şükela:  tümü | bugün
  • nereden başlasam bilmiyorum. o zamanlar içi yaşama sevinciyle dolu, ideolojisi iyilik olan, hayata insanları mutlu etmek için geldiğine inanan, ezan okunduğunda burzum'un sesini kısacak kadar hümanist bir anadolu evladıydım. patiliyo'da yavru kedi videosu izleyip muhabbet kuşu besleyecek kadar naif olan ben, gün geçtikçe karamsar ve yitik bir insan olmaya başlamıştım. 200 yıllık akp iktidarı boyunca her geçen gün daha çok sıkıştığımı hissediyor, dokuzuncu hariciye koğuşu'ndaki dejenere olmuş hasta genç gibi duvarların üzerime üzerime geldiğini düşünüyor, dilaşup'a iftira atan mehpeyker kılıklı insanlarla yüzleşmek zorunda kalıyordum. artık bu acılara son vermek için intihar etmeye karar vermiştim. kendimi şehrin en çılgın trafiğinde bir tırın önüne atmak için kollarımı sıvadım. kuru kuru intihar edemediğim için arkada bir fon müziği olsun istedim. kulaklığımı cebimden çıkardım, karmakarışık olmuş lanet kulaklık. bluetooth kulaklık alacaktım ama 75 liradan başladığı için kulağı acıtan kulaklıklarla idare ediyordum. anathema'dan bir şarkı açtım. caddede tır arıyordu gözlerim ama göremiyordum, kamyon olsa o da olurdu. çarptı mı adamı zank diye uçurmalıydı. tuzak filmindeki kara tırlardan arıyordu gözlerim. yaklaşık 10-15 dakika tır bekledim. yeni renault clio'lar, fiat egea'lar vızır vızırdı. sanırım akşam 10'dan önce bu trafiğe tır giremiyordu. hayatımda hiçbir zaman doğruluğundan emin olamadığım bu kendi kendime hatırlattığım bilgiyle hayal kuraklığına uğradım. gözlerim çarptı mı öldüren araba ararken anathema'nın şarkıları bir bir geçiyor, hatta araya spotify reklamları çıkıyordu. fakir olduğum için premimum yoktu. tam intihar edeceğim sırada çıkan reklamlar yüzünden konsantrasyonum bozuluyor, bir dakika reklamı dinlemek zorunda kalıyordum. reklam bitti. lost control. trafiğin içine atlamak istedim. uzaklarda farları parıl parıl parlayan siyah bir range rover gördüm. insan ölmek isterken bile kapitalizme boyun eğiyormuş. ne bileyim lada samara çarpmasındansa range rover çarpmasını istiyor insan. ilkokul yıllarımda arka bahçede maç yaparken kafa topuna çıkan iki arkadaşımdan havaya seken bir top vardı. top tam zidane'ın leverkusen'e attığı goldeki gibi önüme düşmüştü ve ben topa vururken ayağım çıkmıştı. işte o ıska hayatımı değiştirdi. sol bileğim çıkmış, sağ dizim çatlamıştı. ilkokul maçında kafa topuna neden çıkılır hiç anlamam. işte şimdi tam fırsatıydı. trafiğin ortasına kendimi öyle bir atmalıydım ki range rover'ın kaportasında pinpon topu gibi sekmeli, havada üç beş tur atarak kafamı yere çarptırarak can vermeliydim. hatta ölümüme saniyeler kala call of duty'deki gibi son birkaç sahneyi bile gözümde canlandırmıştım. başımdan kanlar sızıyor, o sırada trafik ışıkları yeşil yeşil parlıyordu. kendimi bir anda hızla yaklaşmakta olan range rover'ın önüne doğru atmak istedim ve omuzumu kendime siper ederek hızlıca ileri koştum. aynı esnada range rover'ın sağından pedalı kökleyip hayvanlar gibi gelen gri dobloyu fark edip geri koşmak istedim fakat ne yazık ki bacağımı, arkasında osmanlı tuğrası bulunan, hilkati hızlı gitmek olan bu mitokondrisi eksik doblo'ya kaptırdım. kendi çevresinde 720 derece dönen buz pateni balerini gibi dönüp yere yığıldım ve derinlerden gelen bir vaveyla kopardım. not: tüm bunları vaveylayı cümle içinde kullanmak için yazdım. okuduğunuz için teşekkür ederim.