şükela:  tümü | bugün
  • 30 yaşındayım ve türkiyenin 70 vilayetine gitmedim
  • ben ilk kez 23 yaşında gittim istanbul'a. günübirlik bir geziydi, geçerken uğrama bile denilebilir. sonra bir daha da gitmedim, gitme isteği de duymadım açıkcası. yozgat, sivas, niğde, kayseri, konya, samsun, ankara vb. bir sürü anadolu şehrinde de yaşadım. ve bütün bu şehirler yoksunluklarına rağmen istanbul'dan daha iyi geldi bana. yozgat'ı bile istanbul'a tercih ederim. neden peki?

    15 milyonluk şehir, iğne atsan yere düşmez. köprüden atlasan kimse bakmaz, dur atlama demez. bir semtinden diğer semtine gitmek neredeyse tüm gününüze mal olur, trafik ömür törpüsü. insanlar birbirine tamamen yabancı, istanbul'da değil, semtinde de değil, mahalle ya da sokağında bile değil, apartmanda bile yabancı insanlar birbirine. anadolu şehirlerinde de var bu yabancılık ama mahalleye girince ya da en fazla sokağa girince bitiyor.
  • dünya nüfusunun %98 ini oluşturur
  • benim yaptığım şeydir. sonra bir geldim. 7 yıldır burdayım. yaşımı hesaplamayın. gerçi umrumda değil :)
  • başıma bir iş gelmeyecekse (ya da yolla gelsin) bu arkadaşa filmlerde bayılıp da ayılanlara yaptıkları gibi: şöyle bir tokat atıp, "tamam x'cim sakin ol, istanbul'dasın artık, geçti bak ben yanındayım" demek istiyorum. çünkü hak'katen yanındayım. o köprüyü her geçişinde, moda diye bir yer keşfettiğinde, kamondo merdivenleri'nden her gün geçiyormuşsun; tramvaya binmekten bıkmışsın tribine girdiğinde, kadıköy'de "semt bizim ev kira" etiketleri yaparken, "karaköy baydı artık :/" diyip, caddebostan'da "haftasonu keyfi"ni ihmal etmezken sen...

    ben artık yanında olmak istemiyorum. bi dur yahu bi soluklan. en iyi ihtimal, iş için geldin; şehri tanımak için gezebileceğin gün sayısı 2 gün haftada. 2 gün. hiç mi "burası nasıl şehir" demedin? ne çabuk adapte oldun. bi sindireydin? midene oturmuş kalmış gibi. biraz yürüyüş; sokakları dolaşmak iyi gelmez miydi?