taraf vardır: alıcı ve satıcı. ve bunlar aslında aynı kişilerdir. her lale satıcısı aynı zamanda lale alıcısıdır. her lale alıcısı da satıcı olmak hayaliyle alır. ve bir şeyleri değerinin çok üzerinde sattığını fark ettiği anda bir şeyleri değerinin çok üzerinde aldığını da fark eder. bu kaçınılmazdır. bunu fark etmemek gibi bir lüksü istese bile yoktur insan denen canlının.

    emlakta da böyledir aslında bu durum. satıcı ve alıcı vardır. ve satıcı aynı zamanda alıcıdır. alıcı da en kötü ihtimalle potansiyel satıcıdır. birini kandıramazsınız. çünkü ikisi aynı kişidir. ama emlakçılık buraya bir kutup daha ekler. lale çılgınlığından farkı budur. herkes emlak fiyatlarının şişirme olduğunu bilir ama herkes şişirmeye devam eder. çünkü bir kurum olarak "emlakçılık" o şişkin fiyatların garantörü haline gelmiştir.

    aynı şeyi galeriler ve benzeri yapılanmalar da otomotiv sektöründe yapmaktadırlar.

    "çilek tarladan soframıza gelene kadar fiyatının 8 katına çıktığını biliyor muydunuz" diyen twitter iktisatçısı da aslında bu bahsi edilen şeyin bir dalına denk gelmiştir.

    alıcı ve satıcı arasındaki ilişki kolaylaştırılmalı, düzenlenmelidir. tüketim kültürünün temelinde bu ilişkiyi düzenleme becerisi yatar. amerika almanya gibi başarılı devletlerde böyle derine işlemiş "emlakçılık" gibi küflü oluşumları çok daha az bulursunuz. türkiye'nin 2020'deki konumu amerika'nın benzer konularda 1920-30'lardaki konumu gibidir. bir sürü küflenmiş yapı artık kamu sağlığını bozmaktadır. devlet ise artık insan topluluğunun değil, bu küflerin çıkarlarını korumaktadır. etrafta gördüğünüz dertlerin çoğu bu söylediğimin türevleridir. adalet sistemindeki bozukluk da budur, muzun 18 lira olması da. muz ile aramıza o kadar adam girmiştir ki, bir muz alırken iki de o aradaki sisteme ısmarlarız.

    emlakta da kişisel tahminim bu oranın 1:1 olduğu yönünde. yani 2400 tl kirada oturuyorsanız, büyük ihtimalle oranın gerçek hakkı 1200 tl civarıdır. emlak fiyatları "kişisel bağımsızlık" yönündeki en büyük prangalardan da biridir. köle ve sürüngen ruhlu insanlar yaratmak istediğinizde türkiye'deki gibi bir emlak stratejisi izlersiniz. 1+0, 1+1, 2+1 evler yapmazsınız ki tek bir yaşam şeklini dayatabilesiniz.
  • şu hareketi destekleyen gerizekalilar görüyorum yukarda. biri de şey demiş. "son kirayı ödemeyip, depozitoyu yiyorlar " lan şerefsiz, eve zararım yoksa temizliğimi yapıp çıkıyorsam, depozitoyu sana mi yedirecegim? bu zeka ile nasil yaşıyorlar anlamıyorum cidden.