şükela:  tümü | bugün
  • yaşamını ait olmadığı toprakların, kültürlerin içerisinde sürdürmek zorunda kalan insanlar için her yıl etkinlikler düzenlenen gün.

    öncelikle mülteci nedir? bir mültecinin hakları nelerdir? bunun temeli nerede düzenlenmiştir?

    10 aralık 1948 tarihli birleşmiş milletler genel kurulunun pariste yapılan oturumunda kabul edilen insan hakları evrensel bildirgesinin 14. maddesine göre "herkes zulüm karşısında başka memleketlerden mülteci olarak kabulü talep etmek ve memleketler tarafından mülteci muamelesini görmek hakkını haizdir."
    28 temmuz 1951 tarihli birleşmiş milletler özel oturumunda onaylanan ve günümüzde mülteci hukuku anlamında temel belge ise birleşmiş milletler mültecilerin hukukuna ilişkin cenevre sözleşmesidir. bu sözleşmenin ilk hâlinde mevcut olan coğrafi ve zamansal sınırlamalar - avrupa'da meydana gelen olaylar olma yönü ile yapılan coğrafi sınırlama ve 1 ocak 1951 tarihine kadar olan olaylar anlamındaki zamansal sınırlama- 4 ağustos 1967 tarihinde yürürlüğe giren mültecilerin statüsüne dair protokol ile kaldırılsa da daha önce bu sınırlamaları kullanan devletlere bu sınırlamalara devam etme hakkı tanınmıştır.

    mülteci hukukunda bir devletin topraklarına sığınan ve "mülteci"statüsünün tanınması için başvuruda bulunan kişiler yetkili mercii karar verene dek" sığınmacı"olarak isimlendirilir. henüz başvuruda bulunmayan kişiler de sığınmacı olarak tanımlanır. günümüzde medyada mülteciler ve sığınmacılar üzerine yapılan yayınların sık sık" göçmen" ve "kaçak" gibi isimlendirmeler kullanılması dikkat çekmektedir. "kaçak" kelimesinin içerde kötüleme ve dışlama niyeti aşikâr olmakla beraber ilk bakışta masum görünebilen "göçmen" kelimesinin de bu yollarda kullanılması oldukça yanlıştır. zira "göçmen", ekonomik sebeplerle daha müreffeh bir yaşama erişmek üzere vatandaşı olduğu ülkeden başka bir ülkeye göç eden kişiye denir. göçmen bu yolculuğa kendi iradesiyle çıkmıştır ve vatandaşı olduğu ülkenin korumasından yararlanmaya devam eder.
    mülteci statüsü bir devletin bahşettiği değil tanıdığı bir statüdür. zira bir kişi 1951 cenevre sözleşmesinin 1. maddesinde yer alan tanıma uygun olarak" ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunmaya ve bu ülkenin korumasından yararlanamamaya ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istememeye yahut tabiyeti yoksa ve bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunmaya ve söz konusu korku nedeniyle dönmek istememeye başladığı andan itibaren "mülteci" olur. mülteci statüsü başvurusu sonucunda kişinin 1951 sözleşmesindeki kriterlere uygun olduğuna karar verilirse bu kişi en başından itibaren mülteci olarak kabul edilir. dolayısıyla mülteci statüsünün tanınması, duyurma ve açıklama mahiyetindedir ve mültecinin bir dizi haktan faydalanmasını sağlar.

    1951 sözleşmesinde mülteciye şu haklar tanınmıştır:
    din özgürlüğü (4.madde), medeni haklardan yararlanma özgürlüğü (12.madde), menkul ve gayrimenkul edinme hakkı (13.madde), fikri ve sınai mülkiyet hakkı (14.madde), dernek hakları (15.madde), mahkemelerde taraf olma hakkı (16. madde), çalışma hakkı (17.madde), tarım, sanayi ve ticaret sahalarında işyeri açma ve şirket kurma hakkı (18.madde), ihtisas mesleğini icra etme hakkı (19.madde), vesika hakkı (20.madde), meslek edinme hakkı (21. madde), eğitim hakkı (22.madde), sosyal yardım hakkı (23. madde), sosyal sigorta ve çalışma mevzuatından yararlanma hakkı (24.madde).
    1951 sözleşmesine göre bir taraf devlet, topraklarındaki mülteciye bu hakları ayrıma tabi tutmaksızın (3.madde) ve vatandaşı olduğu ülke uygulanan istisnai tedbirlerden muaf olarak (8.madde) tanıyacaktır. ayrıca 1951 sözleşmesinin 25 ila 34 sayılı maddeleri arasında ise mültecinin idari hakları (kimlik kartı çıkartma gibi) ve taraf devletin sorumlulukları (mülteye vatandaşlarına uyguladığından daha yüksek resim, harç ve vergi uygulamama gibi) sıralanmıştır.
    "mülteci" statüsünde sahip kişinin aksine "sığınmacı" ise yukarıda yararlanılan haklardan faydalanamaz. fakat sığınmacı, yine de, "mülteci" statüsü başvurusunun karara bağlanmasını bekleyen kişi olması nedeniyle, mülteci korumasının temel ilkesi olan "geri göndermeme" ve insanca muamele ilkelerinden peşinden yararlanmalıdır.

    allah kimseyi ait olduğu etnik aidiyetin tarihi topraklarından başka bir yerde yaşamak zorunda bırakmasın.