şükela:  tümü | bugün
  • +1
  • tanım: eskicikerde sahaflarda yığınla olan albümlerden biri

    fotoğraf albümü kendi rızası ile bit pazarına kaçmadıysa acaba albümün sahibi tekrar bu albümü görmek istiyor mu diye sorulması gerekir.

    ayrıca başlığı okuyunca insan müzik albümü sanıyor. bir yere kadar sanatçı aranıyor sandım.
  • sahibi tarafından satılmış veya çöpe atılmış bir fotoğraf albümnğü, sahibine iade etmeye çalışan naif bir istek.
  • sahibi satmış yada atmış olsa da fotoğraflarda bulunan diğer insanların görüp sahip çıkabileceği albüm.
  • uplayalım belki tanıyan bilen çıkar. ama açılan başlıklardan yorumlayacak olursak ( 30 luk amcalardan öğütler gibi gibi) bu albümdeki insanlar yazar kitlesinin çoğunun dedesi nenesi yaşındadır
  • zamanında iz sürüp bir fotoğrafı sahibine ulaştırmistim. kadin resmen şok oldu. aldı fotoğrafı on parça yaptı, "kurtuluş yok mu bundan" deyip kapıyı suratıma çarptı. bu kadar naif olmayın gençler
  • böyle fotoğraflara bakınca için cız ediyor.
    fotoğraf çekilirken nasıl güzel içten gülüşler var. kimbilir nasıl o sahafa düştü o albüm.
    sahibi çıkarmı gerçekten merak ediyorum.
  • başlığı okurken “acaba gelecekten gelen bir müzik albümü mü” diye düşündürten başlık.
    aile albümlerinin bit pazarına düşmesi niyeyse bana bütün üyelerinin ölmüş olduğunu hissettirir. fotoğraflarına bakarken de hayatın ne kadar kısa ve boş olduğunu hatırlar, hüzünlenirim.

    sahiplerinin istemeyeceğini düşünüyorum. işler oraya kadar gelmiş.
  • böyle bir şeyin neden bit pazarına düştüğü merak sorusu. muhtemelen çalınmıştır ve sahibinin bulup alacağı düşünülmüş olabilir.
  • çekilin uzman geldi.

    bu tür albümler çeşitli şekillerde pazara düşer.

    örneğin üst komşunuz bir teyze vardır. eşi ölmüş. bütün çocukları ve torunları başka şehirlerde hatta yurt dışında yaşar.

    bu teyze ölünce özellikle de çocuklar yurt dışında ise o ev aracılar tanıdıklar veya kapıcılar ile boşaltılır. eşyalar satılır/atılır. bu tür durumlar için kapıcılar ile bit pazarı esnafı arasında bir iletişim vardır "abi gel" denir. eve gidilir. her esnaf kendi ilgi alanına giren malı alır. ödeme yapar gider. evden marantz amfi de çıkabilir. böyle eski fotoğraf albümleri de. eski plaklar da. mektuplar da.

    elimin altında 1000'e yakın, bazısı albümlü bazısı tekli olan foto var. bunları sahipleri yok. daha doğrusu bahsettiğim türde öyülerle bunlar çöp olmuş ve bizim arşivimiz-koleksiyonumuz haline gelmiş durumda. bunların sahiplerini aramak anlamlı değil.

    bulduğum bir seri fotodaki arkada yazan isimlerden bir kişiye ulaştım. abd'de ilk türk restoranını açmış bir kadın aşçı idi. sonra facebook üzerinden kendisini buldum ve bodrum'da yaşadığını öğrendim. facebook üzerinden ulaştım ve konuştuk. o fotolar bit pazarına nasıl düşmüş diye düşündü. daha sonra hatırladı ki (sanırım) nazilli'de babaannesinin evi soyulmuş. artık çalan da herhalde değerli bir şey vardır diye o kutuları da almış olmalı. ben de pazardan aldım 40-50 fotoya 3-5 tl vererek. daha sonra benden alacağını söyledi (izmir'de yeğeni vardı) ancak 2 yılı geçti ve bir daha ulaşmadı. ben de onları kendi arşivime ekledim :)
    https://www.flickr.com/…ur/albums/72157692996932341

    not: bu fotoların tamamı üstte anlattığım kişiye ait değil. karma. arşivimin tamamı da değil. taramak zaman aldığı için sıkıldıkça tarayıp ekliyorum.

    bulduğunuza bu yüzden bir anlam yüklemeniz anlamlı değil. buna benzer bir de "mektup-foto-kartpostal-okul evrakı (karne-okul kartı vs)" bütünü buldum. yine isimden kadını buldum. iktisat okumuş ancak ebru sanatçısı olmuş. gmail adresini ve telefonunu bile buldum. çok da sevdiğim şu fotoyu ona da gönderdim mail ile.
    https://www.facebook.com/…0003595152670.-2207520000
    (kusura bakmayın bunu flickr'a koymamışım nedense fakat görmek için facebook hesabı lazım değil)

    fakat cevap vermedi. daha üniversitede okurken sonradan eşi olmuş kişiye yazdığı mektuplar bile var.

    bu fotolar veya mektuplar nasıl düşüyor bit pazarına derken şu üç sanat eserinden de bahsetmek lazım.

    -o muhteşem hayatınız
    https://www.kitapyurdu.com/…m-hayatiniz/284332.html

    -kazım
    https://vimeo.com/264323135

    -vatandaş berzins
    https://www.kitapyurdu.com/…das-berzins/462971.html

    o muhteşem hayatınız bir toplayıcının üzerinden anlatılan bir bit pazarı buluntu hikayesi. zaman zaman kurmaca öğeler eklendiğini biliyorum. henüz okumadım. ama gerçek bir olay üzerinden yazıldığını biliyorum.
    https://www.youtube.com/watch?v=isr3xaqf8a8

    kazım
    yaşar üniversitesi hocalarından dilek kaya'nın 2014 yılında izmir bit pazarında bulduğu bir koli içindeki mektupları araştırırken mektupların sahibinin 1974'te 19 yaşında artvin'de bir dağ kazasında öldüğünü fark etmesi ve bundan sonra google ve facebook aramaları ile "kazım"ın abisine ulaşıp bu konuda uzun metraj bir belgesel hazırlaması ile sonuçlanan bir buluntu hikayesi. trt belgesel ödülü aldığı için zaman zaman trt belgesel'de yayınlanıyordu.

    vatandaş berzins ise gözümün nuru filminin hastalıkdaşım (bkz: retina dekolmanı/@ben smyrna) yönetmeni melik saraçoğlu'nun iki arkadaşı ile birlikte yazdığı bir kurmaca öykü. bunda da bir bit pazarı buluntu öyküsü geçiyor.

    bu fotoların sahibine retweet vs ile de ulaşaiblirsiniz ama çoğu zaman sahipleri bunu pek dert etmiyor. belki başıktaki diğer örnek gibi kapı suratınıza kapatılabilir.

    facebook'ta sahibini arayan fotoğraflar diye bir sayfa var. o kişi bu işi gönüllü olarak yapıyor.
    https://www.facebook.com/sahipsizfotograflar/
    ona da ulaştırabilirsiniz.

    bunun gibi sahibini arayan mektuplar diye sayfalar da var.

    yine de bulamaz ve fotoları saklamaktan vazgeçerseniz her zaman bana ulaştırabilirsiniz. :) koleksiyonuma koymaktan mutlu olurum (sözlük profilimde telefonum da var)

    bir de sevdiğim ve takip ettiğim ve şanslı olduğunu düşündüğüm sahipsiz günlükler diye bir sayfa da var ve çeşitli günlüklerden alıtılar yapıyor isimsiz olarak. bu da güzel keyifli bir şey. paylaşım yapmak da takip etmek de.
    https://www.facebook.com/sahipsizgunlukler/

    bir günlük kolesksiyonum olsun isterdim doğrusu. ama mektuplar da güzel.

    bunun yanında görüleceği üzere fotolar günlükler veya mektuplar... hepsi sahipsiz. yani lütfen anı yaşayın ve nesnelere önem vermeyi bırakıp yanınızdaki insana önem ve değer verin.

    1978-79'dan beri foto çeken
    http://www.uguronder.com/
    ve son yıllarda da bana ait olmayan fotoları da biriktiren bir insan olarak bunu söylüyorum. çünkü biriktirmek içindizdeki eksiği tamamlamak için yaptığnız bir kötü tedavi şeklidir. işe yaramaz. yanlış ilaç kullanmak gibidir. onun yerine içinizdeki sorunu düzeltin. kendinizi fark edin. çevrenizi fark edin. kendi füzyonunuzu kırın ve haytınızı iyileştirin.
    (bkz: psikoterapi)